İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 01/09/2013 tarihinde, ...plaka sayılı aracın, dava dışı ...'in sevk ve idaresinde iken, müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması ile oluşa…
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1098 KARAR NO: 2026/218 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/12/2024 NUMARASI: 2023/268 Esas - 2024/1043 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/02/2026 İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 01/09/2013 tarihinde, ...plaka sayılı aracın, dava dışı ...'in sevk ve idaresinde iken, müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması ile oluşan trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralandığını, ...plaka sayılı aracın zorunlu trafik sigortası bulunmaması nedeniyle davalının, müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL daimi iş göremezlik ve 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25/02/2020 tarihli dilekçesi ile tazminat taleplerini 250.000,00-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin, davanın kabulüne dair kararı, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 16.03.2023 tarihli, 2021/525 Esas ve 2023/475 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda kaza tespit tutanağında, davacı...'in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirtildiği, Bozdoğan Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 05/06/2014 tarihli raporda davacının tam kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosya kapsamında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 26/09/2018 tarihli raporunda seçenekli kusur belirtildiği, kaza tespit tutanağı ile bir kısım raporlar arasında çelişki bulunduğu, kusura ilişkin bu çelişkiler giderilmeden; diğer raporlara ve kaza tespit tutanağına değinmekle birlikte çelişkileri giderici mahiyette bulunmayan dolayısıyla da hüküm vermeye elverişli bulunmayan ATK raporuna dayanılarak istinaf incelemesine konu kararın verildiği, anlaşılmıştır.Oysaki haksız fiil mahiyetindeki trafik kazası sonucu oluştuğu iddia edilen zararların giderilmesi hususunda kazanın oluşumunda kaza taraflarının kusurlarının ne olduğunun tam olarak belirlenmesi esaslı unsurdur. Zira ödeme yapılıp yapılmayacağı, ödeme yapılacaksa miktarı tespit edilecek kusur durumuna göre belirlenecektir. Trafik kazasının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının tam olarak belirlenmesi için raporlar arasında ve kaza tespit tutanağı arasında kusur belirlemesi hususunda ki çelişkilerin giderilmesi zorunludur. Bu durumda ilk derece mahkemesince .... veya ...Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek, konusunda uzman bilirkişi heyetinden (gerekirse keşif yapılarak) kusura ilişkin yukarıda belirtilen tüm raporlar ile kaza tespit tutanağını irdeleyen, kusura ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve raporlar arasındaki açık çelişki giderilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." gerekçesi ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde; 25/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda ...plakalı aracın kazanın oluşumunda asli derecede kusurlu olduğu, davacının ise kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı, davaya konu kazaya ilişkin ceza mahkemesince alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 11/05/2015 tarihli raporunda, kazaya karışan araç sürücülerinin hangisinin şerit ihlali yaptığı belirlenemediğinden seçenekli değerlendirme yapıldığı ve ..... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında, hangi tarafın kusurlu olduğu hususunda net, kesin ve şüpheden uzak delil elde edilemediğinden araç sürücüsü Yaşar hakkında açılan davanın CMK m. 223/2-e uyarınca beraatine karar verildiği, istinaf ilamından evvel alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 26/09/2018 tarihli raporda da ihtimalli kusur değerlendirmesi yapıldığı, İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 27/11/2019 tarihli raporu ile, davacının, daimi maluliyet oranının %70 ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 ay sürebileceğinin tespit edildiği, istinaf ilamı gereğince İstanbul Üniversitesi Trafik Kürsüsünde görevli biri profesör olmak kaydıyla 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21/11/2023 tarihli raporda; kazaya karışan motosiklet sürücüsü davacı...'in hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve % 50 (yüzde elli) oranında, dava dışı sürücü ...'in hatalı sevk ve idaresinin de, birinci (asli) derecede ve % 50 (yüzde elli) oranında kazanın meydana gelmesinde etkili bulunduğunun kabul edilmesinin uygun olacağı kanaatinin bildirildiği, İTÜ heyetinden alınan bilirkişi raporunda somut olaydaki durum yerine “kusurun ilke olarak yarı yarıya bölüştürülmesine” kanaat edilmesi nedeniyle, kusur durumunun tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan alınan 06/03/2024 tarihli raporunda da, kazaya karışan sürücülerden şerit ihlali yapanın tamamen kusurlu olduğu belirtilerek ihtimalli olarak kanaat bildirildiği, 02.12.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu; davacının, kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunun kabulü halinde maddi zararının 5.120.000,60-TL olarak belirlendiği, kaza tespit tutanağında kazanın tek taraflı davacının kusurundan kaynaklı kaza olarak yer aldığı ve tutanak mümzilerinin imzalarının bulunduğu, davacının, kaza tarihi olan 01/09/2013 tarihinden eşinin şikayetçi olduğu 05/12/2013 tarihine kadar trafik kaza tespit tutanağı dışında delil bulunmadığı; ceza davasında kusur hususunda sanık üzerine izafe edilecek kesin ve net deliller olmadığından beraat kararı verildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-2112 Esas ve 2020/850 Karar sayılı ilamı gözetildiğinde, davaya konu kaza kapsamında davacı ve dava dışı Yaşar'ın kazanın meydana gelmesinde hangi tarafın şerit değiştirdiği hususu tam olarak belirlenemediğinden ihtimalli kusur raporlarında kusurun yarı yarıya paylaştırılması gerektiği ve aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının, kusur oranına göre talep edebileceği tazminatın 2.560.000,30-TL olacağı, davacı ceza dava dosyasında alınan beyanında motoru kullandığı sırada kafasında kask olmadığını beyan etmekle birlikte kaza nedeniyle vücudunda meydana gelen yaralanmanın kafa kısmında meydana gelmediği; sol bacak- ayak kemiklerinde yaralanma oluştuğu anlaşılmakla Yargıtay 4. HD 2021/13892 Esas 2022/7562Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında davacının yaralanmasında kasksızlığı nedeniyle zarar artırıcı maluliyet meydana gelmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmadığı, kaza tarihi itibariyle davalının araç-kişi başı 250.000,00 TL limit ile sınırlı olması nedeniyle davacının bozma ilamı öncesi bedel artırım dilekçesi dikkate alınarak davacının dava tarihinden önce davalıya başvurulmadığı anlaşılmakla dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faize hükmedilmesi gerektiği kanaati ile; "Davanın KABULÜ İLE; 250.000,00 TL tazminatın 22/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; istinaf mahkemesinin kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmediği, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği ve mahkemece re'sen kusur oranı %50 olarak belirlenerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, kusur oranının teknik bir konu olması nedeniyle mahkemece takdir yetkisi kullanılarak karar verilemeyeceği, mahkemece güncel veriler üzerinden tazminat raporu alınmasının hatalı olduğu, mahkemece, istinaf mahkemesinin kararından evvel alınan rapor tarihi itibariyle geçerli verilere göre tazminat hesabı yapılması gerektiği, maluliyet raporunun hatalı yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, kaza tarihi itibariyle Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığı, davacının, koruyucu tertibat takmaması nedeniyle tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümezliği dikkate alınarak tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması ve teknik faiz indirimi yapılması gerektiği, aksinin kabulü halinde de tazminat hesabının PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak yapılması gerektiği hususlarına yöneliktir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.(1)Dosya kapsamına göre, kaza tarihi itibariyle zorunlu trafik sigortası bulunmayan ...plaka sayılı aracın, dava dışı ...'in sevk ve idaresinde iken trafik kazasına karıştığı sabit olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesine hangi tarafın kusurlu eyleminin neden olduğu noktasında toplanmaktadır.Somut olayda, kaza tespit tutanağında, davacı...'in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 26/09/2018 tarihli raporunda, kazaya karışan araç sürücülerinin hangisinin şerit ihlali yaptığı belirlenemediğinden seçenekli değerlendirme yapıldığı, Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/394 Esas sayılı dosyasında, hangi tarafın kusurlu olduğu hususunda net, kesin ve şüpheden uzak delil elde edilemediğinden araç sürücüsü ....'ın beraatine karar verildiği, Dairemizin 16.03.2023 tarihli, 2021/525 Esas ve 2023/475 Karar sayılı ilamı doğrultusunda ....'de görev yapan üç öğretim üyesinden oluşturulan heyetten alınan 21.11.2023 tarihli raporda, tarafların olaydaki kusur durumunun tespitinin mümkün olmadığı, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, kazaya karışan sürücülerin eşit kusurlu olduğunun kabulü gerektiği kanaatinin bildirildiği, ilk derece mahkemesince, bilirkişi heyetinin kanaati doğrultusunda, kazaya karışan araç sürücülerinin eşit kusurlu oldukları kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür.Doktrinde genel kabul gören görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, sürücülerden hangisinin kusurlu olduğu kesin olarak tespit edilemiyorsa, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır. (Yargıtay 17. HD'nin 29.06.2020 tarihli 2018/5887 E. - 2020/4076 K., 13.11.2018 tarihli 2016/211 E - 2018/10473 K, 03.12.2012 tarihli 2012/7351-13430 E-K sayılı ilamları) Bu durumda; sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun mevcut delillere rağmen kesin olarak tespit edilemeyeceği anlaşılan eldeki davada, (-tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından-) zararın yarı yarıya paylaştırılması suretiyle, davacı ve dava dışı sürücü ...'in %50'şer oranda kusurlu olduğunun kabul edilmesinde, davacının kask takmamasının, yaralanmasının niteliği (sol bacak - ayak kemiklerindeki yaralanmalar) itibariyle zararı artırıcı nitelikte olmadığından, tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmamasında, tazminat hesabının, Yargıtay ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince bakiye ömür süresi yönünden TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve işleyecek dönem için progresif rant yöntemi uygulanarak yapılması gerekmesine, teknik faiz indirimi uygulanamayacak olmasına, güncel veriler uygulanarak düzenlenen ek raporun hükme esas kabul edilmesinde bir hata olmamasına göre davalı vekilinin bu hususlara isabet eden istinaf talebi yerinde değildir. (2)Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, kazanın 01.09.2013 tarihinde meydana gelmiş, ilk derece mahkemesince, davacının maluliyetinin tespiti yönünden alınan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 27.11.2019 tarihli 24315 sayılı raporun, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına göre, davalı vekilinin, maluliyet raporuna ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 17.077,50-TL harçtan peşin yatırılan 4.269,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.808,10-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/02/2026