T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2131 KARAR NO:2025/2038 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:29.08.2025 Tarihli ara karar ve 02.09.2025 tarihli düzeltme kararı NUMARASI:2023/894 Esas DAVA : Şirketin feshi Taraflar arasındaki anonim şirketin feshi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davalı ... vekilinin 14.04.2025…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2131 KARAR NO:2025/2038 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:29.08.2025 Tarihli ara karar ve 02.09.2025 tarihli düzeltme kararı NUMARASI:2023/894 Esas DAVA : Şirketin feshi Taraflar arasındaki anonim şirketin feshi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davalı ... vekilinin 14.04.2025 tarihli dilekçe ile durum ve koşulların değişmesi nedeniyle yönetim kayyımının görevinin sona erdirilmesi ile şirketin 21.01.2025 tarihli yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurulu toplantısı ile yönetim kurulunun görev paylaşımına ilişkin kararın tescil için İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesini ilişkin talebinin reddine dair 18.04.2025 tarihli ara karara karşı, talep eden davalı ... vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ... ile birlikte davalı şirketin %50 paydaşı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ancak İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.3021 tarih ve 2021/304-569 E.K. sayılı kararı ile yönetim kurulu üyesi olan davalıya 15.06.2021 tarihinde genel kurul çağrısı için yetki verildiğini ve bu yetkiye istinaden sadece davalı ... katılımı ile yapılan toplantıda ...'ın 15.06.2024 tarihine kadar tek başına yönetim kurulu üyesi seçildiğini, müvekkilinin tamsil yetkisinin hukuka aykırı şekilde sona erdirildiğini, tarafların müşterek imza yetkisi bulunan davalı şirketin tek paydaşı olduğu ... A.Ş'nin yönetiminin değiştirilerek davalı ...ile kardeşi ...'ın yetkilendirildiğini, usulsüz genel kurulun iptali için açılan davanın kabul edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairsinin 2022/650 Esas ve 2023/1653 Karar sayılı ilamı ile genel kurul kararlarının iptaline karar verildiğini, kararın kesinleşmesine kadar uygulanamayacak olması nedeniyle, kesinleşmesine kadar davalı ve diğer yöneticinin şirketlerde usulsüz işlemler yapma ihtimali bulunduğunu, davalı ...'ın, şirketteki pay sahipliği ve yönetim kurulu üyeliği yetkilerini kardeşleriyle birlikte kötüye kullanarak pek çok suç işlediğini, şirketlerin tüm mal varlığını kardeşleri ile üçüncü kişilere devir ettiğini, davalı ...'ın davalı şirketin ortağı olarak görünmesine rağmen, davalı şirkete ayni sermaye olarak koyduğu taşınmazların Aliağa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/272 Esas sayılı dosyasında tasarrufun iptali davasına konu edildiğini, şirketin tek paydaşı olduğu ... A.Ş. şirketinin otomobilleri ile iş makinalarının ...a bedelsiz şekilde devir edildiğini, davalı ... tek başına yönetim kurulu üyeliğini sürdürmesinin şirket ve ortağının zararına olduğunu ileri sürerek, davalı ...’ın davalı ... A.Ş.’deki hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi, veya hisseler üzerinde davalıdır şerhi işlenerek ilanına, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ve şirketin haklı nedenle feshine, aksi halde diğer hissedarın payının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davaya dayanak yapılan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararında ve muhalefet şerhinde ifade edildiği üzere, davalı şirketin 15.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitinin istenmesine karşın, kararların yoklukla malul olmadığını, çağrı usulsüzlüğünün hukuki sonucunun iptal edilebilirlik olduğunu, müvekkilinin şahsi mal varlığı içinde olan taşınmazların şirkete ayni sermaye olarak da konulmadığını, davacının sermaye borcunu ödemediğini, 22.07.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında sermaye borcunun ödenmemesi halinde ıskat yoluna gidileceğine ilişkin karar alındığını, bu genel kurula karşı açılan iptal davasında tedbir talebinin reddine karar verildiğini, bu karara göre davacının şirketteki payının %8.8 oranında olduğunu, davacının %10 oranındaki azınlık payına dahi sahip olmadığından davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli tutumlarına karşı müvekkilinin, davalı şirket ile iştirakinin menfaatlerini koruduğunu, davacının 2021 yılında müvekkilinden habersiz olarak, ... A.Ş.'nin önemli mal varlığı olan geri dönüşüm tesisini yakın akrabasına kurdurduğu bir şirkete devir ettiğini, kira ve taahhüdüne ilişkin sözleşmelerin İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.09.2021 tarih ve 2021/237 E., 2021/793 K. sayılı ilamı ile iptal edildiğini, düzenlenen sözleşmenin iştirak şirketini bağlamadığına ilişkin davanın halen derdest olduğunu, davacının usulsüz işlemlerle müvekkilinin iştiraki olan başka bir şirketin muamele merkezini değiştirdiğini, usulüne uygun çağrılara icabet etmeyen davacının yapılan toplantı ve alınan kararlara itiraz etme hakkı bulunmadığını, talep edilen tedbirlerin haksız olduğunu savunarak, tedbir talebinin reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 25.10.2024 tarihli ara kararı ile davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, davalı ...'ın paylarına tedbir uygulanması isteminin reddine karar verilmiştir. Talebin redde ilişkin kısma karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Ancak şirket mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle Dairemizin 27.12.2024 tarih ve 2024/1836 Esas - 2024/2021 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Davacı vekili 30.12.2024 tarihli talep dilekçesiyle ilk derece mahkemesinin 09.10.2024 tarihli oturumunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2020/650 Esas - 2023/1653 Karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklendiğini ve kararın onanarak kesinleştiğini, TTK'nın 450. maddesi gereğince kararın iptaline karar verilmekle şirketin mevcut bir yönetim kurulu bulunmadığını, son genel kurul kararlarının hukuka aykırı şekilde tescil ettirilmediğini, bu nedenle 10.12.2024 tarihli yönetim kayyımı atanması talebiyle ilgili ivedi şekilde karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince talebin değerlendirildiği 06.01.2025 tarihli ara kararı ile talebin kabulüne davalı ... Şirketi'ne yönetim organı oluşturulana kadar bu davada temsil etmek üzere ...'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, karar verilmiştir. Davalılar vekilinin bu ara karara yönelik itiraz başvurusu ilk derece mahkemesinin 16.01.2025 tarihli ara kararı ile reddedilmiştir. Bu ara karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf başvurusu Dairemizin 2025/152 Esas sayılı dosyasında incelenerek esastan reddedilmiştir.Yargılama sırasında davacı vekili sunduğu 23.07.2025 tarihli dilekçesi ile; davalı şirketin yönetim organı bulunmadığından, mahkemenin 06.01.2025 tarihli ara kararıyla yönetim kayyımı atandığını, bu karara rağmen, davalı şirketin tam paylarına sahip olduğu ... A.Ş.ile ... AŞ'nin defter ve envanterinin davalılarca kayyıma teslim edilmediğini, davalı ...'ın ... A.Ş'nin mülkiyetinde bulunan oteli hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere devretmek için harekete geçtiğine ilişkin ciddi deliller bulunduğunu, iştirak şirketi bünyesinde bulunan Edremit ilçesi 375 ada 8 parseldeki otel binası üzerindeki kamu hacizlerine esas borçların ... tarafından ödendiğini, zira 6183 sayılı Kanun'un 73. maddesine göre kamu alacaklarından kaynaklanan hacizli mallara ilişkin olarak amme idaresinin muvafakati alınmaksızın tasarrufta bulunulamayacağını, davalı ...’ın bu nedenle ödendiğini otelin devredileceğine ilişkin ciddi bilgi alındığını, otelin devri halinde davalı şirketin ciddi bir zararı oluşacağını, davalı şirket yönetim kayyımına alt iştirak şirketlerin ticari defterleri teslim edilmediği için, bu şirketlerin yönetimini oluşturamadığını ve alt iştirak şirketlerle ilgili hiçbir karar alamadığını ileri sürerek, şirketin feshi istemli davada, dava konusunu ve tasfiyeyi ilgilendiren davalı şirketin tek pay sahibi olduğu... A.Ş'nin Edremit ilçesi 375 ada 8 parselde bulunan otelinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesine, davalı şirketin tek pay sahibi olduğu alt iştiraki olan... A.Ş. ile ... A.Ş.’nin yeni ticari defterlerinin tasdik edilmesi için yönetim kayyımına yetki verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince verilen 25.07.2025 tarihli ara kararla; Edremit ilçesi, 375 ada, 8 parselde bulunan... A.Ş.'nin mülkiyetinde bulunan üçüncü kişilere ait otelin her türlü devir temlik ve satışının takdiren teminatsız olarak durdurulmasına, taşınmazın siciline işlenmek üzere yazı yazılmasına, davalı şirketin tek pay sahibi olduğu... A.Ş ve ... A.Ş.'nin yeni ticari defterlerinin tasdik edilmesi için yeni yönetim kayyımı ...'a yetki verilmesine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı davalı şirket vekilince sunulan 29.07.2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; mahkemece taşınmaz kaydına konulan ihtiyati tedbirin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbirin dava konusu olmayan bir şeye ilişkin verilmesi nedeniyle HMK'nın 389.maddesine aykırı davranıldığını, yasa ve Yargıtay kararlarına göre uyuşmazlık konusu olmayan taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığını, uygun miktarda teminat alınmamasının hatalı olduğunu, iştirak şirketlerinin defterlerinin tasdiki hususunda kayyıma yetki verilmesine gerek bulunmadığını belirterek, 25.07.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesinin 29.08.2025 tarihli ara kararı ile 25.07.2025 tarihli bu ara karara yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. Bu ara karara ilişkin özet kısmında başka bir dosyaya ilişkin özetin yazılması nedeniyle mahkemece verilen 02.09.2025 tarihli ara kararla hatalı yapılan kısım çıkarılarak hükmün özet kısmı tashih edilmiştir.Bu karara karşı, davalı ... ve dava dışı şirketler vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf başvurusu Dairemizin 09.10.2025 tarih ve 2025/1767 Esas ve 2025/1579 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusu incelenmiştir.Bu kararımızdan sonra bu kez davalı ... vekilince sunulan 14.04.2025 tarihli dilekçede özetle; yönetim kayyımı atanmasına ilişkin 06.01.2025 tarihli ara kararının, şirketin yönetim organından yoksun kaldığı gerekçesi ile alındığını, ara karar ile yönetim organı oluşturulana kadar bu davada temsil etmek kaydıyla davalı şirkete yönetim kayyımı atandığını, davalı şirketin 20.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurulda yeni yönetim kurulu seçilmekle kayyımın görevinin 06.01.2025 tarihli ara kararı gözetildiğinde sona erdiğini, TTK'nın 410 maddesine göre genel kurulun, süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceğini, buna göre ...'ın yönetim kurulu görev süresinin dolsa dahi 23.12.2024 tarihli yönetim kurulu kararını alarak, davalı şirketi 20.01.2025 tarihinde yönetim kurulu seçimi için olağanüstü genel kurul çağrı işlemlerini yürütmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı şirketin yeni yönetim kurulunun seçilerek organ eksikliğinin giderildiğini, yönetim kayyımının görevinin 20.01.2025 tarihi itibarıyla sona erdiğini, 20.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının ve genel kurul kararı doğrultusunda yeni seçilen yönetim kurulu tarafından alınmış olduğunu belirterek, kayyımın görevinin sona erdirilmesine ve yeni yönetimin seçilmesine ilişkin genel kurul kararının tescili için Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazı yazılmasına ve kararın ilanı için kendisine yetki verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARI:İlk Derece Mahkemesince 18.04.2025 tarihli ara karar ile; "...Davalı ... vekilinin 16/04/2025 tarihli dilekçesi ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/817 E sayılı dosyasında 13/03/2023 tarihli yürütmeyi durdurma talebinin reddine dair ara karar eklenmek suretiyle davalı şirketin 21/01/2025 tarihinde yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurulu toplantısının icra edilmesi ve yeni yönetim kurulu seçimi kararı alınmış olması nedeniyle yönetim organı oluşturuluncaya kadar görevlendirilmiş yönetim kayyımının görevinin sona erdiğinin tespiti ile yönetim kayyımının görevine son verilmesi, davalı şirketin 21.01.2025 tarihinde icra edilen yönetim organı seçimine ilişkin olağan genel kurulu toplantısı ve yönetim kurulu görev paylaşımına ilişkin kararların tescil ve ilanı için İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması talep edilmiştir.Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede; davalı şirketin 15/06/2021 yılı Genel Kurul kararlarından yönetim kurulunun seçilmesine ilişkin kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/650 Esas- 2023/1653 Karar sayılı kararı ile dava konusu 1 ve 2 nolu kararın iptaline ilişkin kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalı şirketin 15/06/2021 yılı Genel Kurul kararlarından 1 ve 2 nolu kararın iptaline ilişkin hükmün onanması ile bu karar ve sonrasında şirketin yönetiminde boşluk oluştuğu, şirketi temsile yetkili kimsenin bulunmadığı, davacı ortak tarafından İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/817 E sayılı dosyasında davalı şirketin 22/07/2022 tarihli Olağan Genel Kurulunda alınan kararların iptali istemi ile dava açıldığı, davanın halen derdest olduğu, davacının davalı şirketteki sermaye pay temsil oranının ne olduğu hususunun çekişmeli olduğu, mahkememizce verilen yönetim kayyımı kararı ve davalı şirketin 15/06/2021 yılı Genel Kurul kararlarının iptali kararına rağmen davalı tarafça davalı şirketin 21/01/2025 tarihinde genel kurul toplantısı yapması ve yönetim kurulu seçmesinin yargılamaya muhtaç olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin davalı şirketin 21/01/2025 tarihinde icra edildiği belirtilen yönetim organı seçimine ilişkin olağan genel kurulu toplantısı ve yönetim kurulu görev paylaşımına ilişkin kararların tescil ve ilanına ilişkin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılması talebinin reddine karar verilmiştir. Yine kayyımın değiştirilmesine yönelik talebin ise kayyım hakkında suç duyurusunda bulunulmasının kayyımın görevinin devamı yönünden engel oluşturmayacağı... gerekçesiyle davalı ... vekilinin kayyımın görevinin sona erdirilmesi ve yönetici seçimine iliştin 21.01.2025 tarihli genel kurul kararlarının tescili için yazı yazılması talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin yönetim kayyımı atanmasına ilişkin 01.06.2025 tarihli ara kararının ve istinaf edilen 18.04.2025 tarihli red ara kararının yegane gerekçesinin şirketin yönetim organından yoksun kalması dolduğunu, davalı şirketin 20.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurulunda yeni yönetim kurulunun seçilmesi ile mahkemenin 06.01.2025 tarihli ara kararının esasen esasen kendiliğinden sona erdiğini, zira TTK'nın 410/1. maddesine göre yönetim kurulunun görevi sone erse dahi genel kurulu toplantıya çağırabileceğini, müvekkili ...'ın eski yönetim kurulu sıfatıyla 23.12.2024 tarihli yönetim kurulu kararını alarak, davalı şirketin 20.01.2025 tarihinde yönetim kurulu seçimi hususunda olağanüstü genel kurul çağrı işlemlerini yürütmesi, usul ve yasaya uygun olduğunu, usulüne uygun çağrıya rağmen davacı ortağın genel kurula katılmadığını ve katılanların oy birliği ile karar alındığını, alınan kararın sicil memurluğuna bildirildiğini, bu nedenle anılan kararın tescili veya kayyım olarak atanan kişiye tescil için yetki verilmesi gerektiğini, atanan kayyımın tarafsızlığını yitirdiğini, kayyımın şirketin yerine diğer ortağın menfaatlerini koruduğunu, bu nedenle kayyım hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/9395 Soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve kayyımın görevinin sona erdirilmesine, şirketin genel kurul kararının tescil ve ilanı için yazı yazılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca feshi veya mahkemece uygun görülecek başka bir alternatif çözüm yolunun uygulanması istemine ilişkindir.Mahkemece şirkete yönetim kayyımı atanmıştır. Davalı ... vekilince, yapılan genel kurulda yönetim kurulunun seçilmesi ile şirketin organsız kalmadığı, kayyım atanmasına ilişkin durumun ortadan kalktığı belirtilerek, değişen durum ve koşullara göre kayyımın görevinin sona erdirilmesine ve genel kurul kararının tescil ve ilanı için sicil memurluğuna yazı yazılmasını istemiş; bu talebi mahkemenin 18.04.2025 tarihli ara kararı ile reddedilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı ... vekilinin kayyımın görevinin sonlandırılması ve genel kurulu kararlarının tescili için yazı yazılması talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi davası içinde şirkete kayyım atanmasını ve davalı ortağın şirketteki payının devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir uygulanmasını istemiştir. Mahkemece, daha önce denetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir talebi kabul edilmiş ve bu karara yönelik istinaf başvurusu Dairemizce reddedilmiştir. Yargılama sırasında toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki diğer delillere göre şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiği ileri sürülerek, yönetim kayyımı atanması talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince davalı ortağın yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin 15.06.2021 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi ve bu karara göre şirketin yönetimsiz kalması, ortaklar arasında ciddi çekişme bulunması hâlinde şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen ara kararlar ilgili tarafın istinaf başvurusu üzerine daha önce dairemizce üç kez incelenmiştir. HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin nihai kararları ile ihtiyati tedbir talebinin reddine ve bu taleplerin kabulü halinde ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlar ile karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.HMK'nın 396. maddesi "Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' düzenlemesini içermektedir. Davalı ... koşulların değişmesi nedeniyle kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiş mahkemece bu talep reddedilmiştir.HMK'nın 396/2. maddesi, aynı Yasa'nın 394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına atıf yapmış, kanun yolunu düzenleyen beşinci fıkraya atıf yapmamıştır. Bu nedenle tedbirin koşulların değişmesi nedeniyle kaldırılmasına ilişkin verilen kararlara karşı kanun yolu açık değildir. Bu nedenle, istinaf başvurusuna konu ilk derece mahkemesi kararına karşı kanun yolu açık değildir. Aynı şekilde 395.maddesinde de teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya teminata ilişkin istemlere karşı da istinaf kanunu yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir.Diğer taraftan, eldeki yargılamanın konusu, şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde davalı ortağın payının belirlenerek ödenmesi ve ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir. Yargılama sırasında başka bir mahkemece verilen karar üzerine genel kurul kararının iptal edildiği ve şirketin organsız kaldığı anlaşıldığından, şirketin 01.06.2025 tarihli ara kararda yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiştir. Şirketin önceki yöneticisi ... ise 23.12.2024 tarihli kararla şirket genel kurulunu toplantıya çağırmış, 20.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısıyla yönetici seçilmesi nedeniyle kayyımın görevinin sona erdiği ileri sürüldüğü gibi, bu genel kurul toplantısının tescili için kendilerine yetki verilmesi veya kayyım tarafından bu işlemlerin yapılması da istenmiştir.Öncelikle yargılama sırasında yapılan bir genel kurul toplantısının tescili hususu, ilgili organların görevi olup, bu husus yargılamanın konusu değildir. Diğer yandan mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, şirketin 22.07.2022 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemiyle açılan davaların derdest olduğu, davacının davalı şirketteki sermaye payının dahi çekişmeli olduğu, bu durumda mahkemece kayyım görevinin sonlandırılmaması ile yapılan genel kurulun tescili için işlem yapılmaması hususundaki takdirin yerinde olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.12.2025