T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/447 KARAR NO:2026/27 DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:13/09/2022 KARAR TARİHİ:16/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkil aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2012/... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibi başlattığını, takibe dayanak be…
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/447 KARAR NO:2026/27 DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:13/09/2022 KARAR TARİHİ:16/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkil aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2012/... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takibi başlattığını, takibe dayanak belge dikkatlice incelendiğinde, kambiyo senetlerinin taşıması gereken hiçbir özelliği taşımadığı, dolayısıyla kambiyo vasfına sahip olmadığı, hatta müvekkilin borçlu olduğunu gösterecek kayıtsız şartsız borç ikrarını gösterir bir ibarenin de olmadığının görüleceğini, müvekkilin borçsuzluğunun tespitine karar verilmesinin gerektiğini, takibe konu edilen evrakta düzenleme tarihinin ve vade tarihinin hangisi olduğu, söz konusu evrakta kimin kime borçlu olduğu ve en önemlisi de 6762 sayılı ...nun 776.maddesinin 1.fıkrası b bendine göre bononun, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi unsurunu taşımasının zorunlu olduğu, bu niteliğin haiz olmayan bono, kambiyo senedi vasfında kabul edilemeyeceğini, kambiyo olduğu iddia edilen takibe konu evrak dikkatlice incelendiğinde bir ödeme vaadi içermediğinin de görüldüğünü, takibe konu evrakın kambiyo senedi olmaması ve kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle, davaya konu icra takibi dolayısıyla müvekkilin borçsuzluğunun tespitine karar verilmesinin gerektiğini, somut olayda takibe konu belge kambiyo senedi vasfına sahip olmayıp, mahkemenin menfi tespit davasında görevli ve yetkili olduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkilin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan, teminatsız veya mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, alacaklıya ödenmesini engeller mahiyette ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini, takibe konu evrakın kambiyo senedi vasfında olmadığının tespitini, müvekkilin .... İcra Müdürlüğünün 2012/... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibi dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ile ücreti vekaletin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibin konusunun alacak bonodan kaynaklandığı için ticari iş niteliğinde olduğu, ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda ise dava şartı olarak arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunduğunu, davacı tarafın zorunlu arabuluculuk aşamasını tamamlamadan davayı ikame ettiği, davacı borçlunun takibe konu olan bononun kambiyo senetlerinin taşıması gereken unsurları taşımadığından sebep borçsuzluğunun tespit edilmesine karar verilmesini talep etmişse de, takibe konu bonoya ilişkin itirazların takibin açıldığı tarihte ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 günlük yasal süresi içinde İcra Hukuk Mahkemesinde ileri sürmesinin gerektiğini, söz konusu yasal hakkını takibin başlatıldığı dönemde ileri sürmeyerek bu davanın ikame edilmesinde HMK. m. 114/ 1-h maddesi gereğince davacının hukuki menfaati bulunmamalığını, davacı borçlunun her ne kadar borcunun olmadığını belirtmiş ise de, davacı ile müvekkil arasında takibe konu bononun dayanmış olduğu bir iç ilişkisinin bulğunduğu, müvekkil ...'un 2008 yılında üretilen ... marka ... model yeşil renk bir aracı üçüncü bir kişiden satın aldığı fakat aracın kendi üzerine tescili için işlem yapmaksızın, aracın satışını yapan kişi ile aralarında anlaşarak, aracın tekrardan satılması amacıyla satış işlemlerini yürütmesi için müvekkilin arkadaşı olan ... adına bir vekaletname düzenlediğini, ...'a satış işlemleri için verilen vekaletname dışında, müvekkil aracın satış işlemlerinde aracı olması amacıyla araç alım ve satımıyla iştigal eden davacı ...'dan yardım istediği, ...'nın yardım istediği doğrultusunda araç satışında bizzat işlemlere katılmış ve araç satış bedelini aracı satın alan üçüncü kişiden aldığı, söz konusu satış bedelinin ise daha sonra müvekkile teslim edilmediğini, müvekkilin satıştan elde edilen bedeli davacıdan talep ettiğinde ise davacının söz konusu para ile kendi borcunu ödediğini, fakat söz konusu borcunu ödeyeceğini belirterek davaya konu olan bonoyu düzenleyerek müvekkile teslim etmediği, netice itibari ile uyuşmazlık konusu icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olmayıp, davacının davalı müvekkile borcu bulunduğu bu sebepten ötürü davacı borçlunun davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini karar verilmesini talep etmiştir. .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrasında davanın kabulüne karar verildiği ve karar davalı tarafından istinaf edilmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2023/1645 esas 2025/692 karar sayılı ilamı ile ''... Davaya konu icra takibi kambiyo takibi olup, ilk derece mahkemesince davaya konu takip dayanağı bono aslı incelenmeden, senedin bono vasfında olmadığı yönünde değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, senedin kambiyo vasfında olup olmadığının değerlendirilmesi Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi de doğru görülmemiştir...'' şeklinde verilen kararın kaldırıldığı ve akabinde .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/... esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderilmesi üzerine dosya mahkememizde yeniden esas alarak yargılamaya devam olunmuştur. Kaldırma kararı sonrası takibe konu çek aslı .... İcra Müdürlüğü 2012/... esas sayılı dosyadan istenilmiş ise de çek aslı davalı tarafından dosyaya sunulmuştur. Dava, kambiyo senedi vasfını taşımayan senetle başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinden dolayı menfi tespit talebine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 776. maddesine göre; (1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını içerir. Şeklinde ve Türk Ticaret Kanununun 777. maddesine göre; (1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. (2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır. (3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır. (4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. Şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda, davacı taraf icra takibine konu senedin kambiyo vasfında olmadığından bahisle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağını iddia etmiş olup mahkememizce celbedilen takibe konu senet incelenmiş olup Türk Ticaret Kanununun 776. ve 777. maddesine göre yapılan değerlendirme de senedin tüm yasal unsurlarını taşıdığında kambiyo senedi vasfında olduğu, eldeki davanın dosyadaki fotokopi evrak değerlendirilerek açıldığı, fotokopi evrakta senedin bir kısım yazı ve içeriklerinin belli olmadığı görülmüş olup davaya konu senedin kambiyo senedi vasfında olması sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davalının kötüniyet tazminatı talebi yönünden; İİK. 72/4 Maddesinde;'' (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez,'' hükmü düzenlenmiş olup Davalı lehine kötüniyet tazminatının koşullarından biri ihtiyati tedbir kararının uygulanması olduğu bu kapsamda yapılan incelemede her ne kadar tedbir kararı verilmiş ise de tedbir kararının uygulanması için icra dairesine yazı yazılmadığı, tedbir kararının uygulanmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Tarafların kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 732,00-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 378,50-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 353,50TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 22.163,32TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan toplam 430,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır