T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1373 Esas KARAR NO : 2025/1953 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) NUMARASI : 2017/113 Esas- 2024/74 TARİH: 14/02/2024 BİRLEŞEN İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/412 ESAS- 2023/227 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1373 Esas KARAR NO : 2025/1953 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) NUMARASI : 2017/113 Esas- 2024/74 TARİH: 14/02/2024 BİRLEŞEN İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/412 ESAS- 2023/227 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davaya konu olayların gerçekleştiği tarihte ve halen davalıya ait bulunan Türk bayraklı ...K isimli gemiyi, haricen satın almış olan 3.şahısla işletme anlaşması imzalayarak sefer bazında işletmesine aldığını ve bu seferlerle ilgili olarak da acenteliğini üstlendiğini, müvekkili şirketin işletmesi altında olan geminin, Çanakkale boğaz geçişi için Türk karasularına girdiği 19.05.2014 tarihinde, davalı şirketin borçlarından dolayı seferden men edildiğini, işletmeci ve acente konumundaki davacı müvekkili şirketin, işbu durumu derhal geminin Türk Uluslararası Gemi Sicilinde maliki olarak gözüken davalı şirkete ilettiğini ve gemide soğan yükü olması nedeniyle, daha fazla zarara yol açılmaması amacıyla konu borçların derhal ödenmesini talep ettiğini, davalı donatan bu talebi hukuki mesnetten yoksun iddialarla reddettiğini, bunun üzerine davacı müvekkili şirket İstanbul Çağlayan ve Anadolu Adliyelerinde bulunan 14 ayrı icra dosyasına, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne, İstanbul Defterdarlığı Hisar Vergi Dairesine ve İdari Yaptırım Kararı gereğince Fatih Vergi Dairesine 30.05.2014 ile 04.06.2014 tarihleri arasında 17 defa ödeme yaparak dava konusu geminin toplam 128.964,50 TL tutarındaki borcunu ödediğini, ödemelerin yapıldığı tarihte ve halen geminin donatanının İstanbul Limanı Gemi Sicil kayıtlarına göre davalı şirket olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmada davalı şirketin, dava konusu gemiyi ... Limanında seferden men edilmesinin akabinde, dava dışı bir şahsa 100 ABD Doları gibi sembolik bir rakamla sattığı / satılmış gösterdiğini ve ayrıca satış faturası düzenlediği ama geminin Türk Ulustararası Gemi Sicilinden terkinini yapmadığını, bu şahsında bilahare gemiyi, müvekkili şirket ile işletme anlaşması imzalamış olan dava dışı bir başka şirkete sattığını tespit ettiklerini, müvekkili şirketin işletmecisi bulunduğu geminin donatanı davalının borçlarını kapatmak amacıyla yaptığı ödemelerin tazmini için davalı aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2016/ 8702 esas sayılı dosyasından 24.03.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığını, işbu takibe 31.03.2015 tarihinde itiraz edildiğini ancak bu itirazın taraflarına tebliğe çıkartılmadığını, bunun üzerine 25.03.2016 tarihinde icra müdürlüğüne müracaat ederek, söz konusu itirazı elden tebellüğ ettiğini beyanla davanın kabulüne ve davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, davacı müvekkili şirketin işletmeci sıfatıyla davalı şirkete ait geminin borçlarını kapatmak için yaptığı ödemeleri gerek ödemeler yapılmadan ve gerekse icra takibi öncesinde davalıya bildirdiği, alacak rakamının belli ve alacağın likit olduğu dikkate alınarak, davalı şirket aleyhine İİK madde 67 gereğince alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından söz konusu ödeme emrine 31.03.2015 tarihinde yasal süre içerisinde itiraz edildiğini, ancak dava dilekçesi 23 Mart 2017 tarihli olup, davacı tarafın itirazın iptali talebinin öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmediğini, davacı tarafın talep konusu harcamaları yetkili acente/işleten sıfatını haiz olarak yaptığı ve aktif husumet ehliyetini haiz olduğu iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacı taraf açısından aktif husumet yokluğu olduğundan, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, müvekkili ile ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti arasında 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde, Beşiktaş 3.Noterliği'nde düzenlenen 08 Aralık 2010 tarih, ... yevmiye, ... sözleşme numaralı düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini ve sözleşmeye konu Türk Uluslararası Gemi Sicili'nde halen 144 sicil numarası ile kâyıtlı, ... IMO numaralı, dava konusu ... isimli yük gemisinin, finansal kiralama yoluyla ...'e kiralandığını, müvekkili mezkur finansal kira sözleşmesi uyarınca ... isimli geminin zilyetliğini, sözleşme konusu gemiden her türlü faydayı finansal kiracının sağlaması üzere, kira bedeli karşılığında ...'e bıraktığını, müvekkili ile ... arasındaki 08 Aralık 2010 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12 Temmuz 2012 tarih ve 2011/419 Esas, 2012/142 Karar sayılı mahkeme kararı uyarınca feshedildiğini, bunun akabinde, ... isimli söz konusu geminin Mısır'ın Abu Kir limanında, limandan ayrılma hususunda birtakım problemler yaşaması ve bu problemlerin aşılması amacıyla geminin 26 Şubat 2013 tarihinde ...isimli şahsa devredildiğini ve zilyetliğin bu şahsa bırakıldığını, söz konusu gemi ... bayrağı, ... ismi ile İskenderiye Limanı'ndan Rusya'nın Novorosisky Limanı'na giderken Çanakkale Boğazı'ndan geçiş yapmak üzere demir attığı sırada geminin Türk Uluslararası Gemi Sicili uyarınca Türk bayraklı, ... isimli gemi olduğu ve sicilde malik olarak müvekkilinin gözüktüğünü, davacı taraf ... Denizcilik Hizmetleri San ve Tic. Ltd. Şti tarafından yapılan bildirimle, Türk bayraklı, ... isimli geminin bayrağının ve isminin değiştirilerek ... bayraklı ... isimli gemi yapıldığından haberdar olduğunu, müvekkilinin davacı tarafından 27 Mayıs 2014 tarihinde kendisine yapılan bildirimin ardından İstanbul Liman Başkanlığı'na 3 Temmuz 2014 tarihli dilekçesiyle söz konusu geminin sicil kaydındaki finansal kiralama şerhinin, finansal kiralama sözleşmesinin feshine ilişkin İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12 Temmuz 2012 tarih ve 2011/419 Esas, 2012/142 Karar sayılı mahkeme kararı gereği kaldırılmasını, gemi üzerindeki mülkiyet hakkından vazgeçtiğini ve söz konusu keyfiyetin gemi siciline tescilini talep ettiğini, İstanbul Liman Başkanlığı'nın ise söz konusu geminin sicilindeki finansal kiralama şerhini fek ettiğini fakat gemi mülkiyetinin terkini talebini haklı bir gerekçe göstermeden reddettiğini, İstanbul Liman Başkanlığı tarafından tesis edilen idari işlemin yetkisizlik sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, bu konuun müvekkili tarafından İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 2014/2056 Esas sayılı dosyası tahtında yargıya taşındığını, davanın, davacı tarafın söz konusu gemiye ilişkin olarak İstanbul Çağlayan ve Anadolu Adliyelerinde bulunan 14 ayrı İcra dosyasına, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü' ne, İstanbul Defterdarlığı Hisar Vergi Dairesine ve İdari Yaptırım Kararı gereğince Fatih Vergi dairesine 30.05.2014 ile 04.06.2014 tarihleri arasında yaptığını iddia ettiği ödemelerin müvekkilinden tahsili talebi ile açıldığını, müvekkilinin hiçbir aşamada geminin donatanı, işeteni sıfatını haiz olmadığından, işbu sıfat ile de sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağını, finansal kiralama şirketi olarak müvekkilinin söz konusu geminin fiili hakimiyetini hiçbir aşamada elinde bulundurmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mısır'da ikamet eden müvekkilinin deniz ticareti ile iştigal ettiğini, 20/05/2013 tarihinde dava dışı bir kişiden gemi satın aldığını, NIL-K isimli geminin 05/06/2013 tarihinde ... ismi adı altında müvekkili lehine ... Gemi Siciline tescil edildiğini ve deniz ticaretinde kullanılmaya başlanıldığını, 19/05/2014 tarihinde yüklü olarak Çanakkale Boğazından geçmekte iken geminin daha önceki maliklerinden olan davalı ...nin gemiyi Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin etmemesi ve bu sicilde kayıtlı borçlar nedeni ile seferden men edildiğini, haricen edinilen bilgiye göre TUGS 144 sıra numarasında davalı adına tescilli bulunan NIL-K isimli kuru yük gemisinin müvekkiline satan ...Osman'ın anılan gemiyi 26/02/2013 tarihinde davalının mülkiyetinde iken düzenlenen satış senedi ile davalıdan satın aldığını, akabinde davalının satış senedi düzenlemek suretiyle sattığı ve mülkiyetini devrettiği geminin TUGS'dan terkinini yapmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla geminin seferden men edilmesi akabinde işbu kararların icra edildiği dosyalara ilşikin borçların müvekkili tarafından tamamen gemisini kurtarma ve ticaretine devam etme amacıyla ödendiğini ve seferden men kararlarının kaldırıldığını, müvekkilinin tam çabalarına rağmen limandan çıkış belgesi düzenlenmediğini, geminin 28/09/2014 tarihinde liman sahasında demir tarayarak sürüklenmeye başladığını ve akabinde Beşiğe Burnu'nda karaya oturduğunu, davalı tarafından işbu geminin TUGS'dan terkini hususunda başvuru yapıldığı ve işbu başvurularının reddi neticesinde İstanbul 1.İdare Mahkemesinin 2014/2056 esas sayılı dosyası tahtında dava ikame edildiği öne sürülmüş olsa da davalı tarafından gemi üzerinde bulunan takyidatlar kaldırılmadan sicilden terkin talep ettikleri ve davalının usulsüz satış yaparak müvekkilini zarar uğrattıklarını, gemiyi 210.000 USD'ye satın aldıklarını, gemi üzerinde 561.825 USD tutarında soğan yükü bulunduğunu, geminin borçlarına ilişkin icra dosyalarına 121.553,631 TL ödeme yaptıklarını beyanla dava değeri arttırılmak üzere şimdilik 1.000.000 Amerikan Doları karşılığı 2.974.300 TL'nin 19/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte belirsiz alacak davası şekli ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin miktarını veya değerini belirleyebilmesinin zor olduğunu ileri sürdüğü her durumun, belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli olmadığını, davacının dava dilekçesinde dava değerini kendi deyimiyle kısaca rakamlarla ifade ettiğini, geminin TUGS'dan terkini gerçekleştirilemediğinden bahisle kazanç kaybının ortaya çıktığını ve bu duruma ilişkin zararının devam ettiğini iddia ettiğini, talep edilenlerin hiç birinin dava tarihi itibariyle miktarı belirlenmesi imkansız olan hususlar olmadığını, HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası açılması için gereken alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansızlığı şartı sağlanamadığından usulden reddi gerektiğini, ...ile ... Nak. Tic. Ltd. Şti arasında finansal kiralama sözleşmesi ile ... gemisi ...'e kiralandığını, İstanbul 26.Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, 26/02/2013 tarihnide ... belgesi tahtında ...isimli şahsa devredildiğini, müvekkilinin TUGS'da malik gözükmesi sebebiyle kendisine geminin acentesi ... Denizcilik Hizmetleri Şti tarafından yapılan bildirimle Türk Bayraklı ... isimli geminin bayrağının ve isminin değiştirilerek ... Bayraklı ... isimli gemi yapıldığından haberdar olduğunu, davacı tarafın malın ayıpsız biçimde devri ile yükümlü olan tarafın müvekkili değil ...Osman isimli şahıs olduğunu beyanla müvekkilinin ... isimli (eski adıyla ...) gemi ile ilgisinin bulunmaması, donatan veya işleten sıfatını hiçbir zaman haiz olmaması ve sicilin aleniyeti prensibi gereğince dava konusu talepler nedeniyle sorumlu tutulamayacağından işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 14/02/2024 tarih 2017/113 Esas- 2024/74 sayılı kararında;"Asıl dava; TUGS'daki ismi "...K" olan “... ” isimli, soğan yüklü geminin Mısır’ın İskenderiye limanından, Rusya’nın Novorossıyk limanına gitmek için Çanakkale Boğazı’ndan geçiş yaptığı sırada, borçlarından dolayı seferden men edilerek alıkonulmasından sonra geminin işletmecisi olan davacı ... Denizcilik tarafından seferden men kararlarının kaldırılması için Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve icra dosyalarına ödenen tutarların davalı ...den tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili özet olarak; müvekkili şirketin davaya konu “...K” isimli gemiyi hariçten satın almış olan 3.şahısla anlaşma yaparak geminin sefer bazında işletmesini aldığını hem de acenteliğini üstlendiğini, dava konusu geminin seferden men edilmesinin akabinde, 14 ayrı icra dosyasına, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne, İstanbul Defterdarlığı Hisar Vergi Dairesine ve İdari Yaptırım Kararı gereğince Fatih Vergi Dairesine 30.05.2014 ile 04.06.2014 tarihleri arasında 17 defa dava konusu geminin toplam 128.964,50 TL tutarındaki borcunu ödediğini, davacının işletmecisi sıfatıyla davalı şirkete ait ...K isimli geminin borçlarını kapatmak için yaptığı ödemelerin tahsili amacıyla İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasıyla 24.03.2015 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamını talep etmiştir.Birleşen dava ise; ...K gemisinin maliki olduğunu ileri süren ...'in geminin Çanakkale boğazında tutuklanmasından dolayı ortaya çıkan zararlarının tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili, Mısır’da ikamet eden müvekkilinin 20.05.2013 tarihinde dava dışı bir kişiden söz konusu gemiyi satın aldığını, geminin 05.06.2013 tarihinde ... ismi adı altında müvekkili lehine ... Gemi Siciline tescil edildiğini ve deniz ticaretinde kullanılmaya başlanıldığını, 19.05.2014 tarihinde yüklü olarak Çanakkale Boğazından geçmekte iken geminin daha önceki maliklerinden olan davalı ...Ş.’nin gemiyi Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin etmemesi ve bu sicilde kayıtlı borçlar nedeni ile seferden men edilen geminin sondan tamir görmez gemi kabul edilmesi nedeni ile tam zayi olmasından kaynaklı olarak 210.000 USD gemi bedelinin, geminin seferden men edildiği tarihde üzerinde bulunan ve beklemeden dolayı zayi olan 561.825,00 USD yük bedeli ve geminin sefere devamının temin bakımından yapılan 121.553,631 TL ödemenin davalıdan tahsilini talep etmiştir.Dosyaya celp delin belgeler ile taraf vekillerince ibraz edilen kayıtlardan, davaya konu geminin 1978 Gebze yapımı 82,3 metre boyunda ... IMO numaralı bir kuru yük gemisi olduğu, 12/11/2010 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti adına düzenlenen gemi sicil tasdiknamesine göre 24/08/2007 tarihli satın alma işlemi neticesinde Türk bayraklı "...K" gemisi malikinin, esas ve birleşen dosya davalısı ... Finansal Kiralama AŞ olduğu, 08/11/2010 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi ile, geminin 12/11/2010 ile 05/12/2017 tarihleri arasında dava dışı ... Nakliyat Ticaret Ltd Şti firmasına kiralandığı, İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/142 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ... firmasının finansal kiralama bedelini ödemediği gerekçesi ile finansal kiralama sözleşmesinin feshine karar verilerek 03/07/2014 tarihinde bu durumun gemi siciline işlendiği anlaşılmıştır.26.02.2013 tarihinde alıcı dava dışı ...ile satıcı davalı ...Ş. arasında düzenlenen Satış Senedine (Bill of Sale) göre, Bağlama Limanı İstanbul olan dava konusu “NIL K” gemisinin 100 USD karşılığında satıldığı, bu satış sözleşmesi ile geminin alıcıya Abu Quir/Mısır limanında teslim edildiği anlaşılmaktadır.18.06.2013 tarihinde satıcı davalı ...Ş. tarafından alıcı dava dışı ...adına düzenlenen A002329 numaralı faturanın da 100 USD bedel ile tanzim edildiği, açıklama kısmında dava konusu geminin detaylarının bulunduğu görülmektedir.Bu satım anlaşmasına göre 03/09/2012 tarihinde alıcı ... Osman tarafından Abu Quir Mısır Limanında geminin denetlendiği, bu denetleme zamanındaki şekilde ve yerde tüm risklerin alıcı tarafından üstlenildiği, alıcının bayrak kayıt işlemlerindeki tüm vergi, harç ve masrafları, satıcının ise sicil işlemlerindeki sorumluluğu üstlendiği dosya kapsamına sabittir. Böylelikle geminin dava dışı alıcı tarafından geminin hasarlı vaziyette ve Mısır Limanında oluşan masrafları ile birlikte 100 USD bedel ile satın alındığı belirlidir. Ancak, esas ve birleşen dava davalısı ... Finansal Kiralama şirketi tarafından anılan satış işlemi sonrasında geminin Türk Gemi Sicilinden kaydının silinmesinin talep edilmediği, ilk defa satım sözleşmesi tarihinden 1 yıl 6 ay sonra 03/07/2014 tarihinde geminin sicilden terkini talebinde bulunulduğu dosya kapsamında sabittir. 20/05/2013 tarihinde ise dava dışı ... Osman tarafından geminin bu kez birleşen dosya davacısı ... e satışının yapıldığı, geminin ... Cumhuriyete bayrağından Freetown Bağlama Limanı siciline geçtiği, gemi adının ... olarak değiştirildiği, geçici sicil tasdiknamesinin ilk olarak 04/12/2013 tarihine kadar olduğu sonrasında bu sürenin ise 20/06/2014 e uzatıldığı, satım sözleşmesine göre satıcının gemiyi herhangi bir takyidat, ipotek, deniz rehni, vergi, harç ve her türlü borç ve taleplerden ari olarak devretmeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır. 04/05/2014 tarihinde dava konusu geminin Mısır Alexandria Limanından 1.266,666 ton soğan yükünü Rusya Novorossiysk Limanı'na 5 ayrı konşimento tahtında taşımak üzere sefere başladığı, yükün toplam fatura bedelinin 561.825,00 USD olduğu, 19/05/2014 tarihinde geminin Çanakkale Boğazı varışında Kıyı Emniyeti Genele Müdürlüğü'ne bağlı Gemi Trafik Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından Çanakkale Liman Başkanlığı ile gemi acentesi olduğu belirtilen dava dışı Pacific Shipping firması ile dava dışı Falcon Acente Çanakkale firmasına bildirim yapılarak gemi sabıka kaydında bulunan kayıtlar nedeni ile seferden men kararı verildiği dosyada mübrez evraklardan anlaşılmıştır. Bu tarih itibarı ile geminin halen Türk Uluslararası Gemi Sicili nin 144. Sırasında ...K adı ile kayıtlı bulunduğu, esas ve birleşen dosya davalısı ... Finansal Kiralama firması tarafından ancak 03/07/2014 tarihinde geminin sicilden terkini talebinde bulunulduğu, 17/07/2014 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığı tarafından bu talebin, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı 10/05/2008 tarihli El Koyma kararı, Kadıköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 29/07/2011 tarihli haciz kararı, İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... tarihli satışa arz kararı ve izinsiz bayrak değişimi/satış yapılması, geminin yüklü olması ve geminin aynından doğan vergi borçları nedeni ile sicilden terkin talebinin uygun bulunmadığı tespit edilmiştir.26/09/2014 tarihinde İstanbul 1. İdare Mahkemesinde 2014/2056 Esas sayılı dosyasında konu geminin TUGS'daki kaydının terkin istemi ile dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 18/11/2015 tarihinde 2015/2362 Karar sayılı ilam ile süre aşımından davanın reddine karar verildiği, 28/02/2017 tarihinde Bozcaada Liman Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu davaya konu geminin TTK 933 maddesi gereğince Tamir Kabul Etmez Gemi olarak değerlendirildiği, 24/01/2018 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığı yazısı ile TTK 933 maddesi gereğince Tamir Kabul Etmez Gemi olarak geminin sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. Tüm bu süreç yaşanırken gemi üzerinde bulunun soğan yükünün 17/03/2015 tarihli Tarım İl Müdürlüğü raporu ile yükün bozulmuş ve kokuşmuş olduğu tespiti ile yükün imhasında sakınca olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Birleşen dava konusu taleplerden bir diğeri ise yükün bozulması nedeni ile yük bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Somut uyuşmazlıkta Davalı ... şirketinin Birleşen Davacıya karşı sorumlu olup olmaması bakımından önem taşıyan husus Birleşen Davacı ...’ın “...K” gemisinin TUGS kaydının kapanıp kapanmadığı yahut gemi üzerinde takyidat bulunup bulunmadığını bilmemekte iyi niyetli olup olmadığıdır. Bu noktada önemli olan husus ...n önceki adı “...K” olan geminin TUGS sicilinden terkin edilmediğini yahut gemiyi devralırken TUGS sicilini kontrol etmesinin gerekli olup olmadığıdır. Dolayısıyla Davalı ... şirketinin bu noktadaki sorumluluğu değerlendirilirken, birleşen dosya davacısının “...K” gemisinin TUGS kaydının kapanıp kapanmadığı yahut gemi üzerinde takyidat bulunup bulunmadığını bilmemekte iyi niyetli olup olmadığına bakılmalıdır. Türk hukuku uygulandığı takdirde sicil kayıtlarına güvenerek hak iktisap eden iyi niyetli üçüncü kişinin edimi korunacaktır. Ancak, MÖHUK m. 22 gereği uygulanması gereken “...” hukukuna göre aynı sonuca varılıp varılmayacağı önemlidir. Teknik bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede; “... Cumhuriyeti Denizcilik İdaresinin resmi internet sitesinde yer aldığı üzere (https://www.slmarad.com/en/web-pages/vessel-registration-procedure/1) gemi sicil kaydı için ilk aşamada diğer bazı evrakların yanında, geminin tüm ipotek, haciz ve rehinlerden muaf olduğunun kanıtlanması zorunluluğu olup, tüm formaliteler sonucunda 6 ay süreyle geçici gemi sicil belgesi düzenlenmektedir. Sonrasında 6 ay içerisinde, diğer bazı evrakların yanında, geminin önceki bayrağından orijinal terkin belgesinin sunulması gerektiği ve bunun neticesinde 5 yıl süreli kalıcı gemi sicil belgesinin düzenleneceği kurala alınmıştır. Gemi için geçici olmayan gemi tasdiknamesi alması için geminin önceki sicilinden terkin edildiğine dair bir belge sunulması gerekmektedir. Aksi takdirde verilen gemi tasdiknamesi geçicidir sonucuna varılmaktadır. Bu bilginin önemi, Birleşen Dava Davacısının geminin önceki sicil kaydının kapanmadığı ve bir kişiden gemi alırken önceki sicilini inceleme imkanına sahip olduğu anlamına gelecektir. 15.10.2021 Tarihli bilirkişi raporunda Hukukçu Bilirkişisi tarafından mevzuat çerçevesinde yapılan araştırmada “The Registration of Shipping Act, 1965 Being an Act to Provide for the Registration of Ships in ...” Kanuna ulaşılmış olup bu Kanun ... Siciline Gemilerin Kaydedilmesine İlişkin 1965 tarihli Kanun’dur. Söz konusu ülke kanunununa göre bir gemi hakkında geçici sicil tasdiknamesi düzenlenmesi için önceki sicilinden terkin edildiğine yönelik bir belgenin zorunlu olarak sunulması gerekliliğinin aranmadığı, ancak geminin ... Cumhuriyeti gemi sicil kaydı için ilk aşamada diğer bazı evrakların yanında, geminin tüm ipotek, haciz ve rehinlerden muaf olduğunun kanıtlanması zorunluluğu bulunduğu, tüm bu formaliteler sonunda 6 ay süreli geçici gemi sicil belgisi düzenlendiği, sonraki 6 ay içerisinde diğer bazı evrakların yanında geminin önceki bayrağından orjinal terkin belgesinin sunulması gerektiği ve bunun neticesinde 5 yıl süreli kalıcı gemi sicil belgesinin düzenleneceği açıklanmış olup bu uygulamanın diğer benzer bayrak ülkeleri ile uyumlu olduğu belirtilmiştir. Dava dosyasına ... Cumhuriyeti tarafından düzenlenen 05/06/2013 başlangıç 04/12/2013 bitiş tarihli ve 09/05/2014 başlangıç 20/06/2014 bitiş tarihli 2 ayrı geçici sicil belgeleri sunulmuş olup, bunlardan son sicil belgesi süresinin 20/06/2014 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Buradan “...K” gemisi için kalıcı gemi sicil belgesinin hiç düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. Bilirkişiler tarafından 20/06/2014 tarihi sonrası geçici ya da kalıcı sicil belgesi düzenlenmediği takdirde geminin sefere devamının mümkün olmadığı belirtilmiştir.Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, geminin yalnızca geçici kaydı söz konusu olup kesin kaydının ... Sicili’ne yapılmadığı, bilirkişi raporunda da değinildiği üzere bunun geminin TUGS’dan kaydının terkin edildiğine ilişkin belgenin sunulamamış olmasından kaynaklandığı anlaşıldığından ...n sicil kaydına güvenerek gemiyi satın aldığını ve geminin kaydının TUGS’dan silinmediği konusunda iyi niyetli olduğunu söylemek mümkün değildir. Diğer yandan Asıl davada davalının sorumluluğunu haksız fiil hükümlerine dayandırmış olup 09.12.2022 tarihli Bilirkişi raporunda bu konuya ilişkin olarak, davacıların iddia ettiği fiili zararlar ile yoksun kalınan kâr bakımından, davalının, geçersiz bir sözleşme yapması ve gemiyi sicilden terkin ettirmeyi sağlayamaması şeklindeki fiillerinin, davacıların zarara uğramasına yol açması bakımından bir sebep sonuç ilişkisi mevcut olsa bile, her türlü illiyet değil; ancak uygun illiyet bağının bulunması halinin haksız fiil sorumluluğunu doğuracağı, davalının geçersiz işlem yapması ve terkin talebinde geç bulunması ya da terkinin mümkün olmadığı bir vaziyette gemiyi geçersiz surette satmış olması, hayatın olağan akışına göre davacıların iddia ettiği zararları meydana getirmek açısından davalının sorumluluğunu gerektirecek uygunluk bağı içinde olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. Bunun aksi kabul edilse dahi, bu kere, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurunun ya da zararın meydana gelmesindeki kendisine isnadı mümkün davranışlarının ya da hareketsizliğinin, zararın doğmasına yol açan temel sebep oluşturup oluşturmadığının incelenmesi gerekir. Eğer ağır kusur ya da zararı meydana getirmeye elverişlilik hali, davalı açısından uygun illiyet bağını kesen bir düzeye ulaşmış ise, bu durumda da uygun illiyet bağının kesilmiş olduğu kabul edilecek ve haksız fiil sorumluluğu doğmamış olacaktır. Somut olayda, davacı tarafın geminin tabi olduğu sicili araştırması kendisinden beklenen bir harekettir. Nitekim bilirkişi raporlarında davacı tarafın geminin Türk sicilinde kayıtlı olduğu ve yabancı ülkeden geçici tescil belgesi aldığı yönünde belgeler bulunmasına istinaden, davacı larafın durumdan haberdar olduğu ifade edilmiştir. Gemi satın alan bir kimsenin bu araşlırmayı yapmaması ağır ihmal teşkil eder ya da bilerek bu şekilde davranmış olması ise kast veya duruma göre olası kast düzeyinde bir durum teşkil eder. Hal böyle olunca da davacı tarafın, satın aldığı geminin sicilinin satıcı dışında başka bir kişiye (davalıya) ait olduğunu ve sicilinin de Türkiye olduğunu öngörmesi, böyle bir durumda gemi üzerinde değişik ticari ya da idari ilişkiler sebebiyle olası takyidatların bulunabileceğini düşünmesi ve buna göre tedbirli hareket etmesi gerekirken bu yönde üzerine düşeni yerine getirmemekle ağır kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda zarar gören davacının saptanan ağır kusuru illiyet bağını kestiğinden, neticede davalı ...Ş.'nin davacı ... İbrahim Mohamed'e karşı haksız fiil sorumluluğunun doğmamış olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Dosyaya celp edilen, gemi borçları için ödendiği beyan edilen 15 adet icra dosyası örneği ve davacının dosyaya ibraz ettiği banka dekontlarının tetkikinden; borçlarından dolayı seferden men edilen gemi için Asıl dosya davacısı ... tarafından icra dosyalarına, Kıyı Emniyet Müdürlüğüne ve davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine 127.241,82 TL ödemenin gerçekleştirildiği, buna karşın Birleşen dosya davacısı ... tarafından ise; icra dosyalarına yapılan herhangi bir ödeme belgesine rastlanılmadığı, ayrıca davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin belgelerin dosyaya ibraz edilmediği tespit edilmiştir.Her ne kadar birleşen dosya davacısı tarafından dava dilekçesi ile, dava konusu geminin sefere devamının temini bakımından icra dosyalarına 121.553,631 TL ödeme yapıldığı belirtilerek, bu hususta asıl dosya davacısı ... firmasına 29/05/2014 tarihinde 150.000 TL karşılığı 71.275,84 USD ödeme yapıldığı ileri sürülerek, bu bedelin davalı ... firmasından tahsili talep edilmiş ise de, ... firmasına ödeme yapıldığını teyit eder bir herhangi bir ödeme belgesi dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki, böyle bir ödeme yapıldığı ortaya konulmuş olsa dahi bu kapsamdaki zararını aralarındaki iç ilişkileri uyarınca ... Denizcilik şirketinden talep edilebileceği kanaati ile birleşen dosyadaki bu talebin de reddine karar vermek gerekmiştir. Esas dosya davacısı ... Denizcilik Hizmetleri San ve Tic. Ltd Şti ile birleşen dosya davacısı ... arasında imzalanan 24/04/2014 tarihli Sefer İşletmesi ve Acentelik Anlaşması gereğince, ... isimli dava konusu geminin 2014 Mayıs- Haziran tarihlerindeki 2 ayrı sefer bakımından ticari işletmesi yapılmak üzere kiralandığı, esas dosya davacısı ... firmasının aynı zamanda geminin Türkiye acentesi olarak görevlendirildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda 19/05/2014 tarihinde geminin Çanakkale Boğazı varışında Kıyı Emniyeti Genele Müdürlüğü'ne bağlı Gemi Trafik Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından bildirilen seferden men kararının kaldırılması ve geminin sefere devam edebilmesinin temini bakımından gemi sicil kaydında görünen 15 ayrı icra dosyasına ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ile Hisar ve Fatih Vergi Daireleri'ne bir kısım ödemelerin yapıldığı, yapılan bu ödemelerin rücuen davalıdan tahsili talepli başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmıştır. Esas dosya davacısı tarafından yapılan ödemelere ilişkin icra dosyaları ile ödemeye ilişkin ödeme evrakları HMK 119 maddesi gereğince usule uygun hali ile 24/10/2023 tarihli dilekçe ekinde dosyaya ibraz edilmiş olup; söz konusu dosya örnekleri incelendiğinde;-İstanbul 34 İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 4.735,70 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ve 02/06/204 tarihinde 2 seferde,-İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ...48 Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 2.541,87 TL olarak 30/05/2014 tarihinde 02/06/204 tarihinde 2 seferde,-İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 1.722,76 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 1.910,00 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 10,938,48 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 4.999,54TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 771,38 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 3.185,69 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 1.537,21 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 24.173,68 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 1.244,91 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 6.063,00 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ,-İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 516,60TL olarak 03/06/2014 tarihinde 2 ayrı seferde,-İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası kapak hesabının 25.000,00 TL olarak 30/05/2014 tarihinde ödeme yapıldığı görülmüştür.Yine davacı ... firmasının ...K gemisi için Kıyı Emniyeti Genele Müdürlüğü tarafından düzenlenen Telsiz Kullanım ve Telsiz Haberleşme ücreti toplamı olan 30.200 TL'yi bedelin 04/06/2014 tarihinde, Hisar Vergi Dairesi tarafından gemi hakkında düzenlenen vergi idari para cezası olduğu anlaşılan 3.600,0 TL'yi 04/06/2014 tarihinde, Fatih Vergi Dairesi tarafından tahakkuk ettirilen 4.101,0 TL vergi cezasının 04/06/2014 tarihinde asıl dosya davacısı ... firması tarafından ödendiği tespit edilmiştir. Anılan icra dosyaları ile kurumlara yapılan tüm ödemelere ilişkin borçların, ...K gemisinin 05/12/2012 tarihli satıştan önceki davalı ... Şirketinin malikliliği dönemine ilişkindir. TBK'nın 202. Maddesine göre yeni malik gemiyi borçları ile birlikte satın almış sayılır ise de, ... Finansal Kiralama Şirketinden Hussein Khavaji'ye yapılan satış geçerli değildir. Zira satış için sadece Bill of Sale düzenlenmiştir. Ancak söz konusu belge noter önünde düzenlenmediğinden imzaların tastikine ilişkin resmî şekil şartı gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla TTK m. 1001 de öngörülen koşullar karşılanmamıştır. Bunun yanında geminin seferden men edildiği tarihteki sicil malikide ... Finansal Kiralama şirketidir. Bu tespitler karşısında ...K gemisinin borçlarından dolayı asıl dosya davacısı ... firmasının geminin borçlarından dolayı icra dosyalarına ve kurumlara yaptığı ödemelerden davalı ... sorumlu olduğu, davacının ödediği tutarları davalıya rücu edebileceği kabul edilmiştir. Yapılan tüm bu değerlendirmelerin sonucunda asıl davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takibine kısmen iptali ile 127.241,82 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak belirli ve likit olduğundan takdiren %20 oranı üzerinden hesap edilen 25.448,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, birleşen davanın ise yukarda açıklanan nedenlerle reddine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile, '' 1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra takibine kısmen İPTALİ ile 127.241,82 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili için icra takibinin DEVAMINA-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,-Takdiren %20 oranı üzerinden hesap edilen 25.448,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE, 2-Birleşen davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve birleşen davada verilen karara karşı davacı, asıl davada verilen karara karşı ise davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece sözlü ve yazılı beyanları dikkate alınmaksızın yalnızca itirazda bulunulan bilirkişi raporları doğrultusunda, gerekli araştırma yapılmaksızın hüküm ittihaz edildiğini, Yerel Mahkeme nezdinde alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına karşı itirazları çerçevesinde dosyanın ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişiye tevdi edilmesi gerekirken Yerel Mahkemece, itiraz edilen raporlar göz önünde bulundurularak hüküm tesis edildiğini, salt bu hususun dahi yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, bu bağlamda her halükârda itirazları dikkate alınmaksızın ve hüküm tesis etmeye elverişli olmayan raporlar doğrultusunda karar ittihaz edilmesinin hatalı olduğunu; Yerel mahkemenin iyiniyet ve kusura ilişkin değerlendirmelerinin madden ve hukuken hatalı olduğunu, müvekkili, ... isimli gemiyi 20.05.2013 tarihinde dava dışı ...Osman'dan satın almış olup işbu satışın bedeli olarak 210.000,00 USD ödediğini, müvekkilinin, satışın gerçekleşmesinin hemen ardından düzenlenen 05.06.2013 tarihli geçici gemi sicil tasdiknamesi doğrultusunda yük taşımacılığına devam ettiğini, 05.06.2013 tarihinde düzenlenen geçici gemi sicil tasdiknamesinde geminin eski adının ... ve eski bayrağının ... Cumhuriyeti olduğu belirtilmekte olup müvekkiline yapılan satış bakımından düzenlenen satış senedinde gemi üzerinde hiçbir takyidat, ipotek, gemi rehni, vergi, harç ve her türlü borç ve taleplerden ari olarak devredildiğini taahhüdü bulunduğunu, bu bağlamda müvekkilinin hem satış senedinde yer alan taahhüt hem de satıştan sonra düzenlenen 05.06.2013 tarihli gemi sicil tasdiknamesinde yer alan bilgiler doğrultusunda Türk Sicilini araştırma gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını;Müvekkilinin inceleyebileceği tek belgenin; gemiyi hangi sicilde tescilli iken alıyor ise o sicil tarafından düzenlenmiş güncel sicil sertifikası olduğunu, bu koşullar altında 05.06.2013 tarihli gemi sicil sertifikasına güvenen müvekkilinin somut olay bakımından iyi niyetli olduğu izahtan vareste olup gerekçeli kararda yapılan aksi yöndeki değerlendirmelerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve yoruma dayalı olduğunu, ayrıca dosyada mübrez gemi sicil tasdiknamelerine göre geminin geçici sicil sertifikasının 20.06.2014 tarihinde sona erdiğini, geminin Türkiye’den geçişi ve de seferden men kararının uygulandığı tarih itibariyle geçici sicil tasdiknamesinin geçerli olduğunu ve bu aşama itibariyle müvekkiline yüklenebilecek hiçbir kusur/ ihmal de bulunmadığını; Haksız fiil sorumuluğu kapsamında davalının, yasaların kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyerek müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu, somut olayda; davalı şirketin kusuru, müvekkilinin zararı ve işbu zarar ile davalının kusuru arasında illiyet bağı bulunduğunu, buna rağmen Yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ve itirazları dikkate alınmaksızın, hüküm tesis etmeye elverişli olmayan rapor doğrultusunda "davalı ...Ş..'nin müvekkiline karşı haksız fiil sorumluluğunun doğmamış olduğu" yönündeki kanaat ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, haksız fiil sorumluluğu kapsamında yapılan değerlendirmede müvekkilinin sicili araştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesinden dolayı “ağır” kusurlu olduğuna yönelik bir tespite yer verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin gemiyi ... siciline kayıtlı halde alırken kontrol etmekle yükümlü olduğu yegane sicilin ... sicili olduğunu, bu nedenle müvekkilinin bu yükümlülüğünü yerine getirmediği ve bu hususun illiyet bağını kesecek ağır kusur niteliğinde olduğu yönündeki tespite itiraz ettiklerini, bu yöndeki bir tespitin herhangi bir yasal dayanağı olmadığı gibi gemi satış prosedürleri ve teamül itibariyle de alıcı bakımından böyle bir yükümlülükten söz edilemeyeceğiniHükme esas alınan 09.12.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda haksız fiil kapsamında yapılan değerlendirmede davalının hareketlerinin TBK m. 49 anlamında haksız fiil sayılacağı isabetle tespit edilmiş olmasına karşın müvekkilinin eylemlerinin fiil ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını kopardığı görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin geminin kayıtlı olduğu sicil dışında başka bir sicili kontrol etme yükümlülüğü olmadığını, gemiyi ... bayraklı ve Freetown limanına tescilli olarak satın aldığını ve ... sicili tarafından düzenlenmiş usulüne uygun sicil sertifikasının işbu satışa esas olarak müvekkiline ibraz edildiğini, her ne kadar ... sicili tarafından düzenlenmiş olan sicil sertifikalarında geminin önceki menşei Türkiye olarak görünse de müvekkili gemiyi ... bayrağı altında satın almış olup burada mülkiyetin devri ve müvekkili adına tescili için kontrol etmesi gereken tek sicilin satış anında geminin mevcut sicili olan ... sicili olacağını, dosya kapsamındaki beyanlarında detaylı olarak açıklandığı üzere uygulamada gemilerin inşa halinden son satış anındaki siciline kadar geriye yönelik tüm sicillerin kontrol edilmesinin fiilen ve denizcilik sektöründeki uygulamalar itibariyle mümkün olmadığını, teamülen de böyle bir yükümlülüğün söz konusu olmadığını, Türk Hukukunda da benimsendiği üzere sicilin aleniyeti ve sicile güven ilkesi çerçevesinde, iyiniyetli 3. kişi olan müvekkilinin gemiyi ...Osman'dan satın aldığı esnada ... sicilinde tutmak ya da sicilini değiştirmenin kendi uhdesinde olduğunu, geminin mevcut sicilinde ve bayrağında tutulmasından dolayı geminin ...Osman adına ... siciline ilk tescil edildiği andaki işlemlerden doğmuş veya doğabilecek herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını ve hatta IMO (Intermantional Maritime Organization)'nun ve diğer uluslararası sözleşmelerin deniz ticaretinde kullanılan gemilerin sahip olması gereken sertifikalarına ilişkin regülasyonları uyarınca ... sicili tarafından tüm sertifikalar ... isimli gemi ve müvekkili adına düzenlendiğinden artık burada müvekkilinin geminin önceki sicil kayıtlarını kontrol etmekle/ incelemekle sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu;Özetle, müvekkilinin gemiyi satın alırken kontrol etmekle yükümlü olduğu tek sicilin geminin satış anında kayıtlı olduğu ve bayrağını taşıdığı ... sicili olduğunu, müvekkilinin geminin, ...Osman’a satılmasının ardından bayrağı ve kayıtlı olduğu sicil değişen geminin Türk uluslararası gemi sicilini kontrol etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki yükümlülüğü olmamasına rağmen Türk sicilini de kontrol etmiş olsa idi geminin Türkiye sınırları içerisine geldiğinde takyidatları sebebiyle el konulabileceğini sicil üzerinden tespit edebilmesinin mümkün olmadığını, yine bu noktada, geminin tutuklandığı tarihte Türkiye sularından transit geçiş yaptığını, Türkiye'nin geminin varış limanı olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bu kapsamda da Türk gemi sicilini kontrol etmekle yükümlü tutulmasının mümkün olmadığını, bu durumda hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin Türk sicilini kontrol ettirmiş olsaydı dahi geminin Türkiye sınırlarına geldiğinde tutuklanabileceğini bilmesinin mümkün bulunmadığını;Ayrıca 19.05.2014 tarihinde seferden men kararı alındıktan sonra her ne kadar asıl dosya davacısı ... Denizcilik Hizmetleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 30.05.2014 ile 04.06.2014 arasında gemi sabıka kaydındaki borçları ödenmiş ve bu borçlara ilişkin seferden men kararları kaldırılmış olsa da 06.06.2014 tarihli kütük örneğinde görüldüğü üzere, gemi üzerinde 4 adet takyidat bulunduğunu ve bunların geminin sefere devam etmesine ve İstanbul Liman Başkanlığı’nın 17.07.2014 tarihli kararına göre ...’nin mülkiyet hakkının sicilden terkinine engel olduğunu, bu takyidatların oluştuğu zamanda geminin malikinin davalı ...Ş. olduğunu;09.06.2014 tarihinde Bozcaada Liman Başkanlığının dilekçesi ile Ezine Cumhuriyet Başsavcılığına, Bozcaada demirde bulunan ... gemisinin, aslında Türk Uluslararası Gemi Sicilinin 144. Sırasında kayıtlı ... isimli gemi olduğu, geminin sicilden terkini yapılmadan ... bayrağı çektiğinin anlaşıldığından gemi kaptanı hakkında TTK m. 947 gereğince yasal işlem yapılmasının istendiğini, sonrasında da malikinin davalı ...Ş. olduğu, daha önceki dönemlerde gemiye ait başka borçlar için yeni takyidatlar sicile vazedildiğini, geminin seferden men kararı ardından demirlemesinden 48 saat sonrasında liman varış kontrolü (giriş) yaptığı ve yukarıda belirtilen ve ...’nin malik olduğu dönemde geminin siciline işlenen takyidatlar sebebiyle çıkışı için Liman Çıkış Belgesi düzenlenmediğini, dosyada mübrez gemi sicil tasdiknamelerine göre geminin geçici sicil sertifikasının 20.06.2014 tarihinde sona erdiğini, Gemi’nin Türkiye’den geçişi ve de seferden men kararının uygulandığı tarih itibariyle geçici sicil tasdiknamesinin geçerli olduğunu ve bu aşama itibariyle müvekkiline yüklenebilecek hiçbir kusur/ ihmal bulunmadığını, somut olayda; davalı şirketin kusurunun, müvekkilinin zararı ve işbu zarar ile davalının kusuru arasında illiyet bağı bulunduğu açık olduğunu; Yerel mahkeme kararının, dosya içinde bulunmadığı belirtilen ödeme belgelerine rağmen eksik inceleme ile hazırlanmış bir karar olduğunu, her ne kadar 16.03.2020 tarihli dilekçeleri ile "geminin seferden men edilmesinden sonra işbu seferden men kararlarının icra edildiği dosyalara ilişkin borçların müvekkili tarafından gemiyi kurtarma, seferden men kararlarını kaldırma ve bu bağlamda ticaretine devam etme amacıyla ödendiği" belirtilerek, kendileri tarafından bildirilen icra dosyalarına müzekkere yazılarak ödemelerin kimin tarafından, ne şekilde ve ne zaman yapıldığının sorulması talep edilmişse de gerekçeli kararda işbu ödeme belgelerinin dosyaya ibraz edilmediği belirtilerek hüküm ittihaz edilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda her ne kadar dosya kapsamında zararın ... Denizlicilik şirketinden talep edilebileceği belirtilmişse de işbu değerlendirmenin maddi ve hukuki gerçekten uzak olduğunu; Dosya kapsamındaki beyanları ve en son olarak dosyada mübrez 11.12.2023 tarihli beyan dilekçesinde de ifade edildiği üzere, davaya konu geminin seferden men edilmesinden sonra müvekkili tarafından, geminin kurtarılması, seferden men kararlarının kaldırılması ve bu kapsamda çeşitli icra dosyalarına ödeme yapılabilmesi, bu çerçevede geminin ticaretine devam etmesi amacıyla geminin acentesi olarak hareket eden (asıl davanın davacısı) ... Şirketine ödemeler yapıldığını, davalı ...Ş.’nin satış prosedürünü usulüne uygun bir şekilde yerine getirmeyip malik değişikliğini bildirmemesi nedeniyle müvekkili tarafından asıl davacı acenteye, acente tarafından da ilgili icra dosyalarına/vergi dairelerine ödeme yapıldığını, gerek davalı ... tarafından dava dışı alıcı ...’ye yapılan ilk devir, gerek malik değişikliği, gerekse Türk bayrağını çekme hakkının kaybı açısında sicil müdürlüğüne bildirim yapılmaması nedeniyle gemi üzerindeki takyidatların baki kaldığını ve geminin de seferden men edilmesi sebebiyle bahse konu ödemelerin yapılmak durumunda kalındığını, dolayısıyla müvekkili tarafından acenteye ve acente tarafından da ilgili icra dosyalarına/vergi dairelerine ödeme yapılmasının sebebinin bizzat davalının yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi olduğunu; Diğer taraftan dosya kapsamında en son olarak düzenlenen 05.12.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda da; TTK m. 1001 hükmünün ikinci fıkrasında aranan şekil şartının somut olayda yerine getirilmediği ve Türk hukukuna göre anılan devrin geçersiz olduğu, TUGSY m. 14, TTK m.964, TTK m.965 incelenerek davalı ... tarafından dava dışı alıcı Hussein Khajavi’ye yapılan ilk devrin, gerek malik değişikliği gerekse Türk bayrağını çekme hakkının kaybı açısından sicil müdürlüğüne bildirilmesi gerektiği ancak davalı ...Ş.’nin geminin sicilden terkin edilmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği, söz konusu takyidatlarının tümünün ... Finansal Kiralama’nın gemiye malik olduğu döneme ilişkin olduğu ve davalı yükümlülüklerini yerine getirmiş olsaydı geminin Türk boğazlarından sorunsuz bir şekilde geçeceği, davalının gemiye ilişkin borç ve takiplerden haberdar olmasına rağmen geçersiz satış sözleşmesi yapmasının davalının kusurlu hareket ettiğini gösterdiği, bir önceki bilirkişi raporuna atfen müvekkilinin zayi olan yük bakımından her halükarda 561.825,00 USD zararının doğduğu ve bu zarardan yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı ...Ş.'nin sorumluğu olduğu hususlarının tespit edildiğini, bu çerçevede zayi olan yük bedeli bakımından müvekkilinin alacaklı olduğu hususu sübuta ermiş olmakla 561.825,00 USD bakımından davanın her halükarda kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı gerekçeler ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu; Yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini,12.04.2023 tarihli duruşmada Yerel Mahkemece verilen ara kararın "Dava konusu ...K gemisinin sicile ilk kayıt tarihinden itibaren tüm gemi maliklerini gösterir gemi sicil kaydının gönderilerek gemi üzerine 2009 yılından 2018 tarihine kadar konulan tüm haciz ve tedbir şerhlerinin bildirilmesi için İstanbul Gemi Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına" şeklinde olduğunu, ancak dosyaya 23.12.2021 tarihinde "gemi üzerinde, alacak takdiyatlarından önce ceza mahkemesinde konulmuş 2008 tarihli EL KOYMA kararı olduğuna ve davalı ... tarafından işbu el koyma kararı bilinmesine rağmen satış yapıldığına, bu kapsamda da açıkça kötüniyetli ve tam kusurlu olduğuna" dair açıklamaları içerir dilekçeyi sunduklarını, hal böyle iken Yerel Mahkeme tarafından tarih aralığının 2008 yerine 2009 yılından başlatılmasının hatalı olduğunu;Davalının, malik konumunda olan bir finansal kiralama şirketi ve anonim şirket statüsü kapsamında basiretli bir tacir olarak gemi üzerindeki el koyma kararı kaldırılmadan geminin Türk sicilinden terkin edemeyeceğini bilmesine rağmen gemiyi 100 USD karşılığında sattığını, ağır kusurlu ve dahi kasıt seviyesinde bir kötüniyetle hareket eden davalı şirketin kötüniyetinin yargı eliyle korunmuş olmasının kabul edilemez olduğunu, dosya içerisinde bulunan ve İstanbul Liman Başkanlığınca düzenlenen 05.07.2018 tarihli Türk Uluslar Arası Gemi Sicili Kayıt (Kütük) örneği incelendiğinde; takyidat sıralamasının 7. sırasında, 12.05.2008 tarihinde derç edilen ''Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2008 tarihli 2008/7091 Sor. Sayılı yazılarına ekli Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.05.2008 tarih Müt.No. 2008/332 sayılı yazıları gereği EL KOYMA kararı vazedildi.12.05.2008.'' el koyma kararının görüleceğini, bir an için davalının alacaklılar tarafından konulan hacizlerin/ seferden menlerin kaldırılabileceğini planlamış olabileceği düşünülebilecekse de (ki bunu da yapmadığı) ceza mahkemesince verilen el koyma kararının yine mahkeme kararı olmadan kaldırılamayacağını bilmemesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla davalının, ağır bir kusurla ve kasti hareket ettiğini;Kronolojik sıralamanın şu şekilde olduğunu; 26.02.2013 tarihinde davalı tarafından geminin (resmi vekil ... imzası ile) ...'a satıldığını, 14.02.2013 tarihinde ... siciline ... adıyla dava dışı ...Osman adına tescil edildiğini ve akabinde 20.05.2013 tarihinde satış senedi ile anılan kişi tarafından müvekkiline satıldığını ve yine ... siciline tescil edildiğini, 19.05.2014 tarihinde uygulanan seferden men kararı ile geminin Çanakkale Boğazından geçişine izin verilmediğini, ...'nin 03.07.2014 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığı'na başvuruda bulunularak sicilden terkin talep ettiğini, bu bağlamda 19.05.2014 tarihinde gemi üzerinde uygulanan seferden men kararı sırasında davalının henüz terkin talebinde bulunmadığı ve geminin dava dışı ...Osman'a satışından yaklaşık 1 yıl 5 ay sonra İstanbul Liman Başkanlığı'na terkin başvurusunda bulunduğunun tereddütsüz olduğunu, İstanbul Liman Başkanlığı tarafından terkin talebinin reddine gerekçe gösterilen sebeplerin (gemi üzerindeki takyidatlar) oluşma tarihlerinin davalının 26.02.2013 tarihinde gerçekleştirdiği satış işleminden çok daha önce olduğunu, 26.03.2013 tarihi itibariyle terkine engel teşkil edebilecek sebeplerin davalı tarafından bilindiğini;Davalı tarafından ...Osman'a geçersiz satış yapıldığından, malik sıfatına sahip davalı, elinde bulundurduğu çıplak mülkiyeti kötü niyetli olarak, hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde ve geminin siciline şerh edilen borçlarından kurtulmak amaçlı elinden çıkartmak istediğini ve bu doğrultuda gerçekleştirmiş olduğu haksız fiili ile iyiniyetli olan müvekkiline zarar verdiğini, bu bağlamda zararını tazmin yükümlülüğü altında olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğunun şartları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olup somut olay bakımından davalının satış esnasında ve satış sonrası yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan zararın, haksız fiil şartlarını bütünüyle oluşturduğunu, zira, davalının geminin sicilinde kayıtlı olan takyidatlar kaldırılmadan bunun yapılamayacağını bilebilecek durumda olduğunu ve TUGS’a göre gemi maliki olarak kayıtlı olmaya devam ettiğinin görüldüğünü, nitekim; TUGS Yönetmeliği maddde 15.2'de; “Üzerinde haciz veya sair takyidat bulunan gemiler ve yatların TUGS’dan terkini için, söz konusu haciz veya takyidatların kaldırılması yahut ipotekli alacaklının terkine muvafakatı gereklidir” denildiğini;Yanı sıra, Finansal Kiralama Sözleşmesi 12.07.2012 tarihli mahkeme kararıyla sona ermiş olmasına rağmen davalının geminin Türk Vatandaşı olmayan şahsa satışını gerçekleştirdiğini ve terkin talebini ancak 03.07.2014 tarihinde sunduğunu, İstanbul Liman Başkanlığı'nın ise bu talebi 17.07.2014 tarihinde sicil kayıtlarında kayıtlı takyidatlar sebebiyle kabul etmediğini, hal böyle iken davalının gemisi ve gemi üzerinde yük bakımından oluşan zararları nedeniyle tazmin yükümlülüğünün bulunduğunun izahtan vareste olduğunu beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/113 E., 2024/74 K. sayılı ve 14.02.2024 tarihli birleşen davanın reddine ilişkin kararının kaldırılmasın ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl davanın konusu itirazın iptali talebinin, İcra İflas Kanunu madde 67’de öngörülen bir yıllık kanuni süre içerisinde ileri sürülmediğini, asıl dava yönünden tesis edilen kararın kaldırılarak davanın usulden reddi gerektiğini, asıl dosya davacısının, asıl dava konusu talepleri tahtında müvekkili aleyhine 36. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası nezdinde başlatmış olduğu İlamsız İcra Takibinin 24.03.2015 tarihli olduğunu, müvekkilinin ise söz konusu ödeme emrine 31.03.2015 tarihinde itiraz ettiğini ve yasal süresi içerisinde yapılan bu itirazla ilamsız icra takibinin 31 Mart 2015 tarihinde durdurulduğunu, dolayısıyla, davacı tarafin söz konusu icra dosyasına ilişkin müvekkili aleyhine itirazın iptali davası açmak için bir (1) yıllık yasal süresi, 31 Mart 2015 tarihinde başlayıp, 31 Mart 2016 tarihinde son bulduğunu, ne var ki, asıl dosya davacısının dava dilekçesi 23 Mart 2017 tarihli olup, davacı tarafın itirazın iptali talebinin öngörülen bir (1) yıllık yasal süre içerisinde ileri sürülmediğini, asıl dosya davacısının, beyanlarında 31.03.2015 tarihli itirazın kendilerine tebliğe çıkartılmadığını ve takibe itirazı bir (1) yıl sonra 25.03.2016 tarihinde icra müdürlüğüne müracaat ederek elden tebellüğ ettiklerini belirtmişse de, hayatın olağan akışı içerisinde asıl dosya davacısının dürüstlük kuralına aykırı işbu iddiasını kabul etmenin mümkün olmadığını, nitekim itirazın asıl dosya davacısına tebliğ edilmemiş olmasının müvekkili ile ilgili bir sebepten kaynaklanmadığını;İstanbul 36. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, İcra Müdürlüğünce müvekkiline hitaben düzenlenen ödeme emrine 31.03.2015 tarihinde itiraz edilmesi üzerine İcra Müdür Yardımcısı tarafindan 31.03.2015 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğinin anlaşıldığını, gerek borçlunun 31.03.2015 tarihinde borcun tamamına itirazı, gerekse de İcra Müdürünün takibi durdurma kararından sonra 1 yıllık süre içerisinde alacaklı tarafindan, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması gibi zamanaşımını kesen bir takip işlemi yapılmadığını, bu şartlarda davacı tarafin, takip ve takibe itiraz tarihinden yaklaşık bir yıl sonra, itirazı elden tebellüğ edip, durdurma karar tarihinden 2 yıl sonra itirazın iptali davasını açmasının hukuka, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olup, kabulünün mümkün olmadığını, huzurdaki davanın zamanaşımından reddini gerektiğini, aksi halde, ilamlı icra takibi tarihinden itibaren bir yıl süre dosyasını takip etmeyen, icra dosyasını tam bir yıl sonra kontrol etmek suretiyle itirazdan haberdar olan alacaklıya yaklaşık 2 yıl kadar zamanaşımı süresi tanımak, hukuka aykırı olacak ve keyfi uygulamaların önünün açılmasına yol açacağını;Somut uyuşmazlıkta tarafların husumet ehliyetini haiz olmadıklarını, davacı tarafın aktif husumet ehliyeti olmadığını, müvekkili finansal kirayalan sıfatıyla hareket etmiş olup aleyhine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, asıl dosya davacısının dava dilekçesinde, gemiyi, haricen satın almış olan 3. şahıs ile işletme anlaşması imzalayarak sefer bazında işletmesini aldığını ve bu seferlerle ilgili olarak acenteliğini üstlendiğini belirttiğini, asıl dosya davacısının, dilekçesinin devamında da talep konusu ödemelerden gemi maliki olarak müvekkilinin sorumlu olduğu yönünde mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, bu beyanlar kendi içerisinde tutarsız olup, işbu dava açısından aktif husumet ehliyetinin ispatlanmasına yetmediğini;Yerel Mahkemenin 14 Şubat 2024 tarihli kararında istinafa konu asıl davanın kabulüne ilişkin hukuki dayanaktan yoksun bir gerekçeye dayandığını, Yerel Mahkemenin gerekçesine göre, asıl dosya davacısının ödeme yaptığı icra dosyalarındaki borçların geminin 05.12.2012 tarihli satıştan önceki, müvekkilinin malik olduğu döneme ilişkin olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, asıl dosya davacısının talebine konu borçlar doğduğu sırada müvekkilinin geminin maliki olduğu varsayılsa dahi, iddia konusu borçların borçlusunun müvekkili değil geminin kiracıları ve işletenleri olduğunu, bu hususun ödeme yapılan icra dosyaları incelendiğinde de açıkça görüleceğini, asıl dosya davacısı tarafından ödeme yapılan icra dosyalarının hiçbirinin borçlusunun müvekkili olmadığı hususunun Yerel Mahkeme tarafından dikkate alınmayan bir husus olduğunu, İcra dosyalarının tümünün borçluları geminin kiracıları olup, TTK 1061 uyarınca kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılan kişi olduğunu, Yerel mahkemenin söz konusu TTK 1061. hükmü ve icra dosyalarında açıkça ortaya konan borçlu sıfatlarını göz ardı ederek böyle bir hüküm kurmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu; Asıl dosya davacısının iddiası temel alınarak ifade edilecek olursa, davalı müvekkilinin geminin maliki olarak kabul edildiği bir kurguda, asıl dosya davacısının gemiye ilişkin olarak 3. şahıs ile imzalamış olduğu sefer bazında işletme sözleşmesi ve bu seferlerle ilgili olarak üstlendiği acentelik sözleşmesinin de geçersiz olacağını, asıl dosya davacısının iddiasına göre, müvekkilinin hali hazırda maliki olduğu geminin işletmesinin 3. şahıslar tarafından başkasına devri ve acentelik hizmeti anlaşmasının akdedilmesi işlem ehliyetsizliği ve yetkisizlik nedeniyle geçersiz olacağını, bu kurguda ise asıl dosya davacısının hiçbir aşamada işleten/acente sıfatını haiz olamayacağını ve dava konusu talepler açısından aktif husumet ehliyetine sahip olmadığının kabul edileceğini, aksi halde, asıl dosya davacısının yetkili işleten/acente sıfatına dayanarak talepte bulunması için geminin işletmesini ve acenteliğini, bahse konu 3. şahıs tahtında değil müvekkili tahtında üstlenmesi gerekeceğini;Hal böyleyken, asıl dosya davacısının her şeyden evvel talep konusu harcamaları yetkili acente/işleten sıfatını haiz olarak yaptığı ve aktif husumet ehliyetini haiz olduğu iddiasını ispatlaması gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) madde 190 uyarınca, davayı ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar ve gerekçeler ışığında, asıl dosya davacısının müvekkilinin malik olduğu iddiasına göre eldeki uyuşmazlıkta asıl dosya davacısı açısından aktif husumet yokluğu mevcut olduğundan, huzurdaki davanın reddi gerektiğini;Asıl dosya davacısının, Yerel Mahkeme nezdinde görülmüş olan yargılama kapsamında sunmuş olduğu beyanlarında dava konusu gemiyi, haricen satın almış olan 3. şahıs ile işletme anlaşması imzalayarak geminin sefer bazında işletmesini ve bu seferlerle ilgili olarak acenteliğini üstlendiğini, aynı zamanda, asıl dosya davacısı, talep konusu ödemelerden gemi maliki olarak müvekkilinin sorumlu olduğu iddiasında olduğunu, beyanlarda Yerel Mahkeme’nin dikkatine sunulan ayrıntılı açıklamalara atıfla, asıl dosya davacısının beyanları kendi içerisinde tutarsız olup, işbu dava açısından husumet ehliyetinin ispatı bakımından yeterli ve kabul edilebilir olmadığını;Asıl dosya davacısı tarafindan cevaba cevap dilekçesinin 4 numaralı ekinde dosyaya ibraz edilmiş olan ve asıl dosya davacısının müşterisi ... ile imzalamış olduğu Sefer Bazlı İşletme Anlaşmasının 24 Nisan 2014 tarihli olduğunu, yine asıl dosya davacısı tarafindan dosyaya 5 numaralı delil olarak sunulmuş olan geminin müvekkili tarafindan ...isimli şahsa satıldığını belgeleyen satış senedinin (Bill of Sale) ise 26 Şubat 2013 tarihli olduğunu, asıl dosya davacısının, geminin sefer bazında işletilmesini, gemi müvekkilinin mülkiyetinden ve zilyetliğinden çıktıktan sonra üstlendiğini, hal böyleyken, 24 Nisan 2014 tarihli Sefer Bazında İşletme Anlaşmasına dayanılarak müvekkiline herhangi bir talep yöneltilmesinin söz konusu olamayacağını, bu durumun HMK m. 53 kapsamında düzenlenen dava takip yetkisinin ve taraf sıfatının eksikliğine yol açtığından ve HMK m. 114 uyarınca dava takip yetkisi dava şartı olarak düzenlendiğinden davanın Yerel Mahkemece reddine karar verilmesi gerekirken esas hakkında müvekkili aleyhine hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu;Müvekkilinin somut uyuşmazlıkta finansal kiralayan olup, hiçbir aşamada geminin donatanı, işleteni olmadığını, talep konusu borçlar bakımından borçlu sıfatı bulunmadığının dosya kapsamındaki deliller ile düzenlenen bilirkişi raporlarında da sabit olduğunu, müvekkilinin henüz uyuşmazlık konusu meydana gelmeden önce Finansal Kiralama Kanunu’na uygun olarak geminin mülkiyetini üstlenmiş olup finansal kiralama esasları gereğince de hiçbir zaman gemi üzerinde donatan ya da işleten sıfatıyla hareket etmediğini, geminin zilyedi de olmadığını, finansal kiralama ilişkisi tahtında, finansal kiralanan geminin her türlü faydasının kiracıya ait olduğu gibi, zilyetliği ve fiili hakimiyetinin de kanun gereği kiracıda kaldığını, müteakiben gemiye ilişkin finansal kiralama sözleşmesinin ilgili mahkeme kararı ile feshedildiğini, akabinde geminin 26 Şubat 2013 tarihinde dava dışı ...isimli şahsa satıldığını ve geminin zilyetliğinin de bu şahsa bırakıldığını, müvekkili tarafından haricen edinilen bilgilere göre ...ise müvekkilinin bilgisi dışında olmak üzere gemiyi 20 Mayıs 2013 tarihinde devretmek suretiyle zilyetliğini başkaca üçüncü şahsa bıraktığını, müvekkilinin bir finansal kiralama şirketi olarak geminin fiili hakimiyetini hiçbir aşamada elinde bulundurmadığı gibi finansal kiralama ilişkisinin sona ermesi sonrasında gemiyi sattığını;Müvekkilinin, geminin Hüssein Khajawi tarafindan, asıl dosya davacısının müşterisi ... isimli şahsa satılması, müteakiben geminin isminde ve bayrağında değişiklik yapılması ve ... isimli şahıs ile asıl dosya davacı arasında Sefer Bazlı İşetme Anlaşması akdedilmesinden haberdar olmadığı gibi tüm bu hususları bilmesinin beklenemeyeceğini, müvekkilinin bu hususları bilebilecek durumda da olmadığını;Asıl dosya davacısının taleplerine konu geminin seferden men edilmesine ve icra takiplerine ilişkin incelemesine binaen ödemeleri gerçekleştirmesinin Sefer Bazlı İşetme Anlaşması dolayısıyla kendi müşterisi ... ile teşkil olunan nispi nitelikli hukuki ilişki kapsamında olduğunu, asıl dosya davacısı, taleplerine konu ödemeleri söz konusu nispi ilişki tahtında ve kendi takdirine bağlı olarak gerçekleştirmiş olup gemi üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı ya da yetkisi bulunmayan ve söz konusu anlaşma bakımından üçüncü kişi sayılacak müvekkilinin taleplere konu borçlar hakkında herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını; Asıl dosya davacısının gerçekleştirdiği ödemelere ilişkin icra dosyaları kapsamında ilamsız icra takiplerinin esas borçlusunun da müvekkili ... olmadığını, asıl dosya davacısının, iddia konusu ödemeleri yaparken tüm bu icra dosyalarını inceleyebilecek ve bu hususları da tespit edebilecek durumda olduğunu, dosya kapsamında düzenlenen 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda da tespit olunduğu üzere müvekkilinin gemiyi dava dışı ...i’ye üzerindeki takyidatlardan ari biçimde devretme yükümlülüğü bulunmadığı sabitken müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkilinin sorumluluğunun meydana geldiği yönünde bir an için kanaat oluşsa dahi müvekkiline addedilebilecek kusurun ağırlığı yönünden hiçbir değerlendirme yapılmamasının Türk hukuku uyarınca sorumluluk hükümlerine aykırı olduğunu;Söz konusu icra dosyalarının hiçbirinin borçlusunun müvekkili olmadığını, söz konusu icra dosyalarına dayanak belgelerin hiçbirinde donatanın da müvekkili olmadığını; "İstanbul 34. İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı Dosyası Borçlu: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.ş. Ve Acentesi; İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün...E. Sayılı Dosyası, Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. ;İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı Dosyası, Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.; İstanbul 20. İcra Müdürlüğü ... E. Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.ş. Ve Acentesi; İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.; İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.; İstanbul 20. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.ş. Ve Acentesi; İstanbul 34. İcra Müdürlüğü ...E., Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.ş. Ve Acentesi; İstanbul 20. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.ş. Ve Acentesi; İstanbul 6. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.; İstanbul 10. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.ş.; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü ... E., Borçlu Donatan: ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.; Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü(İstanbul 20.İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasına ilişkin doğrudan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü hesabına yapılan ödeme)- Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.Ş.; Av. ... (İstanbul Anadolu 8.İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına ilişkin ödeme doğrudan dosya alacaklısı vekili Av. ... hesabına yapılan ödeme)- Borçlu Donatan: ... Denizcilik Turizm Ve İnşaat A.Ş." olduğunu;Tek tek sunulduğu üzere ödeme yapılan icra dosyalarından hiçbirinin borçlusunun müvekkili ... olmadığını, bu hususun, icra dosyaları ve dosyada mübrez Bilirkişi Raporları uyarınca da sübuta erdiğini, ek olarak, asıl dosya davacısının 7 Kasım 2019 tarihli beyanında da ikrar ettiği üzere, asıl dosya davacısının gemiyi başka bir malik adına sefer bazında işletme sözleşmesi tahtında işletmeye devam etmek amacı ile işbu ödemeleri yaptığını, müvekkilinin, ödeme yapıldığı belirtilen hiçbir dosyanın borçlusu olmadığı gibi, ödemelerin yapılmasının müvekkili ile hiçbir ilgisi olmadığını, icra dosyalarının hiçbirinde borçlu kişinin müvekkili olmadığı, asıl dosya davacısının talebine konu icra dosyalarının celbi sonucunda dosyada yer alan belgeler tahtında tespit edildiğini, davacının talebinin; müvekkiline ait olduğunu iddia ettiği borçları ödemiş olmasından doğan bir talep olduğunu, asıl dosya davacısının talebine dayanak icra dosyalarının hiçbirinin borçlusunun müvekkili olmadığını, ek olarak müvekkilinin hiçbir aşamada geminin donatanı, işeteni sıfatını haiz olmadığının dosyada mübrez Bilirkişi Raporlarında da isabetli biçimde tespit edildiğini;Asıl dosya davacısının talebine konu Kıyı Emniyeti alacaklarının geminin işletilmesi nedeniyle doğduğunu, bu alacakların borçlusunun da o sırada geminin donatanı veya işleteni olan kişi olduğunu, dolayısıyla, asıl dosya davacısının iddia ettiği alacağın doğduğu sırada geminin işletmecisi kim ise, davacının ödemiş olduğu deniz alacağından ötürü ondan talepte bulunması gerektiğini, müvekkilinin borçlusu olmadığı alacakların ödenmesi nedeniyle müvekkiline talep yöneltilen işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddedilmesini talep ettiklerini;Asıl dosya davacısı “... Denizcilik Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.” ile müvekkili “... Finansal Kiralana A.Ş.” arasında akdi ilişkinin ve herhangi bir hukuki münasebetin mevcut olmadığını, mevcut icra dosyalarının hiçbirinde borçlu kişinin müvekkili olmadığını, dava konusu alacağın doğduğu tarihte müvekkili ...’nin geminin sadece maliki olduğunu, finansal kiralama sebebiyle, bu geminin donatan ve işletmecisi olmadığını, geminin işletilmesi sebebiyle meydana gelen alacaklar deniz alacağı olduğu için borçlu olan kişinin geminin donatanı ve işleticisi olduğunu, asıl dosya davacısının ödemiş olduğu deniz alacağından ötürü borçlu olmayan davalı müvekkiline karşı talepte bulunamayacağını, asıl dosya davacısının müvekkilinin değil ... Denizcilik Turizm ve İnşaat A.Ş.’nin borcunu ödediğini ve bu borçları ödemesiyle, Kıyı Emniyeti lehine doğmuş olan rehin hakkının asıl dosya davacısına intikal etmeyeceği, dosyada gemi rehinine ilişkin bir talebin de mevcut olmadığını, dosyadaki diğer icra dosyalarının, davalı müvekkili dışında başka alacaklıların başka borçlarına ait olduğunu;Asıl dosya davacısının taleplerine dayanak olarak sunduğu sözleşme kapsamında yabancı hukuk seçimi ve milletlerarası tahkim anlaşması mevcut olduğunu, dolayısıyla, Yerel mahkeme tarafından söz konusu hukuk seçimi dikkate alınmaksızın somut uyuşmazlık hakkında Türk Hukukunun uygulanması ve tahkim anlaşmasına karşılık yetkisizliğinin tespiti yapılmaksızın yargılamanın Yerel mahkemede gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl dosya davacısının taleplerini dosyada mübrez Sefer Bazlı İşletme Anlaşmasına dayandırdığını, söz konusu anlaşma İngiliz Hukukuna tabi olup, işbu anlaşma nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkların Londra’ da tahkim yolu ile Londra Deniz Hakemleri Birliği kuralları uyarınca çözülmesinin kararlaştırıldığını, davacının iddia ettiği kurgunun bir an için kabul görmesi halinde dahi işbu uyuşmazlığa Türk Hukuku uygulanamayacağı gibi, Yerel Mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde yetkili de olamayacağını;Yerel Mahkeme tarafindan milletlerarası yetki itirazı gereğince davanın yetkisizlik sebebiyle reddedilmesi gerekeceğini, buna karşın, usule ilişkin diğer itirazlara uygun olarak karar verilmediği gibi yetkiye ilişkin hususun eksik incelenmesi sonucunda uyuşmazlığın esasına girilerek müvekkili aleyhine hüküm tesis edilmesinin usul yönünden hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Yerel mahkemenin, ön inceleme kapsamında müvekkili ...’nin söz konusu anlaşmaya taraf olmaması sebebiyle hukuk seçiminin ve tahkim anlaşmasının uygulanmayacağına karar verdiğini ancak hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin asıl dosya davacısının aynı sözleşmeye dayanarak nispi bir ilişki tahtında yaptığı ödemelerden müvekkilini sorumlu tuttuğunu, bu hususun da Yerel mahkeme kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu ortaya koyduğunu, dolayısıyla, Yerel mahkemenin asıl dosya davacısının taleplerinin konu olduğu somut uyuşmazlık yönünden yetkisizliği sebebiyle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme’nin usul ve kanuna aykırı 14.02.2024 tarihli kararının “1” numaralı hükmünün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, davacının işleteni olduğu geminin Mısır'ın İskendiriye Limanı'ndan Rusya'ya gitmek üzere Çanakkale Boğazı'ndan geçtiği sırada mevcut borçları nedeniyle seferden men edilmiş olması üzerine, men kararının kaldırılması için ödenen borçların gemi sicilinde malik olan davalıdan rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına, birleşen dava ise, dava konusu geminin davalıdan sonraki ikinci maliki olan davacının, geminin seferden men edilmesi ile karaya oturarak zayi olması nedeniyle geminin satın alınması için ödenen bedelin, gemi içerisinde bulunan ve zayi olan yük bedelinin, geminin seferden men kararının kaldırılması için ödenen bedellerin ve geminin çalıştırılamadığı sürede uğranılan kar kaybı nedeniyle oluşan tazminatın davalıdan tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, asıl davada verilen karara karşı davalı vekili, birleşen davada verilen karara karşı ise davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Asıl davada davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacının dayanmış olduğu gemi işletme sözleşmesindeki kayıtlar uyarınca Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğu, yine sözleşmede yer alan hukuk seçimi nedeniyle uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının, davacının dayandığı işletme sözleşmesinin tarafı olmadığı, bu sözleşmeye dayanarak davalıdan bir talepte bulunulamayacağı, şayet davalının geminin maliki olduğu kabul edilmiş ise, bu kez de sözleşmenin geminin maliki olan davalı tarafından yapılmaması sebebiyle geçersiz olacağı, davalının hiç bir zaman geminin işleteni ve donatanı olmadığı, yalnızca çıplak mülkiyet sahibi olduğu, davacının ödeme yaptığı icra dosyalarındaki borçlunun da davalı olmadığı, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğine;Birleşen davada davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece ek rapor taleplerinin değerlendirilmediği, davalının haksız fiil sorumluluğunun bulunduğu tespit edilmesine rağmen davacının gemi sicil kayıtlarını incelememesi nedeniyle ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacının gemiyi satın alırken bütün sicil kayıtlarını inceleme zorunluluğunun bulunmadığı, kontrol etmekle yükümlü olduğu tek sicilin geminin satış anında kayıtlı olduğu ve bayrağını taşıdığı ... sicili olduğu, geminin seferden men edilmesine sebep olan borçlar dışında, hakkında el koyma kararı ve başka kayıtların da olduğu, bunların tamamının davalının maliki olduğu dönemde doğduğu, Mahkemece el koyma kararı ile davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin eksik inceleme yapıldığı, davalının, gemiyi Türk Gemi Sicili'nden terkin ettirmediği, elinde bulundurduğu çıplak mülkiyeti, kötü niyetli olarak hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde ve geminin siciline şerh edilen borçlarından kurtulmak amacıyla elinden çıkartmak istediği ve bu doğrultuda gerçekleştirmiş olduğu haksız fiili ile iyiniyetli olan davacıya zarar verdiği, bu nedenle de zararları tazmin borcu altında olduğuna ilişkindir.Asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; asıl davaya konu icra takibinde davalının takibe itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmemesi sebebiyle İİK'nın 67. maddesinde itirazın iptali davası açılması için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin davadan önce işlemeye başlamadığı, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacı ile birleşen davanın davacısı ... arasında imzalanan 24/04/2014 tarihli, dava konusu gemi hakkındaki gemi işletmesi ve acentelik sözleşmesinde yer alan hukuk seçimi ile yetki şartının, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği ancak tarafları yönünden bağlayacı olacağı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı yönünden bu hükümlerin uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmıştır.Asıl davada davacının, birleşen davanın davacısı ile dava konusu geminin sefer bazlı işletilmesi için imzaladığı sözleşmeye dayanarak işleten sıfatıyla, geminin Türk karasularından geçişi sırasında alınan seferden men kararlarının kaldırılması için mevcut icra dosyaları borçları, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü borcu ve vergi borçlarını ödediğini, bu borçlardan davalının, geminin Türk Gemi Sicili'ndeki maliki ve dolayısıyla donatanı olarak sorumlu olduğunu iddia ettiği, davacının iddiasına göre talebin hukuki dayanağının vekaletsiz iş görme olduğu, davacının ödeme yaptığı tüm icra dosyalarının ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne yapılan ödeme ile vergi ödemelerine ilişkin kayıtların Mahkemece celp edildiği ve son alınan heyet bilirkişi raporunda her bir dosyanın alacaklısı, borçlusu, alacak miktarı ve açılış tarihi itibariyle detaylı inceleme yapıldığı, davacının ödeme yaptığı icra dosyalarının hiç birinde davalının borçlu olmadığı, dosya borçlularının; dava dışı ... Turizm Ve İnşaat A.Ş., ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., ... Denizcilik Acenta Vapur Hizmetleri- ... olduğu, davacı tarafça, ödenen alacakların TTK'nın 1320. maddesi uyarınca gemi alacaklısı hakkı verdiğine dair bir iddianın ileri sürülmediği, takiplerin rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi olmadıkları, davalının, dava konusu gemiyi 08/11/2010 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti.'ye kiraladığı, söz konusu finansal kiralama sözleşmesinin 17/02/2012 tarihinde mahkeme kararı ile feshedildiği, bu süre içerisinde mülga 6762 sayılı TTK'nın 946/2. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 1061/2. maddesi uyarınca geminin işleteni ve donatanın dava dışı ... Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. olduğu, söz konusu takiplerin 2010 ila 2012 yıllarında başlatıldığı, dolayısıyla Mahkemece,davacının gemi hakkında alınan seferden men kararlarının kaldırılması için ödediği bedelleri, davalının gerek gemi maliki olmakla birlikte donatan olmaması ve talep edilen alacakların niteliği itibariyle, gerekse de davacı tarafından ödenen borçların borçlusu yani, davacının lehine vekaletsiz iş gördüğü iş sahibi olmaması sebebiyle davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmuştur. Birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; dosya kapsamında sabit olduğu üzere, dava konusu ... isimli geminin davalının mülkiyetinde iken 26/02/2013 tarihli satış sözleşmesi ile dava dışı...'ye, anılan kişi tarafından da 20/05/2013 tarihli sözleşme ile davacıya satıldığı, davalının yapmış olduğu satış sözleşmesinde geminin her türlü takyidattan ari olarak satıldığına dair bir taahhüdü bulunmamasına rağmen davacı ile dava dışı ...arasında yapılmış satış sözleşmesinde, dava dışı satıcının bu yönde bir taahhüdünün bulunduğu, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının, dava dışı ...ile imzalamış olduğu satış sözleşmesi uyarınca davalıdan herhangi bir talepte bulunamayacağı, her ne kadar davacı, tazminat talebini haksız fiil hukuki temeline dayandırmış ise de, haksız fiilin varlığından bahsedilebilmesi için öncelikle davalının hukuka aykırı bir davranışının bulunması gerektiği, davacının, davalının gemiyi satmış olmasına rağmen, üzerindeki takyidatlardan kurtarmak amacıyla Türk Uluslararası Gemi Sicili'nden terkin ettirmemesini haksız fiil olarak nitelendirdiği, TTK'nın 964. maddesinin birinci fıkrası gereği gemi sicilinde meydana gelen değişikliklerin sicile bildirilmesi, üçüncü fıkrası gereği geminin Türk Bayrağını çekme hakkını kaybetmesi halinde, bu hususun gecikmeksizin gemi sicil müdürlüğüne bildirilmesi gerektiği, 965. maddesi uyarınca da, geminin Türk Bayrağı'nı çekme hakkını kaybetmesi halinde istem üzerine sicilden silineceği ancak bu işlemin ancak ipotek alacaklıların ve gemi sicilindeki kayıt ve belgelere göre ipotek üzerinde hak sahibi olan üçüncü kişilerin onayı ile yapılabileceği, Türk Uluslararası Gemi Sicil Yönetmeliği'nin 15/2. maddesi gereğince, üzerinde haciz veya takyidat bulunan gemilerin sicilden terkini için, söz konusu haciz ve takyidatların kaldırılması gerektiği, geminin üzerinde takyidatlar bulunmasının mülkiyetin devrine engel olmadığı ve söz konusu takyidatların da aksi kararlaştırılmamış ise alıcıya geçeceği, geminin sicil kaydı aleni olduğundan satın alan kişinin üzerinde bulunan takyidatlardan haberdar olmadığını iddia edemeyeceği, davalının, dava dışı ...ile imzalamış olduğu gemi satış sözleşmesine uygulanacak hukukun MÖHUK'un 22. maddesi uyarınca Türk hukuku olduğu ve Türk Uluslararası Gemi Sicili Yönetmeliği'nin 14. maddesinin atfı gereği TTK'nın 1001/2. maddesi uyarınca, satış sözleşmesinde yer alan imzaların noterde tasdik edilmemiş olması sebebiyle satış sözleşmesinin geçersiz olduğu, her ne kadar bu sözleşmeyle yapılan devir işleminden sonra geminin bağlı olduğu liman ve bayrağı değişmiş ise de, satış geçersiz olduğundan davacının bu devre dayanarak gemiyi Türk Gemi Sicili'nden terkin ettirmesinin mümkün olmadığı, aksi halde de gemi üzerinde takyidatlar bulunması sebebiyle bayrağı değişmiş olsa da ancak bu takyidatların kaldırılması ile sicilden terkin edilmesinin mümkün olduğu, geminin sicilinde bulunan takyidatların davalı ile ilgisinin olmaması sebebiyle davalı tarafından kaldırılmaları mümkün olmayıp, sicilden terkin edilmesi talebinin reddine gerekçe olarak gösterilen el koyma kararının da, dosyada mübrez İstanbul Liman Başkanlığı'nın 10/03/2020 tarihli yazısına göre davalı ile ilgisi olmayan Adnan isimli kiracıdan kaynaklandığı ve Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06/01/2017 tarihli yazısı ile şerhin kaldırıldığı, dolayısıyla davalının, dava dışı H...le yapmış olduğu satış sözleşmesi nedeniyle gemiyi sicilden terkin ettirmesi mümkün olmadığından, geminin seferden men edildiği tarih itibariyle, geminin mülkiyetinde/bayrağında/sicilinde meydana gelen değişikliğin sicile bildirilmesi zorunluluğu getirilen yasa hükmüne aykırı davrandığı ve bu şekilde davacıya karşı hukuka aykırı bir fiil işlediğinden bahsedilemeyeceği, satış sözleşmesinin geçerli olması halinde dahi terkin işleminin davalıdan kaynaklanmayan sebeplerle yapılamayacağı, esasen geminin seferden men edilmesinin sebebinin de üzerindeki haciz ve takyidatlar olduğu, davalının geçersiz bir sözleşme ile gemiyi devretmiş olması nedeniyle hukuki sorumluluğun ise davacıya değil sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...ı'ye karşı olduğu, davacının, gemi üzerinde bulunan ve gemi sicilinin aleni olması sebebiyle satın alma işlemini yaparken incelemesi gereken haciz ve takyidatların sebep olduğu seferden men kararı neticesinde oluşan zararlarını, gemiyi kendisine her türlü haciz ve takyidattan ari bir şekilde satmış olduğunu taahhüt eden kendi satıcısından talep edebileceği, bu minvalde Mahkemece davacının haksız fiil işlediğine dair kabulü hatalı ise de davanın reddine dair verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmış ve davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, birleşen davada davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2024 tarih ve 2017/113 Esas 2024/74 Karar sayılı kararının asıl dava yönünden HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, Asıl davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Asıl davada alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, fazla yatırılan 942,49 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,4-Asıl davada davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Asıl davada davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Asıl davada davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.00,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından birleşen davaya yönelik olarak yatırılan ve istinaf eden davalı tarafından asıl davaya yönelik olarak ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 9-Asıl davaya yönelik istinaf başvurusu yönünden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 10-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan birleşen davaya yönelik olarak alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.