T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/796 KARAR NO : 2025/1533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2019/264 E. - 2021/899 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bankacılık işlemlerinden ve genel krediden kaynaklı ) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı neden…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/796 KARAR NO : 2025/1533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2021 NUMARASI : 2019/264 E. - 2021/899 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bankacılık işlemlerinden ve genel krediden kaynaklı ) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; konkordato başvurusunda bulunduğu Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/718-E. sayılı dosyasından 14.09.2018 tarihinden başlamak üzere üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, geçici mühlet kararının 14.12.2018 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatıldığını, 11.02.2019 tarihli duruşmada ise bir yıllık kesin mühlet kararı verildiğini; geçici ve kesin süreler kapsamında mahkemece verilen ihtiyati tedbir ve İİK yasaklamalara rağmen davalının hesaptan hukuka aykırı olarak rızası olmadan, komiser onayı bulunmadan faiz, masraf tahsilatı ve sair açıklamalar ile kesintiler yapıldığını, müşteri çeklerinin davalı tarafından tahsil edilmesinin ardından hukuka aykırı kesintiler yapılması üzerine İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşılamadığını, 14.09.2018 tarihli geçici mühlet kararının 3 ve 4. maddeleri ile İİK'nın 288, 294, 296 ve 297. maddeleri uyarınca, davalıya teslim edilen müşteri çekleri bedellerinin hesabına ödenmesinden sonra faiz, masraf tahsilatı ve sair açıklamalarla davalı tarafından yapılan tahsilatların, geçici mühlet tarihinden itibaren imtiyazsız alacaklara faiz işletilemeyeceği, takip yapılamayacağı, hesaplarından komiser onayı olmadan borç ödemesi yapılamayacağı, alacakların takas edilemeyeceğine dair kurallara aykırı olup bu haksız kesintilerin iade edilmesi gerektiğini iddia edilerek, itirazının iptali ile takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıya Genel Kredi Sözleşmeleri (GKS) uyarınca krediler kullandırıldığını, akdî taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle Kartal 13. Noterliğinin 14.09.2019/ ... tarihli ve sayılı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, konkordato mühleti nedeniyle davacı hakkında icra takibi başlatılmamakla birlikte GKS kapsamında kullanılan kredilerin ödenmesi amacıyla bankaya sağlandığını, bu tutarların hiçbirinin davacı veya borçlusu tarafından ödenen tutar olmadığını, iade talebine konu olan çekler olduğunu, çeklerin tahsil veya rehin cirosu ile tevdi edilmediğini, temlik cirosu ile tevdi edilmesi nedeniyle bu çeklerin tek alacaklısının banka olması nedeniyle üzerlerinde serbestçe tasarruf hakkı bulunduğunu, geçici mühlet kararından önce bankaya temlik cirosu ile tevdi edilen çeklerin meşru hamili ve yetkilisinin banka olduğunu, davacının konkordato davasında verilen tedbir kararını dayanak göstererek faiz, avukatlık ücreti, icra tahsilatı, masraf ve sair kesintilerin iadesini talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu çeklerin bankacılık sistemi gereği davacı hesabına aktarılmış olmasının dayanak gösterilerek hak iddia edilmesinin haksız ve iyiniyetten uzak olduğunu savunarak, davanın reddine, %20 oranından az olmamak kaydıyla, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı şirket hakkında Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/718-E. sayılı dosyasında 14.09.2018 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet kararının 14.12.2018 tarihinden itibaren iki ay süre ile uzatıldığı, 11.02.2019 tarihinde ise 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği; geçici mühletin İİK 288 uyarınca kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, davalının nezdinde bulunan hesaptan davacının rızası olmadan, komiser onayı bulunmadan faiz, masraf tahsilatı ve sair açıklamalar ile kesintiler yapıldığı, kesintilerin yapıldığı tarihin mühlet sürelerine isabet ettiği, konkordato ve mühlet kararlarında amacın tüm hak sahibi alacaklıların korunması olduğu, bu nedenle davalı tarafın mühlet kararından önce edinmiş olsa dahi elindeki çeklerle ilgili olarak mühlet süresi içinde yapmış olduğu kesintilerin konkordato müessesesinin amacına ve hukuka aykırı olduğu, davalı tarafça yapılan davaya konu kesintilerin davacıya iadesi gerektiği anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın kabulü ile, İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin 106.548,96 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağına geç kavuşan davacı lehine alacağın %20'si oranına tekabül eden 21.309,79 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca davacıya krediler kullandırıldığını, taahhütlere aykırılık nedeni ile hesabın kat edildiğini, davacı hakkındaki konkordato mühlet kararı nedeniyle icra takibi başlatılmadığını, müvekkili bankaya temlik cirosu ile tevdi edilen bir kısım çeklerden takas odasını ibraz yolu ile tahsilat sağlandığını, bu tutarlarının hiçbirisinin davacı tarafından ödenen veya davacının borçlusu tarafından banka hesabına yatan tutarlar olmadığını, yapılan işlemin takas olmadığını, iade talebine konu çeklerin belirtildiğini, davacı tarafından takas yasağına tabi olduğu iddia edilen tutarların müvekkili banka ile imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden kullanılan ve kullanacağı kredilerin ödenmesi amacına yönelik olarak temlik cirosu ile bankaya tevdi edilen çek keşidecileri ve cirantalarından veya muhatap bankalardan tahsil edilen tutarlar olduğunu, müvekkili bankanın çekleri TTK kapsamında tek alacaklısı yetkili hamili olduğunu, çeki elinde bulunduran kişinin çekin yetkili ve meşru hamili olduğunu, davacı tarafın geçici mühlet kararından önce temlik cirosu ile bankaya tevdi ettiği çekler üzerinde hiçbir hak ve yetkisinin bulunmadığını, konkordato davasında verilen tedbir kararını dayanak göstermek suretiyle faiz, avukatlık ücreti, icra tahsilatı, masraf ve sair kesintilerin iadesini talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından alınan raporların ve değerlendirmelerin dikkate alınmadığını, kararda gerekçelendirme yapılmadığını, rapora rağmen mahkemenin davanın kabulüne karar verdiğini, gerekçelendirmenin eksik olduğunu, yapılan tahsilatların hangi yönden hukuka aykırı olduğunun belirtilmediğini ve aynı şekilde rapordaki lehe olan değerlendirmeler ile beyanların hangi yönden hukuka aykırı olduğunun belirtilmediğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, konkordato geçici mühleti ve tedbir kararına aykırı olarak davacının mevduat hesabında kesilen faiz, masraf ve diğer kesintilerin iadesi amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin davalı banka ile genel kredi sözleşmelerini imzalamış olduğu, davacı bankanın Kartal Şubesi tarafından 14.09.2018 tarihinde kredi borcundan dolayı noter ihtarı ile hesabın kat edildiği, davacı şirket tarafından 12.09.2018 tarihli dilekçe ile Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinden konkordato talebinde bulunduğu davalı banka tarafından davacı hesabından faiz, masraf adı altında kesintiler yapılmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Dosya kapsamından, davacı şirket ile davalı banka şubesi arasında birden fazla genel kredi sözleşmelerinin imzalanmış olduğu, sözleşme tarihlerinin 12.12.2014 ve 26.12.2014 olduğu, banka tarafından Kartal 13. Noterliğinde düzenlenen 14.09.2018 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiği, davacı şirket tarafından Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine 12.09.2018 tarihli dilekçe ile konkordato başvurusunda bulunulduğu, söz konusu mahkemenin 14.09.2018 tarihli ara kararı ile geçici mühlet verildiği, ara kararda şirket mal varlığına yönelik İİK'nın 287/1. maddesi uyarınca davacının tedbir talebinin kabul edildiği, ara kararın 3. maddesinin (b) bendinde davacı şirketin menkul ve gayrimenkul malları banka hesaplarındaki paraları 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasının ve ihtiyati haciz yolu ile muhafaza yapılmasının önlenmesine, durdurulmasına dair karar oluşturulduğu, banka tarafından çek bedellerinin tahsil edildiği, işlemin komiser onayı olmadan gerçekleştirildiği, davacı tarafça İİK'nın 200 ve 201 maddelerindeki alacakların takas edilemeyeceği gerekçesiyle bankanın yapmış olduğu işlemlerden kaynaklanan toplam 106.548,96 TL alacağın tahsili amacıyla 19.02.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı banka tarafından icra takibine karşı yetki ile birlikte borca itiraz edildiği, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünde başlatılan icra takibine yetki itirazı üzerine takibin İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında devam edildiği, söz konusu dosyada gönderilen ödeme emrine karşı davalı bankanın borca itirazı üzerine, davacının İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 14.10.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda;4 adet çekin tamamının davacı tarafından bankaya verilen çek listesinde yer aldığını, bankaya teslim tarihine ilişkin kaydın görülemediğini ancak tarafların aksine bir beyanının olmayışı ve gerek çek yapraklarının basım tarihlerinin geçici mühlet kararından çok önce olması, gerekse 14.09.2018 tarihli geçici mühlet kararı ile davacının tasarruflarına getirilen kısıtlamalar nedeniyle çeklerin geçici mühlet kararından önce bankaya teslim edildiğinin anlaşıldığı, geçici mühlet kararı tarihinden önce davalı bankaya teslim edildiği anlaşılan çekler üzerindeki davacı cirosunun özelliği itibariyle davacının müşteri çeklerini bankaya teminat amacı ile verdiğini, temlik edilmediğini, davalı ise temlik cirosu ile teslim edildiğini savunduğunu, ciro silsilesinde cirantaların unvanları üzerine atılı imzalardan başka bir ibarenin bulunmadığı yani cironun cirantanın sadece imzasından ibaret olduğunu, bu şekildeki cirolara beyaz ciro denildiğini, ciroda tahsil veya rehin amacıyla verildiği yönünde bir kaydın bulunmaması rağmen iddianın ispat yükünün cirantaya ait olacağının davacının aksine müşteri çeklerinin bankaya teslim yazılarını dayanak olarak göstermiş olmakla birlikte belgenin dosyada bulunmadığı, davacının cirosundan sonra gelen iş bu alacağın BK 183-193 maddeleri hükümleri gereğince tediye makamına kaim olmak üzere ... T.AŞ Kartal şubesine devir ettim ibarelerinin bankanın bu çekleri temlik amacı ile aldığını gösterdiğinin değerlendirildiğini, tedbir ve kısıtlamaların davacı şirketin temlik ettiği çek bedellerinin konkordato borçlusuna ödenmesini içermediği gibi banka hesaplarına gelen paralara bankaların bloke koymaması parayı konkordato borçlusuna ödemesi gibi bir içerikte taşımadığını, uyuşmazlık konusunda belirtilen dört adet çekin davalı bankaya temlik cirosu ile devredildiği; bankanın hesapların kesilmesi ihtarının konkordato gerekçesine dayanmadığı; kredi borçlusunun konkordato mühleti almasının, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının diğer sorumlular hakkında kredi sözleşmelerinden gelen haklarını talep etmesine engel oluşturmadığı, davalı bankanın, geçtiği mühlet kararından önce aldığı çeklerin bedellerini sözleşmelerden kaynaklanan masraf ve faiz alacaklarına mahsup edebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin ihtarname tarihi itibariyle davalıya ödenmemiş kredi borcunun bulunmadığını, kredi sözleşmesini feshetmesini gerektirecek somut gerekçe olmadığını, konkordato hukuki yoluna başvurulması ile yasal takip yapılamayacağını, rapora göre dava konusu 106.548,96 TL tutarındaki haksız tahsilatın 10.732,54 TL'sinin takip masrafları, 68.683,38 TL'sinin karşı taraf vekalet ücreti, 11.315,85 TL'sinin kredi faiz alacağı olduğu, bakiye 15.817,19 TL'nin ise şube kayıtlarında takip masrafları içinde gösterildiğinin belirtildiği, yine raporda bu bedellerin müvekkile ait banka hesabından tahsil edildiğinin yazılı olduğunu, davalı bankanın yasaya aykırı olarak yasal takibe geçtiğini, yasal takibe geçilemeyeceğine göre davalının takip dosyası kapsamında müvekkilinin hesabından takip giderlerini, faiz ve karşı vekalet ücretini iadesi gerektiğini, geçici mühlet sonrasında faiz işletilemeyeceğini, bilirkişilerin dosyadaki delilleri incelemediğini belirterek yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. 29.07.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; uygulamada Yargıtay'ın çekin teminat alınabileceğine ilişkin kararları bulunduğu gibi çekin ödeme aracı olduğu ve çekin rehin cirosunun mümkün olmadığına ilişkin kararlarında bulunulduğunu, dava konusu çeklerin teminata verildiğinin kabulü halinde çeklerin mülkiyetinin davacıya kredi borçlusunda kalmış olacağı, çeklerin teminat verilemeyeceğinin kabulü halinde bankanın meşru hamil olamayacağı dikkate alınarak geçici mühlet tarihinden sonra çek bedellerinden mahsup edilen 106.548,96 TL miktar üzerinden itirazın iptal edilebileceği belirtilmiştir.Mahkeme tarafından yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. İİK'nın 285. madde başlığı adi konkordatodur. Maddenin 1. fıkrasında; borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya iflastan kurtulmak için konkordato talep edebileceği düzenlenmiştir. Geçici mühlete İİK'nın 287. maddesinde yer verilmiştir. Maddenin 1 fıkrasında; geçici mühletin kesin mühletin sonuçları doğuracağı ifade edilmiştir. İİK 294.maddede; "Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır. Hacizli mallar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde 186 ncı madde hükmü uygulanır. Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür. Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir." ifadeleri ile kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları düzenlenmiştir. Yukarıda yer verildiği üzere, geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Somut olayda, bankaya ibraz edilen çekler daha önceden ibraz edilmiş olsa da geçici mühlet kararı sonrasında yapılan tahsilatlar yasanın düzenlemesine ve amacına uygun düşmeyecektir. Konkordatoda alacaklılar arasında eşitlik ilkesi söz konusudur. Geçici mühlet kararı sonrasında mahkemece verilen veya yasada açıkça düzenlenen muhafaza tedbirleri aleyhine işlem yapılması usul ve yasaya uygun düşmeyecektir. Konkordato talep eden borçlunun aktifinde bulunan alacağın eksilmesi, diğer alacaklılar aleyhine hüküm doğuracaktır. Bu nedenle ek bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, geçici mühlet kararı sonrasında banka tarafından davacınını hesabında masraf, faiz vb. adı altında tahsil edilen bedelin iadesi istemine ilişkin başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından raporların aksine karar verildiği ileri sürülmüş ise de hukuki niteleme mahkemeye ait olmakla birlikte, HMK'nın 266. maddesindeki açık düzenleme kapsamında, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulabilir. Gerçekleştirilen tahsilat ve takip konusu alacak miktarı yönünden herhangi bir uyuşmazlığın olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlık konusu hukuki nitelik taşımaktadır. Kaldı ki HMK'nın 282. maddede ifade edildiği üzere, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bu nedenle davalı vekilinin raporun aksi yönünde karar verildiğine dair istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacı tarafından davalı bankaya kredi ödemesi için verilen müşteri çek bedellerinin davalı banka tarafından tahsil edilerek davacının kredi borcundan düşüldüğü, bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı; bundan sonra davalı bankanın, üçüncü kişilerden tahsil ederek kredi borcuna mahsup ettiği bu çeklerle ilgili olarak davacının banka hesabinden faiz, takip masrafı vb adı altında kesintiler yaptığı, böylece konkordato mühleti verilmesinin bir sonucu olan takip yasağının ve takas mahsup yasağının ihlal edildiği anlaşılmış, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu sonucuna varılmış ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.458,36 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.