T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/192 Esas KARAR NO: 2026/347 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2024/528 Esas - 2025/754 Karar TARİH: 25/11/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/192 Esas KARAR NO: 2026/347 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2024/528 Esas - 2025/754 Karar TARİH: 25/11/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının yurtiçi ve yurtdışı taşımalara aracılık eden forwarder hizmeti sağlayan bir firma olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta davacı, davalının ......'den ...'ya ihraç edeceği ticari mallarının nakliye ve gümrük İşlemlerini organize etmek için görevlendirildiğini, davalıya ait ticari emtiaların 02.02.2018 tarihinde ..... limanından ... ... ile taşındığını, malların ...'daki ... Limanına 04.03,2018 tarihinde vardığım, davalının alıcısının mallan çekmediğini, davalının alıcısı tarafından malların çekilmemesi île konteyner toplam free time hariç 216 gün demuraja girdiğini, davaya konu demuraj bedelinin doğduğunu, bahse konu yükün 40/HC tip konteyner ile taşındığını» armatörün ... limanı için paylaştığı demuraj tarifesi uyarınca 1. Periyot; 7 Gün * 40 USD : 280 USD ( Free Time sonrası tik 7 gün), 2. Periyot; 7 Gün * 60 USD : 420 USD ( İlk Haftadan Sonraki ikinci 7 gün), 3. Periyot ; 202 gün * 100 USD : 20.200.00 USD ( 14 Günden Sonraki günler için)bu bedellerin toplam 20.900 USD etmekle ancak davacının armatörle ilişkilerinden bu bedel üzerinden % 50 indirim sağlanarak toplamda 10.450 USD demuraj armatör tarafından davacıya fatura edildiğini, armatöre davacı tarafından ödenen bu bedelin dava ile davalıya rücu edildiğini, davacının davaya konu demuraj faturasını 28.11.2018 tarihinde o fatura olarak kestiğini, avm gün davalı tarafından davacıya iade faturası kesildiğini, davalının iade faturasını ..... Noterliğinin .....12.2018 tarih ve .....yevmiye no.lu ihtarname ile borcun ödenmesi ihtarında bulunulduğunu, ......, Noterliğinin ....12.2018 tarih ve ...... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalının iade faturasını iade ettiğini, davacı tarafından alacağın tahsili amaçlı olarak davalı aleyhinde İstanbul ........ İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, durduğunu, İcra takibinin başlatıldığı gün davalının davacıya ....... Noterliğinin .....12,2018 tarih ve...... yevmiye no.lu ihtarım keşide ettiğini belirterek, fazlaya dair talep hakları saklı kalmak üzere İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazının kısmen iptali ve icranın 10.450,00 USD üzerinden devamını, davalının davaya konu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının davacının haksız taleplerinden sorumluluğu bulunmadığını, 3. Kişilere yersiz Ödeme yapan davacının davalıya rücu etme hakkının bulunmadığının, davacının talepleri taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, hiçbir sözleşmesel veya yasal dayanağı bulunmayan haksız davanın reddinin gerektiğini, davacının yetkisiz icra dairesinde takip başlattığını ve yetkisiz mahkemede dava açtığını, davalının ...../Kocaeli'nde mukim olduğunu, yetkili icra dairesinin .... İcra Daireleri olduğunu, yetkili Mahkemelerinin .... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının dava dilekçesinde ödeme ve cari hesap sözleşmesi içeriğinde Anadolu icra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu belirttiğini, anılan sözleşmedeki imzanın davalının yetkilisine ait olmadığını, bir an için sözleşmedeki yetki şartına üstünlük tanınacak olsa dahi yetki şartında taraflar arasındaki hukuki anlaşmazlıklar halinde İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun yazıldığını, davada davacının talep ettiği tüm alacak kalemlerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Esasa yönelik itirazlarının aksi anlamına gelmemek üzere zamanaşımı sebebi ile davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, dava konusu olayda davalının hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, husumet İtirazında bulunduklarını, davalının davacı ile arasındaki sözleşme hükümlerinde davalının demuraj bedellerinden sorumlu olacağına dair hüküm olmadığım, davacının alıcının Ödemesi gereken demuraj bedellerini kendi ödemiş ise bedeli malların alıcısından tahsil etmesi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davalının bu bedelden sorumlu olmadığını, husumetin davalıya yöneltilmiş olmasının hatalı olduğunu, hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemekle birlikte davada alacağı ve tutan ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, davada öncelikle davacının borçlarını gereği gibi ifa ettiğini, alıcıya varış İhbarını gönderdiğini ve buna rağmen ürünlerin alıcı tarafından teslim alınmadığını ispatlaması gerektiğini, belirtilenler davacı tarafça ispatlanmaz ise bu durumda demuraj bedelinden sorumluluk buna sebebiyet veren davacıya ait olduğunu, davacının alıcıya bu yönde usulüne uygun olarak gerekli ihbarı yapmasına rağmen alıcı firma ürünleri teslim almamış ise bu durumda demuraj bedelinden sorumluluk alıcı firmaya ait olacağını, bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, demuraj bedelinin hesabı da ispata muhtaç olduğunu davacının belirttiği rakamlar aşın fahiş tutarlar olduğunu, İcra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek, yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesini» husumet itirazlarının ve esasa ilişkin itirazları sebebi ile davanın reddini, davalının borçlu olmadığı bir tutar için kötü niyetli olarak takip başlatan davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 25/11/2025 tarih ve 2024/528 Esas - 2025/754 Karar sayılı kararında; "Dava, Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetlerinin olup olmadığı, emtianın gümrükten çekilip çekilmediği, çekilmiş ise ne kadar süre sonra çekildiğinin ve varsa Demuraj süresi ile taşıma dolayısı ile gerçekten fiili taşıyana demuraj ücreti ödenip ödenmediği, ödenmiş ise yapılan ödemenin rayice uygun olarak yapılıp yapılmadığı ile icra dairesinin ve mahkememizin yetkisi, zamanaşımı itirazı hususunda toplandığı anlaşılmıştır.İstanbul ....... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... A.Ş tarafından borçlu ...... Anonim Şirketi aleyhine 01/03/2019 toplam 10.450,00USD'nin 'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış olduğu, ödeme emrinin borçluya 07/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 10/01/2019 tarihli itirazı ile takibin durduğu, iş bu davanın 30/05/2019 tarihinde İİK md 67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 26/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ile davalı arasındaki muavin kayıtlarının karşılaştırılması neticesinde; davacı tarafından davalı adına tanzim edilen ve takibe konu edilen 28.11.2018 tarih........seri nolu 10.450 USD bedelli "Demuraj" bedelini ihtiva eden faturanın davalı tarafından kabul edilmeyerek, 28.11.2018 tarihlî ....... seri nolu 10.450 USD bedeli iade faturası tanzim ederek davacı hesabına borç kaydedildiği, Dava konusu ... nolu konteynerin 02.02.2018 tarihinde .... limanından ... nolu konşimento tahtında ... ... ile taşınarak ...'daki ... Limanına 04.03.2018 tarihinde ulaştırıldığı, davalının alıcısının mallan çekmediği, davalının alıcısı tarafından malların çekilmemesi ile kontevner toplam serbest süre hariç 216 gün demuraja girdiği, bahse konu yükün ....... tip kontevner ile taşındığı, Fiili taşıyan ... firmasının ... limanı için paylaştığı demuraj tarifesi uyarınca 14 Gün serbest süre sonrasındaki günler için demuraj bedellerinin toplamı 20.900 USD olarak hesaplanmakta olup, ancak davacının armatörle ilişkilerinden dolayı bu bedel üzerinden % 50 indirim sağlanarak toplamda 10.450 USD demuraj bedelinin armatör tarafından davacıya fatura edildiği ve davacı tarafından fiili taşıyan ... firmasına söz konusu demuraj bedelinin çek ile ödendiği dosyaya ekli belgeler/dekontlardan anlaşıldığı, demuraj tarifesinin Denizcilik sektöründeki emsalleri ile uyumlu olduğu, Taraflarca düzenlenmiş olan 16.10.2012 tarihli Ödeme ve Cari Hesap Sözleşmesinin madde 6. Yargı Yeri, yetki şartı gereğince İstanbul.....İcra Dairelerinin yetkili olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanan demuraj bedeli 10.450 USD. alacağına ilişkin olduğu ve Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girdiği, davanın yargı yerinin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olduğuna ilişkin görüş ve tespitlerini bildirmişlerdir.Tarafların beyan ve itirazları üzerine dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 10/11/2021 tarihli raporda; Davalının alıcısının malları çekmediği, alıcı/gönderilenin eşyanın teslimini talep etmediği/istemediği dikkate alındığında; TTK madde 1203'deki düzenlemeye göre demuraj ücretinden gönderilenin sorumlu tutulamayacağı, TTK madde 1207 (1) hükmü gereğince söz konusu demuraj ücretinden davalı tarafın yükümlü olduğu, Kök raporumuzda detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, İstanbul (Kadıköy) İcra Dairelerinin yetkili olduğu, uyuşmazlığın Denizcilik İhtisas Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Demuraj bedelleri, sektördeki uygulamalar ile uyumlu olup bu bedellerin makul sınırlar içinde olduğuna ilişkin görüş ve tespitlerini bildirmişlerdir. Mahkememizde açılan işbu davanın, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 17/02/2022 tarih ve 2019/163 Esas, 2022/61 sayılı davanın kabulüne dair kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2024 tarih ve 2022/852 Esas, 2024/1747 Karar sayılı ilamıyla Kaldırılarak geldiği anlaşılmıştır.İstanbul BAM 13 Hukuk Dairesi Mahkememiz kararını, "Dosyada malın varma limanında alıcısı tarafından hangi tarihte teslim alındığına dair hiçbir belge bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti malın 19/10/2018 tarihinde teslim alındığını belirtmiş iseler de, bu tespitin davacı yanın cevaba cevap dilekçesinde bildirdiği tarih esas alınarak yapıldığı anlaşılmıştır. Konişmento üzerinde de TTK'nun 1236 maddesine uygun bir teslim şerhi de bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece HMK'nun 31 ve 194 maddeleri uyarınca, emtianın varma limanında dava dışı alıcı tarafından hangi tarihte konteynerden taliye edilerek teslim alındığına ilişkin belgelerin ve bu belgelerin yeminli tercümelerinin dosyaya sunulması için davacı yana kesin süre verilmesi, buna göre fiili taşıyıcının konteynerin boşaltılması ve eşyanın teslim alınması ve için ne kadar süre beklediği tespit olunup, talep edilen demurajın yerinde olup olmadığı buna göre belirlenmek gerektiği gibi, davalının bekleme süresinin uzatılması ile demurajın dolayısıyla zararın artmasında davacının ifa yardımcısı konumundaki fiili taşıyıcının müterafik kusuru bulunduğu yönündeki savunması da tarıtışılmak ve bu hususlarda gerekli görülmesi davalı itirazlarını da karşılar ek rapor alınmak gerekirken, davalının bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediği ek ve dayanağı kök rapora göre hüküm kurulması, gerekçede de bu itirazların karşılanmaması isabetsiz olmuş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur." gerekçesi ile kaldırmıştır.Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler, ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 28/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davalının alıcısının malları çekmediği, alıcı/gönderilenin eşyanın teslimini talep etmediği/istemediği dikkate alındığında; TTK madde 1203’deki düzenlemeye göre demuraj ücretinden gönderilenin sorumlu tutulamayacağı, TTK madde 1207 (1) hükmü gereğince söz konusu demuraj ücretinden davalı tarafın yükümlü olduğu, Sayın Mahkemenize daha önce 2019-163 sayılı dosya kapsamında sunulan Bilirkişi Kök ve EK raporumuzda detaylı bir şekilde açıklanan görüşümüzü muhafaza ettiğimizi Demuraj bedellerinin, sektördeki uygulamalar ile uyumlu olup bu bedellerin makul sınırlar içinde olduğuna ilişkin görüşlerini bildirmişlerdir. Davaya konu edilen demuraj bedelinin davacı tarafından dava dışı konteyner sahibi olan ve davacı adına demuraj faturası düzenlediği tespit olunan ... ... AŞ firmasına, bu firma adına 23/11/2018 tarihinde tevdi edilen, 13-18/12/2018 tarihli çekler ile ödenmiş olduğu bilirkişilerce tespit edilmiş olmakla, TTK 1246 maddesi uyarınca eldeki dava bakımından 1 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten başlaması gerektiği dikkate alınarak, dava konusu icra takip tarihinin başlatıldığı 03/01/2019 tarihi itibarı ile 1 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2024 tarih ve 2022/852 Esas, 2024/1747 Karar sayılı ilamı ile; davaya konu emtianın varma limanında alıcı tarafından hangi tarihte teslim alındığına dair herhangi bir bilgi bulunmadığından bahisle mahkememiz kararı kaldırılmakla, bu hususta emtianın akıbetinin tespiti için davacı vekilinin talebi doğrultusunda, davaya konu taşımayı gerçekleştiren taşıyan dava dışı ... firmasına müzekkere yazılmış olup; gelen yazı cevabından, konu emtialarını alıcısı tarafından hiç teslim alınmadığı, ilgili varış gümrüğü tarafından yüke el konulduğu, alıcıya teslimin gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile emtianın dava dışı alıcı tarafından teslim alındığı savunulmuşsa da, teslime ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Dava dilekçesi ekinde sunulan taraflar arasındaki e posta yazışmalarında da ( 7 Kasım 2018 tarihli) yüke el konulduğu belirlidir. 1 Kasım 2018 tarihinde davalı tarafından davacıya gönderildiği anlaşılan e posta yazışmasında ise; dava dışı ithalatçı-alıcı firmanın kendi ülkesindeki mevzuat değişikliği nedeni ile ithalatını gerçekleştiremediği anlaşılmıştır. Bu hali ile, dava konusu demuraj bedelinin oluşması bakımından davacının yahut dava dışı fiili taşıyanın herhangi bir dahilinin olmadığı, buna göre de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2024 tarih ve 2022/852 Esas, 2024/1747 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, bekleme süresinin uzatılması ile demurajın dolayısıyla zararın artmasında davacının ifa yardımcısı konumundaki fiili taşıyıcının müterafik kusurunun bulunmadığı mahkemece kabul edilmiştir. Dosyada bulunan gümrük beyannamesi, e posta yazışmaları, dosyanın taraflarının imzasını içerir 16/10/2012 tarihli ödeme ve cari hesap sözleşmesi, Navlun sözleşmesinin gönderileni eğer navlun sözleşmesinin aynı zamanda tarafı değilse, diğer bir ifadeyle, taşıtan değilse anılan ücret ve masrafların borçlusu değildir. Ancak TTK 1203 maddesi koşullarının gerçekleşmesi hâlinde gönderilen söz konusu masraflardan sorumlu hâle gelir. Gönderilenin TTK 1203 maddesi kapsamında yer alan kalemlerden sorumlu tutulabilmesi, iki koşulun bir arada gerçekleşmesine bağlı kılınmıştır. Buna göre, gönderilenin sorumlu olabilmesi için, konişmento veya konişmentonun atıf yaptığı navlun sözleşmesinde gönderilenin anılan borçlardan sorumlu olacağı ilkesine yer verilmesi ve yükün gönderilen tarafından tesliminin istenmesi gereklidir. Bu koşullar karşılandığında taşıtan borçtan kurtulur. Bu kapsamda dava konusu uyuşmazlıkta davalının taşıtan olduğu hususu ile dava dışı gönderilen tarafından yükün teslim alınmadığı hususu sabittir. Bu kapsamda, davalının taşıtan sıfatı ile dava konusu demuraj ve ardiye bedelleri bakımından sorumluluğu bulunduğu kabul edilmiştir. Demuraj alacağı yönünden yapılan değerlendirmede ; Dava konusu ... nolu konteynerin 02/02/2018 tarihinde ........ limanından ... numaralı konşimento tahtında ... ... ile taşınarak ... ... Limanına 04/03/2018 tarihinde ulaştırıldığı, davalının alıcısının malları çekmediği, davalının alıcısı tarafından malların çekilmemesi ile konteyner toplam serbest süre hariç 216 gün beklediği, bahse konu yükün 40 lık diye tabir edilen konteyner ile taşındığı, Fiili taşıyan ... firmasının ... Limanı için paylaştığı demuraj tarifesi uyarınca 1. Periyot: 7 Gün * 40 USD : 280 USD ( Free Time sonrası İlk 7 gün) 2.Periyot: 7 Gün * 60 USD ; 420 USD (İlk Haftadan Sonraki ikinci 7 gün) 3.Periyot: 202 gün * 100 USD ; 20.200,00 USD olduğu, 14 Gün serbest süre sonrasındaki günler için demuraj bedellerinin toplamı 20.900 USD olduğu , ancak davacının armatörle ilişkilerinden dolayı bu bedel üzerinden % 50 indirim sağlanarak toplamda 10.450 USD demuraj armatür tarafından davacıya fatura edildiği ve bu bedelin de davacı tarafından dava dışı taşıyana ödendiği dosya kapsamında tespit olunmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda talebe konu demuraj bedelinin tarife ve rayiç ile uyumlu bulunduğu belirtilmiş olup; açıklanan nedenlerle dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki tespitler de mahkemece esas alınarak, dava konusu taşımada, Konteyner demurajının asıl alacaklısının dava dışı fiili taşıyan olduğu, Demuraj hesabının fiili taşıyan hesabına ve tarifeye göre yapılması gerektiği, davacı şirket taşıma işlerini organize ettiği ve adına düzenlenen faturaların dava dışı fiili taşıyana ödediğini kanıtladığı, tarifeye uygun olan demuraj tutarını davalı şirketten talep edebileceği kanaati ile davanın kabulüne ve dava konusu faturalara ilişkin dava dışı armatörden indirim alındığı dikkate alınarak tarife uyarınca yapılmayan hesaplama bakımından İİK 67 maddesi kapsamında koşulları oluşmadığı anlaşılan icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile İstanbul......İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin 10.450,00USD asıl alacak bakımından devamına, asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD faizi UYGULANMASINA, -Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı taleplerinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerce eksik ve yetersiz inceleme yaptığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2024 Tarih 2022/852 Esas 2024/1747 Karar sayılı ilamında araştırılması istenen hususların bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, raporda "Heyetimizce yeniden yapılan inceleme sonucu “ Davacı yanın, alıcının kendisine yapılan varış, demuraj ve teslim alma bildirimlere rağmen eşyayı geç teslim aldığına dair bir beyana da rastlanamamıştır. Davacı yan alıcının kendisine ve davalıya yapılan varış, demuraj ve teslim alma bildirimlere rağmen konteyneri (boş olarak) geç teslim aldığını ve serbest bekleme süresi hariç 216 günlük demuraj alacağı oluştuğunu beyan etmiştir. Yükün varış tarihinin 04/03/2018, konteyner boş dönüş tarihinin ise 19/10/2018 olduğu tespit etmiştir. Halen Dosyada malın varma limanında kim tarafından hangi tarihte teslim alındığına dair hiçbir belge bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan belge konteyner boş dönüş tarihini 19/10/2018 göstermektedir. Heyetimizin ne kök ne de ek raporunda malın alıcısı tarafından 19/10/2018 tarihinde teslim alındığını belirten bir tespiti bulunmamaktadır. Heyetimiz konteynerin boş bir şekilde fiili taşıyana teslim tarihini belirtmiştir. Konteyner içindeki yük eğer tarafların iddia ettiği gibi ... Devleti tarafından Millileştirildi ise konşimentoda böyle bir teslim şerhi (ciro ) olmayabilir." şeklinde tespitlerde bulunduğunu; bilirkişi yapılan incelemelerde kendilerinin de beyan ettiği gibi belge ve somut deliller olmadığı halde davacı yanın dava ve cevaba cevap dilekçesindeki beyanlarını dikkate alarak kök ve ek raporun birebir aynısı eksik, taraflı, denetime elverişsiz bir rapor hazırlayıp dosyaya sunduğunu,Dava konusu olayda müvekkili şirketin demuraj bedelinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, TTK'nın 1203. maddesi uyarınca: "eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur" düzenlemesini içerdiğini, dolayısıyla taşıyanın, demuraj alacağını gönderilenden talep edebilmesi için hem gönderilenin eşyanın teslimini istemiş olması hem de bu istemin dayandığı sözleşme veya konşimento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca bu ücretinin gönderilen tarafından ödeneceğinin açıkça belirtilmiş olması gerektiğini; somut olayda müvekkili şirket ile davacı arasındaki sözleşme hükümlerine bakıldığında müvekkilinin demuraj bedellerinden sorumlu olacağına dair bir hükme rastlanmadığını; bu durumda taraflarca imza altına alınmayan, davacı tarafından ödenen bu bedelin müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu; müvekkili malları davacıya eksiksiz ve zamanında teslim ettikten sonra, satıcı olarak her türlü borcunu ifa ettiği için bu süreçten sonra dahi davacı ile iletişim halinde olduğunu; davacının, ürünlerin teslim alınmadığını bildirmesi üzerine müvekkilinin, alıcı firmaya ihtarname çekilmesini, malların gümrük işlemlerinin yapılmaması halinde üretici firmanın ürünleri geri alacağının bildirilmesini mail ile bildirdiğini ancak davacının bu konuda geri dönüşü dahi olmadığını, eldeki olayda davacı bildirim yapmasına rağmen alıcı firmanın malı teslim almadığını, gerekli bildirim ve ihtarları yaptığını ispat edemediğini; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre, davacı aracılık faaliyetini yürüttüğünden her türlü gümrük, nakliye ve yazışmalardan sorumlu olduğunu; davacının, alıcı firmaya usulüne uygun bir şekilde bildirim yapmadığını, ihtarda bulunmamışsa eldeki olayda demuraj bedeli ödenmesine kendisi sebebiyet vermiş olduğundan bu tutarın müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, Davacı taşıyan sıfatına haiz olup TTK hükümlerine göre tacir olduunu; tacirler arasındaki ihtar ve ihbarlar, kanunda emredici şekil şartları ile düzenlenmiş olup eldeki olayda alıcının ürünleri almadığını belirten davacının, yasal mevzuata uygun olarak varış ihbarı gönderdiğini, buna rağmen alıcının ürünleri almadığını ispat edemediğini; bu nedenle davacının, alıcı firmaya kanundaki emredici şekil şartlarına uygun olarak; noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi vs. yöntemlerle varış ihbarı göndermemişse, alıcı firma ürünlerin limana vardığından haberdar olamayacağından, demuraj bedeli davacının kendi kusuru nedeniyle meydana gelmiş olup söz konusu bedelden kendisinin sorumlu olması gerektiğini; Yargıtay İçtihatlarında da görüleceği üzere söz konusu bedellerden davacının kendisinin sorumlu olduğunu, Davalının mail yazışmalarında demuraj bedelinden tahliye limanında alıcının sorumlu olduğunun belirtildiğini, davacı firma ile sözleşme kurulurken yapılan görüşmeler sırasında, davacı şirket yetkilisi .........'ının ..........com uzantılı mailden gönderdiği mailinde açıkça ''ihracat yüklemelerinizde, operasyon esnasında yukarıda anılan masraflar haricinde oluşan diğer masraflar, tahliye limanında alıcınıza (ardiye, demuraj), aittir'' şeklinde bir bilgilendirme yapıldığını, diğer bir deyişle; davacı firmanın gerek sözleşme görüşmelerinde gerek mail yazışmalarında gerek şifahen müvekkili şirkete ihracat yüklemeleri sırasında tahliye limanında oluşacak bütün masrafların alıcı firmaya ait olduğu yönünde taahhütte bulunduğunu, davacı tarafça verilen bu bilgiye ve taahhüde istinaden davacı firma ile sözleşme akdedildiğini; bu nedenle basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacının, mail yazışmalarındaki taahhütten ve bilgilendirmelerden sorumlu olduğunu; maillerde kararlaştırılan bu hususun aksini ileri sürmesi mümkün olmadığı gibi, aksini iddia etmesinin dürüstlük kuralına da açıkça aykırı olduğunu; davacı taraf, alıcı firmanın sorumlu olduğu bir ödemeyi kendi yapmış ise taleplerini müvekkili şirkete değil alıcı firmaya yöneltmesi gerektiğini, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili ve davalı şirket yetkilisinin mailleşmesinde "gönderilenin, eşyanın teslimini istediğine dair herhangi bir kanıt/bilgi/belge dosya kapsamında bulunmadığından TTK madde 1203 hükmü çerçevesinde değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır" şeklinde bir tespit yapıldığının bildirildiğini; ancak dosyada mevcut mail yazışmalarının içeriği incelendiğinde görüleceği üzere alıcının malları teslim alacağı belli olup müvekkilinin açıkça bu bedellerden sorumlu olmadığının ve davacının da bu konuda üçüncü kişilere haksız yere bir ödeme yapmaması gerektiğinin belirttiğini, öte yandan, mail yazışmasında davacı, müvekkilin demuraj ve ardiye bedellerinden sorumlu olmayacağını açıkça bildirmiş olup taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinde de söz konusu alacaklardan müvekkili sorumlu tutulamayacağı, mallarla ilgili her türlü hak ve vecibelerin alıcı firmaya geçtiğinin görüldüğünü; buna ek olarak, bilirkişinin görev alanının dışına çıktığını ve somut olayın TTK madde 1203 hükmü çerçevesinde değerlendirilemeyeceğine ilişkin görüş bildirdiğini ancak bilirkişinin görevinin hukuki değerlendirme yapmak değil, somut olayı çözümleyip takdir yetkisine hakime bırakmak olduğunu; bu nedenle somut olayın TTK madde 1203 hükmü çerçevesinde değerlendirilemeyeceğine, alıcı firmanın bu bedelden sorumlu tutulamayacağına ve TTK madde 1207 hükmü gereğince söz konusu demuraj bedelinden müvekkili şirketin yükümlü olduğuna ilişkin yapılan tespite itiraz ettiklerini, Eğer davacı alıcıya bu yönde usulüne uygun olarak gerekli ihbarı yapmasına rağmen alıcı firma ürünleri teslim almamış ise bu takdirde de demuraj bedelinden sorumluluğun alıcı firmaya ait olacağını; diğer bir deyişle her hal ve şartta müvekkili şirketin davacı ile alıcı firma arasındaki ilişkiden bağışık olduğunu; müvekkilinin, gerek alıcıya gerekse davacıya karşı tüm borçlarını gereği gibi ifa ettiği için müvekkile yöneltilen haksız mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, satış sözleşmesine konu malları zamanında taşıyıcı firma olan davacıya teslim ettiğini ve taşıma akdinin bedelini davacıya tam ve zamanında ödediğini; bu nedenle, uyuşmazlık konusu olayda, tüm borçlarını tam ve gereği gibi ifa eden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, olayda, ürünler alıcı firma tarafından zamanında teslim alınmamışsa bu takdirde de alıcı firma tam ve zamanında teslim edilen ürünleri almayarak alacaklı temerrüdüne düşmüş olacağından ürünlerin her türlü depo, ardiye, gümrük masrafından ve her türlü zarar ziyanından sorumluluğun artık alıcı firmaya geçtiğini; dolayısıyla, davacı tarafın ödediğini iddia ettiği demuraj bedeli ile ilgili müvekkilin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, davacı kendisi tarafından ödenmemesi gereken bedelleri üçüncü şahıslara ödemişse yersiz yere yaptığı bir ödemeyi taraflarına yansıtamayacağını, Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında demuraj bedelinin sektördeki uygulamalar ile uyumlu olduğu yönünde yapılan tespitin hatalı olduğunu, müvekkilinin demuraj bedeli olarak ödenen tutara karşı hiçbir sorumluluğu olmadığını yinelemekle birlikte, hem olayda hemde her iki bilirkişi raporunda bu bedellerin neye göre belirlendiğinin ve nasıl hesaplandığının belli olmadığını; dolayısıyla hiçbir şekilde emsalleri gösterilmeyip "sektördeki uygulamalar ile uyumlu olup bu bedellerin makul sınırlar içinde olduğu değerlendirilmektedir" şeklinde bir görüş bildirilmesinin alınan ek bilirkişi raporunun da yetersiz olduğunu gösterdiğini, ürünlerin kaç gün limanda kaldığı, malların nezaman konteynerlardan boşaltıldığı, sürastarya süresinin kaç gün olduğu, günlük bedel tarifesi, tutardan kimin sorumlu olduğu vb. hususların tümü demuraj bedelinin tespiti için önem arz etmekte olup bilirkişi raporunda bu yönde yapılan tespitlerin yetersiz olduğunu, davacının da başlangıçta 20.900 USD'den söz ettiğini, daha sonra bu tutarın davacının armatör ile olan ilişkilerinden dolayı 10.450 USD'ye düşürüldüğünü ifade ettiğini; bu durum da hesaplamanın ve unsurların gerçekçi ve şeffaf olmadığını ortaya koyduğunu, Müvekkili şirketin, basiretli bir tacir olarak hiçbir aşamada demuraj bedelinden sorumluluk kabul etmediğini ve davacıyı demuraj bedelinin aşırı fahiş olduğu konusunda defalarca uyardığını ancak davalı müvekkile değil de sanki üçüncü kişilere hizmet sunuyor gibi hareket ettiğini müvekkilin muvafakati, yazılı veya sözlü herhangi bir talimatı olmamasına rağmen, (müvekkilinin sorumlu olmadığı bir tutarı) çek ile armatöre ödediğini belirttiğini; bu nedenle davacının, üçüncü kişilere karşı uyarılarına rağmen yaptığı yersiz ve aşkın ödemelerden kendisinin sorumlu olduğunu, eğer ürünler alıcı tarafından gerçekten teslim alınmamış ve demuraj bedeli oluşmuşsa, davacının bu yük üzerinde rehin hakkını kullanarak alıcının ödemediği demuraj bedellerini ürün üzerinden tahsil etme imkanı varken davacının bu hakkı kullanmamasının oluşan zararın artmasına sebebiyet verdiğini, mahkemece bu durumun da yine göz önünde bulundurulması gerektiğini; dolayısı ile zarar doğurucu ve artırıcı faaliyetlerinden yine davacının sorumlu olduğunu; davacının zarar doğrucu ve artıcı hareketlerine ilişkin bilirkişi raporunda herhangi bir tespit yapılmadığını, davacının bu fahiş demuraj bedelini ödemekten başka imkanı olup olmadığına ilişkin bir incelemeye de raporda rastlanmadığını; hem davacı tarafından hem bilirkişi raporunda bu bedellerin neye göre belirlendiği ve nasıl hesaplandığının tamamen belirsiz olduğunu; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz, eksik ve denetime elverişsiz olduğunu, Eldeki olayda davacı kendi sorumluluğunda olan sarfiyatlar için müvekkili şirketi sorumlu tutmayı amaçlayarak icra takibi yaptığını ve işbu davayı açtığını; davacının taleplerinde haksız olduğunu; bu nedenle davacının davasının reddine ve İİK m. 72/4 hükmü gereği alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, açıklanan nedenlerle ve resen nazara alınacak sair sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yerel mahkeme kararının icrasının ertelenmesine, davacının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmayacak şekilde kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki deniz taşıması sözleşmesi kapsamında varma limanında alıcı tarafından teslim alınmayan emtia nedeniyle fiili taşıyıcıya ödenen demuraj bedelinin davalı taşıtandan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, kararın dairemizin 2019/163 esas, 2022/61 karar sayılı ve 17/02/2022 tarihli ilamı ile kaldırıldığı, mahkemece kaldırma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında; davacı vekiline emtianın varma limanında dava dışı alıcı tarafından hangi tarihte konteynerdan tahliye edilerek teslim alındığına ilişkin belgelerin ve bu belgelerin yeminli Türkçe tercümelerinin dosyaya sunulması için süre verildiği, davacı vekili tarafından konteynerin hareket bilgilerinin dosyaya sunulduğu, alıcı tarafından malın teslim alınıp alınmadığına, alınmış ise hangi tarihte teslim alındığına dair bir bilgi sunulmadığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine mahkemece dava dışı fiili taşıyıcı ... şirketine yazılan yazı cevabından dava konusu emtianın alıcısı tarafından hiç teslim alınmadığı, varış gümrüğü tarafından yüke el konulduğu tespit edilmiş, dosya kaldırma ilamı doğrutlusunda ek rapor tanzimi için önceki bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor alınmış ve tahkikat bitirilerek, yukarıda yazılı gerekçelerle istinafa konu karar verilmiştir. Taraflar arasında, davalının ...'da mukim müşterisi ... firmasına deniz yolu ile taşınması işinin organize edilmesi amacıyla, davacının e-mail üzerinden yaptığı teklif ve davalının kabulü üzerine navlun sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşme kapsamında davacının davalıya ait emtianın ... A.Ş adına acentesi ... ... A.Ş. Tarafından düzenlenen ... nolu konişmento tahtında limandan limana tek konteyner içerisinde(FCL) taşınması işini organize ettiği, konteynerin 02/03/2018 tarihinde ....... Limanı'ndan yüklendiği ve 04/03/2018 tarihinde varma limanı olan .../... Limanı'na vardığı, davalı tarafından navlunun davacıya peşin ödendiği, davacı tarafından da fiili taşıyıcıya peşin ödendiği hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İstinaf önüne gelen uyuşmazlık, emtianın alıcısı olan müşterisi ... firması tarafından teslim alınmaması nedeniyle fiili taşıyıcı nezdinde oluştuğu iddia olunan ve akdi taşıyıcı olan davacıdan tahsil edilen demuraj ücretinin davalı taşıtandan talep edilip edilemeyeceği hususundadır. Dava konusu emtianın ..... limanına 04/03/2018 tarihinde ulaştığı, fiili taşıyıcının varma limanı acentesi ... ... tarafından bu tarihte alıcıya varma bildiriminin yapıldığı ve demuraj tarifesinin de bildirildiği, 13/04/2018 tarihinde ... ... A.Ş tarafından davacıya, alıcının varış bildirimine rağmen emtiayı teslim almadığının bildirildiği, yine dava dışı fiili taşıyıcının varma limanı acentesi tarafından 16/04/2018 tarihinde alıcıya konteynerin halen çekilmemiş halde limanda beklediğinin, terminal depolama masrafları ve demuraj ücretinin işlemeye devam ettiğinin, yazının gönderildiği tarihten itibaren beş gün içerisinde herhangi bir işlem yapılmaması halinde konişmento uyarınca kargonun teslim edilmemesi nedeniyle kargo üzerinde her türlü işlemi yapma haklarının saklı olduğunun bildirildiği,...... limanı acentesinin alıcıya yaptığı çok acil başlıklı 19/08/2018 tarihli bildirim ile kargonun 04/03/2018 tarihinden beri teslim için hazır bulundurulmasına rağmen halen limandan çekilmediğinin, tahakkuk eden ücretin işlemeye devam ettiğinin, yazının gönderildiği tarihten itibaren beş gün içerisinde konyetnerin teslim alınmaması halinde konişmentonun 20.3 maddesi uyarınca emtianın satılmak, imha edilmek veya başka bir şekilde elden çıkarılmak zorunda kalınacağının bildirildiği, varma limanı acentesinin alıcıya yaptığı çok acil ve önemli/ satış veya imha öncesi son tebliğ başlıklı 29/08/2018 tarihli bildirim ile kargonun 04/03/2018 tarihinden beri teslim için hazır bulundurulmasına rağmen halen limandan çekilmediğinin, tahakkuk eden ücretin işlemeye devam ettiğinin, yazının gönderildiği tarihten itibaren kırk sekiz saat içerisinde konyetnerin teslim alınmaması halinde ...'nin elinde emtianın satılması, imha edilmesi veya başka bir şekilde elden çıkarılması dışında bir seçenek kalmayacağının bildirildiği tespit edilmiştir. Dava dilekçesi ekinde yer alan ve davalının da inkar etmediği, ayrıca yine davalı tarafından da dosyaya sunulan e-mail yazışmaları kapsamından davacının davalıya, yükün teslim alınmaması nedeniyle demuraj oluştuğunu bildirdiği gibi, fiili taşıyıcının demuraj tarifesini de gönderdiği, sürecin her aşamasından davalının haberdar edildiği, hatta davalının davacıya kendi alıcısı ile görüştüğünü, ancak gümrük pahalı olduğu için dilekçe verildiği, değerlendirme aşamasında olduğu, alıcının yüksek demuraj nedeniyle indirim talep ettiği hususunda geri dönüş aldığını mail yolu ile bildirdiği, süreçte davalının önce yükün alıcı tarafından teslim alınmaması nedeniyle mahrece iadesini istediği, ancak akabinde bu isteğinden vazgeçerek emtianın alıcıya teslimini talep ettiği, buna göre hem varış bildirimlerinin hem de demuraj tarifesi ile aşama aşama oluşan demuraj ücretlerinin davalıya ve dava dışı alıcıya bildirildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı yanın varış bildiriminin yapıldığının ispat olunamadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava konusu taşımaya ilişkin olarak, davacı ile davalı arasındaki mail yazışmalarında davacının davlıya gönderdiği ve davalının da kabul ettiği teklif şartlarında, ihracat yüklemelerinde oluşacak masrafların tahliye limanında alıcıya( ardiye, demuraj vs), yükleme limanında ise (ardiye, vs) davalıya ait olduğunun, yüklerin tahliye limanında teslim alınmaması veya gecikerek teslim alınması durumunda oluşacak tüm masrafların davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Dava dışı alıcının taraf olmadığı konişmento incelendiğinde, emtianın varma yerinden teslim alınmaması veya geç teslim alınmasından doğacak demuraj ücretinin alıcının sorumluluğunda olduğuna dair bir düzenleme bulunmamaktadır. TTK'nun 1203 maddesi uyarınca, eşyanın taşıtandan başka birine teslim edileceği durumlarda, bu üçüncü kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da başka bir deniz taşıması senedi uyarınca eşyanın teslimi istendiğinde, bu dayanak sözleşmenin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş veya başka masraflar yapılmış ise bunları da vermekle yükümlü olacaktır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, navlun sözleşmesi üçüncü kişi lehine bir sözleşme olduğundan bu sözleşme ile üçüncü kişi konumundaki gönderilen aleyhine borç yaratılamaz. Navlun sözleşmesinde veya konişmentoda gönderilen tarafından bir ödeme yapılacağı bildirilmiş değilse gönderilen herhangi bir ödeme yapmakla yükümlü tutulamaz. Sözleşmede ya da konişmentoda gönderilenin yükü teslim alma hakkı, yük üzerinde hapis hakkı doğumuna yol açmış bazı alacakların ödenmesi şartına tabi tutulabilir, ancak bu nevi alacakların hangileri olduğunun, teslimin dayandığı sözleşme veya konişmentoda belli edilmiş olması zorunludur. Kendisine sözleşme veya konişmento ile ödeme yetkisi verilen gönderilen borcu üstlenip üstlenmemekte serbest olup, üstlenir ve borcu öderse asıl borçlu borcundan kurtulur. Ödemez ise asıl borçlunun borcu devam eder. TTK'nun 1205 maddesi uyarınca eşyayı gönderilene teslim etmiş olan taşıyıcı, 1203 üncü maddeye göre gönderilenden isteyebileceği alacakların ödenmesini taşıtandan isteyemez. Ancak taşıtanın, taşıyıcının zararına olarak sebepsiz zenginleştiği oranda taşıyıcı taşıtana rücu edebilir. TTK'nun 1207/1 fıkrası uyarınca gönderilen eşyanın teslimi hakkını kullanmaz ise, taşıtan, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve taşıyanın diğer alacaklarını taşıyana ödemekle yükümlüdür. Bu çerçevede, navlun sözleşmesinin ve konişmentonun tarafı olmayan dava dışı alıcı yönünden, navlun sözleşmesinde yer alan demuraj bedelinin alıcıya ait olduğuna dair kayıt, demuraj bedelini ödeme hususunda alıcının yetkili kılınması mahiyetinde olup, alıcı bu bedeli kendisine başvurulduğu halde ödemediği için, davalı taşıtanın doğduğu iddia olunan demuraj alacağından sorumluluğu devam edecektir. Mahkemece kaldırma ilamı sonrasında yapılan araştırma neticesinde, emtianın alıcısına hiç teslim edilemediğinin ve varış limanı gümrüğü tarafından emtiaya el konulduğunun tespit edilmiş olması karşısında TTK'nun 1205/1 maddesinin somut olayda uygulanma olanağı yoktur. Bu durumda TTK'nun 1207 maddesi uyarınca davalının navlun haricinde taşıyan davacının diğer alacakları arasındaki demuraj bedelinden de sorumluluğu bulunmaktadır. Davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda, kaldırma ilamı sonrası dosyaya giren yazı cevabı ve konteyner takip belgesinin yeminli tercümesi kapsamından, emtianın alıcısı tarafından teslim alınmadığı ve varış limanı gümrüğü tarafından emtiaya el konulduğu, dolayısıyla 19/10/2018 tarihinin konteynerin tahliyesi ve boş olarak giili taşıyıcıya iadesi tarihi olduğu, yoksa alıcının bizzat taşıyıcıdan konteynerin tahliyesi suretiyle emtiayı hiç teslim almadığı, diğer ifade ile konteyner içerisindeki emtianın daha erken bir tarihte alıcısı tarafından tahliye edilmiş olmadığı, bu durumda konteynerin emtia ile birlikte varış limanına ulaşma tarihi ile boş olarak fiili taşıyıcıya teslimi tarihi arasında serbest bekleme süresi hariç 216 günlük demuraj alacağı oluştuğu, davalının sürecin en başından beri kendisine gönderilen demuraj tarifesinden haberdar olduğu, bilirkişi heyeti tarafından bu tarifeye göre hesaplanan demuraj ücretinin, davacının fiili taşıyıcıya ödediği ve davalıdan talep edilen tutarın iki katı olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, davalının bekleme süresine ve demuraj alacağı hesabına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Taraflarca dosyaya sunulan ve inkar edilmeyen e-mail yazışamaları kapsamından davacının davalıya, yükün teslim alınmaması nedeniyle demuraj oluştuğunu bildirdiği, fiili taşıyıcının demuraj tarifesini gönderdiği, sürecin her aşamasından davalıyı haberdar ettiği, davalının davacıya, kendi alıcısı ile görüştüğünü, ancak gümrük pahalı olduğu için dilekçe verildiği, değerlendirme aşamasında olduğu, alıcının yüksek demuraj nedeniyle indirim talep ettiği hususunda geri dönüş aldığını mail yolu ile bildirdiği, davalının önce yükün alıcı tarafından teslim alınmaması nedeniyle mahrece iadesini istediği, sonra bu isteğinden vazgeçerek emtianın alıcıya teslimini talep ettiği, bizzat taşıtan davacının taşıyıcıya emtianın alıcısı tarafından teslim alınacağını bildirerek bekletilmesini talep etmiş olduğu, nihayet alıcısı tarafından teslim alınmayan emtiaya varış gümrüğü tarafından el konulduğu, bu durumda demuraj ücreti bakımından hapis hakkının kullanılmamış olmasında, yahut konteynerin geç tahliye edilmesinde davacının ifa yardımcısı olan fiili taşıyıcının müterafik kusuru bulunduğundan bahsedilemeyeceği, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.312,75-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.078,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.234,35-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.