T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1449 Esas KARAR NO : 2025/1989 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2024/761 Esas - 2025/222 Karar TARİHİ: 09/04/2025 DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1449 Esas KARAR NO : 2025/1989 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2024/761 Esas - 2025/222 Karar TARİHİ: 09/04/2025 DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca borçluya kredi kullandırıldığını, davalının ödemelerini zamanında yapmaması üzerine müvekkili banka tarafından Genel Kredi Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri uyarınca borçlulara kullandırılan kredi hesabının kat edildiğini, Beşiktaş 1. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçluya bildirilerek 27.07.2023 tarihi itibarı ile kredilerden doğan borcun ödenmesini, aksi takdirde aleyhlerine yasal takibe geçileceğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen borçlu tarafından ödeme yapılmadığını, bu sebeple İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak bir sonuç alınamadığından olumsuz sonuçlandığını, davanın kabulü ile alacağını semersiz bırakmak gayesiyle haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağı semersiz bırakmak maksadı ile yapılan haksız itiraza istinaden kötü niyetli olan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu dava konusu alacak, davacı tarafın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.09.2023 tarihli ve 2023/982 D. İş 2023/1009 K. sayılı kararı ile başlatılan ihtiyati haciz sonrasında müvekkilin icra tehdidi altında kaldığını, böyle bir borcu olmamasına rağmen banka hesaplarına koyulan blokelerin kaldırılması ve iş yerine fiili haciz gelmemesi amacıyla mecburen ödendiğini, bu sebeple huzurdaki dava konusuz kaldığını, davanın açıldığı tarih itibariyle müvekkilinin haklı olduğunu, takibin Beşiktaş 1. Noterliğinin 27.07.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi sebebiyle başlatıldığını, ihtarnamede ... kredi numaralı üye iş yeri pos hesabından kaynaklı 221.008,26 TL kat etmiş borç olduğunu ve bu borcun 7 gün içerisinde ödenmesi istendiğini, işbu ihtarnameye İstanbul 39. Noterliğinin 07.08.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verilmiş ve bu ihtarnamede kastedilen alacağın ne olduğunun anlaşılmadığını, haricen öğrenildiği kadarıyla talep edilen meblağın müvekkilinin hizmet verdiği ... (... LLC) isimli müşterisinin yapılan kredi kartı harcamalarına itiraz etmesi üzerine bankanız tarafından Mastercard'a yapılan ödemeden kaynaklandığını, bunun üzerine davacı taraf herhangi bir ek açıklama yapmadan icra takibine başlandığını, takibe itiraz edildiğini, itiraz üzerine davacı vekilinin Mahkememiz 2023/864 D.iş 2023/1012 K. Numaralı karar ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, 10 günlük istenilen bekleme süresi içinde istenilen evraklar sunulmadığından ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiğini, davalı tarafın bunun üzerine tekrardan ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/982 D. İş 2023/1009 K. sayılı kararı ile müvekkilin malvarlıklarının ihtiyaten haczine karar verildiğini, mahkememiz tensip zaptının 10 ve 11'inci maddelerinde davacı tarafa evrak asıllarını sunması için süre verildiğini ancak davacı tarafın dosyaya herhangi bir belge sunmadığını, davacı tarafın huzurdaki davayı ikame ederken alacağının varlığını ispat edemediğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını, davanın reddini, davanın konusuz kalmış olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/04/2025tarih ve 2024/761 Esas - 2025/222 Karar sayılı kararında; "........ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.HD sinin 2024/1249 E. 2024/1429 K sayılı 26.09.2024 tarihli kararı ile; dava konusu tutarın dava açıldıktan sonra davalı tarafça ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı açık olup, mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, HMK’nın 331. Maddesinin birinci fıkrasında; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” şeklinde düzenlendiği, mahkememizce 17.01.2024 tarihli duruşmanın ara kararı ile; 1-Davacıya GKS aslını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürede GKS sunulmaması halinde dosyaya mevcut hali ile karar verileceği ve davacının bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, verilen kesin süre içerisinde GKS aslının sunulmadığından, mahkemece, konusuz kalan davada davacı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olduğu gözetilerek HMK’nın 331/1 maddesi kapsamında dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdir edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği kanaatiyle mahkememiz kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2023/586 E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılamanın 17.01.2024 tarihli ilk celsesinde; 1-Davacıya GKS aslını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürede GKS sunulmaması halinde dosyaya mevcut hali ile karar verileceği ve davacının bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, 22.01.2024 tarihli beyan dilekçesi ile davacı; davalı ile internet bankacılığı aracılığı ile kredi başvurusunda bulunduğundan fiziki olarak sözleşme suretinin bulunmadığı, Üye İşyeri Sözleşmesini ve Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinin bulunduğu ve bunu sunduğunu belirtmiş, mahkememizce tüm delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu, mahkememizin 17.01.2024 tarihli duruşmanın ara kararı gereğince GKS aslı sunulmadığından davacının davasını ispatlayabileceği delili sunmadığı, davacının kredi alacağını ispatlar başkaca delil sunamaması sebebiyle davacının davasını ispatlayamadığı kanaatiyle yargılama giderlerinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiş, takibe konu borç icra takibinden sonra ve ön inceleme duruşması yapılmadan ödenmiş olduğundan davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi gereğince hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin yarısına tekabül eden 17.119,91.-TL vekalet ücretine hükmedilecek iken mahkememizce sehven 30.000 TL ye hükmedilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, davacı taraftan peşin alınan 3.670,51-TL harcın mahsubu ile artan 3.242,91-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan ve (2) numaralı maddede mahsup edilen 427,60-TL harcın, davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'nin 6. maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin kredi alacağına ilişkin başkaca evrak sunulmadığına yönelik tespitinin hatalı olduğunu, zira tüm evrakların dava dosyasında mevcut olduğunu, üye işyeri, BİS, ihtarname evrakları üzerinde dahi yapılacak basit bir inceleme ile davalının müvekkilin müşterisi olduğu ve müvekkile borçlu olduğunun tespit edilebileceğini, işbu durumda yerel mahkemenin haklılık durumuna yönelik tespitinin hatalı olduğunu, bu hatalı tespit doğrultusunda da yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yan lehine hükmedilmesinin hukuka uygun olmadığını, her ne kadar mahkeme, davacının GKS başlığı altında bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle haklılık durumunu tespit etmiş ise de; bu değerlendirmenin davaya konu edilen alacağın niteliğinin ve dayanağının eksik incelenmesinden kaynaklandığını, zira dava dilekçesinden de kredi alacklarının dayanağının ihtarnamede açıklandığının yazdığını, ihtarnameye bakılınca ise ... nolu pos hesabı olduğu ve bunun dayanağının pos hesabından kaynaklı bir alacak olduğunun sabit olduğunu, takip talebinde ... no'lu GKS denilmiş olmasının ise salt terimsel bir ifade olduğunu, oysa yerel mahkemenin dosyada mübrez GKS olmadığından BİS'e ilişkin evrakları da incelemediğini, bilirkişi incelemesi dahi yaptırmadığını,Asıl kast edilen ve alacağın dayanağını teşkil edenin POS hesabı ile ilgili alacak olduğunu, nitekim dosya kapsamında sunulan BİS'in, içeriği itibariyle genel kredi sözleşmesi hükümlerini haiz olduğunu, uygulamada her müşteri ile ayrıca bir GKS imzalanması zorunluluğu bulunmadığını, bankacılık uygulamalarında da açıkça kabul edildiği üzere, POS cihazı tahsisi kapsamında imzalanan sözleşmelerde kredi ilişkisi doğduğunu ve bu sözleşmelerin GKS niteliğinde değerlendirildiğini, ayrıca hem sözleşme numarası hem de tarih itibariyle dava konusu alacak ile dosyaya sunulu evraklar arasında birebir örtüşme söz konusu olduğunu, takip talebinde GKS denilmiş olmasının salt terimsel bir ifade olduğunu, davalı tarafça esasen borcun varlığının inkarından öte alacağın niteliğinin tartışma konusu yapıldığını, hakimin HMK m. 33 uyarınca maddi olgularla bağlı olmadığını, hukuki nitelendirmeyi resen yapmakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla alacağın terimsel olarak GKS başlığı altında gösterilmesinin tek başına davacının haksız olduğunu kanıtlamayacağını, mahkemece bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bankacılık uygulamalarında her müşteri ile ayrıca bir Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmasının zorunlu olmadığını, müşterinin bankayla gerçekleştirdiği çeşitli işlemler çerçevesinde imzalanan Banka İşlem Sözleşmesi'nin içerik itibariyle GKS hükümlerini içermekte ve uygulamada GKS yerine geçmekte olduğunu, somut olayda da davalı borçlu ile imzalanan BİS'in hem sözleşme numarası hem de içerdiği hükümler itibariyle kredi ilişkisi kurmakta olduğunu, GKS niteliği taşıdığını, kaldı ki söz konusu sözleşme ile borçluya POS cihazı tahsis edildiğini ve bu kapsamda doğmuş alacağın doğrudan bu sözleşmeden kaynaklandığını, dolayısıyla alacağı kanıtlayan GKS ile aynı hukuki niteliği haiz BİS'in dosyaya sunulduğunu, Sonuç olarak uyuşmazlığa konu alacağın hukuki dayanağının sabit olduğunu, sunulan BİS'in hem şekil hem içerik bakımından GKS hükümlerine haiz nitelikte olduğunu ve mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve hatalı nitelendirme ile hüküm kurulduğunu, davanın esasına girilerek alacağın varlığı yönünden değerlendirme yapılması ve POS işlemlerine ilişkin evrakların sunulmasının mahkemece talep edilip buna ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, şekli bir ifade üzerinden davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin usulen hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 2024/1249 Esas - 2024/1429 Karar sayılı 26.09.2024 tarihli kaldırma kararımız uyarınca mahkemece yapılan değerlendirme sonucu istinafa konu karar verilmiştir. Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu icra takibi ile; davacı banka tarafından davalı hakkında .......146183 nolu genel kredi sözleşmesinden kaynaklı toplam 224.840,39 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibine itiraz edilmesi üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.İtirazın iptali davası, takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olduğu, davacı taraf, davaya konu icra takip talebinde borcun kaynağının 146183 nolu genel kredi sözleşmesi olarak gösterdiği, dava dilekçesinde de, alacağın taraflar arasında akdedilen Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı borçluya kullandırılan kredi borcunun, davalının ödemelerini zamanında yapmaması üzerine Genel Kredi Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri uyarınca borçlulara kullandırılan kredi hesabının kat edildiğini ileri sürmüştür.Mahkemece, davacı tarafa dava ve icra takibine konu alacağa dayanak GKS aslını sunmak üzere 17/01/2024 tarihli duruşmanın ara kararı ile; 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürede GKS sunulmaması halinde dosyaya mevcut hali ile karar verileceği ve davacının bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, karar verildiği, davacı vekili ara karar uyarınca uyap sisteminden gönderdiği 22.01.2024 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu , beyan dilekçesinde;'' Davalı ile internet bankacılığı aracılığı ile kredi başvurusunda bulunduğundan fiziki olarak sözleşme sureti bulunmadığını ancak Üye İşyeri Sözleşmesini ve Bankacılık İşlemleri Sözleşmesini işbu dilekçe ekinde Sayın mahkemeye verilen süre içerisinde sunduğunu beyan etmiştir.Davalı vekili uyap sisteminden gönderdiği ek beyan dilekçesi konulu 31.01.2024 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu, ek beyan dilekçesinde; Davacı tarafın, müvekkilinin internet bankacılığı aracılığı ile kredi kullandığına kanıt olarak üye iş yeri sözleşmesi ve bankacılık işlem sözleşmelerini sunduğunu, fakat bu durum da hiçbir şekilde bu borcun varlığını göstermediğini, öyle ki zaten müvekkili şirketin, davacı bankanın müşterisi olduğu hiçbir aşamada reddedilmediğini fakat müvekkili şirketin sadece bankanın müşterisi olması, onu hiçbir dayanağı olmayan 200 bin TL üzerindeki bir borcun altına sokmayacağını, zaten davacı tarafça sunulan belgelerin hiçbir yerinde bu borca ilişkin bir ibareye yer verilmediğini, hiçbir yerde bu borç bedeli yazmadığını, sunulmuş olan bu iki belge tamamen matbu hazırlanmış, bankanın tüm müşterilerine imzalatılan sözleşmeler olduğunu, ayrıca bu sözleşmelerin müvekkilini bağladığı iddia edilse de, bu belgelerin bile sonunda davacı banka yetkilisinin imzası olmasına rağmen müvekkilinin imzasının olmadığını, bu durumda kullandırılmış herhangi bir kredinin varlığından söz edilemeyeceğini beyan etmiştir. Davalı taraf 17/01/2024 tarihli duruşmada;'' biz ihtiyati hacze itiraz ettik, bu nedenle borcu itirazi kayıt olmadan ödediğimiz hususu doğru değildir, borç ihtiyati haciz sonucu ödenmiştir ,kaldı ki bize gönderilen kat ihtarına cevaben ihtarnamede göndermiştik, biz borcun kaynağını hala öğrenemedik, davacı taraf GKS sunmamıştır, ihtiyati haciz kararına da bu nedenle itiraz etmiştik, ve itirazımız kabul edildi, borcu ödemek zorunda kaldığımız için hukuki yolları kullanacağız ancak açılan dava bu hali ile haksız ve hukuka aykırıdır, karşı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden vekalet ücreti ödemesine karar verilmesi gerekmektedir, '' şeklinde beyanda bulunmuştur. HMK’nın 331. Maddesinin birinci fıkrasında; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” şeklinde düzenlenmiştir.Davaya konu icra dosyası incelendiğinde, alacaklı vekilinin 25/09/2023 tarihli Haricen tahsil talebi nedeniyle avukat portal üzerinden kapama harcınında ödenmiş olması nedeniyle aynı gün düzenlenen tensip ile dosyanın Haricen tahsil nedeniyle kapatıldığı ve hacizlerin kaldırıldığı tespit edilmiştir. Somut olayda, icra takibine konu borç dava tarihinden sonra ihtirazi kayıtla davalı tarafından ödendiği, davalı tarafın takibe konu borca dayanak genel kredi sözleşmesi imzalamadığını ileri sürdüğü, davacı tarafça, davaya konu alacağın ve takip dayanağı borcun dayanağı genel kredi sözleşmesini ibraz etmediği, bu durumda dava tarihi itibariyle haklılık durumunu ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Dava konusu tutarın dava açıldıktan sonra davalı tarafça ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı açık olup, mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, borcun kaynağının POS hesabı ile ilgili alacak olduğunu ileri sürmüş ise de, bu iddiasını ilk kez istinaf dilekçesi ile ileri sürdüğü, dava değeri itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğu, iddianın genişletilmesi yasağı dava dilekçesinin verilmesi ile başladığı, HMK. 357/1-son cümlede belirtildiği üzere ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü uyarınca davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi HMK. 357/1-son cümle gereği dairemizce değerlendirilmemiştir. Mahkemece, HMK’nın 331/1 maddesi kapsamında dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumuna göre davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.