İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalıdan sigorta poliçelerinden k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1419 KARAR NO:2026/611 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:31/05/2022 NUMARASI:2021/426 Esas - 2022/455 Karar DAVA:Alacak İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalıdan sigorta poliçelerinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalı tarafça bir kısım ödeme yapıldığını ancak bakiye alacağa ilişkin sonuç alınamadığını, bu hususta gönderilen pek çok ihtarnameye ve görüşmeye rağmen de bir netice alınamadığını, davalı tarafın müvekkilinin alacağını ödememesine gerekçe olarak taraflar arasında akdedilen Kâr Paylaşımı Protokolünü gösterdiğini ancak müvekkilinin alacağının ticari defter ve kayıtlar ile sabit olup, davalı sigorta şirketinin de taraflar arasında akdedilen protokole dayanarak ödemeden kaçınma hakkı bulunmadığını ve davalının ödeme yapmaktan kaçınmasının Türk Ticaret Kanunu’na aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 351.080,20-TL tutarındaki müvekkil alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlık konusu 18.01.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile başvuran tarafın hasar onarım bedeli ve değer kaybı talebi olduğunu, ilgili kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkil şirket tarafından 24.12.2019/2020 tarihlerini kapsayan ... Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu 2020.E.98894 sayılı dosyasında yapılan yargılama uyarınca hasar onarım bedeli ve değer kaybı tespiti hususunda bilirkişi raporları alındığını ve kusur durumu, hasar bedeli ve değer kaybı bedellerinin tespit edildiğinden davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmadığından reddi gerektiğini, başvuran tarafın hasar tazminat alacağını kayıtsız şartsız ... Şti.’ne temlik etmiş olup temlik sözleşmesi gereği başvuran tarafın alacak üzerindeki hakkı sona erdiğini ve dava açma hakkı olmadığını, taraflar arasında borcu söndüren işlem olan ibraname mevcut olduğunu ve söz konusu ibranamenin TBK.nun 132.maddesi uyarınca tam bir ibra olduğunu, dosya arasındaki belgelerden davacıya 20.08.2014 tarihinde 18.900,00 TL ve 26.08.2014 tarihinde 29.100,00 TL sigortacı tarafından ödeme yapıldığı anlaşıldığını, başvuran tarafın seçmiş olduğu servis tarafından verilen taklif uyarınca 6.850,00-TL hasar onarım bedeli temlik alacaklısı...’ya ödemenin yapıldığını, davacının gerçek zararı karşılandığından taleplerinin haksız ve fahiş olduğunu, davacının müvekkil şirketten bakiye tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini ve Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2020.E.98894 sayılı dosyasında alınan 27.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre...Plakalı araç sürücüsü (A tanımlı araç) ...’nın %75 oranında asli kusurlu, ... Plakalı araç sürücüsü (B tanımlı araç) ...’ın %25 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza tarihinde geçerli olan trafik sigortası genel şartları ekinde yer alan kriterlere göre hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkil şirket tarafından sigortalı araç hususi araç olup sahibinin şahıs olduğundan ve haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faiz türünün yasal faiz olacağı, ayrıca müvekkil şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında başvuran tarafın avans faizi istemin de haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini ıslahı sonrasında sunduğu cevap dilekçesinde: taraflar arasında imzalanan protokolün 8. Maddesi gereğince "Protokün feshi halinde veya ... şirketleri tarafından işbu Protokolün veya düzenlenmiş poliçelerin feshedilmesi halinde ... Şirketlerinin poliçe vadesinin kalan süresine ilişkin primin yarısını ödeyeceğini beyan ve taahhüt eder. " dendiğini, bu madde gereğince müvekkili şirketin fesih nedeni ile hak kazandığı tutarın hesaplandığını ve 349.103,00 TL (brüt) olarak tespit edildiğini, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemeler doğrultusunda, davacı şirketin bakiye alacağının 859.717,00 TL olarak tespit edildiğini ve protokolün 8. Maddesi gereğince hak kazanmış olduğu 349.103,00 TL'nin mahsubu ile tespit edilen 510.614,00 TL'nin ... tarafından müvekkil şirkete gönderilen 10.07.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede belirtilen ıban numaralı hesaba 16.07.2020 tarihinde gönderildiğini, gönderilen tutarın davacının sunmuş olduğu eklerde de açıkça görülmüş olup, ikrar edildiğini, TTK 1419. Madde atfen TTK 1452. Maddesini dayanak göstererek sigorta sözleşmelerinin sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği beyan edilmiş ise de ilgili maddenin emredici nitelikte bir madde niteliğinde olmadığını, taraflar arasında düzenlenmiş olan protokol açık olup, davacı tarafın poliçe vadesinin kalan süresine ilişkin primin tamamını iade alabilmesi için feshin tarafların karşılıklı mutabakatı ile yapılması gerektiği açıkça belirtilmiş olup, somut olayda feshin bu şekilde yapılmadığını, tarafları bağlayıcı olan işbu protokol gereği müvekkil şirketin iade etmekle yükümlü olduğu hiç bir meblağ bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...taraflar arasında sigorta poliçeleri düzenlenmiş, sonrasında 05.07.2019 tarihli Kâr Paylaşım Protokolü imzalanmış olup taraflar arasındaki ihtilaf süresinden önce sigorta poliçelerinin feshi nedeniyle davacının işlemeyen günlere ait ödenmiş primlerin iadesi talebine ilişkindir. Protokolün 8.maddesinde yer alan sigorta şirketinin poliçe vadesinin kalan süresine ilişkin primin yarısını ödeyeceğine ilişkin düzenlemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Pirim iadesi başlıklı 1419.maddesindeki (Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.) emredici hükme aykırı olduğu anlaşıldığından geçersiz olduğu, bu kabul karşısında bilirkişiler tarafından da doğrulanan prim alacağından bakiye 351.080,20-TL'nin davalı tarafça davacı tarafa ödenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan protokol gereği müvekkili şirketin davacı yana borcu olmadığının kabulü gerektiğini, ilgili poliçelerin düzenlenmesine ilişkin ve davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu protokolün 8. Maddesinde Protokolün süresi ve feshi halinde uygulanacak hükümlerin taraflarca belirlendiğini, ilgili protokolün 8. maddesi gereğince "Protokün feshi halinde veya ... şirketleri tarafından işbu Protokolün veya düzenlenmiş poliçelerin feshedilmesi halinde ... Şirketlerinin poliçe vadesinin kalan süresine ilişkin primin yarısını ödeyeceğini beyan ve taahhüt eder. " dendiğini, iş bu madde gereğince müvekkili şirketin fesih nedeni ile hak kazandığı tutarın hesaplandığını ve 349.103,00 TL (brüt) olarak tespit edildiğini, müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemeler doğrultusunda, davacı şirketin bakiye alacağının 859.717,00 TL olarak tespit edildiğini ve müvekkili şirketin taraflar arasında düzenlenmiş olan protokolün 8. Maddesi gereğince hak kazanmış olduğu 349.103,00 TL'nin mahsubu ile tespit edilen 510.614,00 TL'nin ... tarafından müvekkili şirkete gönderilen 10.07.2020 tarih ve... yevmiye sayılı ihtarnamede belirtilen ıban numaralı hesaba 16.07.2020 tarihinde gönderildiğini, nitekim gönderilen tutarın yine davacının sunmuş olduğu eklerde de açıkça görülmekte olup, ikrar edildiğini, ihtilafın sebebinin davacının protokolün 8. Maddesini yok saymasından kaynaklandığını, karara dayanak olarak alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişilerin, müvekkili şirketin poliçe iptalleri nedeni ile 859.717,00 TL tutarında alacağı olduğunu bildirmiş olmalarına rağmen, buna ilişkin delil sunulmadığını ancak davacının dava dilekçesi ekinde cari hesap ekstresine göre müvekkili şirketten 861.694,20 TL alacaklı olduğunu ispatladığını iddia ederek, yapılacak yargılamada dikkate alınması gereken bedelin 861.694,20 TL olduğunu beyan ettiklerini, taraflarınca yapılan ödeme mahsup edilerek 351.080,20 TL bakiye hesaplandığını, ancak yine bu bedeli kabul ederken, kendileri bir hesaplama yapmaksızın aradaki farkın faizden kaynaklı mı yoksa düzenlenmiş poliçe bedellerindeki net/ brüt bedeli üzerinden mi hesaplandığını açıklamadıklarını , yine protokol yapılırken, primler için davacının toplamda ne kadar ödemiş olduğunu, poliçelerden kaç gün yararlanıldığını, yararlanılan gün sayısının primin ne kaç TL'sine denk geldiğini, davacının düzenlemiş olduğu poliçeleri gider göstermek sureti ile vergi indirimine hak kazanıp kazanmadığını, fesih bildiriminin davacı tarafından ne zaman yapıldığını, bu bildirimin müvekkili şirkete ne zaman ulaştığı gibi toplam bedelin belirlenmesine etki edecek faktörlerin incelenmediğini, yalnızca davacının sunmuş olduğu cari hesap ekstresi dikkate alınarak yorum üzerine 861.694,20 TL'nin toplam bedel olduğunun, gerekli inceleme yapılamaksızın maktu evrak üzerinden kabul edilmesinin kesinlikle doğru olmadığını, raporda buna ilişkin ayrıntılı bilgi ve denetlenebilirlikte söz konusu olmadığını, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/426E. Ve 2022-455 K. Sayılı ilamının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçelerinin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle işlemeyen günlere ait primlerin iadesi talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda davacı, davalıdan sigorta poliçelerinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının kısmi ödeme yaptığını fakat davalının taraflar arasında akdedilen Kar Paylaşımı Protokolüne dayanarak Türk Ticaret Kanunu’nun 1419.maddesine aykırı şekilde ödemeden kaçınma hakkı bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise davacının alacağının 859.717 TL olduğunu, taraflar arasında imzalanan protokolün 8. Maddesinde yazılı hükme göre fesih nedeni ile hak kazandığı tutarın 349.103 TL (brüt) olarak tespit edildiğini, bu tutarın mahsubu sonucu 510.614 TL'nin davacı hesabına yatırıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında imzalanan 05.07.2019 tarihli “Kar Paylaşımı Protokolü” ile sigortalı ... şirketlerine ait araç filosuna ait akdedilen sigorta sözleşmelerine ait poliçe özel şartlarının ve özel şartlara ek olarak filo yönetimi ile ilgili diğer hususlar düzenlenmiş olup, davalı sigorta şirketi ile davacı arasında 25.07.2019-25.07.2020 tarihlerini kapsayacak şekilde ... şirketlerine ait araç filosuna ilişkin genişletilmiş kasko sigorta poliçeleri, genişletilmiş uzun veya kısa süreli (operasyonel kiralama) poliçeleri imzalanmıştır.Anılan protokolün 8.maddesinde “İşbu Protokol 05.07.2019 tarihinden başlamak üzere bir (1) yıl geçerlidir ve süre sonunda kendiliğinden sona erer. ... Sigorta, aşağıda belirtilen bir ya da birden fazla koşulun gerçekleşmiş olması durumunda karşı tarafa yedi gün öncesinden ihtarda bulunmak kaydıyla, işbu Protokolü sona erdirme hakkını haizdir: 1. ... Şirketleri'nin işbu Protokol Madde 5 gereğince ek prim ödemesini yapmaması halinde veya 2. ... Şirketleri'nin ... Sigorta'yı aldatmaya yönelik iş ve eylemlerde bulunması.Ayrıca, ... şirketlerinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 1415. Maddesi uyarınca ... Sigorta'nın haklı sebeplerle sigorta poliçelerini her zaman feshedebileceğini veya kısmi fesih ve ... Sigorta'nın cayma hakkının saklı olduğunu kabul ve beyan eder. Yukarıda belirtilen sebeplerden birinin gerçekleşmesi nedeniyle Protokolün feshi halinde veya veya düzenlenmiş poliçelerin ... şirketleri tarafından işbu Protokolü feshedilmesi halinde ... şirketlerinin poliçe vadesinin kalan süresine ilişkin primin yarısını ödeyeceğini beyan ve taahhüt eder.Yukarıda belirtilen sebepler dışında, tarafların karşılıklı mutabakatı ile Protokol'ün feshi halinde ... Sigorta poliçe vadesinin kalan süresine ilişkin primi, gün esası ile iade edeceğini beyan ve taahhüt eder.” düzenlemesine yer verilmiştir.Dosya içeriğinde yer alan davacıya ait 01.07.2020-31.07.2020 tarihleri arasındaki 23.09.2020 tarihli cari hesap ekstresinde; davacının 01.07.2020 tarihi itibariyle davalıdan 861.694,20 TL alacaklı olduğu ancak 16.07.2020 tarihinde 510.614 TL tutarında ödeme kaydının bulunduğu görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1419. maddesi “Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.” düzenlemesini haizdir. TTK'nun 1452/3. maddesi ise; “..1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesini içermektedir. Taraflar arasında yapılacak bir anlaşma neticesinde sigorta sözleşmesinin sona erdirilmesi mümkündür. Tarafların sigorta sözleşmesinin sona erdirilmesine dair anlaşmaya varması ile sona erme tarihine kadar ödenmiş primler gün ya da kısa süre hesabı üzerinden hesaplanmak kaydıyla artan kısım iade edilecek, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler ise sigorta ettirene geri verilecektir.Sigorta korumasının mevcut olduğu süre karşılığı, sigortacının prime hak kazanması sigorta sözleşmesindeki menfaatler dengesine uygun düşmekte olup, sigortacının rizikoyu üstünde taşıdığı günlere ilişkin prime hak kazandığının kabulü gerekir.Somut olayda taraflar arasında imzalanan sigorta poliçelerinin süresinden önce feshedildiği ihtilafsız olup, davacı ticari defterlerinde inceleme yapılmamış olmakla birlikte davacı tarafça sunulan cari hesap ekstresine göre davacı, davalıdan 861.694,20 TL tutarında alacaklı durumdadır. Davalı tarafça davacının alacaklı olduğu tutarın 859.717 TL olduğu ileri sürülmüş ise de davalı sigorta şirketinin kendisine verilen kesin süre içinde ticari defterlerini sunmadığı ve yapılan ihtarata göre davacının ticari defterlerinin dikkate alınabileceği gözetildiğinde davacı alacağının 861.694,20 TL olduğunun ve 16.07.2020 tarihinde davalı tarafça yapılan 510.614 TL tutarındaki ödeme düşüldüğünde davacının davalıdan 351.080,20 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekir. TTK'nın 1419.maddesi gereği taraflar arasında sigorta sözleşmenin feshi halinde işlemeyen günlere ait prim iadesinde sigorta ettiren/sigortalı aleyhine değişiklik yapılması mümkün olmayıp, somut olayda davalının savunmasına dayanak protokolün 8.maddesi, bu düzenlemeye aykırıdır. Bu nedenle mahkemece davalı tarafça protokolün 8. Maddesine dayanılarak davacıya iade edilmeyen 351.080,20 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 5.995,60 TL harcın, alınması gerekli olan 23.982,29 TL harçtan mahsubu ile bakiye 17.986,69 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026