7. Hukuk Dairesi 2022/4139 E. , 2023/6400 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1595 E., 2022/709 K. KARAR : Kısmen kabul-kısmen red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/463 E., 2020/127 K. Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın el atmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin kabulüne, ma…
**7. Hukuk Dairesi 2022/4139 E. , 2023/6400 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1595 E., 2022/709 K. KARAR : Kısmen kabul-kısmen red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/463 E., 2020/127 K. Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın el atmanın önlenmesi ve kâl taleplerinin kabulüne, maddi-manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının mülkiyetinde bulunan 2150 ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki oteli üzerine mevzuat, imar planı ve yasal izinlere aykırı şekilde kaçak 2 kat inşa ettiğini, bu kaçak yapı ile taşınmaz mülkiyetinin sınırlarının aşılarak komşuluk hukukuna aykırı şekilde komşu parsellerdeki binalara zarar verildiğini, davacının (aynı mahalle 2151 ada 14 parsel üzerindeki 15 No.lu bağımsız bölüm) dairesinin boğaz manzarası ve ferahlığının kaybolduğunu, dairesinin değerinin ciddi şekilde azalmasıyla maddi ve manevi zarara uğradığını, davalıya Beyoğlu ... Noterliğinden ihtar gönderilerek yasal yollara başvurulacağı bildirilmesine rağmen hiçbir işlem yapmadığını, Şişli Belediyesi yapı kontrol müdürlüğünce yıkım kararı ve para cezası verildiğini, imar kirliliğine sebep olunduğundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, yapı kayıt belgesinin 21/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için olup, bu katların 2018 yılında yapılmış olması nedeniyle kaçak niteliğinde olduğunu belirterek, bu katların yıkılması ve klima ünitelerinin kaldırılarak el atmanın önlenmesine, taşınmazın eski haline dönüştürülmesine, uğranan maddi ve manevi zarar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile el atmanın önlenmesine ve kaçak yapıların yıkılmasına, davacının ayrıca maddi ve manevi tazminat istediği, davalının komşuluk hukukuna aykırı eylemle sonradan binasına eklediği 7 ve 8 inci katlar ile klima aparatlarının yıkılmasına/kaldırılmasına karar verildiği, bu durumda davacının dairesinin değer kaybının ortadan kalkacağı, hem yıkım hem maddi tazminata karar verilmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı için maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen "davalıya ait taşınmaza yapılan kısımların ve eklentilerin yıkılması ve kaldırılmasına" yönelik karar hukuka uygun olduğunu, taleplerinin terditli olup olmadığının taraflarına 13.02.2020 tarihli celsede sorulduğunu ve açıklattırıldığını, terditli taleplerinden öncelikli kaçak yapının yıkılmasına aksi halde maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, yıkım kararının hukuka uygun olduğu göz önünde bulundurularak, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini, kararın sadece taleplerinin terditli kabul edilmemesi yönünden düzeltilmesine ve taleplerinin terditli kabul edilerek maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden aleyhlerine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar arasında 5 adet bina, 2 şeritli yol ve kuş uçuşu tam 138 metre mesafe olup, aynı zamanda davacının taşınmazı deniz manzarasına sahip olmadığını, bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlar arasında mevcut olan mesafeye nedense yer verilmediğini, davacının binasının denize tam 2.100 metre mesafede olup aynı zamanda doğal engeller nedeniyle de manzaraya sahip olmadığını, davacının taşınmazının mutlak suretle deniz manzarasına sahip olduğuna ilişkin bir tespitte bulunmadığını, davacının hemen yanında bulunan binanın manzaraya engel olup olmadığının açıklanmadığını, davacının taşınmazı davalı müvekkilinin taşınmazının bulunmadığı dönemde de deniz manzarasına sahip olmadığını, bilirkişi heyetinin, sadece 2 binanın profil krokisini çizerek deniz manzarasını açıklamaya çalışmış olup, davalı müvekkilinin ekonomik geleceğini tehlikeye sokan bir davada varsayıma dayanarak deniz manzarasına ilişkin tespit yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, yapı kayıt belgesi alınarak imar mevzuatına uygun hale geldiğini, yapı tatil tutanağında dahi 02.01.2018 tarihinde 2 adet fazla katın inşaa edildiği kroki olarak belirlenmiş olup, 02.01.2018 tarihinde binanın diğer ince işçilik kısımlarının devam ettiğini, yerel mahkeme, yetkisini aşarak ve hatalı yorum yaparak karar tesis edildiğini, dosyaya gerekli deliller celp edilmeyip, 02.01.2018 tarihli yapı tatil zaptı dahi eklenmediğini, bir yapının salt ruhsatsız olduğunun, imara aykırı bulunduğunun ileri sürülerek TMK'nin 737 nci maddesi uyarınca yıkım ve eski hale getirme istenemeyeceğini, yıkımın en az 750.000,00 TL tutarında bir külfete neden olacağı gibi davalı müvekkilinin ekonomik ve işletmesel istikbalini dezedeleyeceğini, yıkım, son çare olup davalı müvekkile en fazla zarar veren önlem olarak karşılarına çıktığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yapıların salt ruhsatsız olması, imara aykırı bulunması yanında bir zararın doğmasının da şart olduğu, salt imara aykırılık, idari mercileri ve idare mahkemelerini ilgilendiren bir husus olup imara aykırılık nedeniyle TMK’nın 737 nci maddesi uyarınca yıkım ve eski hale getirme kararı verilemeyeceği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı el atmanın önlenmesi, kâl ve tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683 üncü maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737 nci maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. 3. Değerlendirme Davacıya ait taşınmaz ile davalı tarafın imalat yaptığı taşınmazın arasındaki mesafe, çevre binaların durumu, davacının taşınmazından görünen manzara değerlendirilmek suretiyle kaçak yapılan kat ve klima ünitelerinin komşuluk hukukuna göre tahammül sınırlarını aşıp aşmadığının, hoşgörü sınırlarında kalıp kalmadığının ayrıntılı olarak açıklanmak suretiyle, alanında uzman bilirkişiler marifetiyle yapılacak keşif sonrasında alınacak ek raporla komşuluk hukukuna aykırılık olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.