T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/703 - 2026/786 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/703 KARAR NO : 2026/786 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2025 NUMARASI : 2024/86 E. - 2025/539 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Tecavüzün Tespiti, Ref'i, Maddi Tazminat İstemli) Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/703 - 2026/786 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/703 KARAR NO : 2026/786 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2025 NUMARASI : 2024/86 E. - 2025/539 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Tecavüzün Tespiti, Ref'i, Maddi Tazminat İstemli) Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/12/2025 tarih ve 2024/86 E. - 2025/539 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019/17412 sayılı 41 ve 42. sınıflarda tescilli "..." ibareli markasının bulunduğunu, davalı tarafından bu marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde kullanımlarda bulunulduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, davalının müvekkiline ait tescilli marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00.-TL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 06.11.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 456.451,80.-TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı tarafından kullanılan markanın ... adına 41 ve 42. sınıflarda tescilli olan 2019/17412 sayılı markanın birebir aynısı olduğu, ayrıca dava konusu ürünler üzerinde kullanılan "TC ... tarafından ürün kalitesi güvence altına alınmıştır" açıklamasının da hem markanın ayırt edici unsuru olan "..." ibaresini içermesi, hem de ilgili Üniversitenin Türkiyenin önde gelen üniversitelerinden olması nedeniyle orta düzey tüketiciler tarafından doğrudan davacı ... ile ilişkilendirileceği, ilgili ürünlerin davacının izin ve kontrolü altında üretilen ürünler olduğu algı ve izlenimi yaratacağı, Ankara Üniversitesinin tüm Türkiye çapında tanındığı, dolayısıyla tanınmış marka korumasından yararlanabileceği, markanın mal ve hizmetleri arasında "kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal ve hizmetlerin test edilmesi" hizmetlerinin de bulunduğu, dava dışı ... Ltd. Şti. ile davacı arasında aktedilen işbirliği protokolü gereği davalının markasal kullanımlarının, davacının marka hakkının ihlali niteliğinde sayılamayacağı ileri sürülmekte ise de ... Müdürlüğünün bahsi geçen 02.07.2018 tarihli iş birliği protokolünün davacı tarafından iptal edildiğine ilişkin ... Ltd. Şti.'ne 01.04.2020 tarihinde gönderdiği yazıdan, bahsi geçen dava dışı firmanın dava konusu edilen logo/markanın kullanma hakkının hukuken mesnetsiz kaldığının anlaşıldığı, davalının bu firmanın halefi olduğu kabul edilse dahi markanın kullanım hakkının geri alınmış olması nedeni ile davalının somut uyuşmazlıkta söz konusu protokole dayalı olarak bir hak iddia edemeyeceği, davalı tarafın tazminata esas defter ve belgeleri bilirkişi marifetiyle incelenmiş ve bilirkişi tarafından davacının tazminata esas talep edebileceği miktar hesaplanmış ise de mahkemece sehven bilirkişi tarafından belirlenen miktar aşılarak, davacının neye göre talep ettiği anlaşılamayan talep arttırım dilekçesi yönünde karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, markanın dondurma kutuları, buz dolapları, dondurucu şemsiye ve bunun gibi araç ve gereçlerden, kartvizit, mektup, posta kartı, katalog, fiyat listeleri, menü ve bunun gibi antetli kağıtlardan ve evraklardan sökülmesi suretiyle tecavüz teşkil eden ürünün ortadan kaldırılmasına, marka hakkına tecavüz dolayısıyla bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi araçlara diğer ürünleri üretmeye engel olmayacak şekilde el konulmasına, el konulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesine, marka hakkına tecavüzün önlenmesi kaçınılmaz ise imhasına, kararın kesinleşmesini müteakip, masrafı davalıdan alınmak kaydıyla karar özetininin ulusal çapta yayın yapan üç gazeteden birinde ilanına, 466.451,80.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ortada marka hakkına tecavüz teşkil eden bir eylem bulunmadığından, davacının önleme, durdurma ve ref ile tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin kullanımıyla davacı markasının kapsamındaki ürün ve hizmetlerinin farklı bulunduğunu, davacının müvekkili şirkete markanın kullanılmamasına veya marka kullanma hakkının geri alındığına ilişkin bir ihtarının bulunmadığını, mahkemenin bu kanıya nasıl ulaştığının dosyadan anlaşılamadığını, müvekkili şirketin 02.10.2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğunu, müvekkili şirketin ilk kuruluşundan itibaren 3 yıl süre ile ...'ın müvekkili şirketin yetkilisi, ...'ın da şirketin diğer ortağı olduğunu, müvekkili şirketin ilk kuruluş ortaklarından birinin de ... Madencilik Ltd. Şti. olduğunu, müvekkili şirketin "..." ibareli 2017/35451, 2019/66521 ve 2019/65664 sayılı markaları 31.08.2020 tarihinde ...'dan; 2022/078872, 2022/078829, 2022/041257 sayılı markaları da 13.10.2022 tarihinde ... Ltd. Şti.'den devir aldığını, ... tarafından üretilip "..." markalarıyla ticaret mevkiine sunulan dondurma ve benzeri ürünlerin, ... Gıda Paz. Ltd. Şti.'ne ait işletme üzerinden kamuya sunulduğunu, ...'ın eşi olan ...'ın da ... Gıda Paz. Ltd. Şti.'nin yetkilisi ve ortağı olduğunu, ...'ın ve ... Gıda Paz. Ltd. Şti.'nin, davacı kurumla yargılama konusu edilen logonun üretilen "..." markalı ürünlerde kullanımı konusunda 2019 yılında 5 yıl süreli bir lisans sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin davacı kurum ile dava dışı ... arasındaki sözleşmeye elbette taraf olmadığını, fakat 01.06.2018 tarihli sözleşmede davacının markasının, "..." ibareli markalarla kullanılacağının açıkça yazılı bulunduğunu, anılan tarihte "..." ibareli markaların ... adına tescilli olduğunu, bu markaların ...'ın izniyle ...'ya kullandırıldığını, sözleşmeyle izin alınması üzerine ... Gıda Paz. Ltd. Şti.'nin, "..." ibareli markalarla birlikte davacı kurumun logosunu da kullandığını, daha sonra "..." ibareli markalar ile ürünlerin üretildiği işletmenin müvekkili şirkete devredildiğini, bu devir sırasında, sözleşmeden alınan izinle ... tarafından üretilmiş, raf ömrü dolmamış, sınırlı sayıda ürünün de müvekkiline devredildiğini, devredilen ve raf ömrü dolmamış olan sınırlı sayıdaki bu ürünün piyasaya sunulması sonrasında davacının işbu davayı açtığını, müvekkilinin tüm iyiniyetiyle 2023 yılı Temmuz ayında, ticaret mevkiindeki sınırlı sayıdaki bu ürünlerin tamamını piyasadan çektiğini, bir an için aksi kabul edilse bile iddia konusu markanın daha önce serbest iradeyle belirlenmiş lisans bedeli ortadayken, bu lisans bedelinin uyarlanmasıyla davacının talep edebileceği lisans bedelinin 68.044,38 TL ile 101.623,37 TL aralığında olacağı belirlendiğinden, 466.451,80 TL'ye yükseltilen talebin tümden kabul olunmasının hukuka aykırı bulunduğunu, yine müvekkilinin 2024 yılı cirosunun %10'u oranında lisans bedeline hükmedilmesinin de, tazminatın belirlenme yöntemine aykırı bulunduğunu, kararda sadece dondurma ürünlerinde kullanımın gerçekleştiği kabul edilmesine rağmen, dondurucu ürünlere ilişkin iddiaların reddi yönünde karar tesis edilmemiş olmasının hukuka aykırı bulunduğunu, iddia konusu tanıtım işaretlerinin kullanımının, dava tarihi olan 21.02.2024 tarihinden önce 2023 yılı Temmuz ayında son verilmiş olmasına ve küçük sayıdaki tüm ürünler piyasadan çekilip imha edilmiş bulunmasına, buna bağlı olarak da gerek dava tarihinde ve gerekse yargılama boyunca ortada devam eden bir tecavüz eyleminin bulunmamasına rağmen, mahkemece sadece devam eden ve dış dünyada etkileri devam eden eylemler için ref kararı verilebileceği gözetilmeden, davacının tecavüzün ref'ine yönelik isteminin reddedilmesi gerekirken, bu yönde kabul kararı verilmesinin de hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde, kararda müvekkili idare tarafından yapılan mahkeme masraflarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulmadığını, yine mahkemece karar yerinde, sehven bilirkişi tarafından belirlenen miktar aşılarak, davacının neye göre talep ettiği anlaşılamayan talep arttırım dilekçesi yönünde karar verildiğinin belirtilmesinin de hatalı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti, ref'i, giderilmesi, maddi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, davalı tarafın tazminata esas defter ve belgelerinin bilirkişi marifetiyle incelendiği ve bilirkişi tarafından davacının tazminata esas talep edebileceği miktarın hesaplandığı, ancak mahkemece sehven bilirkişi tarafından belirlenen miktar aşılarak, davacının neye göre talep ettiği anlaşılamayan talep arttırım dilekçesi yönünde karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Somut uyuşmazlıkta ise mahkeme kararının, mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarının nasıl belirlendiği yönünden bir gerekçe içerdiğinin kabulü mümkün değildir. HMK'nın emredici hükümlerine aykırı olması resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan, Dairemizce bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Kabul şekli bakımından da mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalının dondurma ürünleri incelenmiş, bu ürünlerin de davacı markasının kapsamındaki emtealar nazara alındığında marka hakkına tecavüzün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesince sadece dava dilekçesinin ekindeki belgelerden hareketle dondurma kutuları, buz dolapları, dondurucu şemsiye ve bunun gibi araç ve gereçler, kartvizit, mektup, posta kartı, katalog, fiyat listeleri, menü ve bunun gibi antetli kağıtlar ve evraklar, bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz ve makine gibi araçlar yönünden de hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, hakkında herhangi bir tespit bulunmayan konularda, gerekçesi de karar yerinde denetime elverişli şekilde açıklanmadan hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Yine davalı tarafça yargılama sırasında, müvekkilinin davacı kurum ile dava dışı ... Gıda Paz. Ltd. Şti. arasındaki sözleşmeye taraf olmasa da "..." ibareli markalar ile ürünlerin üretildiği işletmenin müvekkili şirkete devredildiğini, bu devir sırasında, sözleşmeden alınan izinle ... tarafından üretilmiş, raf ömrü dolmamış, sınırlı sayıda ürünün de müvekkiline devredildiğini, bu ürünlerin piyasaya sunulması sonrasında, müvekkilinin 2023 yılı Temmuz ayında ticaret mevkiindeki sınırlı sayıdaki bu ürünlerin tamamını piyasadan çektiğini savunmasına rağmen, mahkemece davalı tarafın bu savunması incelenmeden ve sadece devam eden eylemler için ref kararı verilebileceği gözetilmeden, davacının tecavüzün ref'ine yönelik isteminin kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tanınmışlık iddiasına da dayanmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. sayılı ilamı). Öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1410-2018/7017 E/K sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, tanınmışlık olgusunun tespiti özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Somut olayda dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda, davacının markasının tanınmış olup olmadığı hakkında bir tespit bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece, özel ve teknik bilgi gerektiren bir hususta davacı yararına SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile davacının tanınmış marka korumasından yararlanabileceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Yine kabul şekli bakımından, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, davacı yararına yargılama giderlerine hükmedilmemesi de doğru görülmemiştir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda mahkeme kararının, mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarının nasıl belirlendiği yönünden bir gerekçe içermemesi nedeniyle, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmadığından, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile açıklanan hususlar dikkate alınarak yeni bir karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, istinaf kararının niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 31/12/2025 gün ve 2024/86 E. - 2025/539 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 7.966,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.