TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2023 NUMARASI : 2022/423 Esas 2023/420 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/02/2023 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulün…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1454 Esas 2025/1687 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1454 KARAR NO : 2025/1687 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2023 NUMARASI : 2022/423 Esas 2023/420 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/02/2023 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen davada davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde hizmet akdi ile çalışan işçinin 19/01/2005 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu malul kaldığı, bu nedenle işçinin eşi, babası ve çocukları tarafından uğradıkları manevi zararın tazmini talebiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin icra dosyasına 90.781,00 TL ödediğini, dayanak dava nedeniyle bakiye karar harcı, onama harcı ödediğini belirterek icra dosyasına ödenen 90.781,00 TL'nin ödeme tarihi olan 29/09/2014 tarihinden, vergi dairesine ödenen 1.069,20 TL'nin ödeme tarihi olan 07/08/2012 tarihinden, vergi dairesine ödenen 267,30 TL'nin ödeme tarihi olan 12/11/2013 tarihinden, vergi dairesine ödenen 2.561,65 TL'nin ödeme tarihi olan 03/12/2014 tarihinden, vergi dairesine ödenen 1.408,65 TL'nin ödeme tarihi olan 05/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde hizmet akdi ile çalışan işçinin 19/01/2005 tarihinde uğradığı iş kazası sonucu malul kaldığı, bu nedenle işçinin eşi, babası ve çocukları tarafından uğradıkları manevi zararın tazmini talebiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın icra takibine konulduğunu, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay'ın bozma kararı verdiğini, bozma kararı üzerine mahkemece direnme kararı verildiğini, icra dosyasında dosya hesabı çıkarılarak müvekkiline ödeme muhtırası gönderilmesi üzerine müvekkilinin icra dosyasına 70.256,02 TL ödediğini, dosya borcu ödendikten sonra kararın bozulması üzerine yargılamaya devam edildiğini, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yeni karar üzerine başlatılan başka bir icra takip dosyasında müvekkilinin yaptığı ödemenin rücuen tahsili için asıl davanın açıldığını, her iki takibin farklı alacak kalemlerine ilişkin bulunduğunu belirterek icra dosyasına ödenen 70.256,02 TL'nin ödeme tarihi olan 22/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, dağıtım şirketlerinin İHDS öncesi tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, işçinin sözleşme kapsamında üçüncü kişi olmadığını, davacının ödediği gecikme zamlarının kendi kusurundan kaynaklandığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını bildirerek asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı her ne kadar iki takip yapılması nedeni ile müvekkilinin ödemeden sorumlu olmayacağını savunmuş ise de, takiplerin yargı kararı üzerine dava dışı işçi ve yakınları tarafından başlatıldığı, davacının bir müdahalesi ve zararın artmasına neden olan davranışı bulunmadığı, bu savunmaya itibar edilmediği, davacı tarafından icra takibi nedeniyle yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya ilişkin olup, ihtilaf konusu alacağın dayanağı davanın davacılarının da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olduğu, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.4. ve 7.6. maddeleri kapsamında kaldığı, davalının alacağın sözleşme kapsamında kalmadığına ilişkin savunmasına da itibar edilmediği, sözleşmenin 7.4. maddesinden kaynaklanan davalar için ihbar yükümlülüğü öngörülmediği, davanın ihbar edilmemesi nedeniyle fer'ilere ilişkin ödemelerin tahsili talebinin yerinde olmadığı savunmasına da itibar edilmediği, davacının zararın artmasına sebebiyet verdiğine ilişkin ispata elverişli, somut bir delil de ibraz edilmediği, hisse satış sözleşmesi karşısında işletme hakkı devir sözleşmesinin öncelikle uygulanması gerektiği, bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne, taraflar tacir olmakla alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 95.948,38 TL rücuen alacağın 1.069,20 TL'sinin 07/08/2012, 267,30 TL'sinin 12/11/2013, 2.561,65 TL'sinin 03/12/2014, 1.408,65 TL'sinin 05/03/2015, bakiye kısmın 29/09/2014 ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne, 70.256,02 TL'nin 22/08/2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, özelleştirme öncesinde ve sonrasında şirketin hak, borç ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığını, sadece hisselerin el değiştirmesi söz konusu olduğunu, rücuya esas asıl davaya konu tutarın ...'a devredilen alacaklardan olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesi'nin ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesi ile bütünlük arz ettiğini, her üç dokümanın hükümlerinin birlikte yorumlanması gerektiğini, dağıtım şirketlerinin ihds öncesi tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, kök davaya ilişkin açıklamalarının yeterince incelenmediğini, bu sebeple hatalı değerlendirildiğini, iş ilişkisinden kaynaklanan ihtilafa yönelik olduğundan, dolayısıyla bu durumda 3. kişi zararından söz edilemeyeceğinden işbu alacak sözleşme'nin 7'nci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bozma öncesi ilama dayanılarak başlatılan bir icra takibinin bulunması durumunda bozma kararını müteakiben alacaklı tarafından bozma sonrası ilama istinaden hukuki yarar şartı yokluğu ve usul ekonomisi nedeniyle ikinci takip başlatılamayacağını, bu durumda başlatılan ikinci icra takibinin iptali amacıyla borçlunun şikayet yoluna başvurması ve takibin iptali için karar elde etmesi gerekeceğini, somut olayda kök dava davalısının huzurdaki davanın davacısı şirketin bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, dolayısıyla hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ikinci icra takibinden müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, bu sebeple davacı şirketçe ödenen tutarlardan müvekkili kurumun sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşmamakta olup, bilirkişi ek raporunda asıl davaya konu dosyaya ilişkin itirazlarını karşılayacak değerlendirme yapılmadığını, gerçekten de davacı kök dava sırasında gerekli itirazlarda bulunmaksızın fazla ödeme yapılmasına neden olduğunu, müvekkili kuruma davayı ihbar etmeyerek müvekkili kurumun kök davaya gerekli itirazlarını sunmasını engellemiş olup, söz konusu ihmalden doğacak sorumluluğun davacı şirkete ait olduğunu, davacı tarafından talep edilen harçlara ilişkin birçok harç tahsil müzekkeresi düzenlendiğini, anılan müzekkereler doğrultusunda harçların gecikme zamlarıyla birlikte ödendiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacının ödediği gecikme zamlarının davacının kusurundan kaynaklanmakta olup, hukuk düzeni kişinin kendi kusuruna dayanarak hak iddia etmesini korumadığını, kök davanın davalısı ... EDAŞ'ın davayı müvekkili ...'a ihbar etmediğinin görüldüğünü, dava konusu alacak talebinin dayanağı olan davada, alacağın yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiğini, davacı tarafından ödemelerin yasal faiz üzerinden yapıldığını, davacı yan, ödeme işlemi gerçekleştirildikten sonra rücu edilecek kişi ve rücu miktarını bilmesine rağmen kendi kusuruyla faizin artmasına neden olduğundan TMK'nun 2. maddesi bakımından avans faizi talebinin reddedilmesi gerektiğini, Ankara 29. İcra Dairesinin 2012/5308 sayılı icra dosyasının incelenmesinden Yargıtay murafaa ücretinin icra emrinde belirtilmediğini, icra dosyasına eklenmesine ilişkin alacaklı talebi dosyada yer almadığı halde hesaplamada murafaa ücretinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, dolayısıyla bilirkişi ek raporunda hesaplama ve değerlendirme hataları bulunduğundan ve ... EDAŞ tarafından itiraz edilmeksizin hatalı hesaplamaya dayalı bedellerin ödenmesinden müvekkili kurumun huzurdaki davada sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece hükmedilen alacaklara, faiz başlangıç tarihlerine, faiz tutarlarına, yargılama giderlerine itiraz ettiklerini, söz konusu alacakların fahiş ve hatalı hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen dava yönünden kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Bursa 5. İş Mahkemesinin 2011/248 Esas 2012/46 Karar sayılı dosyasının davaları ... olup, 19/01/2005 tarihinde iş kazası sonucu yaralanan işçinin malul kalması nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne, davacılar ... yönünden 12.500,00 TL, ... yönünden 10.000,00 TL, ... yönünden 7.500,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline, diğer davacılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karara dayanılarak ... tarafından Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2012/5308 sayılı icra takibi borçlu ... aleyhine başlatılmış olup, takipte toplam 56.224,73 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Davacı tarafından anılan icra takip dosyasına 22/08/2013 tarihinde 70.256,02 TL ödenmiştir. Birleşen davanın konusu Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2012/5308 sayılı takip dosyasına yapılan ödemedir. Davacı tarafından davalıya 24/01/2023 tarihinde gönderilen birleşen davaya ilişkin rücu talep yazısında 70.256,02 TL'nin ödeme tarihi olan 23/08/2013 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte 10 gün içinde ödenmesi talep edilmiş, davalı tarafından verilen cevapta ise hisse satış sözleşmesi gereği söz konusu davanın sorumluluğunun davacıya ait olduğu bildirilmiştir. Bursa 5. İş Mahkemesinin 2011/248 Esas 2012/46 Karar sayılı kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2012/10468 Esas 2013/5116 Karar sayılı karar ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Anılan bozma kararı üzerine dosya Bursa 5. İş Mahkemesinin 2013/393 Esas sırasına kaydı yapılarak yapılan yargılama sonunda verilen 2013/386 Karar sayılı karar ile, karar gerekçesinde direnme kararı verildiği belirtildikten sonra hükümde davanın kısmen kabulüne, davacılar ... yönünden 12.500,00 TL, ... yönünden 10.000,00 TL, ... yönünden 7.500,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline, diğer davacılar tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/21-2219 Esas 2014/411 Karar sayılı kararıyla mahkemenin direnmeye ilişkin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Anılan bozma kararı üzerine dosya Bursa 5. İş Mahkemesinin 2014/321 Esas sırasına kaydı yapılarak yapılan yargılama sonunda verilen 2014/500 Karar sayılı karar ile, davanın kısmen kabulüne, davacılar ... yönünden 20.000,00 TL, ... yönünden 10.000,00 TL, ... yönünden 7.500,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. Anılan karara dayanılarak ..., ..., ... ve ... tarafından Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2014/17339 sayılı icra takibi borçlu ... aleyhine başlatılmış olup, takipte ... için hükmedilen tazminatın 12.500,00 TL'sinin Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2013/5308 sayılı takip dosyasında tahsil edildiği belirtilmek suretiyle toplam 78.437,61 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Davacı tarafından anılan icra takip dosyasına 29/09/2014 tarihinde 90.781,00 TL ödenmiştir. Davacı tarafından vergi dairesine 05/03/2015 tarihinde 1.408,65 TL onama harcı, 03/12/2014 tarihinde, harç tahsil müzekkeresinde 2.561,65 TL belirtilmekte ise de, 2.647,73 TL bakiye karar harcı, 12/11/2013 tarihinde, harç tahsil müzekkeresinde 267,30 TL belirtilmekte ise de 271,29 TL bakiye karar harcı, 07/08/2012 tarihinde, harç tahsil müzekkeresinde 1.069,20 TL belirtilmekte ise de 1.129,57 TL bakiye karar harcı ödenmiştir. Asıl davanın konusu Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2014/17339 sayılı takip dosyasına yapılan ödeme ile dayanak dava nedeniyle ödenen karar ilam harçları ile onama harcı olup, harçlara ilişkin ödenen miktardan harç tahsil müzekkeresinde yazılı olan miktarlar dava konusudur. Davacı tarafından davalıya bila tarihinde gönderilen asıl davaya ilişkin rücu talep yazısında icra dosyasına ödenen 90.781,00 TL ile dava dosyasına ödenen harç, posta masrafları toplamı 5.378,70 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. Yargılama aşamasında hesap uzmanı bilirkişiden alınan kök raporda, davacının icra dosyasına ödediği bedelden 86.656,49 TL ile dosya masrafı olarak yaptığı toplam 5.306,80 TL olmak üzere toplam 91.363,29 TL'yi davalıya rücu edebileceği tespit edilmiştir. Alınan ek raporda ise, davacının asıl davada icra dosyasına ödediği bedelden 90.641,58 TL ile dosya masrafı olarak yaptığı toplam 5.306,80 TL olmak üzere toplam 95.948,38 TL'yi davalıya rücu edebileceği, birleşen davada davacının icra dosyasına ödediği bedelden 70.256,02 TL'yi davalıya rücu edebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. Asıl davada 19/01/2005 tarihli iş kazası sonucu malul kalan işçinin yakınları tarafından açılan manevi tazminat davasında Yargıtay bozma kararından sonra verilen kararın icra takibine konulması sonucu ödenen bedel ile onama ve karar harçlarının rücuen tahsili, birleşen davada ise Yargıtay bozma kararından önceki ilk mahkeme ilamına dayalı takip nedeniyle yapılan ödemenin rücuen tahsili talep edilmiştir. Yargıtay bozma kararından sonra başlatılan asıl davaya dayanak Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2014/17339 sayılı takip dosyasında, bozma kararından önce verilen mahkeme ilamına dayalı olarak başlatılan birleşen davaya dayanak Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2012/5308 sayılı takip dosyasında tahsil edilen kısım mahsup edilmek suretiyle bakiye alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; 19/01/2005 tarihinde iş kazası sonucu yaralanan işçinin malul kalması nedeniyle yakınlarının uğradığı manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın icra takibine konulması sonucu davacının Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2012/5308 sayılı takip dosyasına 22/08/2013 tarihinde 70.256,02 TL ödediği, verilen karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince hükmün bozulduğu, bozmadan sonra yapılan yargılamada mahkemenin ilk kararında direndiği, direnme kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulduğu, bozmadan sonra yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın icra takibine konulması sonucu davacının Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2014/17339 sayılı takip dosyasına 29/09/2014 tarihinde 90.781,00 TL ödediği, ayrıca dayanak davada davacı tarafından vergi dairesine 05/03/2015 tarihinde 1.408,65 TL onama harcı, 03/12/2014 tarihinde, harç tahsil müzekkeresinde 2.561,65 TL belirtilmekte ise de, 2.647,73 TL bakiye karar harcı, 12/11/2013 tarihinde, harç tahsil müzekkeresinde 267,30 TL belirtilmekte ise de 271,29 TL bakiye karar harcı, 07/08/2012 tarihinde, harç tahsil müzekkeresinde 1.069,20 TL belirtilmekte ise de 1.129,57 TL bakiye karar harcı ödendiği dosya içeriğiyle sabittir. Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödemeler İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Asıl ve birleşen davada rücuen alacağa dayanak olan Bursa 5. İş Mahkemesi'ndeki davanın davacıları olan işçinin yakınları bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Davacı asıl davaya dayanak icra takibi sonucu 29/09/2014 tarihinde 90.781,00 TL ile dayanak davada onama ve bakiye karar harçlarını ödemiş, birleşen davaya dayanak icra takibi sonucu 22/08/2013 tarihinde 70.256,02 TL ödemiş olup, yapılan ödemelere ilişkin tahsilat makbuzları icra dosyasında yer aldığı gibi, vergi alındı makbuzları da dosyada yer almaktadır. Bu nedenle davacı birleşen davada icra dosyasına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceği gibi, asıl davada icra dosyasına ödediği bedelin 90.641,58 TL kısmı ile karar harcı ve onama harcı olarak ödediği 5.306,80 TL toplamı 95.948,38 TL'nin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır. Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararında ödeme tarihlerinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalıdan alınması gerekli olan 6.554,23 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.683,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.870,98 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada davalıdan alınması gerekli olan 4.799,19 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.199,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.599,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl ve birleşen davada davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktarlar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 12/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -