T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:17/08/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:17/08/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davaya konu iki adet çekin müvekkili tarafından imzalandığını ancak üst kısmının elindeki rahatsızlıktan ötürü ... tarafından doldurulduğunu, çek tedavüle girdikten sonra çekte tahrifat yapılarak bedel kısmının değiştirildiğini beyan etmiş tahrif edilen kısımlar yönünden borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, kendilerinin iyi niyetli hamil olduklarını, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çekin bu haliyle doldurulmuş olarak kendilerine verildiğini, tahrifat yapılmışsa bile bunun davacının bilgisi dahilinde olduğunu öne sürmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Kambiyo senetlerinde defiler mutlak ve nisbi defiler olmak üzere ikiye ayrılır. Nisbi defiler sadece ilgilisine karşı ileri sürülebilirken mutlak defiler ise herkese karşı ileri sürülebilir. Mutlak defiler senet metninden anlaşılan defiler ve senedin geçersizliğine ilişkin defilerdir. Bir mutlak definin bulunması durumunda bunu ileri süren kişi senetten borçlu olmaz. Bu kapsamda somut olay incelendiğinde senedin miktar yönünden tahrifata uğradığı anlaşılmaktadır. Bunun davacı elinden çıkmadığı da raporla sabit olduğu üzere bu durum davacı açısından senedin geçersizliğine ilişkin bir defidir. Diğer yandan yapılan tahrifat incelendiğinde yazıyla yazılan "on" yazısının büyük harfle başladığı ve aynı şekilde devam eden "beş" ve "üç" yazılarının ilk harflerinin de büyük yazıldığı ve fakat "bin" yazısının küçük harfle yazıldığı görülmektedir. Türk Dil Bilgisi kurallarına göre yazı ile yazılan sayılardan sadece yerine göre ilk sayının harfinin büyük olması mümkündür. Her ne kadar yazı ile yazılan sayıların ayrı ayrı yazılması gerekmekte ise de olası tahrifat ihtimaline karşı senetlerde bunların birleşik yazılması teamüldür. Ancak, yazı ile yazılan sayıların ortadaki sayının ilk harfinin büyük olması mümkün değildir ki bu durum senet metninde şüphe uyandıran bir husus olup senet metninden anlaşılabilecek bir defidir. Genel kural olarak bir senedin davacı elinden sıhhatli bir şekilde çıktığını ispat külfeti senet alacaklısındadır. Davalı alacaklının senedin kendilerine doldurulmuş olarak geldiğini ileri sürmesinin bir kıymeti yoktur; zira senet alacaklısı olarak senedin usulüne uygun düzenlenmesini denetlemesi gereken alacaklıdır. Bu haliyle davacının tahrifen oluşturulan kısımlar yönünden ileri sürdüğü defilerin yerinde olduğu anlaşılmış ve davanın kabulü ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda yer alan çeklerin miktar yönünden tahrifata uğradığı ve bunun davacının elinden çıkmadığı tespitlerinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, zira son hamilin kendisinden önceki cirantaların keşide eyleminin usulüne uygunluğunu denetlemesinin hayatın ve ticari hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, ayrıca yazıyla yazılan bedellerdeki büyük/küçük harf kullanımının imla kuralı ihlali olarak değerlendirilmesinin ticari hayatta faaliyet gösteren iş insanlarının eğitim seviyesi göz önüne alındığında beklenemez olduğunu, ispat külfetinin hamilin iyi niyetini sorgulamaya yönelik olmadığını, çekteki kapatmaların yeterince geniş olup olmadığının çıplak gözle dahi anlaşılabileceğini, davacının elinde rahatsızlık sebebiyle çeklerin ... tarafından doldurulduğu ikrarının, çekin sahteliğini ileri sürmediğini gösterdiğini, davacının soyut iddialarının somut dayanağının bulunmadığını, istihbarat çalışmalarına göre davacı ve ...'in ortaklaşa hareket ederek iyi niyetli hamilleri zora sokmak amacıyla çekleri tahrifata uğrattığı ihtimalinin dikkate alınması gerektiğini, aynı lehtara aynı tarihte farklı bedellerde çok sayıda çek keşide edilmesi ve hepsinde tahrifat iddiasında bulunulmasının bu ihtimali güçlendirdiğini, yerel mahkeme kararının ticari hayatta kötü niyetli kişilere yol açarak kötü bir emsal oluşturacağını, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince açığa atılan imzanın sonucuna katlanılması gerektiğini ve beyaz kambiyo senedinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu savunmasının iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, davacının basiretli tacir sıfatına uygun davranmadığını, TTK hükmü gereğince anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının hamile karşı öne sürülemeyeceğini, davacının soyut iddialar üzerine dava ikame ettiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın davalı müvekkilinin mağduriyetini gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının kötü niyetli olduğunu, ... ile aynı yerde çalıştığını ve bu nedenle durumu bildiğini ya da bilmesi gerektiğini, çeklerde bedelde tahrifat bulunduğunun icra ceza dosyasında tespit edilmesine rağmen davalının bu çekleri takibe koyduğunu ileri sürerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, dava konusu çeklerin bedellerinde tahrifat yapıldığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece alının bilirkişi raporundan, dava konusu çeklerin bedel kısmında rakamla yazılan “1” ve yazı ile yazılan “on” ibarelerinin sonradan tahrifatla eklendiği anlaşılmış olup, taraflar arasında da bu konuda ihtilaf bulunmamaktadır. Bedelde tahrifat iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğinde olduğundan davalının iyi niyetli hamil olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Davalı bedelde yapılan tahrifatların davacı keşidecinin bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığını, davacının bu şekilde borçtan kurtulmaya çalıştığını savunmaktadır. Dosyanın uyaba kayıtlı evrakları arasında bulunan iddianame ve duruşma zaptı içeriğine göre; olaya ilişkin davacının müştekisi, dava dışı ..., ... ve ...'in sanık olarak yer aldıkları Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılmış ceza davasının bulunduğu , bedeldeki eklemeleri yapan ...'in bu hususu müştekinin (davacı) bilgisi ve rızası dahilinde yaptığını savunduğu görülmektedir. Mahkemenin anılı ceza dosyasını celp ederek tüm dosya kapsamı ve ifadelere göre değerlendirme yapması, gerekirse dosyanın sonucunu bekletici mesele yapılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Kabule göre de , davacının icra ceza dosyasında alınan raporda bedelde tahrifat yapıldığının belirtilmesine rağmen davalının takibi başlatmasında haksız ve kötü niyetli olduğuna yönelik iddiaları karşısında, öncelikle davalı tarafça davacıya karşı yapılmış ve dava tarihinde devam eden bir takibin bulunup bulunmadığının araştırılması, eldeki davanın takipten sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olup olmadığının davacıdan da sorulup netleştirilmesi, takipten sonra açılan menfi tespit davası olması halinde dava dilekçesinde yazılı icra ceza dosyalarının celbi sağlanıp İİK'nin 72/5 maddesi çerçevesinde davacının kötü niyet iddiaları hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz bulunmuş davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/08/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 5-Tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...