T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2003 - 2025/2261 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2003 KARAR NO : 2025/2261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/263 E. - 2023/240 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2003 - 2025/2261 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2003 KARAR NO : 2025/2261 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/263 E. - 2023/240 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2023 tarih ve 2022/263 E. - 2023/240 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, tarım sektöründe ülkenin öncü kuruluşlarından olan müvekkilinin, tanınmış "..." markasının sahibi olup davalı bankanın 2020/70857 sayılı "..." ibareli markasının 09 ve 36. sınıflarda tescili isteğine yönelik itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek marka rescil başvurusunun reddedildiğini, ancak davalı Bankanın yeniden inceleme isteğinde bulunması üzerine YİDK tarafından nihai olarak markanın tesciline karar verildiğini, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğe neden olduğunu, davalı Bankanın tarımsal krediler kullandırması ve müvekkilinin de traktör satışı ve servis hizmetleri için kredi vermesi nedeniyle hitap ettikleri tüketici kitlesinin markaları karıştırmasının ve davaya konu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının ihtimal dahilinde bulunduğunu ve müvekkilinin markasının uzun yıllara dayanan kullanım sonucu tanınmış marka niteliği kazandığını ileri sürerek, 2022-M-5849 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Banka vekili, davacının itiraza mesnet gösterdiği markaların kullanım ispatının gerektiğini, bu kapsamda 9. sınıf "Manyetik optik okuyuculu kartlar, nakit para çekme makinaları” ve 36. sınıf “Finansal Parasal hizmetler” ile benzeri mal/hizmetler yönünden bu markaların kullanıldığı ispatlanmadığı gibi, esasen emtia benzerliğinin de bulunmadığını, müvekkilinin markasının özgün bir marka olduğunu, markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, düz yazı şeklinde oluşturulmuş başkaca herhangi bir unsur bulundurmayan "..." markasının bütünsellik ilkesi gereği, bölünerek incelenmesinin ve ... ibaresinden yola çıkılarak itiraza mesnet markalar ile benzer görülmesinin mümkün olmadığını, “...” ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının "..." ile başlamasının ayırt edicilik sağladığını, aralarındaki farklar nedeniyle markalar arasında herhangi bir karıştırılma riskinden bahsedilemeyeceğini ve markalar arasında benzerlik söz konusu olmadığından davacının markalarının tanınmışlığının sonuca etkisinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı olduğu, karşılaştırılan mal veya hizmetler arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği, markalar arasında müşterek olan "..." ibaresinin "1.Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. 2.Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün. 3.Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı." anlamlarına geldiği, söz konusu anlamları itibariyle davaya konu mal ve hizmetleri veya bunların karakteristik özelliklerinden herhangi birini tanımlamadığından somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün davaya konu mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, yine başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün de ticari hayatta herkes tarafından kullanılabilen, tasviri nitelikte somut, ayırt edici niteliği haiz olmayan başka bir ibare olduğu, buna göre, taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, daha önce itiraza mesnet markayı gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketicilerin, her ne kadar nispeten dikkatli ve bilinçli olduğu kabul edilse de, daha sonra başvuru markasını gördüklerinde veya işittiklerinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracakları sınırlı süre içerisinde, gerek markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin ayniyet derecesinde benzer olması, gerekse "..." sözcüğünün her iki markanın genel görünümü içinde esaslı unsur konumunda olmaları nedeniyle, başvuru markası ile itiraza mesnet marka arasında ilişki kuracakları, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacakları, bir kısım tüketici kesimi markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşecekleri, dolayısı ile markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 2022-M-5849 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Banka vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından 22/02/2023 ve 31/03/2023 tarihli celselerde işlemden kaldırılan davanın HMK 150/6. maddesi uyarınca açılmamış sayılması gerektiğini, yargılama sırasında temin edilen bilirkişi raporu gözetilmeksizin ve rapordan hangi nedenle uzaklaşıldığı açıklanmaksızın karar oluşturulduğunu, davacının mesnet gösterdiği markalar ile müvekkilinin markası arasında markasal anlamda bir benzerlik bulunmadığını, davacının mesnet gösterdiği "..." ibareli bazı markaların tescili üzerinden 5 yılın geçmesi nedeniyle bu markaların kullanım ispatının gerektiğini, bu kapsamda 09. sınıf "Manyetik optik okuyuculu kartlar, nakit para çekme makinaları” ve 36. sınıf “Finansal Parasal hizmetler” ile benzeri mal/hizmetler yönünden mesnet markanın kullanıldığının ispatlanmadığını, özgün bir yapıya sahip müvekkilinin markası ile davacının mesnet markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, düz yazı şeklinde oluşturulmuş, başkaca bir unsur barındırmayan, herhangi bir noktalama işareti, boşluk vs. unsurlar içermeyen müvekkilinin markasının bölünerek itiraza dayanak markalar ile benzerlik değerlendirmesine tabi tutulmasının doğru olmadığını, markalar arasında ortak olan "..." ibaresinin zayıf karakterli olup müvekkilinin markasındaki diğer unsurlarla ayırt ediciliğin sağladığını, ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma riskinden bahsedilemeyeceğini ve davacının markasının tanınmışlığının ispatlanmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarında ortak unsur konumunda bulunan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, “Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı” olarak tanımlanan ibarenin davacının inhisarında ve davacı tarafından özgün olarak oluşturulup kullanılmakta olan bir kelime olmadığını, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiğini, ayırt ediciliği düşük “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağını, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak, cüz'i sayılabilecek bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğunu, başvuru kapsamında bulunan "Manyetik optik okuyuculu kartlar, nakit para çekme makinaları ve Finansal Parasal hizmetler” yönünden ilgili tüketici kesiminin ortalamanın üstünde bir dikkat ve özen seviyesinin bulunduğunu, davaya konu markada ayırt edicilik sağlayacak yeterli unsurun mevcut olduğunu ve taraf markalarıyla karşı karşıya kalan ilgili tüketicilerin “... "markasını davalı ... Bankasına ait bir marka olduğunu fark edeceklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, " “... " ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının esaslı unsurunu oluşturan ve 09. sınıf "Manyetik optik okuyuculu kartlar, nakit para çekme makinaları” ve 36. sınıf “Finansal Parasal hizmetler” yönünden ayırt ediciliği bulunan "..." ibaresinin ortaklığının markaları görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzer hale getirdiği, marka içinde bulunan "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliği olmayan tali unsur niteliği ile markaları birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği ve davaya konu markanın tescilinin talep edildiği sınıflarda davalının itiraza mesnet markalarının tescilli olup tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.