11. Hukuk Dairesi 2012/8542 E. , 2012/11562 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/03/2012 tarih ve 2012/314-2012/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi…
**11. Hukuk Dairesi 2012/8542 E. , 2012/11562 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/03/2012 tarih ve 2012/314-2012/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin çevre korumasına ilişkin hizmet ve faaliyetlerde bulunduğunu, davalının şirket yönetim kurulu tarafından laboratuvar koordinatörü ve kalite sistem müdürü olarak atandığını, Çevre ve Orman Bakanlığından şirketin çevre laboratuvarı için alınan yeterlilik belgesinin yenilenmesi için zamanında başvuruda bulunulmadığı için belgenin geçerliliğini yitirdiğini, bu nedenle 40 günlük bir süre için şirketin faaliyet alanında yetkisiz kaldığını, bu süre zarfında taşeron laboratuvarlardan hizmet alınması nedeniyle şirketin zarara uğradığını, konu hakkında şirket bünyesinde düzenlenen 21/07/2011 tarihli inceleme raporunda davalının tamamen sorumlu bulunduğu, saptanan 27.240,30 TL zararın davalıya rücu edilmesi ve davalının iş akdinin feshi gerektiği sonucuna varıldığını, bu raporu takiben keyfiyetin genel kurula taşınarak 05/10/2011 tarihli genel kurulda davalı hakkında rücu davası açılması için yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini ileri sürerek, 27.240,30 TL tazminatın taşeron laboratuvarlara yapılan ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlilik Yönetmeliği’ne göre hareket ettiğini, yönetmelik gereğince süresi içinde başvuruların yapıldığını, yönetmeliğin 28. maddesinde "en geç üç ay içinde yerinde inceleme yapılır" ibaresinin yeterlilik belgesinin sona ermesinden önceki üç aylık süre anlamında bulunmadığını, bu sürenin bakanlığın ilgili birimini bağlayan süre olduğunu, bu hükmün davacı tarafından yanlış yorumlanarak dava açıldığını, öte yandan 2007-2009 yıllarında şirketin mali ve idari sorumluluğunun şirket yönetimi tarafından vekalet yoluyla müvekkiline ve Hakan Gevrek adlı personele devir edildiğini, böylece yönetimin kendisini sorumluluktan kurtarma yoluna gittiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı uyarınca, araflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine dayandığı, iş akdi feshedilen davalı tarafın alacaklarının tahsili için İzmir 6. İş Mahkemesinde açtığı davanın sürmekte olduğu, hizmet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, TTK’nun 336 vd. maddelerinde düzenlenen hükümlerin ancak şirketin yöneticisi ve genel müdürleri hakkında uygulanabileceği, davalının laboratuvar müdürü sıfatıyla söz konusu kanun hükümleri kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, TTK’nun 341. maddesine dayalı bir sorumluluk davasıdır. Dosya kapsamı uyarınca, davalı ...’in, davacı şirketin yönetim kurulu tarafından, şirkete ait laboratuarın koordinatörü ve kalite sistem müdürü olarak atandığı anlaşılmakta olup bu husus tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Aynı Kanun’un 342. maddesinde tanımlanan ve ortaklığın icraya yönelik işleriyle görevli olan bu nitelikteki müdürlerin ortaklığa karşı yönetim kurulu üyelerinin tâbi olduğu hükümler uyarınca sorumlu oldukları hüküm altına alınmıştır. Müdür tayini her ne kadar ortaklık ile müdür arasında düzenlenen bir sözleşmeye dayanmakta ve uygulamada çoğunlukla sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğu görülmekte ise de hizmet sözleşmesi ile görev yapan müdürün sorumluluğu, yukarıda açıklandığı üzere TTK’nda düzenlendiği gibi uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden ve İş Kanunu’ndan doğan bir uyuşmazlık olmadığından iş mahkemesi görevli değildir. Dairemizin yerleşik uygulaması ve YHGK’nun 07.11.2001 tarih ve 2001/13-1026 E, 2001/765 K sayılı ilamı da bu yöndedir. Şu halde, TTK’nun 342 ve 341. maddeleri hükümleri uyarınca davaya bakılmak gerekirken, TTK’nun 336 ve 342. maddesinin sadece genel müdür düzeyindeki müdürler bakımından uygulanabileceği biçiminde hatalı bir değerlendirmeye dayalı olarak görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.