TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2025 NUMARASI : 2024/53 Esas 2025/211 Karar DAVA : Limited Şirket Ortaklığının Tespiti ve Tescili DAVA TARİHİ : 17/01/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025 Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığının tespiti ve tescili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle r…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/692 Esas 2025/1359 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/692 KARAR NO : 2025/1359 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2025 NUMARASI : 2024/53 Esas 2025/211 Karar DAVA : Limited Şirket Ortaklığının Tespiti ve Tescili DAVA TARİHİ : 17/01/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025 Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığının tespiti ve tescili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin mevcut ortaklarından davalılar ... ve ...'ın hisselerini müvekkiline devrettiğini, davalılar ... ve ...'ın davalı şirketin yasal temsilcileri olduğunu, müvekkilinin dava konusu devirleri bildirmek ve genel kurul onayına sunulması için davalı şirketin e-tebligat adresine 04.09.2023 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, müvekkili tarafından dava konusu devirleri bildirmek ve genel kurul onayına sunulması için yapılan başvuru ve ihtara rağmen işbu dava tarihine kadar şirket tarafından genel kurul yapılmadığı gibi hisse devrinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan edilmesi için işlemlerin de gerçekleştirilmediğini, TTK'nun 595. Maddesi uyarınca başvurudan itibaren 3 ay içinde genel kurul devri reddetmediği takdirde onay vermiş sayılacağını belirterek davalı şirkette davalı ...’a ait 05.11.2020 tarihli 10196 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile tescil edilen 140 pay 3.500,00 TL hissenin 140 pay 3.500,00 TL hissesi, 05.11.2020 tarihli 10196 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile tescil edilen 160 pay 4.000,00 TL hissenin 160 pay 4.000,00 TL hissesi, 11.06.2021 tarihli 10347 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile tescil edilen 333 pay 8.325,00 TL hissenin 253 pay 6.325,00 TL hissesi olmak üzere toplam 553 pay ve davalı ...’a ait 10347 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile tescil edilen 333 pay 8.325,00 TL hissenin 253 pay 6.325,00 TL değerindeki hak ve hisselerinin tamamını müvekkiline devretmiş olmaları nedeniyle şirketteki devredilen pay sahipliklerinin sona erdiğinin ve müvekkilinin 05.12.2023 tarihi itibariyle şirketteki ortaklığının tespitine, kararın ticaret siciline tesciline, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde özetle; şirkette bulunan bir kısım hisselerin noterde akdedilen sözleşme ile davacıya devrettiklerini, ancak buna ilişkin genel kurulu toplayamadıklarını, genel kurulun toplanmamasının sebebinin kişisel ve şahsi işlerinin yoğunluğu olduğunu, davaya bir diyecekleri olmadığını, devrin şirkete bildirilmesinden itibaren üç ay içerisinde reddedilmediğini belirterek davayı kabul ettiklerini, kabul beyanlarının dikkate alınmasını istemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davada taraflar arasında pay devri ve tescilinin gerekliliği noktasında bir ihtilaf bulunmadığı gibi ticaret sicilinde gerekli tescil ve ilan işlerinin yapılmasına yönelik ticaret sicil müdürlüğüne hiçbir başvuru yapılmadan işbu davanın açıldığı, şirket hisselerinin bir kısmını devreden ortak ve aynı zamanda şirket müdürleri olan ve davayı kabul beyanı veren davalıların ticaret siciline başvuru yapmaları halinde gerekli işlemlerin yapılacağı, dava ile elde edilmek istenilen sonucun dava açılmadan daha kısa ve kolay bir yoldan elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmekle birlikte somut dava özelinde ticaret sicil müdürlüğüne başvuru yapabilecek kişilerin şirket müdürleri ve payı devreden ortak olabileceği, davadaki asıl istemin ve ihtilafın ticaret siciline tescil ve ilana yönelik olması karşısında davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle değil davacının bu davayı açmakta aktif husumetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların davayı kabulü ile ihtilafın kalmadığını ancak hukuki yararın devam ettiğinin gözetilmediğini, davalıların cevap dilekçelerinde hisse devirlerini kabul ettiklerini, genel kurulun toplanamamasının şahsi sebeplerden kaynaklandığının belirtildiğini, davayı açıkça kabul ettiklerini, devrin mevcut olduğunu, buna rağmen ticaret siciline tescil ve ilan işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, davalıların dava safhasında da tescil ve ilan işlemlerini gerçekleştirmediğini, davalıların beyanlarının bu nedenle hukuki yarar açısından önem arz etmemekte olup, müvekkilinin işbu dava sonucunda verilecek tescil ve ilanı emreder hüküm dışında haklarının korunmasının mümkün gözükmediğini, müvekkilinin tescil ve ilanı sağlamak için mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğunu, hukuki yararının güncelliğini koruduğunu, aktif husumet ehliyetinin yanlış değerlendirildiğini, TTK ve ticaret sicil yönetmeliği hükümleri uyarınca, devralan tarafın korunmaya değer güncel hakkı bulunduğunda tescil ve ilanın sağlanması için dava açabileceğinin kabul edildiğini, devre ilişkin TTK hükümleri uyarınca muvafakat verildiğinin de sabit olduğunu, özellikle muvafakat verilmiş ancak tescil gerçekleştirilmemiş durumlarda devralan ortağın hukuki statüsünün korunması amacıyla mahkemeye başvurabileceğinin içtihatlarla sabit olduğunu, tescil ve ilan olmadan hisse devrinin, sonuçlarını tam anlamıyla doğurmayacağını, her ne kadar devir sözleşmesi geçerli biçimde yapılmış ve genel kurul tarafından zımnen onaylanmış olsa da, tescil ve ilan yapılmadığı sürece davacının üçüncü kişilere karşı ortaklık hakkının tam anlamıyla korunamayacağını, tescil talebinde bulunulması yalnızca şirket içi bir prosedür değil, pay devrinin dış dünyada da geçerlilik kazanması için hukuken zorunlu bir adım niteliğinde bulunduğunu, esas sermaye payı devri için genel kurulun onayının gerektiğini, bu onayın açık ya da zımni olabileceğini, üç ay içerisinde ret kararı verilmezse devralan ortaklık sıfatını kazanacağını, ancak tescil yapılmadıkça pay devrinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, mahkeme kararında da müvekkili açısından başka bir hukuki yol açıklanamamış olup, bu durumda müvekkilinin mahkemeye başvurarak hak araması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; limited şirkette devredilen pay sahipliklerinin ve 05/12/2023 tarihi itibarıyla limited şirket ortağı olunduğunun tespitine, ortak olunduğunun ticaret siciline tescil ve ilanı istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Pay devir sözleşmesi, ihtarname, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır. Davacı ile davalı ... ve ... arasında noterde akdedilen 04/09/2023 tarihli pay devir sözleşmesi ile davalı ...'ın davalı şirketteki 553 adet payını 13.825,00 TL bedelle, davalı ...'ın davalı şirketteki 253 adet payını 20.150,00 TL bedelle davacıya devrettiği, hisselerini devreden davalı ortakların devrin genel kurulun onayıyla şirkete karşı hüküm ifade edip, geçerli olacağını, şirket genel kurulunun onay vermemesi halinde devralanın tüm zararlarını karşılayacaklarını, onay alınması halinde devralanın bu sözleşmeyi şirkete sunup ticaret siciline tescilini sağlamak konusunda yetkili bulunduğunu, şirket müdürünün kanuni süresi içerisinde pay devrini tescil etmemesi halinde devredilen paylarla ticaret sicilinde adlarının silinmesini sağlayacaklarını kabul ve beyan ettiklerinin belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafından davalı şirkete davalılar ... ve ... ile aralarında akdedilen 04/09/2023 tarihli limited şirket hisse devrine konu payları devraldığı, hisse devrinin en kısa sürede genel kurul onayına sunulması, diğer gerekli iş ve işlemlerin yapılması için ihtarname gönderilmiş olup, anılan ihtarname 04/09/2023 tarihinde davalı şirkete tebliğ edilmiştir. Eskişehir ticaret sicil müdürlüğü müzekkere cevabından, davalılar ... ve ...'ın davalı şirketin müşterek temsile yetkilileri olduğu, sicilde son olarak 28/09/2021 tarihinde tescil edilen hisse devri bulunduğu, 04/09/2023 tarihli dava konusu hisse devir işlemine rastlanmadığı, davalı şirkette ...'ın 1600 pay, ...'ın 1600 pay, ...'ın 2533 pay, davalı ...'ın 633 pay, ...'ın 333 pay, ...'nın 968 pay, davalı ...'ın 333 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır. Davacı yan noterde akdedilen pay devir sözleşmesi ile davalı ... 'ın davalı şirketteki 253 payını, davalı ...'ın davalı şirketteki 553 payının kendisine devredildiğini, pay devir sözleşmesinin ihtarname ile davalı şirkete 04/09/2023 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile bildirildiğini, anılan tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde davalı şirket genel kurulu tarafından devrin reddedilmediğini, 3 aylık sürenin sona erdiği tarih olan 05/12/2023 tarihi itibarıyla davalı şirket ortağı olduğunun kabulü ile şirket ortaklığının tescil ve ilanı gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davayı kabul ederek pay devir sözleşmesi gereğince davalı şirketteki hisselerini davacıya devrettiklerini, genel kurulu kişisel ve şahsi işlerinin yoğunluğu nedeniyle toplayamadıklarını, açılan davaya bir diyecekleri olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davalı şirketin ortağı olan davalılar ... ve ...'ın davalı şirketteki hisselerini noterde akdedilen hisse devir sözleşmesi ile davacıya devrettiği, pay devrinin davacı tarafından davalı şirkete ihtarname ile bildirildiği, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiği 04/09/2023 tarihinden itibaren 3 ay içerisinde genel kurulun toplanarak pay devrini reddetmediği, dava konusu pay devir sözleşmesinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı ile davalılar ... ve ... arasında akdedilen davalı limited şirket hisse devir sözleşmesi uyarınca davacının davalı şirket ortaklığının tespiti ile şirket hisse devrinin tescil ve ilanını talep etmeye ilişkin aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı ile davalılar ... ve ... arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi 04/09/2023 tarihli olup, bu tarihte 6102 sayılı TTK yürürlüktedir. 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesi "(1)Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2)Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ise esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. (3)Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. (4)Şirket sözleşmesi ile sermaye payının devri yasaklanabilir. (5)Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. (6)Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. (7)Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır." hükmünü içermektedir. Anılan hüküm uyarınca, pay devrinin geçerli olarak yapıldığının kabulü için noterde devire ilişkin işlem yapılması, devir işleminin şirkete bildirilmesi, ortaklar genel kurulu tarafından devre onay verilmesi veya üç ay içerisinde devrin açıkça reddedilmemesi ile devir şirket yönünden tamamlanmış olmakta, devir işlemi ticaret sicile tescil edilmekle de 3. kişiler yönünden aleni hale gelmektedir. Davacı tarafından davalı şirkete ihtarname gönderilerek devrin genel kurul onayına sunulması ile diğer gerekli iş ve işlemlerin yapılmasının ihtar edildiği, anılan ihtarın 04/09/2023 tarihinde davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalı şirketin 3 aylık yasal süre içerisinde pay devrine ilişkin genel kurul toplantısının yapılmadığı görülmüştür. Davalı şirket genel kurulu tarafından 3 aylık yasal süre içerisinde pay devri genel kurul tarafından reddedilmediğinden pay devrine onay vermiş sayılacaktır. İşbu davadaki asıl uyuşmazlık hisse devrinin tescil ve ilanına ilişkin prosedürün sağlanmasına yöneliktir. Davalı şirketin kayıtlı bulunduğu Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğüne dava konusu pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin yapılan herhangi bir başvuru bulunmamaktadır. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından davacının ortak olarak yer almadığı, davalı ...'ın 333 adet, ...'ın 633 adet hissesinin bulunduğu, davacıya hisseleri devreden davalılar ... ve ...'ın, davalı şirketin müşterek temsile yetkilileri olduğu görülmüştür. Dava konusu pay devir işleminin tescil ve ilanı için ticaret siciline başvurabilecek kişiler TTK'nun 598. maddesine göre davalı şirket müdürleri ve payı devreden ortak olup, davacının işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin ihtarname ile kendisine bildirilen dava konusu pay devrini 3 ay içerisinde reddetmeyerek devre onay vermiş sayıldığı, işbu davadaki uyuşmazlığın davalı şirket tarafından onay vermiş sayılan pay devrinin ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkin olduğu, davalı şirketteki bir kısım hisselerini devreden davalılar ... ve ...'ın davalı şirketin müşterek temsile yetkilileri olup, sicile tescil ve ilan için başvuracak kişilerin davalı şirket müdürleri ile hissesini devreden ortak olduğu, davacının işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -