10. Ceza Dairesi 2023/16441 E. , 2025/419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/265 E., 2023/274 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu mad
**10. Ceza Dairesi 2023/16441 E. , 2025/419 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/265 E., 2023/274 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "durma"sına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 31.03.2023 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/11768 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90096 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90096 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1. Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.06.2006 tarihli ve 2006/4216-2876 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olmasının bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan etkileyebileceğinden, belirtilen eksiklik giderilmeden kanunlarda öngörülen başvuru süresinin işlemeye başlamayacağı cihetle, Somut olayda, başka bir suçtan hükümlü olarak Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ve duruşmaya segbis aracılığıyla katılan sanığın yüzüne karşı verilen İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda, ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de karara itiraz edebileceği hususunun gösterilmediğinin anlaşılmış olması sebebiyle, sanığa yapılan tefhim işleminin geçerli sayılamayacağı gibi anılan kararın anılan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakına da rastlanmadığı anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli kararına ilişkin yapılan tefhim işlemi usulsüz olduğundan, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı gözetilmeden, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahisle yapılan ihbar üzerine, sanık hakkında yeniden yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Kabule göre de; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında inceleme konusu 11/04/2018 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak suçuna ilişkin olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmesini müteakip, denetim süresi içerisinde sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle hakkında açılan kamu davası üzerine, yapılan yargılama sonucunda İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini takiben, denetim süresi içerisinde sanığın 27.09.2020 tarihinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi sonrası, yeniden yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar, İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2023 tarihli kararı ile sanığın denetim süresi içerisinde denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal etmediğinden bahisle kamu davasının durmasına karar verilmiş ise de; Sanığın hakkında verilen erteleme kararının kesinleşmesini müteakip, denetim süresi içerisinde 18.08.2018 tarihinde kendisine tebliğ edilen çağrı yazısına rağmen, 10 günlük süre içerisinde ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvuruda bulunmadığı gibi sanığın denetimli serbestlik altında bulunacağı süre içerisinde uyması gereken kural ve yükümlülükler de bilahare kendisine tebliğ edildiği halde 01.11.2018 tarihli bireysel görüşme ve aynı tarihli vaka sorumlusu görüşme yükümlülüğünü ihlal ettiği, bunun üzerine sanığa 21.11.2018 tarihinde uyarı yazısının tebliğ edildiği, ancak yapılan uyarıya rağmen 10.12.2018 tarihli bireysel görüşme ve aynı tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmadığı, bu suretle sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği anlaşılmakla, sanığın 27.09.2020 tarihinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince Mahkemesince hükmün aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, Somut olayda; kanun yararına bozma istemine konu İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2023 tarihli ve 2023/265 Esas ve 2023/274 Karar sayılı "durma" kararının, başka suçtan hükümlü bulunan sanığın yokluğunda tensiben verildiği ancak; hükümde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı, kararın tebliği için Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna 22.03.2023 tarihinde yazı yazıldığı, yazı içeriğinde, ekli gerekçeli kararın tebliğinin istendiği, Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 23.03.2023 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesinde "İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2023 gün ve 2023/265 esas sayılı yazı ve ekinde gönderilen aynı esas sayılı kararı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35 inci maddesine uygun olarak okunup/anlatılmak suretiyle tebliğ/tebellüğ ettim" ibaresine yer verildiği, Kanun yararına bozma istemine konu kararın serbest olmayan sanığa "okumak/anlatılmak" suretiyle 23.03.2023 tarihinde, 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesine uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; anılan hükümde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı, yasa yolu bildiriminin eksik yazıldığı, Diyarbakır 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünce düzenlenen tebliğ-tebellüğ belgesinde de 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin ayrıca bildirilmediği, dolayısıyla yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu durma kararın, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde "...soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." düzenlemesi ile aynı Kanun’un 267 vd. maddeleri uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin, bu aşamada reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.