11. Hukuk Dairesi 2012/18786 E. , 2013/16291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/10/2012 tarih ve 2012/30-2012/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm bel
**11. Hukuk Dairesi 2012/18786 E. , 2013/16291 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/10/2012 tarih ve 2012/30-2012/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, M. Şevki Vanlı tarafından 1987 yılında kurulan davalı şirkette müvekkilinin ortak olduğunu, 10.10.2008 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısındaki hazirun cetveline göre müvekkilinin şirkette ölen kocası M. Şevki Vanlı'dan miras yolu ile kalan hisse (1/4) dahil 107.425,19 hissesinin bulunduğunu, bunun nominal değerinin 10.742.518,75 ettiğini, murisin 13.03.1996 tarihli vasiyetnamesinde şirket hisselerinin %80 ini ölmeden önce kurduğu Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı'na bıraktığının ortaya çıktığını, müvekkilinin bu vasiyete karşı Ankara 6. AHM’nin 2008/417 esasında, saklı payının ¼ oranında ihlal edildiği iddiası ile dava açtığını ve mahkemece yapılan yargılama neticesinde talebinin kabul edildiğini, bu durumda müvekkilinin şirketteki hisse adedinin, murisin sağlığında var olan, miras yolu ile kalan ve dava neticesinde edindiği hisse adedi birlikte hesaplandığında 107.425,03 olduğunu, hisse tutarınında 10.742.503 ettiğinin belirlendiğini, böylece müvekkilinin hisse adedinin 10.10.2008 tarihli genel kurula ilişkin hazirun cetvelindeki miktara ulaştığını, iki yılda bir yapılması gereken şirket olağan genel kurul toplantısının 2006 yılından sonra nihayet 03.10.2011 tarihinde yapıldığını, hazirun cetvelinde müvekkiline ait hisselerin 2.235.236 olarak gösterildiğini ve hisse tutarınında yanlış olarak sermaye tutarı ismi altında 22.352.36 olarak gösterildiğini, bu şekilde de toplantıya devam edildiğini, müvekkilinin hisse adedinin bilinçli olarak eksik gösterildiğini, müvekkiline ait hisselerin vakfa yazıldığını, bu suretle de müvekkilinin %10 hisseder olarak imtiyaz hakkının kullanmasının önüne geçildiğini, yasa ve ana sözleşmenin müvekkiline verdiği hakları kullanmasının engellendiğini, bu suretle ibra kararı alınmasının sağlandığını, murisin ölümünden sonra gerçekleştirilen hukuk dışı işlerin üstünün örtülmek istendiğini ileri sürerek 03.10.2011 tarihli genel kurulda alınan kararların ve genel kurulun iptali ile müvekkilinin şirketteki hissesinin 10.742.518,75 adet olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının şirketteki hissesinin nizalı genel kurulda oluşturulan pay cetvelinde doğru gösterildiğini, davacının mevcut hissesi, miras yolu ile kalan hissesi ve açılan tenkis davası neticesinde kazanılan hisselerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının, 2.234.236 adet hissesinin kaldığını, pay cetveline göre davacının %10 sermayeyi temsil etmediği görüldüğünden, genel kurulda gündeme madde ilavesi talebinin yerinde olmadığını, sermaye artırımına ilişkin kararın usulüne uygun alındığını, diğer kararlarında yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirkette, davacıya ait hissenin, iptali istenen genel kurulda esas alınan pay cetvelinde bildirildiği gibi 2.235.236 değil, 10.742.518 olduğu ve bu hisse sayısına bağlı olarak yapılan 03.10.2011 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların davacının etkileme gücü sınırlandırdığı, davacının ve dolayısı ile de genel kurulun iradesinin sakatlandığı gerekçesiyle davalı şirketin 03/10/2011 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline, davacının davalı şirketteki hissesinin (payının) 10.742.518,00 olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Her ne kadar mahkemece, dava dışı vakıf ile davacı arasında başka bir mahkemede sonuçlanan tenkis davasında verilen kararda maddi hata bulunduğu değerlendirilerek sonuca varılmış ise de, davacıya, 6100 sayılı HMK'nın 304. vd. maddeleri uyarınca, o hükmü veren mahkemeden söz konusu hatanın düzeltilmesi amacıyla talepte bulunması için süre verilmesi ve bu mahkemece verilecek kararın sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, işbu davada taraf olmayan dava dışı vakfın hukukunu da etkileyecek şekilde, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.