Hukuk Genel Kurulu 2017/1219 E. , 2021/791 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve terkin” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmi…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/1219 E. , 2021/791 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve terkin” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı Hazine vekili 25.07.2007 tarihli dava dilekçesinde; Alanya İlçesi, Özvadi Köyünde yapılan kadastro çalışmalarının 1995 yılında kesinleştiğini, dava konusu 103 ada 184 ve 185 parsel sayılı taşınmazların taşlık ve kayalık niteliğinde bulunmaları nedeniyle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, dolayısıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmesi gerekirken bilirkişilerin yanlış beyanı üzerine şahıs adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların taşlık, kayalık ve %70 oranında meyilli olmasından ötürü bugüne kadar kimsenin zilyet olmadığı gibi tarım yapmaya da uygun bulunmadığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerindeki şartların oluşmadığını, davalının da taşınmazı taş ocağı olarak kullandığını ve dinamit patlatarak çalışmalarına devam ettiğini, bu eylemlerinin köyün doğal su mecrasını değiştirebileceğini, yine Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin Hazine taşınmazlarında uygulanma olanağının bulunmadığını ileri sürerek, taş ocağı faaliyetinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihinden itibaren on yıldan fazla süre geçtiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağını, müvekkilinin dava konusu yeri parasını vererek satın aldığını, TMK’nın 1023. maddesine göre tapu sicilindeki kayda güvenerek iktisapta bulunan üçüncü kişi konumunda olduğundan kazanımının korunması gerektiğini, taş ocağı işletme faaliyetinin ise yetkili birimlerden izin alınarak yapıldığını, açılan davanın hukukî dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Birinci Kararı: