İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, bilgisayar yazılımları…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1161 KARAR NO : 2025/1670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI : 2014/485 Esas - 2022/55 Karar DAVA TARİHİ: 30/06/2016 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, bilgisayar yazılımları konusunda uluslararası düzeyde hizmet veren bünyesinde uzman çalışanları olan bir şirket olduğunu, davacı şirket yöneticileri, ..., ...ve ...'in davalı şirket nezdinde uzun yıllar boyunca yazılım mühendisi olarak çalıştıklarını, ancak çalışmalarının son dönemlerinde davalı şirket yönetimi ile anlaşmazlığa düştüklerini ve davalı şirket yönetimi tarafından ücretlerinin süresinde ödenmemesi sebebiyle iş akitlerine son verildiğini, çalışmış oldukları döneme ilişkin yasal haklarını alamayan müvekkillerinin davalı şirket aleyhinde iş mahkemelerinde açmış oldukları davaların halen sürdüğünü, davalı şirketten ayrılan davacı şirket yöneticilerinin, meslek hayatlarına kendilerine ait şirket ile devam etme kararı aldıklarını, bu sürede 2012 yılı Haziran ayından itibaren davalı şirketinde temsil ettiği yazılımın global düzeyde rakibi olan ... isimli yazılım firmasıyla çalışmaya başladıklarını, ... Bilişim Sistem ve Çözümleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Nezdinde meslek hayatlarına devam ettiklerini, davalı şirketin 18/10/2012 tarihinde İstanbul CBS'ye müracaat ederek davacı şirket yöneticilerinin eski çalışanları olduğunu, işten ayrılırken yazılım programlarına ilişkin kod ve şifrelerin kendi bilgisayarlarına yüklenerek ticari amaçla kullandıklarını belirterek davacı şirket yöneticileri hakkında soruşturma açtığını, akabinde davalı şirketin, gerçek dışı beyanlar ve ithamlarla davacı şirketin müşterileri / potansiyel müşterileri olduğunu düşündüğü firmalara çeşitli ihtarnameler keşide ettiğini, keşide edilen ihtarname içeriklerinin gerçeği yansıtmadığını ancak ihtarnamelerin gönderildiği şirketlerin son derece büyük ve kurumsal olarak çalışan şirketler olduğunu, davalı tarafın, bir şüpheden öte doğrudan, davacı şirketin haklarının ihlal ettiği yönündeki ifadelerin, davacı şirketin ticari ilişkilerini hedef aldığını ve ticari hayatta prestij kaybı yaşamasına neden olduğunu, davacı şirketin, yaşanan bu gelişmeler sonucunda çeşitli müşterileri ile yol ayrımına geldiğini, yeni projelerinde de ciddi zorluklar yaşadığını, ayrıca davalının şikayeti üzerine İstanbul CBS tarafından 2012/138079 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmada 15/05/2013 tarihinde davacı şirket yetkilileri olan şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini beyanla davalının üçüncü şahıslara yönelik olarak, davacı şirket ve yetkililerinin, davalı şirkete ait yazılımları kopyaladığı ve izinsiz olarak kullandığı yönünde beyanda bulunmasının ve ayrıca haksız rekabet oluşturan fiillerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının, davacı şirketi kötüleyici davranışlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin ref'i ve men'ine, hükmün ulusal yayım yapan, tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin hisseleri müvekkili şirketin eski çalışanları ..., ...ve ... tarafından müvekkili şirket ile aralarındaki hizmet ilişkisi devam ediyorken devralındığını, davacı şirketin ve müvekkili şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davanın reddinin gerektiğini çünkü davalı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamelerde hiçbir surette davacı şirketten bahsedilmediğini, yalnızca davalı şirketin eski çalışanları olması dolayısı ile..., ...ve ...'ten bahsedildiğini, bu anlamda davaya konu ihtarnamede yer alan beyanların davalı şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmaması ve davalı şirketin adının dahi geçmemesi sebebi ile davanın husumetten reddinin gerektiğini, davalı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamelerde yer alan ifadelerin hiçbir surette davacı şirket veya ortakları aleyhine haksız rekabet teşkil etmediğini, davalı müvekkili şirkete ait yazılımların lisanssız kullanımını engellemek amaçlı olarak muhatap şirketlere yönelik ihtarın mevcut olduğunu ancak haksız rekabete konu olabilecek davranışların TTK 54 ve TTK 55. Maddelerinde sayıldığını, ihtarnamede yer alan ifadelerde davacı şirketin kötülenmediği ve aldatıcı reklam da yapılmadığından ihtarnamede geçen ibarelerin haksız rekabet teşkil etmediğini, yalnızca müvekkile ait yazılımların lisanssız kullanımını engellemek üzere ihtarname gönderildiğini, şirket hisselerini devralan..., ...ve ...'in devralmanın tescili tarihinde davalı müvekkili şirketin çalışanı olduklarını, ihtarnamede anılan davalı şirketin eski çalışanlarının iş akitlerinin 09/05/2012 tarihinde feshedildiğini, davalı şirket eski çalışanları ile davacı şirket arasındaki ortaklık ilişkisinin müvekkil şirket ile aralarında mevcut hizmet ilişkileri kesilmeden 2 ay önce tesis edildiğini, davacı şirket ile davalı şirket faaliyet alanlarının birebir aynı olduğunu, hisse devrinin tescili için geçen süre ve hisse devrinin hazırlık ve görüşme aşamaları da dikkate alındığında, davalı şirket eski çalışanlarının işten ayrılmadan çok daha uzun süre evvel rakip şirket kurma çalışmalarına giriştiğinin anlaşılacağını, eski çalışanlar tarafından müvekkili şirkete olan sadakat borcunun ihlal edildiğini, bu durumda haksız rekabete konu eylemlere uğrayanın bizzat müvekkili şirket olduğunu beyanla dava ile ihtiyati tedbir talebinin reddini yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yöneticilerinden olan..., ...ve ...'in davalı ... İletişim ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde uzun yıllar boyunca çalıştıklarını, çalışmalarının son dönemlerinde davalı şirket ile anlaşmazlığa düşüldüğünü, bu nedenle davalı şirket ile yapılan iş sözleşmesini feshettiklerini, daha sonra davacı şirket yöneticilerinin ... Bilişim Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti. olan bilişim şirketi kurduklarını, ancak davalı ... İletişim ve Tic. Ltd. Şti. şirketinin davacı şirket yöneticilerinin hem kendi firmasından ayrılması hem de davacı şirket yöneticileri tarafından kurulan şirketin kendilerine rakip olması sebebiyle gerçek dışı beyan ve iddialar doğrultusunda davacı aleyhinde ceza dosyası açıldığını, müvekkili aleyhine devam eden ceza davası bakımından delil bulunmamasına rağmen davalı yanın, müvekkilinin distribütörlüğünü yaptığı ... firmasına müvekkili aleyhine asılsız beyanlar içeren ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede yer alan ifadelerin gerçeği yansıtmadığı, TTK 54 ve TTK 55/1-a maddesi gereği bahsi geçen ihtarnamenin haksız ve hukuka aykırı olarak incitici beyanlarla gereksiz yere kötüleme yaparak haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, davacı tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/485 E. sayılı dosyası ile haksız rekabetin tespiti davası açıldığını beyan ile, davalının ortada mahkeme kararı varmış gibi hareket ederek müvekkili şirketin ana dağıtımcısı olduğu şirkete ihtarnameler keşide etmesinin TTK 54 ve TTK 55/1-a hükümlerine aykırı olduğu gibi kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin zarar gördüğünü, davalının üçüncü şahıslara yönelik olan müvekkili şirket ve yetkililerinin davalı şirkete ait yazılımlarını kopyaladığı ve izinsiz olarak kullandığı yönünde beyanda bulunmasının ve haksız rekabeti oluşturan fiillerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının işbu davaya konu GMC firmasına gönderdiği ihtarnameyle ilgili olarak müvekkili şirketi kötüleyici davranışlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile rekabetin refi ve menini, hükmün ulusal yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından GMC isimli firmaya gönderilen yazının bilgi amaçlı olduğunu ve içinde yer alan ifadelerin davacı şirket veya ortakları aleyhine haksız rekabet teşkil etmediğini, müvekkili olan şirkette daha önce çalışan ..., ... ve ...'in çalışma sebebiyle lisanslı yazımlara ilişkin tüm kaynak kodları bilgisini ve ayrıca sistemin işleyişine dair her türlü bilgi ve donanımı sahip olduklarını, kendilerinde bulunan şahsi bilgisayarlarına yazılımları işten ayrılırken aktardıkları bilgisi nedeniyle İstanbul CBS'ye şikayetçi olunduğunu, GMC firmasına gönderilen bilgi alma yazısında ise yazının gayet açık ve net olduğunu, davacı firma ile aralarındaki hukuki süreçten bahsedilerek ilgili firmadan yazılımların kendilerine ait olup olmadığı hususunda bilgi talebinde bulunulduğunu, müvekkil şirket tarafından gönderilen yazının haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olmadığını, TTK. maddesi 2. fıkrasında haksız rekabet tanımlanırken rekabete konu eylemlerde rekabette öne geçme saikinden olduğu bahsedilmekle müvekkil şirketçe gönderilen yazıda yer alan ifadelerde davacı şirket kötülenmemekte, aldatıcı reklam yapılmamakta ve rekabette öne geçme saikinin olduğundan bahsedilmemekle ilgili yazının bilgi alma amaçlı olduğu ve dürüstlük kurallarına aykırı nitelikte olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Asıl dava ve birleşen davada davacı şirket ... Bilişim Hizmetleri San. Ve Tic. Ltd. Şti., davalı DTP Bilgi İşlem İletişim ve Tic. Ltd. Şti.'nin eski çalışanları olan..., ...ve ...'in davacı şirkette yönetici oldukları, bu kişiler hakkında davalı şirketin dava dışı şirketlere ihtarnameler gönderildiğini, ihtarname içeriklerinin haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle mahkememize ve birleşen dosyanın açıldığı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davalarda haksız rekabetin tespiti ve önlenmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır.Mahkememizin 2014/485 Esas sayılı davasına konu olan davalı ... Tic. Ltd. Şti. Tarafından Beyoğlu 17. Noterliği'nden keşide edilen muhatabı ...Bilgisayar Sis. Tic. Ve San. A.Ş. olan 24.12.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname, aynı noterlikten muhatabı ... olan 14.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname, yine muhatabı ... (... ... A.Ş.) olan 14.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve noterlikten muhatabı İffet İnceer (... Türkiye Baskı Çözümleri Ltd. Şti.) olan 14.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve muhatabı ... (... Bilgi İşlem Hizmet A.Ş.) olan 14.01.2013 tarih ve 1425 yevmiye numaralı ihtarnameler incelendiğinde, ihtarnamelerin içeriklerinin aynı olduğu, muhataplarının farklı olduğu anlaşılmakla, ihtarname içeriğinde özetle; keşidecinin şirketinden ayrılan ..., ... ve... adlı eski çalışanlarının müvekkil şirketin itibarını zedelemeye yönelik haksız ve gerçek dışı bir takım beyan ve taahhütlerde bulunduklarını öğrendiklerini, ilgili kişilerin müvekkilleri olan şirkette iş sözleşmesi ile bağlı oldukları dönemde sürdürülen iş ilişkisi nedeniyle birçok bilgisayara yazılım sistemi ürettiklerini ancak iş sözleşmelerinin haklı sebeplerle feshedilmesinin ardından bu kişilerce müvekkil adına üretilen yazılım sistemlerini şuan ellerinde bulundurdukları bilgisayarlara aktardıklarını ve ticari amaçlarla kullandıklarını, müvekkil şirketin ürünlerin tamamının fikri mülkiyet kapsamında şirket mülkiyetinde olduğu ve ilgili mevzuat bakımından her türlü mali ve manevi hakları ile şirkete ait olduğunu, mali hakları şirkete ait olan bilgisayar yazılım sistemlerini lisans anlaşması olmaksızın ticari amaçlarla kullanma, yayma ve umuma iletme haklarına tecavüz halinin meydana geldiğini, gerek ticari ilişkileri gerekse teknik hizmetleri bakımından müvekkili şirket haricinde şirketçe yetkilendirilmiş herhangi üçüncü bir kişi veya kuruluşun bulunmadığını, tüm bu sebeplerle müvekkil şirketin yasal fikri mülkiyet haklarına tecavüz niteliğinde beyan veya taahhütlerde bulunan eski çalışanı kişilere itibar edilmemesini ihtaren bildirdikleri anlaşılmaktadır.Birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/740 Esas sayılı davasına konu olan Beşiktaş 6. Noterliği 22.06.2015 tarihli ....'ye ... Bilgi İşlem ve İletişim Ticaret A.Ş. Tarafından gönderilen yazıda özetle; şirketin yazılım ihlali açısından müşteki olarak yaptığı ihbar sonucunda şirketin eski çalışanları olan..., ... ve ...hakkında İstanbul 4. Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesinin 2015/524 Esas sayılı dosyasında ceza davası açıldığını, sanıkların fikri mülkiyet hakkının ihlalini düzenleyen fikir ve sanat eserleri Kanunu'nun 71/1 maddesinin ihlali ile suçlandığını, gönderilen bu mektupla muhataba sanıklarla ilgili bazı sorular yöneltildiğini ve bilgiler verildiği, adı geçen şahısların ... Bilişim isimli bir şirket kurduklarını ve DTP Bİlgi İşlem'in sahip olduğu yazımlara farklı isimler vererek müşterilerin gözünde farklı birer yazılım gibi ilüzyon oluşturarak bağımsız yazılım olarak sunduklarını, cumhuriyet savcısının soruşturma süresinde atadığı bilirkişi ile oluşturulan bilirkişi raporunda sanıkların bazı yazılımları ihlal ettiğinin tespit edildiği, ceza davasının dayanağı olan isimleri yazılı yazılımlara firmanın haklarını ihlal ettiğini sanıkların ana savunması ise bu yazılımların muhatap GMC tarafından sağlanıyor olduğundan bahisle bu mektubu almadan önce belirtilen hususlara ilişkin bilgilerinin bulunup bulunmadığını, ceza davasının konusu oluşturan yazılımlarla ilgili sanıkların ileri sürdüğü iddiaların doğru olup olmadığı ve bu yazılımların GMC tarafından sanıklara sağlandığının doğru olup olmadığı, ilgili yazılımlarla ilgili olarak sanıklara herhangi bir teknik destek verilip verilmediği, adı belirtilen yazılımlardan herhangi birinin temelinin Türkiye'de kurulu olup olmadığı ve ... Bilişim'in Türkiye'deki distrübütörü olup olmadığı hususlarında mektubun tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde cevap verilmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır. TTK 54 vd. Maddelerinde haksız rekabet düzenlenmiştir. TTK 54. Maddede haksız rekabetin amacı ve ilkeleri açıklanmış : '' Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. '' TTK 55. Maddede haksız rekabet sayılan hallerin başlıcaları sayılmıştır. Buna göre bu hallerden bazıları: ''a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,....'' olarak belirtilmiştir.TTK 54 vd. hükümlerinin amacının dürüstlük kurallarına uygun davranmayarak ekonomik düzenin bozulmasına sebebiyet veren fiillerin engellenmesi olduğu, somut olayda taraf şirketleri aynı işkolunda faaliyet gösterdikleri ve davacı şirket yöneticilerinin davalının eski çalışanları olduğu, adı geçen yöneticilerin yazılım mühendisi olmaları sebebiyle rekabet ortamını etkileme imkanına sahip oldukları, davalı şirket, adı geçen eski çalışanların aynı kolda faaliyet gösteren başka firmada yönetici olmaları sebebiyle üçüncü kişilere uyarı niteliğinde ihtarnameler keşide ettiği, yine birleşen dosyada bu yöneticilerinden işten ayrıldıkları ve mülkiyeti şirkete ait adı geçen yazılımlarla ilgili bilgi amaçlı sorular sorulduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili her iki dosya bakımından TTK 54 ve 55/a-1 maddeleri gereği haksız rekabet kurallarının ihlal edildiğinden bahsetmiş ise de; haksız rekabetten bahsedebilmek için öncelikle haksız ve hukuka aykırı bir eylemin varlığı gerekmektedir. Mahkememizin 2014/485 Esas sayılı dosyasına konu Beyoğlu 17. Noterliği'nden keşide edilen muhatapları farklı olan ihtarnameler ile birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/740 Esas sayılı dosyasına konu Beşiktaş 6. Noterliği 22.06.2015 tarihli ....'ye DTP Bilgi İşlem ve İletişim Ticaret A.Ş. tarafından gönderilen yazı bütün olarak incelendiğinde yazı içeriğinde davacı firmanın adının kullanılmadığı, davalının eski çalışanları olan davacı şirket yöneticileri olan ..., ... ve...'ın adlarının ihtarnamelerde geçtiği, dava dışı üçüncü kişilere gönderilen yazılarda şirketin ürünlerinin fikri mülkiyet kapsamında şirket mülkiyetinde olduğu ve ilgili mevzuat bakımından her türlü mali ve manevi hakları ile şirkete ait olduğunun belirtildiği, şirket haricinde şirketçe yetkilendirilmiş herhangi üçüncü bir kişi veya kuruluşun bulunmadığı gibi bir takım bilgilendirmelerin bulunduğu ve yine birleşen dosyanın konusunu oluşturan GMC'ye gönderilen yazıda da yine çalışma sebebiyle lisanslı yazımlara ilişkin tüm kaynak kodları bilgisini ve ayrıca sistemin işleyişine dair her türlü bilgi ve donanımı sahip olan eski çalışanların ceza dosyasında GMC tarafından yazılım sağlandığının beyanı üzerine birtakım sorular yöneltildiği anlaşılmaktadır. İhtarname ve yazı içeriklerinden davacı şirketi kötüleyici, yanıltıcı yahut gereksiz yere incitici açıklamalara rastlanılmamıştır. Her iki tarafın aynı işkolunda faaliyet göstermesi sebebiyle, lisanslı yazımlara ilişkin tüm kaynak kodları bilgisini ve ayrıca sistemin işleyişine dair bilgi sahibi olan kişilerin davacı şirketi kurmaları sebebiyle, davalı şirketin üçüncü kişilere bilgi mahiyetinde kendi yazılımlarının kendilerinin mülkiyetinde olduğunu ve şirketçe yetkilendirilmemiş olduklarını açıklama gereksinimi ve haklarını korumak amacıyla bu yöneticilere davalar açıldığından bahseden yazı ve ihtarnamelerde dürüstlük kuralına aykırı davranışların ve hukuka aykırı eylemlerinin bulunmadığı kanısına varılmıştır. İstanbul CBS tarafından haksız rekabetin suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle KYOK verilmesi yahut işbu dosya davalısı DTP Bilgi İşlemin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne açılmış olan davada davanın reddine karar verilmesi, yönetici/ortaklar hakkında beraat kararı verilmesi gibi durumlar davanın konusunu oluşturan ihtarname içeriklerinin haksız rekabet kurallarını ihlal edilip edilmediği konusunda doğrudan bir somut delil niteliği taşımadığından davanın reddedilmesi yahut verilen beraat kararı davalının TTK 54 vd. Maddelerindeki kuralları ihlali sonucu doğurmayacaktır. Ayrıca davacı, davalı şirketçe keşide edilen ihtarnamelerde kötüleyici, aşağılayıcı ifadelerden bahsetmişse de davanın konusunu oluşturan ihtarnameler ve yazıda kötüleyen, aşağılayan yahut bu minvalde bir ifadenin bulunmadığı, davacı şirketin adının geçerek aşağılayıcı, incitici beyanların da bulunmadığı, davacının zarar görmediği ya da zarar gördüğüne ilişkin bir delil de dosyada rastlanılmadığı, 3. Kişilere keşide edilen ihtarnamelerde doğrudan ya da dolaylı olarak davacı şirketi olumsuz yönde etkileyebilecek beyanlara rastlanılmadığı, dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eden söylemlerin de mevcut olmadığı dikkate alınarak asıl dosya ve birleşen dosya bakımından TTK 54 vd. Maddelerinde düzenlenen haksız rekabetin koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmakla asıl davanın ve birleşen 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/740 Esas sayılı dosyadaki davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas teşkil eden haksız rekabet koşullarının oluşmadığı kanısına, haksız ve hukuka aykırı bir eylemin varlığının saptanamaması sebebiyle varıldığının belirtildiğini, halbuki koşulların oluştuğunu, haksız ve hukuka aykırı eylemin mevcut olduğunu, dosyada mübrez asıl davanın konusunu oluşturan ihtarnamelerde yer alan ifadelerin müvekkili şirketin itibarınının zedelediğinin son derece açık olduğunu, birleşen davanın konusunu oluşturan ihtarnamede yer alan beyanların da hukuka aykırı olup; açıkça haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, görüleceği üzere, öğretide yer verilen görüşler dikkate alındığında gerek asıl dava gerekse birleşen davada konusu oluşturan ihtarnamelerde yer alan ifadelerde gerçek dışı beyanlarla ve açıkça kodların çalındığından ve ticari olarak kullanıldığının bahsedilmesi ihtarnamelerin keşide edildiği muhataplar üzerinde olumsuz bir izlenim oluşturması kötüleme yoluyla haksız rekabetin varlığı için yeterli olduğunu, mübrez deliller, yapılan teknik inceleme ve öğretide yer alan görüşler dava konusu ihtarnamelerde yer alan ifadelerin haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini ortaya koyduğu gibi Yargıtay’ın müstekar kararları da dava konusu ihtarnamelerde yer alan ifadelerin haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini gösterdiğini, ayrıca, müvekkili şirketin mevcut ve potansiyel müşterilerine keşide edilen ihtarnamelerin uyarı niteliği taşıdığının kabul edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, belirtilen nedenlerle, asıl dava ve birleşen davada, dava konusu ihtarnamelerde yer alan beyanlarla haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği, dava konusu ihtarnamelerde yer alan beyanların gerçeği yansıtmadığı, davalı yanın iddialarının gerçek dışı olduğu tespit edilmiş bulunduğundan gerek mübrez deliller gerekse doktrin ve Yargıtay’ın yerleşik görüşü doğrultusunda davaların kabulüne ilişkin karar alınması gerekirken her nasılsa haksız rekabet şartlarının oluşmadığı ve davalı yanın kusurunun ispatlanmadığı, tazminat talep edilmesi için gerekli kanuni ve akdi şartların oluşmadığı yönünde tespit yapıldığını, İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi’nin usul ve yasaya aykırı 10.02.2022 tarih ve 2014/485 E., 2022/55 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda asıl davanın ve birleşen 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/740 Esas sayılı dosyadaki davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Asıl ve birleşen dava, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin 12.05.2010 tarihinde kurulduğu, 23.03.2012 tarihinde ortak değişikliğine gittiği ve şirket ortaklarının ..., ..., ... olduğu, davalı şirketin ise 13.12.1999 tarihinde kurulduğu, şirket ortaklarının...ve ... olduğu anlaşılmaktadır.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davalı tarafından 24.12.2012 ve 14.01.2013 tarihlerinde bir kısım müşterilere gönderilen ihtarnameler ve 26.06.2015 tarihinde ...'ne gönderilen yazı içeriğinin taraflar arasında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.Davacı tarafça asıl dava yönünden davalının haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen eylemleri; davalı tarafından keşide edilen ve ...Bilgisayar Sis. Tic. Ve San. A.Ş., ..., ... (... ... A.Ş.),... (... Türkiye Baskı Çözümleri Ltd. Şti.), ... (... Bilgi İşlem Hizmet A.Ş.)'na gönderilen Beyoğlu 43. Noterliği'nin 24.12.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı, aynı noterliğin 14.01.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamelerde yer alan "Fikir ve Sanal Eserleri Kanunu kapsamında mali haklara tecavüz suçu ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2012/138079 soruşturma numarası ile haklarında suç duyurusunda bulunulan ve müvekkil şirketten ayrılan ..., ... ve... adlı eski çalışanlarımızın, sizin de arasında olduğunuz saygın müşterilerimiz nezdinde müvekkil şirketin itibarını zedelemeye yönelik haksız ve gerçek dışı birtakım beyan ve taahhütlerde bulunduklarını öğrenmiş bulunmaktayız. Müvekkil Şirket, müşterilerine ... Süreç Otomasyonu, ..., Sınav Otomasyonu, Dinamik Dokuman Tasarım, üretim, Arşiv, Sunum, İçerik yönetimi ve elektronik gönderim vb. konularında yazılım ve hizmetleri sunmaktadır. Bu kişiler; Müvekkil Şirkete iş sözleşmesi ile bağlı oldukları dönemde sürdürülen iş ilişkisi nedeniyle birçok bilgisayara yazılım sistemi meydanı getirmişler ve bu yazılım sistemi müvekkil şirket adına üretmişlerdir. Ancak iş sözleşmelerinin haklı sebeplerle feshedilmesinin ardından söz konusu kişilerce müvekkil şirket adına üretilen bu yazılım sistemleri şu an ellerinde bulundurdukları bilgisayarlar aktarılmış ve ticari amaçlar ile kullanılmıştır. İsteriz ki; sunmakta olduğunuz hizmetlere konu ve oluşturulması uzun süreçlere dayanan ürünlerin tamamı Fikri Mülkiyet kapsamında şirketimizin mülkiyetinde olup, yasal olarak ilgili mevzuat kapsamını her türlü mali ve manevi hakları ile bu haklarla bağlantılı tüm hakları müvekkil şirkete aittir. Söz konusu kullanım ile müvekkil şirketin ilgili mevzuat kapsamında kendisine tanınmış olan hakları ihlal edilmekte olup; mali hakları müvekkil şirkete ait olan bilgisayar yazılım sistemlerini lisans anlaşması olmaksızın ticari amaçlarla kullanma, yayma ve umuma iletme haklarına tecavüz hali meydana gelmektedir. Tüm bu sebeplerle; müvekkil şirket, yasal fikri mülkiyet haklarına tecavüz niteliğinde beyan ve/veya taahhütlerde bulunan müvekkil şirket eski çalışanı kişilere itibar etmemenizi dileriz. Kendileri hakkında yasal sürecin başlatıldığını ve ayrıca bu kişilerce tarafınıza yöneltilebilecek haklarımızın ihlali niteliğindeki taleplerin tarafınızca değerlendirilmesi halinde aramızdaki güven ve iyiniyete dayanan ticari ilişkinin zedeleneceğini, bu hususa bağlı olarak uğrayacağımız her türlü zarar ve ziyan bakımından her türlü yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla tarafınıza ihtaren bildiririz." şeklindeki ifadelerdir.Davacı tarafça birleşen dava yönünden davalının haksız rekabet oluşturduğu iddia edilen eylemleri; davalı tarafından Beşiktaş 6. Noterliği aracılığıyla 26.06.2015 tarihinde ...'ne gönderilen yazıda yer alan "İşbu mektupta size sanıklarla ilgili bazı gerçekleri sunmak ve sizin bunlarla ilgili cevaplarınıza almak istiyoruz ki böylece sanıkların saygın firmanızla ilgili aşağıdaki iddialarının doğru olup olmadığını ve sanıkların gerçekleştirdiği iddia olunan kanuna aykırı eylemlerinin firmanızla bir ilgisi olup olmadığını anlayabilelim. Sanıklar şirketimiz bünyesinde yazılım geliştirme takımında çalışmışlardır. Mayıs 2012'de Digital Planet'ten ayrılmışlardır. Kısa bir süre sonra Mayıs 2012 sonlarında, firmamızın çok iyi bilinen, ödül kazanmış olan ... mail an process automation, net vault Inhous/cloud compressed ... vs. yazılımı ihlal ederek ... bilişim isimli bir şirket kurdukları ve bizim yazılımlarımıza farklı isimler vererek müşterilerin gözünde sanki bunlar bizim yazılımlarımızdan farklı yazılımlarmış gibi bir illüzyon oluşturarak bu yazılımları bağımsız yazılımlar olarak sunmuşlardır ki bu gerçek dışıdır. Cumhuriyet Savcısı'nın soruşturma sürecinde atadığı resmi bilirkişi tarafından bilirkişi raporu dosyaya sunuldu. Bilirkişi raporunda “... ...” dosyalarında sanıkların şikayetçinin yazılımını ihlal ettiği tespit edilmiştir. Anılan bilirkişi raporu iddianamedeki destekleyici kanıtlardan birisidir." şeklindeki ifadelerdir. Uyuşmazlık bakımından incelenmesi gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır.TTK 55/1(a) maddesinde "başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın 2017/2475 esas, 2021/246 karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Kötüleme, genel bir ifade ile bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır. Ancak yaratılan olumsuz intibanın kişinin ticari hayatını da etkilemesi halinde haksız rekabet söz konusu olur. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için, bir açıklamanın başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri ve ticari işleri hakkında olması, bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekmektedir. TTK 55/1,(a),(1)'in gerekçesinde "Kötüleme soyut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsar... Kötüleme iki eylemle ifade edilmiştir: yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar. Bu iki eylemin de nesnel bir değerlendirme ile gerçek olmaması gerekir; yani kötülemede bulunanın açıklamaları gerçekse haksız rekabet oluşmaz ... “yanıltıcı” kavramı; iş ürününe, faaliyete ... ilişkin açıklamanın veya nitelendirmenin, ... hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenimle, bunların açıklama konusunu olduğundan değişik ve olumsuz algılaması" şeklinde ifade edilmiştir. “Yanıltıcı” ibaresi, hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatapla birlikte değerlendirilmelidir. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarıdır; amacın aşılmasıyla yargılar (eleştiri de denilebilir), gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmiştir. Ölçüsüzlük ve üslup gerçek payının mevcudiyetine rağmen eleştiri kavramı ile uyuşmuyorsa, eleştiri (beyan) inciticidir. Ölçüsüzlük hatta gerçeğe uygunluk sınırını zorluyorsa, gene gereksiz yere inciticilikten söz edilir." açıklamaları yer almıştır. TTK’nın 55/(1)-a-1 madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.TTK'nun 56. Maddesi "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Somut olayda davacı şirket yöneticilerinin davalı şirketin eski çalışanları olup, davacı şirketin davalı şirket ile aynı konuda faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Asıl davada haksız rekabet iddiasına konu ihtarname içeriğinde davacı şirketin adına yer verilmeksizin davacı şirket ortaklarına yönelik açıklamalara yer verilmiştir. Anılan ihtarnamelerde yer alan ifadelerdeki amacın, davalı şirkete ait ürünlerin mali ve manevi haklarının davalıya ait olduğunun, başkaca bir yetkilendirilmiş kişi veya kuruluşun bulunmadığının hatırlatılması olduğu, bu anlamda anılan ihtarnamelerin bir uyarı niteliği taşıdığı anlaşılmakta olup, davacı şirketi doğrudan hedef alan ve davacı şirket hakkında yanlış açıklama, yanıltıcı beyan veya kötüleme içermediği gözetildiğinde davacı şirkete karşı haksız rekabet teşkil edecek nitelikte söylemlerde bulunulmadığının kabulü gerekir. Birleşen davada haksız rekabet iddiasına konu 26.06.2015 tarihinde ...'ne gönderilen yazıda, davacı şirket ortaklarının soruşturma dosyasında alınan beyanlarına ve İstanbul 1.Fikrî Ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2017/362 (Eski esası: İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin 2014/524) esas sayılı dosyasına dayanak olan iddianamede yer verilen bilirkişi raporundaki tespitlere yer verilerek ...'nin davacı şirket ortaklarına yazılım sağlayıp sağlamadığı konusunda ...'den açıklama istenmiş olup, yazıdaki amacın ...'nin davacı şirkettin kullandığı yazılımlar konusundaki pozisyonu hakkında bilgi almak olduğu gözetildiğinde kullanılan ifadelerle bu amacın aşılmadığı açıktır. Söz konusu yazının davacı şirkete yönelik yanlış açıklama, yanıltıcı beyan veya kötüleme içermediği gözetildiğinde davacı şirkete karşı haksız rekabet teşkil edecek nitelikte söylemlerde bulunulmadığının kabulü gerekir.Ayrıca Türk Borçlar Kanunu'nun 74. Maddesi uyarınca ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet kararı, fail ve fiil yönünden hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte ise de dosya kapsamına dahil edilen ceza dosyalarından verilen kararlar, davalı şirket yönünden kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü içermediği gibi yine dosya kapsamına dahil edilen soruşturma dosyalarında ve hukuk davasında verilen kararların, asıl ve birleşen davaya konu ihtarname ve yazı içeriklerinin haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğine yönelik kesin ve güçlü delil niteliğinde olmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025