T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1121 - Karar No:2025/1165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1121 KARAR NO : 2025/1165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2023 NUMARASI : 2020/284 E-2023/129 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2025 Davacı …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1121 - Karar No:2025/1165 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1121 KARAR NO : 2025/1165 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2023 NUMARASI : 2020/284 E-2023/129 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 03.04.2018 tarihli, davalı şirketin yüklenicisi bulunduğu 2017/74531 kayıt numaralı Düzce Borsa İstanbul Meslek Lisesi işiyle ilgili olarak ''...konferans salonu, Bay-Bayan Mescid, Fuaye Kısım Banko işleri ile ilgili olarak, sözleşmede tanımlandığı şekilde yapım işi sözleşmesi düzenlendiğini sözleşmenin imzalanmasını müteakip müvekkili şirketin yüklendiği edimi yerine getirmek üzere imalata başladığını, sözleşmede yer alan tüm edimlerini yerine getirerek işi 20.06.2018 tarihinde teslim ettiğini, davalı şirketin de yüklenicisi bulunduğu TOKİ'ye teslim ederek ilgili hak edişlerini aldığını, sözleşme ile kararlaştırılan işin toplam tutarının KDV dahil 380.000 TL olduğunu, davalı şirket tarafından toplam 290.000 TL ödeme yapıldığını, böylece davalı şirketin 90.000 TL bakiye borcu kaldığını, sözleşme konusu işin teslimi ve kabulünün 21.01.2019 tarihinde yapıldığını, TTK'nın 1530'a göre mal ve hizmet tedarikine ilişkin sözleşmelerde ödeme günü kabul ve gözden geçirmenin gerçekleştiği tarih olacağının hüküm altına alındığını, kabul tarihinden itibaren temerrütün gerçekleşmiş olduğunu, taraflar arasındaki 03.04.2018 tarihli sözleşmenin nihai olarak 20.06.2018 tarihli kesin kabulle sonlandığını, davalının bu tarih itibari ile temerrüde düştüğünü, icra takibinde de 31.12.2018 tarihi ile takip tarihi arasında işleyen avans faizi olarak 7.582,50 TL'nin talep edildiğini, davalı şirketin tüm uyarılara rağmen bakiye borcunu ödemediğini, bu nedenle Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16355 sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, sundukları itiraz dilekçesinde taraflar arasındaki ilişkiden ve ticari ilişkiden bahsedilmediğini, davalının itirazının müvekkilinin alacağını almasını geciktirmesinden başka bir amaç taşımadığını beyanla fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 17.İcra Müdürlüğü'nün 2019/16355 sayılı icra dosyasında davalı şirketin itirazının iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin Düzce ili, Merkez ilçesi, Düzce Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ek 24 Derslik ve Konferans Salonu Yapım işini ihalenin üzerine kalması ile üstlendiğini, 03.04.2018 tarihli sözleşme ile Konferans Salonunun, Bay ve Bayan Mescidinin bir kısım işleri ile Fuaye Kısmı Banko Yapım işinin idarenin onayı ile davacıya verildiğini, sözleşmenin 3 üncü maddesinde sözleşme eklerinden bahsedilmiş ve davacının, işi sözleşme ekindeki teknik şartnameye uygun olarak yapacağının belirtildiğini, davacının sözleşmeye uygun olarak edimlerini yerine getirmediği gibi, sözleşmeye aykırı olarak işi geç teslim ettiğini, müvekkili davalı şirketin gecikme cezası ödemesine sebebiyet verdiğini, her ne kadar davacı tarafından 380.000 TL'nin 90.000 TL'lik kısmının ödenmediğinden bahisle alacak talebinde bulunulmuşsa da sözkonusu işle ilgili olarak davacı tarafından eksik iş yapılmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin talep yönünden davacı tarafından fatura kesilemediğini, davacıya eksik iş nedeniyle ödeme yapılmadığını, davacının ödenmeyen fatura bedeli karşılığı bulunmadığını, tarafların ticari defterleri ve banka kayıtları incelendiğinde, müvekkili şirketinin kesilen fatura bedellerinden fazlasını davacıya ödediğinin anlaşılacağını, davacı tarafından 271.477,88 TL fatura kesildiğini, buna rağmen müvekkili şirketin davacıya 290.000 TL ödeme yaptığını, fazla yapılan ödemelere ilişkin davacı tarafından fatura kesilmediğini, davacı şirketin sözleşmeye aykırı olarak edimi ifa ettiğini, kullanılacak malzeme ve kalitelerinin detaylı olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen, davacının sözleşmeye uygun malzeme kullanmadığını, malzeme kalitesine göre alması gereken bedelden daha fazlasını müvekkili şirketten tahsil ettiğini, bu nedenle toplamda 62.930,87 TL davacı şirketin haksız kazanç elde ettiğini, bu nedenle işbu bedelin sözleşme bedelinden düşüldüğünü, dilekçe ekinde sunulan geçici kabul tutanaklarından ve ihale dosyasından da anlaşılacağı üzere, davacının sözleşmeye istinaden üstlenmiş olduğu işi süresinde bitiremediğini, işin gecikmesine sebebiyet verdiğini, sözleşme ile davacı taşeron işi 20.06.2020 tarihinde bitirmeyi taahhüt etmiş olmasına rağmen, davacının işi 204 gün geciktirdiğini, müvekkili şirketin ise işi 24.10.2018 tarihinde bitirmeyi taahhüt ettiğini ancak işin davacı tarafından geç bitirilmesi nedeniyle 78 gün geç teslim ettiklerini, işin gecikmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin hak edişinden idare tarafından cezai şart kesintisi olduğunu, müvekkili şirketinin idareye 78 x 500,00 TL olarak 39.000,00 TL cezai şart kesintisi ödediğini, bu miktarın davacı şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları yönünden alacak ve dava haklarını saklı tuttuklarını, davacı ile yapılan sözleşmenin 8 inci maddesinde yer alan cezai şart başlığı altında işin gecikmesine sebebiyet verilmesi halinde davacının, müvekkili şirkete günlük 500,00 TL ceza ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle 204 gün karşılığı olan 102.000,00 TL cezai şart bedelinin de davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/283 Esas sayılı dosyasında dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri üzerinden yapılan incelemeye göre davacının alacak miktarı belirlenmiş olmasına karşın, davacının 90.000 TL alacağı olduğuna dair somut bir tespit yapılamadığını, yine bu dosyada davacının talep ettiği miktarın daha altında bir alacak tespiti yapılmış olduğunu ancak müvekkili şirketin ticari defterleri incelenmeden tek taraflı tespit yapılmış olduğundan bu hesabın kendi taraflarınca kabul edilmediğini beyanla, davalı müvekkilinin icra takibine haklı olarak itirazda bulunduğunu, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranması ve gecikmeye sebebiyet vermesi vermesinden kaynaklı olarak, müvekkili şirketin zarara uğramış olması nedeniyle davacı tarafından açılmış olan huzurdaki davanın reddini; davacının haksız ve kötüniyetli olarak müvekkili şirket aleyhine takip başlatmış olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 27/07/2021 tarihli kök bilirkişi raporunda ; davacı yanın 2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının TTK 64/III göre yapıldığı, tüm ticari defterlerin TTK 64/I göre usulüne uygun tutulduğu, davalı yanın 2018 ve 2019 yılı Yevmiye, Kebir ve Envanter defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının TTK 64/III göre yapıldığı, tüm ticari defterlerin TTK 64/I göre usulüne uygun tutulduğu, davanın eser sözleşmesine dayalı olarak imalat bedelinin tahsili amacıyla Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16355 sayılı dosyasına vaki itirazın iptali davası niteliğinde olduğu, dava değerinin 97.582,50 TL olduğu, davacının işi teslim ettiği ve davalı tarafından 290.000,00 TL ödendiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, davacının imalat bedelinden bakiye alacağının 90.000,00 TL olduğu, işin teslimi hususunda 138 günlük bir gecikmesi olduğundan, sözleşmenin 8. maddesi gereğince hesaplanan 69.000,00 TL gecikme cezasının mahsubu sonrasında, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilgili madde hükümleri gereğince; davacı şirketin, davalı şirket adına (380.000-271.477,88) 108.522,12 TL tutarında KDV dahil fatura düzenlenmesi, davalı şirketin ise davacı şirket adına KDV’siz (sadece sözleşme şartlarına uyulmaması sonucu ortaya çıkan cezai şart, tazminatlar Katma Değer Vergisi’nin konusuna girmediğinden, tazminat tutarı üzerinden katma değer vergisi hesaplanması söz konusu olmayacaktır.3065 sayılı KDV Kanunu 24.madde) 69.000,00 TL cezai şart tutarına ilişkin faturayı düzenlemesi halinde, davacı şirketin takip tarihi itibariyle 21.000,00 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılacağı, icra dosyasında takip öncesi işlemiş faiz talep edilmiş ise de, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt olmadığından faiz hesabı yapılmadığı, icra inkar tazminatını takdirin mahkemeye ait olmak üzere hükmolunması halinde 21.000,00 x %20 = 4.200,00 TL tutarında hesaplandığının tespit edildiği, 21/01/2022 tarihli ek raporda, tarafların itiraz dilekçelerinde belirtilen hususlar kapsamında dava dosyası ve eklerinde yer alan belgelerin tekrar incelenmesi neticesinde yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kök rapordaki görüş ve kanaatlerini değiştirecek bir husus bulunmadığı ancak gecikme cezasına yönelik itiraz yönünden; şayet mahkemece davacı yanın itirazına istinaden davalı yanın idareye işi gecikme olmadan süresi içerisinde teslim ettiği, davalıya gecikme cezası uygulanmadığı, bu haliyle alt yüklenicilere gecikme cezası uygulanmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı yönünde kanaat belirtilmesi halinde kök raporda 21.000,00 TL olarak tespit edilen nihai alacak tutarının 90.000,00 TL olarak dikkate alınması gerektiği, mükerrerlik itirazı yönünden; davalı yanın Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16356 sayılı icra dosyasına ilişkin karara çıktığı belirtilen mahkemenin 2020/283 Esas sayılı dosyasına ilişkin mükerrerlik itirazında bulunulduğu, kök raporun tanzimi sırasında 2020/283 Esas sayılı dosyasının inceleme için heyetlerine tevdi edilmediği ancak davalı yanın itirazlarının incelenmesinden icra takibi ve itirazın iptalinin konusunun kök raporda tespit edilen faturalar içerisindeki 2 adet faturaya yönelik olduğunun anlaşıldığını, bu durumda 2020/283 Esas sayılı dava dosyasının (karara çıktığı ve istinaf edildiği ileri sürülmüş) konusu 2 adet faturaya bağlı alacak iken işbu davanın konusu bu faturaların da içerisinde olduğu cari hesaplar ve sözleşme uyarınca bakiye alacağa ilişkin olduğunu, dolayısıyla mükerrerlik oluşmasının söz konusu olabileceğini, somut olayda davacı yanın davalı adına düzenlediği faturaların aldığı toplam ödemelerden az olması nedeniyle davalı yanın beyanlarına nazaran yapılan incelemede Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16356 sayılı dosyası üzerinden davacı yanın takipte bulunmasının ve 2020/283 Esas sayılı dosya kapsamında itirazın iptali ile takibe devam kararı verilmesinin hatalı olduğunun anlaşıldığını ancak dosya mahiyeti ve istinaf kararı heyetlerince bilinemeyeceğinden mükerrerlik arz etmemesi açısından şarta bağlı görüş belirtilmesinin gerektiğini, şayet davacı ve davalı tarafları ve takibe konu yapım işinin aynı mahiyette olması ile 2020/283 Esas sayılı dosya kapsamında davacı yanın Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16356 sayılı dosyası üzerinden 6.373,18 TL ile 14.986,00 TL'lik asıl alacaklar toplamı 21.359,18 TL'nin takibine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde zaten somut olayda davacı yanın fatura tutarları üzerinde davalı yan tarafından ödeme yapıldığı tespit edildiğinden ve işbu dava dosyası kapsamında sözleşme bedeline istinaden bakiye alacak tespiti yapıldığından 90.000,00 TL'lik bakiye alacak veya 90.000 - 69.000 = 21.000,00 TL (gecikme cezası uygulanmış bakiye) 'lik alacak tutarından Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16356 sayılı dosyası kapsamındaki kesinleşen alacak tutarının mahsubunun gerekeceği aksi halde yani istinaf aşamasında fatura tutarları üzerinde ödeme yapılması nedeniyle faturaya bağlı alacak takibinin reddi yönünde karar verilmesi halinde ise 90.000,00 TL'lik bakiye alacak veya 90.000 - 69.000 = 21.000,00 TL (gecikme cezası uygulanmış bakiye)'lik alacak tutarından işbu dava dosyası kapsamında mahsup yapılmasının gerekmeyeceğinin tespit edildiği, 21/06/2022 tarihli 2. ek raporda, 2020/283 Esas sayılı dosyasıyla ikame edilen davada, davacının talepleri ile işbu davadaki alacak iddiasının mükerrerlik arz etmediğini, işbu davada davacının 03/04/2018 tarihli eser sözleşmesine dayalı olarak alacak talebinde bulunduğunu, anılan davada ise teslim / satım konusu malların bedelinin talep edildiğinin anlaşıldığını, diğer itirazlar yönünden, önceki raporlarda belirtilen görüş ve tespitlerde bir değişiklik olmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporlarından seçenekli olarak düzenlenen ek rapor ve nihai olarak aldırılan 2. ek rapor gözetildiğinde, davanın kısmen kabulüne, Ankara 17. İcra Dairesi'nin 2019/16355 sayılı dosyasına yapılan itirazın 21.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu bedel üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 4.200 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen alacak tutarının %20'si üzerinden hesaplanan 13.800 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece yargılamada müvekkilinin 90.000,00 TL alacaklı olduğu sonucuna varmakla birlikte; bilirkişi kurulunun 21.01.2022 tarihli raporunda belirtildiği şekliyle, işin idareye tesliminde bir gecikme olmadığı kanaati bildirildiği halde; 138 gün için gecikme cezası 69.000,00 TL kesinti yaparak 21.000,00 TL alacağı olduğuna karar verildiğini, müvekkili şirketin herhangi bir gecikmesi bulunmadığını, müvekkilinin üstlendiği işin yalıtım işi olduğundan, kendisine teslim edildikçe üzerine düşen edimleri yaptığını, taraflar arasında 03.04.2018 tarihinde yapım sözleşmesi imzalanmakla birlikte, sözleşmede işin başlama tarihine ilişkin bir tarih bulunmadığını, sadece işin 20.06.2018 tarihinde teslim edileceğinin yazılı olduğunu, sözleşmenin konusunun da "ses yalıtımı" işleri olduğu dikkate alındığında, müvekkilinin işe başlayabilmesi için davalı şirketin imalatı müvekkilinin yapacağı konuma getirmiş olması gerektiğini, dosyada yer alan hak ediş tarihleri incelendiğinde, davalı şirketin ilk hak edişinin Haziran 2017 ayında olduğunun, düzenli olarak her ay hak ediş yapıldığının, müvekkili ile sözleşme yapılan dönemde de düzenli hak edişin değişmediğinin görüleceğini, sözleşmelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve yorumlanması gerektiğini, bu bağlamda teslime ilişkin 7. maddesinde "taşeronun iş programına göre geride kaldığı gözlenirse bu husus taşerona bildirilir, ve ise gerekli önemi vermesi, malzeme ve işçi miktarını çoğaltması istenir." düzenlemesinin bulunduğunu, müvekkiline yapılan bir yer teslimi bulunmadığını, müvekkilinin, davalının yaptığı aşamalara göre üzerine düşen edimini yaptığını, gecikmesi olmadığını, davalının dava açıldığı tarihe kadar da böyle bir iddiada bulunmadığını, aleyhine yapılan icra takibinde de bu yönde bir itirazı bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir gecikmesi olsaydı, davalı şirketin buna ilişkin, tutanak, bildirim, ihtar, vs işlemler yapması gerekeceğini, böyle bir durum olmadığına göre müvekkilinin gecikme içerisinde bulunmadığını, idare ile yüklenici arasındaki sözleşme ve sözleşmenin icrasına bakıldığında; idare tarafından işte gecikme olduğuna ilişkin bir bildirimin bulunmadığının, bu konuda bir uyarı ve ihtar olmadığının sabit olup, 2017 Haziran ayından itibaren 2018 Ekim ayına kadar düzenli hak ediş yapıldığını, işin tesliminde de bir gecikme olmadığını, yüklenici şirketin, müvekkiline bir yer teslimi yapmadığı gibi, yüklenicinin teslim ettiği aşamalara bağlı olarak müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, bu süre içerisinde gecikmeye yönelik, ne idareden ne yüklenici firmadan bir dönüş olmadığını, hak edişlerden de anlaşıldığı üzere, işin seyrinin Ekim 2018 ayına kadar devam etmiş olup, müvekkilinin edimlerini zamanında hatta yüklenicinin kendisine teslimi beklemeden ve hatta yükleniciyi zorlayarak yaptığını, aksi bir durum olsaydı, yüklenici şirketin müvekkili hakkında işlem yapmaktan kaçınmayacağını, sözleşmenin imzalanmasından sonra yer teslimi, gecikme olduğu hususlarında ispat yükünün yüklenicide olduğunu, davalının bu yönde bir ispatı bulunmadığını, temerrüde düştüğü borcunu ödemekten kaçınan davalıya mahkeme marifetiyle böyle bir imkan verilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak üzerine düzen edimleri bi hakkın yerine getirdiğini, davalı şirketin, 2020 yılında kadar 2018 yılında tamamlanan sözleşmeye ilişkin olarak, gecikme bulunduğuna dair bir iddiası bulunmadığını, haklarında dava açılması ile birlikte gecikme olduğunu ilk kez 15.01.2020 tarihli cevap dilekçesinde gündeme getirdiklerini, burada gündem etmelerinin sebebi de borçlarını ödememekten başka bir gerekçe olmadığını, maalesef de hiçbir şartı oluşmadığı halde, mahkemece müvekkilinin alacağından haksız şekilde ve davalının zenginleşmesine sebebiyet verecek ölçüde indirim uygulandığını, kararın taraflar arasındaki sözleşmeye ve sözleşmenin icra koşullarına aykırı olduğunu, davalı/ yüklenicinin sözleşme bedellerini kararlaştırılan tarihlerde ödemediği gibi, peşin ödemesi gereken miktarlara 1 yıllık çekler verdiğini ve bu çekleri dahi ödemediğini icra takibi sonucunda kısmen tahsil edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede işin bedelinin 150.000,00 TL avans çeki, 60.000,00 TL Ekim, 60.000,00 TL Kasım, 60.000,00 TL Aralık, 50.000,00 TL Ocak 2019 aylarında ödeneceğinin kararlaştırıldığını, yüklenicinin ödeme planına uymadığı gibi, verdiği avans çeklerini 100.000,00 TL olarak 20.03.2019, 20.04.2019, 20.05.2019 ve 20.06.2019 tarihlerine verdiğini, gününde de çekleri ödemediğini, davaya konu olan bakiye ise 90.000,00 TL'nin ise müvekkilinin halen tahsil edemediğini, bir tarafta yüklenicinin ödeme takvimine uymaması, ödeme yapmaması, hiç dikkate alınmazken; iş tamamıyla teslim edilerek, idare tarafından kabulü yapılmış olmasına rağmen, taşeron müvekkilinin geciktiği bu nedenle de gecikme cezasını ödemesi gerektiğinin kabulünün taraflar arasındaki sözleşmenin amacına uygun bir çözüm olmaktan uzak olduğunu, sözleşmenin taraflara karşılıklı edim yüklediği konusunda tereddüt olmadığını, davalı şirketin, hiçbir ödemesini zamanında yapmadığını, 07.03.2023 tarihine gelindiğinde dahi 150.000,00 TL civarında borçlu olduğunu, sözleşmenin icrası sırasında bir gecikme yaşanmadığını, işin idareye zamanında teslim edildiğini, hal böyleyken, müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen, edimini yerine getirmeyen yüklenicinin sözleşmenin bütünü içerisinde bir hüküm ifade etmeyen bir teslim tarihi yazılı diye gecikme cezasına mahkum edilmesinin yerinde olmadığını, idare tarafından, yüklenici şirkete gecikmeye ilişkin işlem de yapılmadığını, sözleşme konusu işin, yüklenici tarafından süresi içerisinde idareye teslim edildiğini, müvekkilinin üzerine aldığı edimin de yüklenicinin işinin bir parçası olarak idareye teslim edildiğini, ne idarenin, ne yüklenicinin işle ilgili olarak ne bir kaybı ne bir süre aşım hususu vaki olup, tüm bu harita içerisinde bir aksaklık olmamasına rağmen müvekkilinin geciktiğinin kabulünün izahının mümkün olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında 03.04.2018 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının işi sözleşme ekinde teknik şartnameye uygun olarak yapacağını belirttiğini ancak sözleşmeye uygun olarak edimlerini yerine getirmediği gibi, sözleşmeye aykırı olarak işi geç teslim ettiğini ve müvekkili şirketin gecikme cezası ödemesine sebebiyet verdiğini, mahkemece keşif yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacı şirketin edimini sözleşmeye aykırı olarak ifa etmiş olduğunu, bu sebeple de sözleşmeye aykırı olarak fazla bedel tahsil edildiğini, sözleşme bedelinde tenzilat gerçekleşmesi gerektiğini, davacı ile yapılan sözleşmede, kullanılacak malzeme ve malzeme kaliteleri detaylı olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen, davacı sözleşmeye uygun malzeme kullanmadığını, malzeme kalitesine göre alması gereken bedelden daha fazlasını müvekkili şirketten tahsil ettiğini, mescid halısından 13.250,00 TL, salon akustik tavanında kullanılması gereken malzemeden 8.300,00 TL, salon halısından 11.000,00 TL, alüminyum burunluklardan 1.600 TL, zemin laminat parkesi ile kullanılan malzemeden 3.300,00 TL, kapılar ile kullanılan kapıların malzemesinden 4.600 TL, salonda kullanılması istenilen taş yünü ile kullanılan malzemeden 7.781,25 TL, salon tavanında kullanılması gereken ahşap ve alüminyum malzemeden ise 3.500,00 TL, toplamda 53.331,25 TL + 9.599,62 (%18 KDV) = 62.930,87 TL haksız kazanç elde edildiğini, iş bu bedelin sözleşme bedelinden düşülmesi gerektiğini, her ne kadar dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda idare tarafından yapılan işin kabul edilmiş olması sebebi ile sözleşmeye aykırı ifa olmadığından bahsedilmişse de, davacı lehine haksız kazanç elde edildiğini, nitekim sözlşeme eki teknik şartnameye göre hangi marka ve kalite malzemelerin kullanılacağının açıkça belirtilmiş olup, davacının haksız kazancının sözleşme bedelinden mahsubu gerektiğini, bu durumda keşif ile tespit edilebilecekken keşif yapılmadan karar verilmiş olması sebebiyle kararın kaldırılması gerektiğini, davacı tarafından her ne kadar sözleşme bedeli olan 380.000,00 TL'nin 90.000,00 TL'lik kısmının ödenmediğinden bahisle alacak talebinde bulunulmuşsa da, söz konusu işle ilgili olarak davacı tarafından iş eksik olarak yapılmış olması sebebiyle fazlaya ilişkin talep yönünden davacı tarafından fatura kesilemediğini ve müvekkili şirket tarafından davacıya eksik iş sebebi ile ödeme yapılmadığını, nitekim davacı ile müvekkili şirket ticari defterleri, banka kayıtları ve bilirkişi raporları incelendiğinde, müvekkili şirketin kesilen fatura bedellerinden daha fazlasını davacıya ödediğinin görüleceğini, zira davacı tarafından müvekkili şirkete toplam 271.477,88 TL fatura kesilmiş olmasına rağmen müvekkili şirket tarafından davacıya toplam 290.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu hususun mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve bu hususta inceleme yapılması gerektiğini, ihale dosyasında 204 günlük gecikme ile müvekkili şirket taşeronunun işi geç teslim etmiş olduğunun sabit olduğunu, bilirkişi tarafından iş artışı nedeniyle 60 günlük ve sınav sebebi ile 12 gün olmak üzere toplam iş yapım süresi 72 gün uzatılmış olduğunun tespit edildiğini ve gecikme cezasında bu sürelerin nazara alınmadığını, 72 günlük sürenin tamamının gecikme cezasından dışlanmasının hukuka aykırı olduğunu, iş artışı sebebi ile müvekkiline süre tanınmış olup, iş artışı yapılan yerlerle davacı firmanın bir ilgisi bulunmadığını, yani davacının yaptığı işle ilgili olarak iş artışı yapılmadığını, bu nedenle 60 günlük süreden davacının yararlanmasının söz konusu olmadığını, sınav yapılması nedeniyle 12 günlük ilave süreden davacı tarafın yararlanması halinde 192 günlük gecikme söz konusu olacağını ve taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde gecikilen her gün için 500,00 TL cezai şartın hükme bağlandığını, 192 günün karşılığı olan 96.000,00 TL cezai şart bedelinin de davacı tarafından müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, sözleşmede cezai şart yanında ayrıca müspet zararların karşılanması ilişkin hüküm getirilmiş olmasına karşın bilirkişi tarafından idare tarafından müvekkili şirketten yapılan kesintilerin hesaplanmadığını, zira işin geç teslim edilmiş olması sebebiyle hakedişinden yapılan 78 x 500,00 TL= 39.000,00 TL kesintinin davalıdan kesilmesi gerektiğini, hem müspet zararın hem de cezai şartın birlikte istenilmesinin BK ve sözleşme kapsamında geçerli olup, bu konuda cezai şartın dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu (Yargıtay 11. HD'nin 20.10.2022 tarih ve 2021/2767 Esas- 2022/7249 Karar), cezai şart konusunda bir değerlendirme yapılmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olup, kararın bu yönüyle de ortadan kaldırılması gerektiğini, nitekim cezai şart hükümleri dikkate alınmış olsaydı, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığının görüleceğini, yine mahkemenin 2020/283 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterleri üzerinden yapılan incelemeye göre davacının alacak miktarının belirlenmiş olmasına karşın, davacının 90.000,00 TL alacağı olduğuna dair somut bir tespit yapılamadığını, 2020/283 Esas sayılı dosyada davacının talep ettiği miktarın daha altında bir alacak tespiti yapılmış olup, bu nedenle davacının haksız talebinin reddi gerekirken, verilen kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu ihtilafsız olup, davacı tarafça işin yapılıp teslim edildiği ve davalı ile dava dışı idare arasında geçici kabulün yapılmış olduğu, geçici kabul itibar tarihinin 24.10.2018 olup, geçici kabulde tespit edilen eksik ve ayıpların giderimi için 30 günlü süre verildiği, geçici kabul onay tarihinin ise 12.12.2018 olduğu , yine davalı ile dava dışı idare arasında 18 hakediş bulunduğu, hakedişlerin incelenmesinde geçici kabul tutanağı dahil olmak üzere idare tarafından davalı aleyhine gecikme cezası kesintisi yapılmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre işin bedeli KDV dahil 380.000,00 TL olup, davalı tarafça idare ile geçici kabulün yapıldığı ve geçici kabul eksikliklerinin de tamamlandığı ve dava dışı idare tarafından davalı aleyhine davacının kusuru nedeniyle kesilen gecikme cezasının olduğu hususunun davalı tarafça ispat edilemediği ve sözleşme kapsamında yapılan ve ihtilafsız olan ödemenin 290.000,00 TL olduğu anlaşılmakla, bakiye alacağın 90.000,00 TL olduğu, yine davacı ile davalı arasındaki sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ifaya ekli cezai şart olup, teslimle birlikte ihtirazı kaydın konulmadığı anlaşılmakla, davalı tarafından bu kalem yönünden belirtilen mahsup işlemi yapılamayacağından, mahkemece davacının bakiye hakediş alacağından gecikme cezası kesintisi yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul yasaya aykırı olup, istinafa gelenin sıfatına göre oluşan müktesep haklar da dikkate alınarak, davalının takibe yapmış olduğu itirazının asıl alacak olan 90.000,00 TL üzerinden iptali ile takibin asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, davacı lehine icra inkar tazminatı koşulları oluştuğundan asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 90.000 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2023 tarih ve 2020/284 Esas- 2023/129 K arar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın kısmen kabulüne, -Davalı borçlunun Ankara 17. İcra Dairesi'nin 2019/16355 sayılı takibe itirazının 90.000,00 TL asıl alacak yönünden kısmen iptali ile takibin bu miktar üzerinden takipteki koşullarla devamına, -Hükmolunan bedelin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.147,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 287,60 TL harç ile tamamla harcı olarak alınan 418,45 TL olmak üzere toplam 706,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.441,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 287,60 TL peşin harç ile 418,45 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 706,05 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 105,00 TL tebligat gideri, 4.500 TL bilirkişi ücreti ile 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.667,20 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre takdiren 4.304,55 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden 102,56 TL'sinin davacıdan, 1.217,44 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 9-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 7.580,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 12-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 13-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.434,51 TL istinaf karar harcından peşin alınan 408,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.026,51 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 14-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 43,00 TL tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 15-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 361. madde gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 12/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır