T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/51 - 2026/107 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/51 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 18.11.2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/843 E., …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/51 - 2026/107 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/51 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 18.11.2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/843 E., 2025/823 K. DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22.01.2026 YAZIM TARİHİ : 22.01.2026 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davalı firmanın her iki icra dosyasının kesinleşmesine müteakip müvekkili şirket de dahil olmak üzere bir çok firmaya 89/1 haciz ihbarnamesi gönderdiğini, müvekkilinin elektronik tebligat adresine tebliğ olan haciz ihbarnamelerinin sehven müvekkilinin dikkatinden kaçması neticesiyle 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri neticesinde müvekkilinin her iki dosya bakımından da dosyaya borçlu olarak kaydedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin tüm banka, araç ve taşınmazlarına haciz şerhi konduğunu, yine devam eden süreçte müvekkili tarafa 103 davetiyesi tebliğ edildiğini ve taşınmaz bakımından satış işlemlerine başlandığını, tüm bunların ardından müvekkili tarafından haciz baskısı altında davalı tarafa 575.000 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme neticesinde müvekkilinin mallarının üzerindeki tüm hacizlerin kaldırıldığını savunarak fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 575.000 TL bedelin şimdilik 1.000 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak İİK'nin 89/3. maddesi kapsamında açılan davalarda mahkemenin görevinin belirlenmesi sırasında dayanak takibin türünün dikkate alınması da mümkün değildir. Dayanak takibin türüne göre görevli mahkemenin belirlenmeye çalışılması halinde tüketici işlemi nedeniyle düzenlenen kambiyo senetlerine ilişkin takip nedeniyle açılan davalarda Tüketici Mahkemesinin, tüketici işlemi dışında düzenlenen kambiyo senetlerine ilişkin takip nedeniyle açılan davalarda Asliye Ticaret Mahkemesinin, genel hükümlere göre açılan takiplere ilişkin davalarda tarafların sıfatlarına ve takip konusuna göre Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin, mahkeme ilamına dayalı olarak açılan davalarda dayanak ilamı veren mahkemenin (Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, İş Mahkemesi, Aile Mahkemesi, İcra Hukuk Mahkemesi) görevli olması sonucunu doğuracağı, ceza mahkemeleri tarafından verilen kararlarda katılan yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden yapılan takiplerde ise görevli hukuk mahkemesinin hangisinin olacağı hususunun bu yolla tespitinin mümkün olmayacağı, sonuç olarak dayanak takibin türüne göre görevli mahkememin belirlenmeye çalışılması halinde tereddütler ortaya çıkacağı ortadadır. Bu bağlamda; İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir (İİK'nin 89/3. maddesi kapsamında verilen kararların istinaf incelemesini yapmakla görevli Ankara BAM 23. HD. 23/05/2022 tarih, 2022/792 E., 2022/847 K.; 27/05/2022 tarih, 2019/827 E., 2022/827 K.; 23/05/2022 tarih, 2022/792 E., 2022/847 K.; 28/01/2022 tarih, 2018/2249 E., 2022/90 K.; 26/02/2020 tarih, 2020/386 E., 2020/390 K.; 25/09/2020 tarih, 2020/1307 E., 2020/1160 K. sayılı ilamları ve benzer yönde Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 476). Sonuç olarak tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde, davanın İİK'nin 89/3. maddesi kapsamında borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılan ticari davalar arasında yer almadığı, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dilekçesi incelendiğinde, davacının tacir olduğunun ve ticari işletmesi nedeniyle dava dışı borçlu şirket ile ticari ilişkisi bulunduğunun anlaşılacağı, bu davada hukuken incelenecek hususun, 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle üçüncü kişi davacı şirketin dava dışı borçlu şirkete kesinleşmiş ve muaccel borcu olup olmadığının olması gerektiği, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararına katılmadıkları nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, İİK 89/3. madde uyarınca menfi tespit taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın düşümü ile kalan 116,60 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1.f gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 22.01.2026 Başkan Üye Üye Katip