TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/594 Esas TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 09/10/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025 Taraflar arasındaki hisse satış ve devir sözleşmesinin yok hükmünde ya da batıl olduğunun tespitine veya iptaline, pay sahipliği sıfatının sermaye artış kararı sonrası tespiti, tescil ve ilanı istemine ilişki…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/1629 Esas 2025/1499 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1629 KARAR NO : 2025/1499 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/594 Esas TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 09/10/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025 Taraflar arasındaki hisse satış ve devir sözleşmesinin yok hükmünde ya da batıl olduğunun tespitine veya iptaline, pay sahipliği sıfatının sermaye artış kararı sonrası tespiti, tescil ve ilanı istemine ilişkin birleşen davada ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında yapılan 11/09/2023 tarihli "Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi" gereğince davalı ... .. A.Ş'nin hisselerinin %20'sine denk gelen 30.000 adet hissesi 3.000.000,00 TL bedel karşılığında devir alındığını, söz konusu sözleşme Ankara 79. Noterliğinin 14/09/2023 tarihli ve 20010 yevmiye sayısı ile onaylandığını, 19/09/2023 tarihli havale dekontu ile davalının ibanına söz konusu sözleşme tarihi de belirtilerek yazıldığını ve bedeli olduğu belirtilerek ödendiğini, ancak davalı taraf sözleşmenin 3.2 maddesi gereğince devir edilen hisseleri tek yetkilisi olduğu davalı şirketin pay defterine işlemediğini ve gerekli işlemi yapmadığını, ayrıca söz konusu hisse devir işlemi öncesinde davalının istemesi ve ön koşul yapması nedeni ile davalı şirketin muhasebe işlerini yapan ...'na müvekkili tarafından hisse devir sözleşmesinin yapılması için Beyoğlu 13 Noterliğinin 06/09/2023 tarihli 14097 yevmiye sayılı vekaletnamesi düzenlenerek verildiğini, bu vekaletname verildikten sonra karşı tarafın istemi ve müvekkilinin de Türkiye'de olması nedeni ile 11/09/2023 tarihinde bizzat müvekkili ile ... arasında hisse devir sözleşmesi yapıldığını, daha sonra davalı ...'nun müvekkilinin verdiği vekaleti kötü kullanarak, müvekkiline ait hisseleri başkasına devretmek üzereyken Ankara 79. Noterliği'nden gelen bildirim üzerine öğrendiğini ve görülen lüzum üzerine söz konusu vekaletname Kadıköy 12. Noterliğinin 26/09/2023 tarihli 21372 yevmiye sayılı vekaletten azil namesi ile azledildiğini, yine 25/09/2023 tarihinde davalı ... ile davalı ...'nun birlikte kötü niyetli, hukuka ve ahlaka aykırı hareket ederek 25/09/2023 tarihinde müvekkilinin itirazı neticesinde noterin düzenlemekten imtina ettiği hisse devri sözleşmesini aynı tarihte Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi başlığı altında bu kez kendi aralarında harici olarak düzenleyip imzaladıklarını ve notere onaylattıklarını, davalı şirketin pay defterinin, müvekkili adına kayıtlı sayfasına düşülen kayıtların 07/09/2023 ve 25/09/2023 tarihinde yetkisiz şekilde davalı ... tarafından imzalandığını ileri sürerek, davalı ... ile davalı ... arasında kötü niyetli olarak müvekkili iradesine aykırı şekilde imzalanan dava konusu 25/09/2023 tarihli Hisse Satış ve Devir Sözleşmesinin yok hükmünde ya da batıl olduğunun tespitini veyahut iptaline hükmedilmesini ve neticesinde davacı ...'in pay sahipliği sıfatının (08/10/2024 tarihli sermaye artış kararı sonrası toplam sermayenin %20'sine tekabül eden dava konusu 10.000 adet çıplak pay üzerinden) tespiti ile tescili ve durumun TTSG'nde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı ...'e ait gözüken payların herhangi bir senede bağlanmadığını, yazılı devir sözleşmesiyle her zaman için iyi niyetli üçüncü kişiye devrinin mümkün olduğunu, bu durumun telafisi imkansız sonuç doğuracağını, müvekkilinin mülkiyet hakkının son bulmasına sebebiyet vereceğini belirterek dava konusu davalı ... adına kayıtlı hisselerin devrinin önlenmesi için hisseler üzerine ihtiyati tedbir tedbir konulmasına karar verilmesini, ayrıca davalı ...'in görevini kötüye kullandığını, görevini suistimal ettiğini, yargılama aşamasında davalı ...'den davalı şirketin yönetim yetkisinin alınması gerektiğini, bu süreçte anılan davalının davalı şirkette her türlü kararı alabilmesinin telafisi imkansız sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebileceğini belirterek davalı şirkete kayyım atanmasına, bu talebin kabul olmaması halinde davalı şirketin tüm taşınmazlarına ve taşıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kayyım atanması istenen davalı şirketin organlardan yoksun kalmadığı ve yönetim boşluğu olmadığı gibi, dava konusu hisseler ve de şirketin malvarlığı üzerine devir yasağı talebi yönünden de yaklaşık ispat koşullunun bu aşamada oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket pay defterinde davalı adına kayıtlı gözüken dava konusu 10.000 adet payın devrinin ve/veya üçüncü kişi adına kaydının önlenmesini, paya istinaden sonradan nama veya hamiline yazılı hisse senedi bastırılması halinde senetlerin davalıya tesliminin önlenmesi hususunda ve yine davalının yönetim yetkisini kötüye kullanarak şirketin içerisini boşaltma tehlikesine karşılık tüm taşınmazların ve taşıtların üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, söz konusu talebin mahkemece yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından reddedildiğini, dava dilekçesindeki somut delillerin yaklaşık ispat ve davanın kabulü için yeterli mahiyette olduğunu, dava dilekçesi ile müvekkili davacı ...'e ait hissenin kötü niyetli bir şekilde ... ve ... tarafından devir işleminin yapıldığını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin davacıya ait hissenin, müvekkili davacıdan habersiz bir şekilde davalı tarafından kötü niyetli olarak devralındığının açık ve net bir şekilde ortaya konulduğunu, davalının müvekkiline ait hisseleri kötü niyetli bir şekilde müvekkili davacıdan habersiz devraldığı ortaya konulduğundan dolayı aynı ...'in dava sürecinde müvekkiline ait hisseleri üçüncü kişilere devretme ve müvekkilinin açmış olduğu mevcut davayı sonuçsuz bırakma riski bulunduğunu, ...'in şirket büyük hissedarı olduğunu ve aynı zamanda yönetim yetkisi olduğunu, ...'in mevcut dava devam ederken yönetim yetkisini kötüye kullanarak şirketin içerisini boşaltacağını, gayrimekul ve menkulleri devredeceğini, müvekkilinin dava sonucunda hissesine kavuşsa dahi dava devam ederken şirketin içerisi boşaltılacağından menkul ve gayrimenkullerinin üzerine telafisi imkansız zararların doğmaması için HMK'nun 389. maddesi kapsamında tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkili yönünden söz konusu tedbirlerin konulmamasının ne kadar telafisi imkansız zararlar doğuracağının ve HMK'nun 389. maddesi şartlarının mevcut olduğunun yegane göstergesi olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik kararın hisse üzerine tedbir konulması ile tüm taşınmazlara ve taşıtlara tedbir konulması talebi yönünden kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, davalı ...'in hisseleri ile davalı şirketin tüm taşıtlarına ve taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Birleşen davada talep, HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Asıl davada 17/07/2025 tarihli ara karar ile, davalı ...'in davalı şirketteki sermaye artış kararı sonrası sermayenin %20'sine tekabül eden dava konusu 10.000 adet payın devrinin ve/veya üçüncü kişi adına kaydının önlenmesi, paya istinaden nama veya hamiline yazılı hisse senedi bastırılması halinde senetlerin anılan davalıya tesliminin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, 19/08/2025 tarihli ara karar ile davalılar vekilinin ihtiyati tedbir kararına itiraz etmesi üzerine pay defterinin dava dışı üçüncü kişi ... tarafından imzalanmasının davacı ile davalı ... arasında düzenlenen hisse senedi devir sözleşmesinin imzalanma tarihinin uyuşmazlığa etkisinin davanın esasıyla birlikte incelenip neticeye bağlanması, bu hususların yargılamayı gerektirdiğinin anlaşılması karşısında bahse konu belgeler gözetilerek yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle itirazın kabulü ile 17/07/2025 tarihli ara karar uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Hisse devir sözleşmesi, yönetim kurulu kararları, vekaletname ve azilname suretleri, whatsapp yazışmaları dosya içerisinde yer almaktadır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. Somut olaya gelindiğinde, birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı yan dava konusu davalı ...'in davalı şirkette adına kayıtlı hisselerin devrinin önlenmesi, şirkete kayyım atanması veya şirketin taşınmazları ve taşıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş, mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. İleri sürülen iddiaya ilişkin dosyada bulunduğu belirtilen belgeler somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için ihtiyati tedbir talep edenin talebinde haklı olduğunu yaklaşık olarak ispatlar nitelikte değildir. Bu durumda mahkemece, ihtiyati tedbir talep edenin HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir talebinde haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat edemediği, yasal koşulların oluşmadığı gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin birleşen davada ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -