T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1846 - 2025/2090 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1846 KARAR NO : 2025/2090 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2022/196 E. - 2023/116 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1846 - 2025/2090 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1846 KARAR NO : 2025/2090 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2023 NUMARASI : 2022/196 E. - 2023/116 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2023 tarih ve 2022/196 E. - 2023/116 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2020/62707 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 30. sınıf malların çıkarıldığını, buna karşın 35. sınıf hizmetlere yönelik müvekkili itirazının kabul edilmediğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline ait "..." ibareli markaların tanınmış bulunduğunu, SMK’nın 6/4 ve 6/5. maddeleri kapsamında tescil engeli bulunduğunu, markaların benzer olduğunun, davalı Kurum tarafından da kabul edildiğini, bir ürün üretildiğinde hemen sonrasında bu ürünlerin satışının da söz konusu olduğunu, 30. sınıftaki ürünlerin doğası gereği 35. sınıftaki hizmetler ile doğrudan bağlantılı bulunduğunu, markalar arasında iltibas ihtimali olduğunu, gıda ürünlerinin fiyatlarının düşük olması sebebiyle karıştırılma ihtimalinin yüksek bulunduğunu, müvekkiline ait markanın davaya konu başvuruda aynen yer aldığını, markada dikkat çeken unsurun "..." ibaresi olduğunu, davaya konu markanın, müvekkiline ait markaların serisi olarak algılanacağını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-4693 sayılı kararının iptali ile 2020/62707 sayılı markanın, 35. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya konu başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, davacıya ait "..." ibaresinin ayırt edici gücünün görece düşük olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi yönünden yeterli delil sunulmadığından, anılan maddede sayılan şartların sağlanacağının ispat edilemediğini, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu başvuru kapsamında yer yer alan 30. sınıf malların perakendeciliğine özgü 35/05. sınıf hizmetlerin, davacı markalarının kapsamlarındaki 30. sınıf mallar ile aynı/benzer/birbirini tamamlayan hizmetler olduğu, davaya konu marka başvurusunun "... ..." ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının ise "..." esas unsurlu bulunduğu, davacının "..." ibareli markasının, özellikle içecek ürünleri üzerinde belli bir bilinirlik düzeyine ulaştığı, bu nedenle davacının "..." markalarının ayırt ediciliğinin bilinirlik yolu ile arttığının kabul edilmesi gerektiği, başvuru markasında gerek "..." gerekse "..." sözcüklerinin birbirlerinden ayrı olacak şekilde ve kavramsal bağımsızlıklarını koruyacak şekilde yazıldıkları, buna göre daha önce "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ve bu markalara aşina makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra "... ..." ibareli marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait "..." esas unsurlu markalar ile ilişkilendirebileceği, davacı yanın "... ..." markası ile imalatını yaptığı emtiaların aynı zamanda satışı hizmeti verdiği yönünde yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü koşulunun oluşup oluşmadığı bakımından ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek duyulmadığı, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet bir kısım markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2022-M-4693 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davalı başvurusunda, davacı markasında olmayan kelime, şekil, renk ve kullanımlara esas unsur olarak yer verildiğini, genel görünümü doğrudan doğruya değiştiren bu şekil, renk ve kullanımların markanın esas unsuru konumunda olduğunu ve incelemede göz ardı edilemeyeceğini, öte yandan başvuruda "..." ibaresine yer verilerek anlamsal bir bütünsellik kurulduğunu, başvuruda ilk okunan ve algılanan kısmın "..." ibaresi olduğunu, gerek bu ibarenin ilk okunan baskın ve ayırt edici unsur olması gerekse marka ile yaratılan bütünsellik göz önüne alındığında, markaların farklı bulunduğunu, söz konusu bütünsellik ve kullanımların davacı markalarında yer almadığını, markaların esas unsurlarının ve tertip tarzlarının farklı olduğunu, öte yandan davacı markasında yer alan "..." ibaresinin, "güzel" anlamına geldiğini, ticari ve günlük hayatta yaygın ve tasviri kullanımı olduğunu, ayırt edici gücünün düşük bulunduğunu, bu ibarenin üç harf ve tek heceden oluşan kısa bir ibare olduğunu, davalı markasındaki bütünselliğin bu kısa markada yer almadığını, yaratılan algının tamamen farklı olduğunu, bütünsel açıdan markalar arasında iltibasa sebep olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, uyuşmazlık konusu 30. sınıf malların satışına özgü 35/05. sınıf hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davalı Kurum tarafından "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ileri sürülmüşse de gıda ürünleri yönünden söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2019 tarih, 2018/3146 E., 2019/4830 K. ve 19/06/2023 tarih, 2022/180 E., 2023/3866 K sayılı ilamlarında "..." ibaresinin gıda ürünleri yönünden ayırt edici olduğu kabul edilerek, "..." ve "... ..." ibarelerinin, davacının markaları ile benzer olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı ... uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.