İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/12/2025 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davacının murisi ...'nin 09/10/2019 tarihinde vefat ettiğini, murisin davalı üç ortaklı limited şirketin sermayesinin %30'u oranında ortağı olduğunu; murisin hastalığı sebebiyle yoğun bakımda kaldığı dönemde şirketin 29/05/2019 tarihli ortaklar kurulu toplantısın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1812 KARAR NO : 2025/2059 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/04/2025 NUMARASI : 2023/583 Esas - 2025/435 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/12/2025 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davacının murisi ...'nin 09/10/2019 tarihinde vefat ettiğini, murisin davalı üç ortaklı limited şirketin sermayesinin %30'u oranında ortağı olduğunu; murisin hastalığı sebebiyle yoğun bakımda kaldığı dönemde şirketin 29/05/2019 tarihli ortaklar kurulu toplantısında sermaye arttırımı kararı verildiğini, kararla murisin hissesinin bedeli ödenmeden %30'dan %1'e düşürüldüğünü, murisin ölümünden önceki son 2 yılda ölümle pençeleştiği hastalıkları nedeniyle sürekli yoğun bakımda olduğunu, akli melekelerinin yerinde olmadığının bilindiğini, böyle bir durumda müvekkilini miras hakkından mahrum etmek kastıyla yapılan sermaye arttırımı kararının şirket sözleşmesine ve mevzuata açıkça aykırı ve yok hükmünde olduğundan iptali gerektiğini; 17/06/2019 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 9847 sayılı 684. sayfasında ilan edilen sermaye arttırımına ilişkin 29/06/2019 tarihinde yapılan toplantının çağrısız yapıldığını, kararın sermayenin korunması hükümlerine aykırı, pay sahibinin haklarını ortadan kaldıran ve azınlığın haklarını ihlal eden nitelikte olduğunu, sermaye arttırımının yeniden değerlendirme fonunun sermayeye eklenmesi suretiyle yapılabileceğini, bu durumda da sermaye yapısının değişmemesi gerektiğini ancak TTSG'de yer alan açıklamaya göre, sermaye arttırımının 3.212.004,34-TL'sinin ortakların şirketten olan alacaklarından, 577.995,66-TL'sinin de şirketin geçmiş yıllarda dağıtılmamış net karlarından karşılanacağının belirtildiğini, murisin hisse miktarı %1'e düşürülürken buna karşılık gelen 38.000-TL'nin dağıtılacağı ifade edilen net karın %30'u olan 173.398,85-TL'nin çok altında kalmasının söz konusu sermaye arttırımının kötü niyetle yapıldığını kanıtladığını,kararın yok hükmünde olduğunu; bir kısım ortaklar lehine diğer ortak aleyhine sermaye arttırımı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, diğer iki ortağın murisin hastalığından yararlanarak şirket hisselerini kendi üzerlerine aktardıklarını ve yurtdışında bulunan müvekkilinin işbu olayları yeni öğrendiğini ileri sürerek, 29/05/2019 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan sermaye arttırımı ve diğer tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının bu davada taraf sıfatı bulunmadığını ve yerleşim yerinin yurt dışında olması nedeniyle teminat yatırması gerektiğini, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, karar tutanağı incelendiğinde bütün ortakların toplantıya katıldığının ve kararın da oy birliği ile alındığının görüleceğini, söz konusu kararın murisin dolayısıyla mirasçılarının haklarını ortadan kaldırmadığını belirterek, davanın öncelikle hak düşürücü süre içinde açılmaması sebebiyle usulden reddine, davacının teminat yatırmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ: Mahkemece, ilk olarak davacının murisinin fiil ehliyetinin olmadığı iddiası bakımından murisin ehliyetsizlik nedeniyle kısıtlandığına dair herhangi bir karar sunmadığı gibi söz konusu hastalığının fiil ehliyetsizliğine neden olmayacağını, kaldı ki murisin sağlığında sermaye arttırımı kararının alındığı toplantıya katılıp, toplantının çağrısız yapılmasına itiraz etmediği, kararın oy birliği ile alındığı ve muris de dahil tüm ortaklarca imzalandığı, sonraki süreçte muris tarafından yokluk iddiasında bulunulmadığı; davacının dilekçesinde bulunmayan murisin alzheimer hastası olduğu iddiası hususunda hiçbir delil sunulmadığı, bir an için murisin ehliyetsiz olduğu kabul edilse dahi karar nisabına göre esas bakımından incelendiğinde TTK'nın 621/1-d'maddesine göre, genel kurulda şirketin esas sermayesinin arttırılabilmesine ilişkin genel kurul kararlarının, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği, maddenin 1. fıkrasının ifadesine göre genel kurul kararı açısından maddenin (a-i) bentlerinde sayılan konularda “….oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde” karar alınabileceği, maddenin sermayenin tamamının salt çoğunluğunun “bir arada bulunması” ifadesinden 1. fıkrada 9 bent halinde sayılan önemli konularda toplantı nisabının (oy hakkına sahip) esas sermayenin yarısı olduğunun anlaşıldığı; karar nisabının ise genel kurulda temsil edilen oyların üçte ikisi olarak belirlendiği, buna göre toplantı yeter sayısının “oy hakkı bulunan” esas sermaye miktarına göre hesaplanmasının kabul edildiği, işbu davaya konu sermaye arttırımına ilişkin paylar incelendiğinde ortak sayısı 3 olup 400 bölünmüş pay adedine göre, şirket hissedarı ...'ın 160 payı, diğer hissedarların 120'şer payı olduğu dikkate alındığında, muris dışındaki diğer 2 ortak ... ve ...'un oylarının sermaye arttırımına yetecek nisabı ve sermaye payını sağladığından, murisin ehliyetsiz olduğu varsayılsa dahi bu ağırlaştırılmış nisaba etki etmeyeceği; bu sebeple davacının ehliyetsizlik iddiasına ilişkin sunduğu deliller de dikkate alınarak esasa etkili olmadığı; toplantının çağrısız olarak yapılmasına rağmen toplantıya bütün ortakların katıldığı, kararın bütün ortaklarca alındığı ve davacı tarafça murisin sağlığında kısıtlandığına ilişkin hiçbir somut delil de sunulmadığı dikkate alındığında, toplantı tarihinden itibaren uzun bir süre sonra ileri sürülen iddianın aksinin ispatına muhtaç bulunduğu, murisin ehliyetsiz olsa dahi karar nisabını etkilemeyeceği ve davacının iddialarının soyut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2021/483 esas, 2023/653 karar sayılı ilam ile; "dava dilekçesinde hem de nihai kararın verildiği ön inceleme duruşmasında davaya konu toplantının olduğu tarihte murisin hastalığı sebebiyle yoğun bakımda bulunduğunu, akli melekelerinin yerinde olmadığını, ölümden önceki son 2 yılda makineye bağlı olarak yaşadığını, eşini dahi tanıyamayacak durumda olduğu, genel kurul toplantısı ve yapılan işlemlerden haberinin dahi olmadığını düşündüklerini, ... Üniversitesi Hastanesinden ve SGKndan sağlık durumuna ilişkin kayıtların getirtilmesi durumunda bu hususların anlaşılacağını ve kayıtların getirtilmesini istediklerini belirtmiştir. Mahkemece, davaya konu çağrısız toplantının yapıldığı tarihte murisin sağlık durumunun tespiti amacıyla her hangi bir araştırma yapılmadan yeterli nisap ile karar alındığından davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafın iddia ettiği haller mevcut ise TTK nın416'maddedeki ilgili kişinin çağrısız toplantıya itirazsız katıldığının kabul edilmesi mümkün olmayacağı davaya konu toplantı tarihi olan 29/05/2019 itibariyle, murisin sağlık ve ehliyet durumunun tespiti amacıyla, davacı tarafça bildirilen hastanenin yoğun bakım servisinde bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa hangi sağlık sebebinden dolayı bulunduğu, hastalığının ve vaziyetinin yapacağı hukuki işlemlerin neden ve sonuçlarını anlayabilmesine olumsuz bir etkisi olup olmadığı; toplantıya katılıp katılıp katılmadığı, katılmış ise var olan hastalığı kapsamında alınan kararların içeriğini ve sonuçlarını anlayabilme ehliyetinin olup olmadığı hususlarında sunulan tüm delilleri toplanarak davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı anlaşılmakla tanıkları da dinlenerek yapılacak araştırma sonucunda varılacak sonuca göre hüküm verilmek üzere kararın kaldırılmasına,dava yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine"karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra mahkemece; Genel kurul kararlarının yokluğu halinde, iptal davası değil, GK kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir "tespit davası" açılacağı, bu dava herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilip yargıç tarafından da re'sen dikkate alınacağı, genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade ettiği, genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedileceği, murisin 29/05/20219 tarihinde yoğun bakımda ağır kronik solunum yetmezliği nedeniyle yatmakta olduğu dikkate alındığında bu haliyle fiziken katılım sağlaması mümkün olmadığından mali sonuçları olan bir toplantıya gitmesi de mümkün olamayacağından usulüne uygun katılım sağlanmadığı dikkate alınarak davanın anılan gerekçelerle kabulüne 29/05/2019 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; istinaf ilamında aranan şart; müteveffanın akli melekelerinin yerinde olup olmadığı ve müteveffanın genel kurula gidip gitmediğinin tespiti olduğunu, ATK raporunda müteveffanın akli melekelerinin yerinde olmadığına dair bir tespit yapılmadığını ve yine müteveffanın genel kurulda bulunmadığına/olmadığına dair de bir tespit bulunmadığını, imzanın müteveffaya ait olmadığında dair bir iddia olmasa da gerekirse müteveffanın toplantıda hazır olup, tutanağı imzaladığına dair imza incelemesi yapılabileceği, ayrıca davacı yan; müteveffanın akli melekelerinin yerinde olmadığı ve son 2 senedir yatağa bağlı bir hayat yaşadığı iddiasında olduğunu, oysaki mahkemenin gerekçesi davacının iddialarına ilişkin olmayıp, müteveffanın yoğun bakımda olduğu gün genel kurulun yapıldığına,bir nevi müteveffanın yokluğunda genel kurul kurul yapıldığı şeklinde iddia olmayan bir husus ile ilgili gerekçe oluşturduğu, hastaneye gitmeden genel kurula katılmış olabileceğini, kararın kaldırılması gerektiğini, davacının davasını ispat edemediğini, dava dilekçesinde müteveffanın 2 yıl yatağa bağlı bir hayat yaşadığını, eşini dahi tanıyamayacak derecede akli melekelerini yitirdiğini herhangi bir dayanağı olmaksızın fütursuzca iddia ettiğini ve gelinen süreçte hiç bir iddiasını ispatlayamadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti/iptali istemine ilişkindir. Davaya konu çağrısız yapılan 29/05/2019 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket sermayesinin 10.000-TL'den 3.800.000-TL'ye çıkarılmasına,ana sözleşmenin 6. maddesinin " şirket sermayesinin 3.800.000-TL olduğu, her biri 1.000-TL değerinde 3.800 paya ayrıldığı, bu 3.800.000-TL sermayenin 2.242 paya karşılık gelen 2.242.000-TL'sinin ...'a, 1.520 paya karşılık gelen 1.520.000-TL'sinin ...'a ve 38 paya karşılık gelen 38.000-TL'nin muris ...'a ait olduğu; esas sermayenin tamamının ödendiği; bu defa arttırılan sermaye olan 3.790.000-TL'nin 3.212.004,34-TL'sinin ortakların alacaklarından, 577.995,66-TL'sinin de şirketin geçmiş yıllar dağıtılmayan net karlarından karşılanacağı; alacakların ve geçmiş yıllar karının 28/05/2019 tarihli SMMM raporuyla tespit edildiği; toplantıya katılan ortaklar ..., ... ve muris ...'un oylarıyla oy birliği ile alınmıştır.Davacı, 09/10/2019 tarihinde vefat eden babasına ait sermayenin 29/05/2019 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan sermaye arttırım kararıyla azaltıldığını, babasının toplantı tarihinde sürekli bakıma muhtaç ve akli melekelerinin yerinde olmadığını, toplantının çağrısız yapıldığını, babasının hastalığından yararlanılarak alınan karar ile ortaklık haklarının ortadan kaldırıldığını iler sürmüştür.Dairemizce verilen kaldırma kararı üzerine mahkemece "murisin toplantı tarihi itibariyle bütün tedavi evrakları dosyaya getirtilip alınan ATK raporunda ; "....kişinin sorulan tarihte İstanbul ... Üniversitesi Sağlık Eğitim ve Uygulama Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümünce düzenlenen 29/05/2019 tarihli epikrizinde; “2 gün önce karın ağrısı ve şişkinlik, solunum sıkıntısı nedeniyle acil başvurusunda idrar yolu enfeksiyonu düşünüldüğü, antibiyoretapi reçete edilerek taburcu edildiği, 29/05/2019 tarihinde solunum sıkıntısında artış şikayetiyle gelen hastanın kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akut alt solunum yolu enfeksiyon ile, bronş veya akciğer malign neoplazmı, tanımlanmamış, kronik solunum yetmezliği tanılarıyla yakın takip ve tedavi amacıyla yoğun bakıma yatışının yapıldığı, muayenesinde şuur açık, koopere, spontan solunumda, ajite, takipneik ve dispneik olduğu, sedatize edildiği, noninvaziv mekanik ventilasyona başlandığı”nın kayıtlı olduğu, kişinin sorulan tarihte yoğun bakıma yatırılarak sedasyon altında solunum desteğine ve medikal tedavilerine başlandığı, bu tarihte zihinsel durumunu gösterir ayrıntılı muayene bulguları olmadığı, kişinin zihinsel fonksiyonlarıyla ilgili yeterli kanaat oluşmaması nedeniyle hukuki ehliyetine haiz olup olmadığı hususunda Kurulun tıbbi bir kanaat edinilemediği, bu duruma göre ...’nin toplantı tarihi olan 29/05/2019 tarihinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığının bilinemeyeceğinin kabulünün uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklindedir.TTK'nın 416. maddesinde, bütün payların sahipleri ve temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın toplanabilirler .."hükmünü haizdir. Bu düzenlemeye göre bütün pay sahipleri veya temsilcileri hazır bulunmalı ancak aralarından biri toplantının şekline itirazda bulunmamak şartıyla, çağrı merasimine riayet etmeksizin de genel kurul toplanabilecektir. SGK Başkanlığı İstanbul Topkapı Sağlık SGK Merkezinin cevabı yazısında müteveffa ... ...'in dava konusu şirket genel kurulunun yapıldığı 29.05.2019 tarihinde acil hastası olarak ... Üniversitesi Hastanesinde yoğun bakımda yattığının doğrulandığı ,toplantı günü murisin solunum desteği verilerek yoğun bakıma yatırıldığı ve şikayetlerin 2 gün öncesinde mevcut olduğu hastaneye gelip taburcu edildiği belirlenmiştir. Davacı; dava dilekçesinde sadece ehliyetsizlik olgusunu değil; babasının sürekli olarak hastanede bulunduğunu, sağlık durumunun çok bozulduğunu da ileri sürmüştür. Müteveffanın genel kurul tarihinden bir süre sonra vefat ettiği anlaşılmaktadır. 29.05.2019 tarihli epikrizde şuur açık bulgusu belirtilmiştir.Ne var ki fiili durumda genel kurulun çağrısız yapılması nedeniyle genel kurulun geçerliliği için bütün pay sahiplerinin itirazsız toplantıya katılım şartının da gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Kronik solunum desteği verilerek aynı gün hastane yoğun bakımına alınan murisin toplantıya katılmasının mümkün olmadığı, murisin iki gün evvel de aynı şikayet ile hastaneye başvurduğu tedavi uygulandığı dikkate alındığında toplantı anında genel kurulda olmadığı TTK nın 416 maddesinde ki şartların sağlanmadığı sonucuna ulaşılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davaya konu toplantı tarihinden iki gün evvel müteveffanın hastanede olduğu tedavisi yapılarak taburcu edildiği; toplantı tarihinde ... Üniversitesi Hastanesine acil getirildiği solunum desteği verilerek yoğun bakıma alındığı belgelenmiş olduğundan murisin toplantıya katılamayacak durumda olduğunun, TTK nın 416 madde şartlarının sağlanmadığı sonucuna varılarak davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 45-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/12/2025