T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/1614 KARAR NO : 2025/1502 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2016/190 KARAR NO : 2021/507 DAVA TARİHİ: 25/02/2016 KARAR TARİHİ: 01/07/2021 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/1614 KARAR NO : 2025/1502 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2016/190 KARAR NO : 2021/507 DAVA TARİHİ: 25/02/2016 KARAR TARİHİ: 01/07/2021 DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında, davalıya yeni ortak bulunması da dahil olmak üzere, davalının mali yapısının güçlendirilmesi için 10.2.2015 tarihinde finansal danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin davalı şirkete mali durumunun güçlendirilmesi amacıyla 12 ay boyunca aylık 15.000,00 TL+KDV bedel üzerinden danışmanlık hizmeti vereceğini ve bu sırada şirkete yeni ortak arayışları için faaliyetlerde bulunacağını, şirkete yeni bir ortak bulunması halinde sözleşmenin 5. maddesinde yazılı formül üzerinden belirlenecek bedelin ortaklık işlemi başarı primi adı altında müvekkiline ayrıca prim ödemesi olarak yapılacağını, 12 ay boyunca düzenli olarak finansal danışmanlık hizmeti verilmesine rağmen 7 aylık danışmanlık bedeli olan 105.000,00 TL ve davalı şirkete ortak bulma çabaları sonrası başarılı olunmasına rağmen sözleşmede belirlenen ortaklık işlemi başarı priminin müvekkiline ödenmediğini, davalının mali yapısı, finansal durumu ve satıcılara olan borçları analiz edilerek, davalı şirketin detaylı nakit akışı ve iş planı hazırlandığını, satıcı ve banka borçları yapılandırılarak kredilerin muaccel hale gelmesinin önlendiğini ve davalı şirkete yeni ortak bulmak için çalışmalar yapıldığını, müvekkili tarafından dayalı şirkete finansal danışmanlık hizmeti verilmeye başlandığı sırada davalının toplam banka ve satıcı borçlarının 100.700.000,00 TL seviyesinde olduğunu, müvekkili tarafından ... T.A.Ş.'ye sunumlar hazırlanarak ve 4-5 kez bankanın üst yönetimi Krediler Genel Müdür Yardımcısı Sayın ... ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Sayın ... ile toplantılar yapılarak 2015 yılında vadesi gelen/gelecek kredilerinin vadeleri uzatılmış ve yeni kredi almasının sağlandığını, iş planı çalışması kapsamında davalının en büyük tedarikçisi olan ...'in 13,2 milyon USD tutarındaki borcu için de bir ödeme planı hazırlanarak sunulduğunu, yine davalının alacaklısı... A.Ş.'ne olan 3.500.000,00 USD borç için de toplantılar yapılarak ve ödeme planı hazırlandığını, yeni ortak bulunması için ... A.Ş.'nin Türkçe ve İngilizce ön tanıtımı için dosya hazırlandığını ve davalı firma yetkilileri ile paylaşıldığını, geniş tanıtım dosyası hazırlanarak paylaşıldığını, potansiyel alıcı listeleri oluşturularak paylaşıldığını, finansal danışmanlık sözleşmesi şartları arasında yer almamasına rağmen Gizlilik Sözleşmesi hazırlanarak firmalar bazında imzalanmasının sağlandığını ve hazırlanan “...” çalışmasını kendileri ile paylaşıldığını, davalı şirketin finansal değerleme çalışmasının gerçekleştirilmesi amacı ile detaylı iş planı hazırlandığını, iş planı çerçevesinde firmanın geçmiş yıllar performansının değerlendirilerek gelecek yıllar projeksiyonlarının gerçekleştirildiğini, işletme sermayesi ihtiyacı ve yatırım harcamalarının hesaplandığını, potansiyel yatırımcı adayları ve onların yatırım bankaları ile talep edilen görüşmelerin yapıldığını, ek bilgi taleplerine yanıt verilerek bunlar için mesai harcandığını, davalı şirketin şu andaki ortağı olan ve davalı şirketin hisselerinin %51'ini satın alan ... ile ortaklık görüşmesi için 16.9.2015 tarihinde ...'daki Holding merkezinde toplantı yapıldığını, bu toplantıda müvekkilli şirket yetkilisince hazırladıkları sunumun gerçekleştirildiğini, daha sonra hisse devrinin yapıldığını, davalı şirketin finansal verilerindeki iyileşmenin müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini açıkça gösterdiğini, müvekkiline ödenmesi gereken ortaklık işlemi başarı prim tutarının şirket değeri'nin %1,5'u olup 956.605,00 TL + KDV olduğunu beyanla fazlaya ilişkin haklarımız saklı katmak kaydı ile 123.900,00 TL danışmanlık bedeli ile şimdilik 236.000,00 TL ortaklık işlemi başarı primi olmak üzere, şimdilik 359.900,00 TL'nin davalıya gönderilen ihtamamenin davalıya tebliğ tarihi olan 27.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiş; davacı vekili 01.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle, talebini 879.179,90 TL artırarak talebini 1.238.179,90 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 10.02.2015 tarihinde 1 yıl süreli finansal danışmanlık hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, davacı hisse salış sürecine dahil olmadığını bu hukuki ilişkinin tesisinde hiçbir faaliyet göstermediğini, dosyaya sunduğu elektronik postalarda ... A.Ş. ile ilgili tek bir doküman dahi bulunmadığını, davacının birtakım ortaklık adayları arayışına girdiğini, ancak hiçbir ciddi hukuki ilişki tesis edilmesini sağlayamadığını, davacının sadece ortaklık adayı araması, bu kapsamda sahip olduğu ilişkileri kullanarak çeşitli adaylara mailler atmasının başarı primi kazanmasına gerekçe olamayacağını, yapılan toplantının ise davacının aldığı aylık 15.000,00 TL'lik finansal danışmanlık bedeline dahil olduğunu, davacının bizzat satıcılar ve Alıcı ... A.Ş. arasında başlayan, yürütülen ve sonuçlandırılan hisse devir sürecine hiçbir şekilde dahil olmadığını, davacının verdiği iddia ettiği hizmetlerin neredeyse tamamı danışmanlık hizmeti olduğunu, bunlar için sözleşmede aylık hizmet bedeli kararlaştırıldığını, sözleşmenin 10.3. ve 10.5. maddelerinde dava konusu hizmet için davacıya münhasır yetki verildiğinin görüleceğini, ancak sözleşmede ...'ın ya da pay sahiplerinin, başkaca bir gerçek veya tüzel kişi görevlendirmeden hisseleri doğrudan satmaları ya da sair ortaklık ilişkisi tesis etmelerini engelleyen bir hüküm bulunmadığını, sözleşmede ancak davalının dava konusu ortaklık işlemini başka bir kurum/kuruluşu yetkilendirmeden doğrudan kendisi yapsa dahi, davacıya başarı primi ödeyecektir gibi bir düzenleme bulunsa idi, davacının iddialarında haklı olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, finansal danışmanlık hizmeti ve ortaklık işlemi başarı priminin tahsili talebine ilişkin davada, taraflar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinde sözleşme konusunun; davacı şirketin ... Grubuna vereceği finansal danışmanlık hizmetlerinin kapsamının belirlenmesi olduğunu, davacı şirketin ... Grubunun "..." yöntemi kapsamında durum değerlendirmesinin yapılması, uygun stratejilerin belirlenmesi, stabilitenin sağlanması, iş planı ve finansal projeksiyonların hazırlanması, finansal yapılandırmanın yapılanması ve faaliyet yapılandırması işlemlerinde yatırım planlanması kapsamında ise potansiyel proje finansmanı ... işlemlerinde görev yapacağının belirlendiği, sözleşmenin 3. maddesinde davacı tarafından verilecek finansal danışmanlık hizmetinin kapsamının belirlendiği, sözleşmenin 4.3. maddesinde ortaklık işleminin düzenlendiği, sözleşmenin 5 maddesinde ücretler ve ödeme şeklinin belirlendiği, bu maddenin 1. fıkrasında, davacı tarafından verilecek hizmetler için aylık 25.000 TL+ KDV 'nin 1 yıl süre ile tahsil edileceğinin, bu ödemelerin 15.000 TL+KDV'sinin davalı şirket tarafından 5.000TL+ KDV'sinin dava dışı Bilyapı şirketi tarafından aylık 5.000 TL+ KDV'nin ...şirketi tarafından ödeneceğinin belirlendiği, bu maddenin 6. fıkrasında ortaklık işlemi başarı priminin düzenlendiği ve bunun şirket devrinin %1,5+ KDV'si olarak ödeneceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süre ile geçerli olduğunun düzenlendiği, tarafların bu sözleşme ile, danışmanlık hizmeti ve simsarlık hizmeti hususunda anlaştıkları ve buna göre sözleşmenin 2 ayrı anlaşmayı içerdiği, sözleşmenin içeriğinde yer alan Danışmanlık Anlaşmasına göre, sözleşme süresi boyunca davacı davalıya, davalının mali yapısının düzeltilmesi için danışmanlık hizmeti vereceği ve bunun karşılığında davalının davacıya her ay danışmanlık hizmeti ücreti ödeyeceğinin düzenlediği, sözleşmenin içeriğinde yer alan Simsarlık anlaşmasına göre ise; davacının davalı şirket ile üçüncü bir kişi arasında hisse satışı sözleşmesi veya aynı nitelikte başka bir sözleşme akdedilmesi için aracılık hizmetinde bulunacağı ve davalının aracılık hizmeti neticesinde davalı şirket ile üçüncü bir kişi arasında, bu nitelikte bir sözleşme akdedildiği takdirde, davalının davacı şirkete Başarı Primi ödeyeceğinin düzenlendiği, davacının bakiye danışmanlık hizmet ücreti talebinde bulunduğu, bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 2016 yıl sonu itibari ile 92.700,00 TL alacaklı olarak göründüğünün tespit edildiği, davacı tarafça davalı adına kesilen faturalar tutarı toplamı:167.970,00 TL, davalı tarafça çekle yapılan ödeme tutarı: 45.000,00 TL, davalı tarafça banka havalesi yoluyla yapılan ödemeler: 30.270,00 TL, olup davacının davalıdan alacaklı olarak göründüğü tutarın 92.700,00 TL olduğu, davalının ticari defter ve belgelerine göre davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 167.970,00 TL tutarlı davacı faturalarının hepsinin davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu faturalara istinaden davalı tarafından davacıya toplam 75.270,00 TL ödeme yapıldığı, bunun sonucunda davalının davacıya bakiye 92.700,00 TL borcu kaldığının tespit edildiği, buna göre tarafların ticari ve defter kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, davacının 1 yıllık sözleşme süresi boyunca her ay düzenlemiş olduğu KDV dahil 15.270,00 TL bedelli hizmet bedeli faturaları davalının ticari defterlerine işlendiği ve sonrasında da fatura bedellerinin bir kısmı davacıya ödediği, davacı 12 aylık sözleşme süresi boyunca davalıya 11 aya ilişkin hizmet bedeli faturası düzenlediği, davacının sadece 2015 yılı Ekim ayı faturasını düzenlemediği, davalının da bu faturayı ticari defterlerine işlemediği, fakat davacının sonrasında 2015 yılı Kasım, Aralık ve Ocak ayı faturalarını düzenlediği ve davalının da bu faturaları ticari defterlerine işlediği, 10 Şubat 2016 tarihinde sözleşme süresi sona erdiği için Şubat ayı faturasının düzenlenmediği görülmekteyse de, sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2015 yılı Şubat ayında sadece 17 günlük hizmet verilmiş olmasına rağmen davacının davalıya KDV dahil 15.270,00 TL'lik 1 aylık tam hizmet bedeli faturası düzenlemiş olduğu, 2015 yılı Ekim ayı faturasının davacı tarafından düzenlenmemiş olmasına rağmen davalı tarafından buna itiraz edilmemiş olması ve her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre de davalının davacıya 11 adet faturadan dolayı toplam 92.700,00 TL hizmet bedeli borcu olduğunun kayıtlı olması karşısında, 2015 yılı Ekim ayında davalının davacıya hizmet bedeli borcu olmadığı konusunda tarafların zımnen anlaştıkları kabul edilerek, davalının davacıya dava tarihi itibariyle bakiye 92.700,00 TL danışmanlık ücreti borcu bulunması nedeniyle davacının danışmanlık ücreti davasının kısmen kabulüne karar verildiği, davacının ortaklık işlemi başarı primi alacağı talep ettiği, taraflar arasında aracı simsarlık anlaşması bulunduğu, davacının başarı primi alacağına hak kazanabilmesi için; davalı şirketin sözleşme akdettiği ... Şirketinin ilk defa davacı tarafından bulunmuş olması, ... Şirketi ile akdedilmiş olan hisse satışı sözleşmesinin akdedilmesi için davacının aracılık faaliyetinde bulunmuş olması buna göre davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 3.3 nolu maddesi hükmünde sayılmış olan hizmetlerin en azından önemli bir kısmını davacı tarafından yerine getirmiş olması ve davacının arabuluculuk faaliyeti neticesinde, davalı şirket hisselerinin ... Şirketine satımına ilişkin sözleşmenin akdedilmiş olması gerektiği, ... şirketinin ilk defa davacı tarafından bulunmuş olduğu ve davalı şirket hisselerinin bu şirkete satımına yönelik olarak, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 3.3 nolu maddesinde sayılmış olan aracılık faaliyetlerinin önemli bir kısmının davacı tarafından yerine getirilmiş olduğu hususunun davacı şirket tarafından ispat edilemediği, davalı şirket hisselerini devralmış olan ... Şirketinin davacı tarafından bulunduğuna dair herhangi bir belge sunulmadığı, davacı tarafından sunulan belgelerin finansal danışmanlık sözleşmesi çerçevesinde aylık danışmanlık hizmeti kapsamında olduğu, belgelerin başarı primine hak kazandıracak şekilde ortaklığın gerçekleşmesi ile ilgili olmadığı anlaşıldığından davacının ortak işlemi başarı primi alacağına hak kazandığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığından buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 92.700 TL danışmanlık ücretinin 31.01.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, buna ilişkin fazlaya ait talebin ve ortaklık işlemi başarı primi talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ortaklık başarı priminin simsarlık sözleşmesinden değil, danışmanlık sözleşmesinden doğduğunu, sözleşmede başarının tek kriterinin ortaklık sözleşmesinin gerçekleşmesi olduğunu, müvekkilinin ortaklık sürecindeki danışman katkısının varlığının belgeleriyle sabit olduğunu, danışman firmanın başarısının danışmanlık verilen firmanın ortaklık kurabilmesi için hedeflenen mali güce getirilmesindeki sürecin yönetilmesi ve bu itibarla ortaklık kurabilecek mali güce kavuşan firmanın ortaklık sözleşmesi imzalamış olması halindeki başarısı olduğunu, mahkemenin ortaklık başarı priminin hukuki niteliği ve ortaklık primine hak kazanılmasının koşulları hakkındaki tespitlerinin tümüyle hatalı olup itibar edilemeyeceğini, müvekkilinin çalışmaları sayesinde ortaklığın öngörülen süreden erken gerçekleştirildiğini, bu durumun müvekkilinin hizmetini en iyi şekilde ifa ettiğinin ispatı olduğunu, müvekkilinin ortaklık işlemleri yönünden münhasır yetkili olduğunu, davalı ... firmasının ilgili maddeye göre, kabul anlamına gelememek kaydıyla, kendi bulduğu adayı dahi münhasır yetki çerçevesinde müvekkil ... firması ile bir araya getirip sürece dahil etmesi yükümlülüğü bulunduğunu, davalı ... firmasının aksi bir tutumu kötü niyetli olarak kabul edilip aleyhine sorumluluk doğuracak ve davacı ... firması her halükarda ortaklık başarı primine hak kazanacağını, delillerin hatalı değerlendirildiğini, dava dilekçesince ayrıntılı bildirilen tüm iş ve işlemlerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin şu andaki ortağı olan ve davalı şirketin hisselerinin %51'ini satın alan ... ile ortaklık görüşmesi için 16.09.2015 tarihinde ...'daki Holding merkezinde toplantı yapıldığını, bu toplantıda müvekkilli şirket yetkilisince hazırladıkları sunumun gerçekleştirildiğini, sorulan sorulara cevap verildiğini, taraflar arasında gündemde olmasına karşın gerçekleşmeyen ortaklığın ... firmasının müvekkili ... firmasından sunum ve toplantı yapılması talebinin karşılandığı iki saat süren işbu toplantıdan sonra gerçekleştiğini, bu bakımdan müvekkilinin ortaklık sözleşmesi taraflarını bir araya getiren kişi olduğunu, tarafların ortaklık kurulması sürecinde bilfiil iletişim ve koordinasyon halinde olup müvekkili tarafından ... firmasının her türlü talebi en nitelikli şekilde yerine getirildiğini, müvekkil şirketin ortaklığın her sürecinden haberdar olup davalı şirket yetkilisi ... tarafından alıcının inceleme çalışmalarının anlaşma ve satın alma aşamalarında da bilgilendirildiğini, sözleşme ile üstlenilen davalı şirketin mali yapısının, bir ortak bulunarak güçlendirilmesi hedefinin gerçekleştirildiğini, ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda ortaya konulan tespitler ve tüm bu belgeleriyle ortaya konan ve raporlara da yansıyan sürecin sözleşmeye ilişkin hangi hukuki yorum yapılırsa yapılsın müvekkilinin ortaklık başarı primini talep etme hakkının olduğunu, üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini gösterdiğini, müvekkilin Danışmanlık Ücreti alacağının kesilmiş faturalardan ibaret olmadığını, bir alacağın kesilen faturalardan değil, görülen iş ve hizmetler ile taraflar arasındaki anlaşmadan doğduğunu, faturaların kesilmesi ya da kesilmemesi işbu alacağın doğumuna etki etmediğini, davalının ödemelerinin toplamının 5 aylık ücrete denk geldiğini, dolayısıyla 7 aylık ücrete denk gelen 123.900,00 TL danışmanlık ücreti borcunun bulunduğu, 24.01.2019 tarihli heyet raporu ile 20.10.2019 tarihli ek heyet raporu ile de müvekkilin sözleşme kapsamında 123.900 TL asıl alacak + 926,70 TL faiz olmak üzere toplam 124.826,70 TL danışmanlık ücret alacağına hak kazandığı tespit edildiğini, mahkemece taraflar arasındaki faturaların yanlış değerlendirildiğini, müvekkil tarafından kesilen ilk faturalar incelendiğinde ay sonlarında kesildiği, Kasım ayından itibaren ise ay başında kesildiğinin görüleceğini, dolayısıyla müvekkil Ekim ayı için faturanın Kasım ayının başında kesilmiş bulunduğunu, mahkemece yorum sonucu ulaşılan Ekim ayı borcunun doğmadığına ilişkin zımni kabulün doğru olduğu kabul edilecek olsa dahi, yazılı şekilde yapılmadığından geçerliliği bulunmadığını, ticari kayıtlarda müvekkilin alacağının 92.700,00 TL olarak gözükmesinin sebebi, tarafların arasındaki ilişkinin bozulması sebebiyle son faturaların kesilememesinden kaynaklandığını, ancak açıkladıkları üzere alacak faturalardan değil sözleşmeden doğduğundan faturaların kesilmemesinin alacağın doğması üzerinde herhangi bir etkisi bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; danışmanlık ücreti alacağı bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkil şirketten danışmanlık ücreti alacağı bulunmadığını, davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin herhangi bir hizmet verilmediğini, danışmanlık hizmetinin karşılığı ödemelerin müvekkili tarafından davacıya yapıldığının her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarından görüleceğini, Mahkeme tarafından 2015 yılı Şubat 17 günlük hizmet verildiği tespit edilmesine rağmen 1 aylık fatura kesildiği görüldüğünü, bu hususun davacının hizmet vermediği dönemlere ilişkin de fatura kestiğini açıkça gösterdiğini, Mahkeme tarafından bu hizmetin verilmediğini tespit etmesine rağmen bir aylık fatura bedelinin davacıya ödenmesi gerektiğine karar verildiğini, yine aynı şekilde Mahkeme tarafından 2015 yılının Ekim ayına ilişkin fatura kesilmemesi nedeniyle hizmetin verilmediği tespit edilmesine rağmen Kasım, Aralık ve Ocak aylarına ilişkin neden fatura kesildiğinin değerlendirilmediğini 1 aylık kesintinin neden olduğunun araştırılmadığını, davacının Ekim ayında fatura kesmemesinin hizmetin artık verilmediğini gösterdiğini, hizmetin verilip verilmediğinin daha detaylı bir inceleme ile, müvekkil şirkette ve davacı şirkette keşif yapılmak suretiyle, hatta tanık ifadelerine başvurmak suretiyle tespit edilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, finansal danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı yan taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde belirlenen 12 aylık hizmet bedelinin 7 aylık kısmının ve yine aynı maddede belirlenen ortaklık işlemi başarı priminin davalı tarafından ödenmediğini iddia etmiş, davalı taraf ise davacının hisse devir sürecine dahil olmadığından ortaklık işlemi başarı primine hak kazanmadığını ve borçlarının bulunmadığını savunmuş, mahkemece danışmanlık hizmet bedeli alacağı talebinin kısmen kabulü, ortaklık başarı prim alacağı talebinin reddine dair karara karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında 10.02.2015 tarihli Finansal Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi'nin imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan Finansal Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi başlıklı anlaşmanın ilgili maddeleri incelendiğinde; "Madde 2- Sözleşmenin Konusu İşbu sözleşmenin konusu, ...'in ... Grubu'na verecek olduğu Finansal Danışmanlık hizmetlerinin kapsamının belirlenmesidir. ... ... Grubu'nun "..." yönetimi kapsamında durum değerlendirilmesinin yapılması, uygun stratejilerinin belirlenmesi, stabilitenin sağlanması, İş planı ve Finansal Projeksiyonların hazırlanması, Finansal Yapılandırmanın yapılması ve Faaliyet Yapılandırması işlemlerinde, yatırım planlaması kapsamında ise potansiyel Proje Finansmanı ve ... işlemlerinde görev yapacaktır. Madde 3- Verilecek Hizmetlerin Kapsamı ... tarafından ... Grubu'na sunulacak olan Finansal Danışmanlık hizmetinin kapsamına aşağıda yer verilmektedir. ...3.2. Proje Finansmanı Danışmanlığı:... Grubu'nun ihtiyaç duyacağı yatırımlarının finansmanına yönelik olarak finansal fizibilite çalışmaları yapılacaktır. 3.2.1. Yatırım Projesinin analizinin yapılıp fizibilitesinin değerlendirileceği Finansal Model hazırlanacaktır. 3.2.2. Yatırım Projesinin Tanıtım Dokümanı (Informatiorı Memorandum) hazırlanacaktır. 3.2.3. Proje tanıtım dokümanlarının Finansal Kuruluşlara sunumuna destek verilecektir. 3.2.4, Finansal Kuruluşların kredi onay sürecinde Proje'nin ve Finarısal Modelin detayları ile ilgili olarak bilgilendirilmesine destek verilecektir. 3.2.5. Finansal kuruluş seçimi sırasında karar sürecine destek verilecektir. 3.2.6. Banka kredi dokümantasyonlarının hazırlanması ve müzakeresi sürecil finansal konulara destek verilecektir. 3.2.7. Kredi sözleşmesi sürecine destek verilecektir. 3.2.8. Finansal kuruluşlardan gelen tekliflerin değerlendirilmesi, görüş verilmesi ve kredilendirme çalışmasının süratle sonuçlandırılması için finansal kuruluşlar hezdinde gerekli takibin yapılmasına destek verilecektir. 3.3. ... Danışmanlığı: ...'in ... Grubu'na, Ortaklık İşlemi ile ilgili olarak aracılık ve danışmanlık hizmetleri aşağıda belirtilmiştir. 3.3.1. ... Grubu'nun belirleyeceği kriterlere uygun potansiyel ortaklık belirlenmesi ve Ortaklık İşlemi'ne etkilerinin incelenmesi, 3.3.2. Şirket ile ilgili temel bilgileri içeren kısa tanıtım dosyası (“...”), detaylı bilgiler içeren tanıtım dokümanları (“..."), road show prezantasyonları ve hizmet sürecinde kullarılacak diğer satış dokümanlarının hazırlanması, 3.3.3. Şirket'in finansal değerleme çalışmasının gerçekleştirilmesi, 3.3.4. ... Grubu tarafından onay verilen potansiyel ortaklık adaylarına yaklaşılması ve stratejik finansal ortaklık konusunda ilgilerinin tespiti, ilgili olduğu tespit edilen adaylarla yapılacak detaylı görüşmeler konusunda izlenecek stratejiler ve zaman çizelgesinin belirlenmesi, 3.3.5. ... Grubu'nun çıkarlarını en iyi şekilde koruyacak işlem yapısının oluşturulması, potansiyel ortaklık adaylarıyla yapılacak toplantılarda izlenecek strateji ve konusunda taktiklerin belirlenmesi, 3.3.6. Potansiyel ortaklık adayları ile ... Grubu arasındaki bilgi akışı ve iletişimin sağlanması, 3.3.7. Ortaklık İşlemi ile ilgili olarak stratejik alternatiflerin ve bunların finansal etkilerinin değerlendirilmesi konusunda toplantılar yapmak üzere proje ekibinde hazır bulunulması, 3.3.8. Ortaklık İşlemi ve potansiyel ortaklık adayları konusunda Yönetim Kurulu'na yapılacak sunumların hazırlarımasına destek verilmesi, 3.3.9. Ortaklık İşlemi sürecinde görevlendirilmesi söz konusu olabilecek hukuk firması bağımsız mali ve vergi denetim firması ve diğer finansal/teknik danışmanların koordine edilmesi, 3.3.10. Potansiyel ortaklık adayının detaylı inceleme çalışmalarına yönelik olarak, ... Grubu ile ilgili detaylı hukuki, teknik, operasyonel ve finansal bilgilerin yer alacağı veri odasının hazırlanması, ortaklık adayıyla ... Grubu arasındaki bilgi akışının koordine edilmesi, 3.3.11. ... Grubu'nun potansiyel ortaklık adayı konusunda yapacağı detaylı inceleme çalışmalarına yönelik olarak, veri odasında inceleme yapacak olan danışmanların koordinasyonu, inceleme sonuçlarının analizi ve potansiyel ortaklık adayının değerleme çalışmasının yapılması, 3.3.12. Stratejik ortaklık opsiyonun değerlendirilmesine yönelik, ... Grubu ve ortaklık adayının birleşmesinde oluşacak değişim (“swap”) rasyosunun belirlenmesi, her iki tarafın eşit ortaklık yapması için gereken yatırım tutarının tespit edilmesi, 3.3.13. Ortaklık İşlemi kapsamında, ... Grubu'nun talebine istinaden, potansiyel ortak ile yapılacak görüşme ve müzakerelerin koordine edilmesi ve bu müzakerelerde finansal danışman sıfatı ile destek verilmesi, 3.3.14. Niyet Mektubu ve Ortaklık Sözleşmesi başta olmak üzere, potansiyel ortak ile imzalanması planlanan her türlü anlaşma, sözleşme ve protokolün oluşturulması, müzakere edilmesi ve incelenmesi konusunda ... Grubu'na destek verilmesi Madde 4-Tanımlar: ...4.3. “Ortaklık İşlemi” ... Grubu'nun uluslararası ya da yerli bir yatırımcı veya yatırımcı grubuyla (“Ortak/Ortak Adayı”) stratejik ve/veya finarısal ortaklık opsiyonlarının değerlendirilmesi ve/veya tamamen satışı kapsamında, Ortak ile ... Grubu arasında, Ortaklık Sözleşmesi ve/vaya Hisse Satış Sözleşmesi ve/veya ayrı nitelikte başka bir sözleşme imzalanması ile tamamlanacak her türlü işlem “Ortaklık İşlemi" olarak tanımlanacaktır. Madde 5-Ücret ve Ödeme İşbu sözleşme kapsamında ... tarafından verilecek hizmetler için aylık 25,000TL (yirmibeşbin Türk Lirası) + KDV ücret (“Sabit Ücret”) bir yıl tahsil edilecektir. Bu ödemeler, ...'nden aylık 15.000TL (onbeşbin Türk Lirası) + KDV, ... Ltd. Şti'nden aylık 5.000TL (beşbin Türk Lirası) + KDV ve ... Ltd. Şti.'nden aylık 5.000TL (beşbin Türk Lirası) + KDV olarak tahsil edilecektir. Sabit Ücret, işbu sözleşmenin imzalanma tarihinde başlanmak kaydıyla aylık olarak her ayın en geç 15'ine kadar ... Grubu'nun yukarıda belirtilen ilgili şirketi tarafından ...'in ... T.A.Ş. Şaşkınbakkal, Şubesi, ... IBAN No'lu hesabına yatırılacaktır. 15'i tatil günü olması halinde bir sonraki iş gününde ödeme yapılacaktır. İki aylık Sabit Ücret üç eşit taksit halinde avans olarak tahsil edilecek olup avans olarak alınan bu tutar sorı iki aylık ödemeden düşülecektir....Ortaklık İşlemi Başarı Primi olarak; Alıcı ile ... Grubu ve/vaya hissedarları Madde 4.3'te tanımı verilen Ortaklık İşlemi'nin gerçekleşmesine yönelik olarak bir Sözleşmesi, ve/veya Ortaklık Sözleşmesi veya aynı nitelikte başka bir sözleşme imzalanması durumunda, ... Grubu tarafından ...'e, aşağıda tanımlanan Şirket Değeri'nin %1,5 (yüzdebirbuçuk) + KDV'si olarak hesaplanacak prim hizmetinin tanımlanmasını (Ortaklık İşlemi ile ilgili Hisse Satış veya Ortaklık Sözleşmesi'nin imzalanması ilgili işlemin tamamlanması sayılacaktır) takip eden en geç beşinci işgünü sonunda, ... Grubu tarafından ...'in yukarıda belirtilen banka hesabına nakden ve defaten ve aynen ödenecektir.İşbu sözleşmenin Ortaklık İşlemi gerçekleşmeden sona ermesi halinde, ... Grubu ve/veya hissedarlarının, bağlı ortaklık ve iştiraklerinin ve diğer grup şirketlerinin sözleşmenin sona ermesini takip eden iki yıl içinde, bu sözleşmede tanımlanan Ortaklık İşlemi gerçekleştirmesi durumunda, ..., yukarıda belirtilen Başarı Komisyonu'na tam olarak hak kazanacaktır.Sözü geçen Şirket Değeri (“Enterprise Value") kavramı aşağıdaki şekillerde tanımlanacaktır.Şirket Değeri, Hisse Satış Sözleşmesi ve/veya Ortaklık Sözleşmesi veya aynı nitelikte başka bir sözleşmede belirtilecek, Ortak tarafından ... Grubu'na ödenecek Şirket'in birim hisse değeri ile, ilgili sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle Şirket'in Net Borcu'nun, varka azınlık paylarının, aktifleştirilmiş finarısal kiralama borçlarının toplamı şeklinde hesaplanacaktır. "Net Borç”; kısa ve uzun vadeli finansai borç ve finansal borç niteliğinde yükümlülüklerin toplamından, nakit ve nakit benzeri varlıkların toplamının çıkarılmasıyla hesaplanacaktır. İşin gerektirdiği diğer masraflar ise ... Grubu'nun yazılı onayının daha önceden alınmış olması kaydı ile ... Grubu'na ayrıca fatura edilecektir. Madde 5'te belirtilen ücretlerin zamanında ödenmemesi halinde alacak muaccel hale gelecektir. Madde 6-Sözleşme Süresi İşbu sözleşmenin süresi, taraflarca imzalandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecek olup, 1 (bir) yıl süre ile geçerli olacaktır.Sözleşmenin süresi sonunda yenilenerek devamı için tarafların ayrıca yazılı olarak mutabakat sağlaması gerekmektedir."İlk Derece Mahkemesince talimat mahkemesi yoluyla davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme neticesinde mali müşavir bilirkişiden aldırılan 04.04.2017 tarihli raporda:"... Davalı ... A.ş.'nin 2015 ve 2016 yıllarına ait defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda, taraflar arasında düzenlenmiş olan “FİNANSAL DANIŞMANLIK HİZMET SÖZLEŞMESİ" gereği davacı firma tarafından 2015 ve 2016 yıllarında toplam 167.970,00 TL Danışmanlık Hizmet Faturası düzenlenmiş olduğunu, davalı tarafından toplam 75.270,00 TL ödeme yapılmış olduğunu ve 31.12.2016 tarihi itibariyle davalı tarafın defter ve kayıtlarına göre 92.700,00 TL Borç Bakiyesi bulunduğu ve 31.12.2016 tarihli kapanış bilançosunda bir sonraki yıla devreden bakiye olarak göründüğünü, davacı firmanın dava konusu ettiği “ORTAKLIK İŞLEMİ BAŞARI PRİMİ" ile ilgili olarak, yeni ortak bulunması hizmetinin kendisi tarafından verildiğine ve tamamladığına dair herhangi bir fatura veya somut delile rastlanmadığını, dava tarihi olan 25.02.2016 tarihi itibariyle, muhasebe defter ve kayıtlarına göre davacı firmaya 92.700,00 TL borçlu olduğunu," şeklinde kanaat bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme neticesinde yeminli mali müşavir bilirkişiden aldırılan 04.05.2018 tarihli raporda:"...davacı şirketin davalı şirket ile imzalamış olduğu 10.02.2015 tarihli Finansal Hizmet Sözleşmesi kapsamında davalı şirketten olan alacaklarının sözleşmeye göre ödenmesi gereken aylık 15.000 +KDV den oluşan alacağı danışmanlık ücretinin 92.700 TL ve %18 KDV 16.686 TL olmak üzere sabit danışmanlık ücret alacağının 109.386 TL, sözleşmeye göre ödenmesi gereken %1,5 nisbetindeki başarı priminin 956.605 TL +KDV olarak hesaplandığı" şeklinde kanaat bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 25.02.2019 tarihli raporda:"...taraflar arasındaki sözleşmede danışmanlık ile ilgili 3. maddede ayrıntılı bir şekilde yükümlülüklerinin sayıldığını, bununla ilgili olarak ücret ödeme hususunun sözleşmenin 5. maddesinde ayrıntılı olarak belirtildiğini, dosya kapsamında yapılan incelemede davacı şirketin sözleşmenin 3. maddesinde sayılan yükümlülükleri çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının bu kapsamda aylık 15.000 TL olmak üzere 7 aylık ücrete hak kazandığını, davacının 7 aylık kalan 123.900 TL alacağının 926,70 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceğini, davacı şirketin sözleşmenin verilecek hizmetlerin kapsamını düzenleyen 3. Maddesi- ... Danışmanlığı başlığı altındaki yükümlülüklere uygun olarak ortak arayışı içinde bulunduğu ve buna ilişkin çalışmalar yaptığı anlaşılsa da dosya kapsamında hisse satışının yapıldığı dava dışı ... ile ilgili hiçbir yazışma veya bilgiye rastlanmadığını, davacı şirketin başarı priminden hak kazanabilmesi için sadece ortak arayışı içerisinde bulunmasının yetmediğini, TBK'nın 520. maddesindeki simsarlık sözleşmesi çerçevesinde sözleşme taraflarını bir araya getiren kişi olması gerektiğini, dosya kapsamında davacının hisse satışının yapıldığı dava dışı ... ile ilgili bir iç yazışma, mail veya bilgiye rastlanılmadığını, dava dosyasına sunulan mali kayıtlar incelendiğinde davalı şirketin davacı danışmanlık şirketi ile çalışmaya başladığı tarihten dava dışı ... ile hisse satışının gerçekleştiği tarihe kadar öz kaynaklarının azaldığı, mali yapısında olumlu bir değişikliğinin olmadığının gözlendiğini, dolayısıyla davacı danışmanlık şirketinin davalı şirketin piyasa değerinin artmasında etkili bir danışmanlık yaptığı sonucuna varılamadığını, davacının 123.900 TL + 926,70 TL faiz ile birlikte 124.826,70 TL danışmanlık ücret alacağı olduğunu, sözleşme hükümleri çervesinde başarı primine hak kazandığının mütalaa edilmesi halinde, başarı priminin sözleşme hükümlerinde hesaplanan tutarının 956.604,81 TL olduğunu, aksi görüşün benimsenmesi halinde davacının 123.900 TL + 926,70 TL faiz ile birlikte 124.826,70 TL alacaklığı olduğu, ancak başarı primine hak kazanmadığı" şeklinde kanaat bildirilmiş, aynı bilirkişi heyetinden aldırılan 21.10.2019 tarihli ek raporda da benzer kanaatlerin bildirildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince nitelikli hesaplama uzmanı, muhasebe finans uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 23.07.2020 tarihli raporda:"MALİ SONUÇLAR: Davacı tarafın yasal defterlerinde davalıdan cari hesap bakiyesi olarak 92.700 TL tutarında alacaklı olarak göründüğünü, davalı tarafın yasal defterlerinde talimatla alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafın davacıya cari hesap borcu olarak 92.700 TL tutarında borçlu olarak göründüğünü, Tarafların yasal defterlerinin örtüştüğünü, Davacının davalıdan 7 aylık danışmanlık bedeli alacağı olduğunu, davacı tarafça davalı tarafa KDV dahil aylık 15.270 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davacı tarafça 6 aylık fatura kesildiğini ancak son aya ilişkin faturanın düzenlenmediğini, bu çerçevede davacının davalıdan 92.700 TL cari hesap alacağı tutarına son aya ilişkin 15.270 TL tutarında fatura ilave edildiğinde davacının alacağının KDV dahil 107.970 TL olarak hesaplandığını, Davacı tarafça alacağın tahsili için davalıya tebliğ edilen noterlik ihtarnamesinin davalıya 27.01.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, alacağın ödenmesi için davalıya 3 gün süre verildiğini, davacının temerrüdünün 30.01.2016 tarihi itibariyle gerçekleştiğini, Davacının aylık finansal danışmanlık bedeli olarak talep edebileceği toplam alacağın 107.970 TL için temerrüt dönemleri için dava tarihine kadar 838,62 TL tutarında işlemiş faiz tutarının hesaplandığını, davacının aylık finansal danışmanlık bedeli + işlemiş faiz tutarı olarak talep edebileceği tutarın 107.970 + 838,62 = 108.808,62 TL olarak hesaplandığını, SÖZLEŞMELER HUKUK AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELER Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin içeriğinde 2 tane anlaşma bulunduğunu, bunlardan birinin Danışmanlık anlaşması olup, diğerinin de, Simsarlık anlaşması olduğunu, Danışmanlık Anlaşmasının kanunda düzenlenmemiş bir iş görme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, her ne kadar vekalet sözleşmesi ile benzerlikler taşımaktaysa da, "tipik bir vekalet sözleşmesi" olarak nitelendirilemeyeceğini ancak, "vekalet benzeri bir iş görme sözleşmesi" olarak nitelendirilebileceğini, Simsarlık Anlaşmasının ise, kanunda düzenlenmiş bir iş görme (aracılık işi görme) sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu sözleşmenin TBK.md.520 vd. hükümlerinde düzenlendiğini, Taraflar arasında akdedilmiş olan 15.02.2015 tarihli sözleşmenin içeriğinde yer alan Danışmanlık Anlaşmasına göre, sözleşme süresi boyunca davacı davalıya, davalının mali yapısının düzeltilmesi için danışmanlık hizmeti vereceği ve bunun karşılığında davalının davacıya her ay danışmanlık hizmeti ücreti ödeyeceğinin düzenlendiği, taraflar arasında akdedilmiş olan 15.02.2015 tarihli sözleşmenin içeriğinde yer alan Simsarlık anlaşmasına göre; davacının davalı şirket ile üçüncü bir kişi arasında hisse satışı sözleşmesi veya aynı nitelikte başka bir sözleşme akdedilmesi için aracılık hizmetinde bulunacağı ve davalının aracılık hizmeti neticesinde davalı şirket ile üçüncü bir kişi arasında bu nitelikte bir sözleşme akdedildiği takdirde, davalının, davacı şirkete Başarı Primi ödeyeceğinin düzenlendiğini, Danışmanlık anlaşmasından dolayı davalının davacıya bakiye hizmet ücreti borcu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde; Davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıyı 120.01.061 nolu cari hesapta takip ettiği ve bu kayıtlara göre davacının davalıdan 2016 yıl sonu itibari ile 92.700 TL alacaklı olarak göründüğünün tespit edildiğini, Davacı nezdindeki davalı cari hesabı özetinin; Davacı tarafça davalı adına kesilen faturalar tutarı toplamı:167.970 TL, Davalı tarafça çekle yapılan ödeme tutarı: 45.000 TL, Davalı tarafça banka havalesi yoluyla yapılan ödemeler : 30.270 TL, Davacının davalıdan alacaklı olarak göründüğü tutar : 92.700 TL olduğunu, Bunun dışında başarı primi hususunda herhangi bir alacak kaydı olduğu hususunda herhangi bir fatura, kayıt, belge ve işleme rastlanılmadığını, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 167.970 TL tutarlı davacı faturalarının hepsinin davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, bu faturalara istinaden davalı tarafından davacıya toplam 75.270 TL ödeme yapıldığını, bunun sonucunda davalının davacıya bakiye 92.700 TL borcu kaldığını, tarafların ticari ve defter kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olduğunu, davacının 1 yıllık sözleşme süresi boyunca her ay düzenlemiş olduğu KDV dahil 15.270 TL bedelli hizmet bedeli faturaları davalının ticari defterlerine işlendiğini ve sonrasında da fatura bedellerinin bir kısmı davacıya ödediğini, davacının 12 aylık sözleşme süresi boyunca davalıya 11 aya ilişkin hizmet bedeli faturası düzenlediğini, davacının sadece, 2015 yılı Ekim ayı faturasını düzenlemediğini, davalının da bu faturayı ticari defterlerine işlemediği, fakat davacının sonrasında, 2015 yılı Kasım, Aralık ve Ocak ayı faturalarını düzenlediği ve davalının da bu faturaları ticari defterlerine işlediğinin görüldüğünü, 2016 yılı Şubat ayının 10'unda ise sözleşme süresi sona erdiği için Şubat ayı faturasının düzenlenmediği görülmekteyse de, sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2015 yılı Şubat ayında sadece 17 günlük hizmet verilmiş olmasına rağmen davacı davalıya KDV dahil 15.270 TL'lik 1 aylık tam hizmet bedeli faturası düzenlemiş olduğu için, 2016 yılı Şubat ayına ilişkin olarak herhangi bir ücrete hak kazanamadığı (bu aya ilişkin 10 günlük hizmet bedeli ücretini 2015 yılı şubat ayı faturası ile tahsil ettiği) düşüncesiyle fatura düzenlemediği kanaatine varıldığını, 2015 yılı Ekim ayı faturasının davacı tarafından düzenlenmemiş olmasına rağmen davalı tarafından buna itiraz edilmemiş olması ve her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre de davalının davacıya 11 adet faturadan dolayı toplam 92.700 TL hizmet bedeli borcu olduğunun kayıtlı olması karşısında, 2015 yılı Ekim ayında davalının davacıya hizmet bedeli borcu olmadığı konusunda tarafların örtülü olarak (zımnen) anlaştıkları, bu nedenle de davalının davacıya, 2015 yılı Ekim ayı hizmetinden kaynaklanan ücret ödeme borcu bulunmadığı kanaatine varıldığını, dolayısıyla da davalının davacıya, dava tarihi itibariyle bakiye 92.700 TL hizmet bedeli borcu bulunduğu kanaatine varılmadığını,Simsarlık anlaşmasından dolayı davalının davacıya başarı ücreti (Primi) borcu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde; taraflar arasındaki Simsarlık Anlaşmasının, Aracı Simsarlık Anlaşması niteliğinde olduğunu, Aracı Simsarlık Anlaşması uyarınca davacının simsarlık ücreti (başarı primi) alacağına hak kazanması için 1- Davalı şirketin sözleşme akdettiği ... Şirketi'nin ilk defa davacı (simsar) tarafından bulunmuş olması 2- ... Şirketi ile akdedilmiş olan hisse satışı sözleşmesinin akdedilmesi için davacının aracılık (arabuluculuk) faaliyetinde bulunmuş olması gerektiğini, Dolayısıyla da davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan 15.02.2015 tarihli sözleşmenin 3.3 nolu maddesi hükmünde sayılmış olan aracılık faaliyetlerinin (hizmetlerinin) en azından önemli bir kısmını davacı yerine getirmiş olması gerektiğini, 3-Davacının arabuluculuk faaliyeti neticesinde, davalı şirket hisselerinin ... Şirketine satımına ilişkin sözleşmenin (hisse devri sözleşmesinin) akdedilmiş olması gerektiğini, Ne var ki dava dosyası içeriğinden, yukarıda belirtilen bu şartların davacı tarafından yerine getirildiği (özellikle de, ... Şirketinin ilk defa davacı tarafından bulunmuş olduğu ve davalı şirket hisselerinin bu şirkete satımına yönelik olarak, taraflar arasında akdedilmiş olan 15.02.2015 tarihli sözleşmenin 3.3 nolu maddesinde sayılmış olan aracılık faaliyetlerinin önemli bir kısmının davacı tarafından yerine getirilmiş olduğu) hususu anlaşılmadığını, Raporun Mali kısmında da belirtildiği üzere; Davalı şirket hisselerini devralmış olan ... Şirketinin davacı tarafından bulunduğuna yönelik olarak dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, davacının davalı şirket hisselerini devralan ... Şirketi herhangi bir yazışma, belge vb. dosyada bulunmadığını, davacının hisse devri (ortaklık) görüşmeleri ile ilgili olarak ilk görüşmeye katılmış olduğunu, şirket ile ilgili fînansal bilgiler ile sunum dosyasındaki bazı bilgiler verdiği görüldüğünü, davacının ortaklıkla ilgili olarak başkaca bir işlem yapıldığı hususunda dosyada başkaca bir belge bulunmadığını, bu nedenlerle davalının davacıya Başarı Ücreti (Başarı Primi) ödeme borcu bulunmadığı..." şeklinde kanaat bildirilmiş, aynı bilirkişi heyetinden aldırılan 16.03.2021 tarihli ek raporda da benzer kanaatlerin bildirildiği anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hizmet sözleşmesi mi yoksa simsarlık sözleşmesi olup olmadığı konusunda ihtilaf bulunmaktadır.6098 sayılı TBK'nın 1.maddesinde de ifade edildiği gibi sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.TBK'nın 19/1. maddesi uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.Sözleşmenin yorumlanması, sözleşmenin içeriğiyle ilgili hukuki uyuşmazlığın giderilmesi sorunudur. Yorumun konusu aslında, sözleşme değil, sözleşmeyi oluşturan irade beyanıdır... Sözleşmenin yorumlanması, geçerli olarak kurulan, fakat uyuşmazlık konusu olan bir sözleşmenin içeriğini, hakimin, tarafların birbirine uygun sözleşme iradelerine göre belirlemesidir. Başka bir deyişle, tarafların gerçek ve ortak sözleşme iradelerinin hakim tarafından tespit edilmesine sözleşmenin yorumlanması denir (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt I, s. 603, 604).Danışmanlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen atipik/isimsiz bir sözleşmedir ve danışmanın belli bir ücret karşılığında, danışmanlığının talep edildiği konularda gerekli bilgiyi sağlayarak bunları yorumlamayı, danışanın karşılaştığı sorunları teşhis ederek amaca en iyi ve en uygun çözüm önerilerini hazırlamayı, sunduğu çözüm önerilerinin uygulanmasını, bazen denetimini veya uzmanlığının gerektirdiği çeşitli hizmet edimlerinde bulunmayı üstlendiği sözleşmeler olarak tarif edilebilir.Simsarlık sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 520 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 520. maddesine göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/13-621 E., 2018/1929 K. sayılı kararı'nda simsarın ücret alacağının doğumu için gerçekleşmesi gereken şartlar; "a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi durumunda ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK bu şartı, "yaptığı faaliyet sonucunda" sözleriyle ifade etmiştir (m. 521/1). Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir. c) Anılan Kanun’un 523. maddesinde (BK m. 407) düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir. " şeklinde ifade edilmiştir. O halde, simsarın ücrete hak kazanabilmesi için sözleşmenin kurulmuş olması ve illiyet bağının bulunması diğer ifade ile asıl sözleşme, simsarın yaptığı faaliyet sonucunda kurulmuş olması gerekir.Hizmet sözleşmesi; başkası ad ve yararına bir işgörme edimini içeren, iki tarafa tam borç yükleyen, ivazlı bir sözleşmedir. TBK'nın 393. maddesinde "işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmıştır. Bu sözleşme türünde, işçi sadece belirli veya belirsiz bir süre için işverene bağımlı olarak bir hizmet sunmayı üstlenmekte olup işçinin hizmet edimini özenli bir şekilde yerine getirmesi borcun ifası için yeterlidir. İşçiye sonuçtan bağımsız olarak sadece gördüğü hizmet karşılığında ücret ödenir. Bu bakımdan hizmet sözleşmesinde edim fiili borçlanılmış olur. Hizmet sözleşmesinde işçi hizmet edimini sunarken işverene hukuki ve ekonomik yönden bağımlı olup, onun emir ve talimatı altında çalışır. Hizmet sözleşmesini işçi-işveren olarak dar yorumlamamak gerekmektedir. Zira tacirler arası hizmet sözleşmesinde, her iki tarafı tacir olan sözleşme taraflarının arasında dar anlamda işçi-işveren ilişkisi değil, hizmet alan-hizmet veren ilişkisi mevcuttur. Örnek olarak temizlik hizmeti veren bir şirketten, başka bir şirketin bu hizmeti alması, yada güvenlik hizmeti veren şirketten başka bir şirketin güvenlik hizmeti alması gibi durumlarda da taraflar arasındaki ilişki hizmet ilişkisidir. Ancak somut dosyaya konu sözleşme, hizmet sözleşmesi değildir. Zira davacı tarafından davalıya yada davalı tarafından davacıya verilen bir hizmet yoktur.6098 sayılı TBK 502 vd. maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesi karşılıklı güvene dayanan, içerisinde karşılıklı hak ve yükümlülükler barındıran bir sözleşmedir. Sözleşmenin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Türk Borçlar Kanunu 502. maddesinde "Vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekalete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır". 503. maddesinde "Kendisine bir işin görülmesi önerilen kişi, bu işi görme konusunda resmi sıfata sahipse veya işin yapılması mesleğinin gereği ise ya da bu gibi işleri kabul edeceğini duyurmuşsa, bu öneri onun tarafından hemen reddedilmedikçe, vekâlet sözleşmesi kurulmuş sayılır." 505. maddesinde "Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür...", 506. maddesinde "...Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükümleri yer almaktadır. Vekalet sözleşmesi ile vekil, kendisine verilen işin ya da işlemin vekalet verenin irade ve yararına uygun olarak görülmesini, yapılmasını üstlenir. Vekil, işi belirli bir sonuca ulaşmak için üstlenmekle birlikte, bu sonucu borçlanmaz. İşi sözleşmeye uygun olarak gördüğü, beklenen amaca ulaşmak için gerekli özen ve çabayı sarfettiği takdirde, sonuç gerçekleşmese dahi, iş görme borcunu yerine getirmiş olur. Vekalet sözleşmesinin düzenlenmesi şekil şartına tabi değildir ve ücret sözleşmenin zorunlu unsuru değildir, bu nedenle eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir.Anayasaya ve Türk Borçlar Kanununa göre taraflar kanunda öngörülen sınırlar içinde diledikleri konuda, diledikleri şekilde sözleşme yapabilirler. Yani tarafların yapabilecekleri sözleşmeler kanunlarda öngörülenlerden ibaret değildir. Buna sözleşme özgürlüğü (akit serbestisi), irade özerkliği denir. Borçlar Kanunu yada diğer kanunlarda düzenlenen sözleşmeler isimli (tipik) sözleşmelerdir. Borçlar Kanununun özel borç ilişkileri kısmında veya özel kanunlarda düzenlenmemiş olan sözleşmeler ise isimsiz (atipik) sözleşmelerdir. İsimsiz sözleşmeler kendine özgü (sui generis) sözleşmeler, karma sözleşmeler ve birleşik sözleşmeler olarak üçe ayrılır. Kendine özgü yapısı olan (sui generis) sözleşmeler, kısmen veya tamamen, kanunda düzenlenmiş sözleşme tiplerinde bulunmayan unsurlardan meydana gelir. Bileşik sözleşmeler, birbirinden hukuken bağımsız ve farklı iki veya daha çok sözleşmenin, mahiyetlerine halel gelmeksizin birbirine bağlanmasıdır. Edim-karşı edim ilişkisi içinde bulunan bu sözleşmelerden, birinin geçerliliği veya yerine getirilmesi diğerine bağlı olup onun için işlem temeli sayılır. Karma sözleşmeler ise yasanın öngördüğü sözleşme tiplerinde öngörülen unsurların yasada öngörülmeyen tarzda bir araya getirilmesi ile oluşur. İsimsiz sözleşmelerle ilgili anlaşmazlıkların çözümü, bu sözleşmelerin yorumlanması ve tamamlanması suretiyle gerçekleşir. Kendine özgü yapısı olan (sui generis) sözleşmelerde hakim önce sözleşmeyi yorumlar ve yorumda dürüstlük kuralını dikkate alır, tarafların iradesini güven teorisine göre belirler. Sözleşmede eksiklik tespit edilirse bunu tamamlar, TBK genel hükümler uygun düştüğü ölçüde somut olaya uygulanır, bu hükümler çözüme yetersiz kalırsa kanun boşluğundan bahsedilir bu durumda örf ve adete bakılır, yoksa akit tiplerine ilişkin kurallar kıyasen uygulanır ve son aşamada hakim hukuk yaratır. Bu kapsamda dava konusu finansal danışmanlık hizmet sözleşmesi değerlendirildiğinde ise; davalı şirketin sözleşme konusu işi, iş sahibinin denetim ve gözetimi altında ifa ettiği, sözleşme uyarınca davalı şirketin uyuşmazlık konusu birden fazla edimi yüklendiği, sözleşmenin 4.3 maddesi tanımlanan başarı primini yine sözleşmenin 5. maddesi uyarınca sözleşme süresi içerisinde yeni ortağı kendi bulmasa dahi hak kazanacağı şeklinde düzenleme bulunması nedeniyle illiyet bağı bulunmasa dahi hak kazanacak olması dikkate alındığında simsarlık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki finansal danışmanlık sözleşmesinin hizmet sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, tacirler arasındaki hizmet alım sözleşmesine uygulanması gereken hükümler TBK'da belirtilmediğinden dolayı isimsiz sözleşmeler kendine özgü (sui generis) sözleşme olduğunun kabulü ile sözleşme ve mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine uygun düştüğü ölçüde vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince dava konusu sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olduğu şeklinde kabul ile birlikte değerlendirme yapılması hatalıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık finansal danışmanlık sözleşmesi uyarınnca hizmet sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Davacının ortaklık işlemi başarı primi talebi yönünden yapılan değerlendirmede; bu alacak kalemine yönelik talebinin reddine dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen ortaklık işlemi başarı primi alacağı 4.3 maddesinde tanımlanmış ve belirtilen şartların varlığı halinde davacının sözleşmenin 5. maddesinde belirlenen ücrete hak kazanacağı düzenlenmiştir. Davalı şirketin %51 hissinin dava dışı ... A.Ş.'ye 13.11.2015 tarihinde devredildiği sabittir. Yani iş bu dava konusu taraflar arasındaki finansal danışmanlık hizmet sözleşmesinin yürürlükte olduğu dönemde davalı şirkette hisse devri gerçekleşmiştir. Davacı taraf iddiasında hisseyi satın alan ... A.Ş.'yi bulduğunu iddia etmemiş, şirketin Türkçe ve İngilizce ön tanıtımı için dosya hazırlandığını ve davalı firma yetkilileri ile paylaşıldığını, geniş tanıtım dosyası hazırlanarak paylaşıldığını, potansiyel alıcı listeleri oluşturularak paylaşıldığını, finansal danışmanlık sözleşmesi şartları arasında yer almamasına rağmen Gizlilik Sözleşmesi hazırlanarak firmalar bazında imzalanmasının sağlandığını ve hazırlanan “...” çalışmasını kendileri ile paylaşıldığını, davalı şirketin finansal değerleme çalışmasının gerçekleştirilmesi amacı ile detaylı iş planı hazırlandığını, iş planı çerçevesinde firmanın geçmiş yıllar performansının değerlendirilerek gelecek yıllar projeksiyonlarının gerçekleştirildiğini, işletme sermayesi ihtiyacı ve yatırım harcamalarının hesaplandığını, potansiyel yatırımcı adayları ve onların yatırım bankaları ile talep edilen görüşmelerin yapıldığını, ek bilgi taleplerine yanıt verilerek bunlar için mesai harcandığını belirterek davalı şirketin şu andaki ortağı olan ve davalı şirketin hisselerinin %51'ini satın alan ... ile ortaklık görüşmesi için 16.09.2015 tarihinde ...'daki Holding merkezinde toplantı yapıldığını, bu toplantıda müvekkilli şirket yetkilisince hazırladıkları sunumun gerçekleştirildiğini, daha sonra hisse devrinin yapıldığını iddia etmiştir. Sözleşmenin yukarıda yer alan 4.3 maddesinde ortaklık işleminin nelerden oluştuğu, unsurları gibi hususlar detaylı olarak düzenlenmemiştir. Sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının ortaklık işlemi başarı primine hak kazanabilmesi için mutlak surette kendisinin ortak adayı bulması ve sözleşmenin yapılmış olması şartı öngörülmemiştir. Zira sözleşmenin 5. maddesinde sözleşme süresi sona erdiği tarihten itibaren iki yıl içinde bir ortaklık gerçekleşmiş olması halinin dahi davacıya ortaklık işlemi başarı priminin verilmesi hususu olarak kararlaştırmıştır. Nitekim bir an için aksi düşünüldüğünde dahi sözleşme sona erdiğine göre davacı tarafça herhangi bir hizmet verilmediği aracılık da kurulmadığı söz konusu olmasına rağmen iki yıllık süre içerisinde bir ortaklık gerçekleşmesi halinde bu şekilde bir ortak bulma, sözleşmeyi kurma ve kurmaya aracılık yapmasının da imkan dahilinde olmadığından bu prime niçin hak kazandığının izahı olamaz. Bu durumda ortaklık işlemi başarı primine hak kazanabilmesi için gerekli şart davacının sözleşmede belirtilen şekilde finansal danışmanlık hizmeti sunması ile sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre ve sonrasındaki iki yıl içerisinde davalı şirketin ortaklık sözleşmesi veya hisse satış sözleşmesi imzalamasına yöneliktir. Yani sözleşmede açıkça davacının sunacağı hizmetler nedeniyle eğer ki davalı taraf bir ortaklık kurarsa sunduğu hizmetinin aylık ücreti dışında ek bir ödeme olarak kararlaştırmış olup, davacının ortaklık için ekstradan aracılık yapması şartı ise açıkça düzenlenmemiştir. Sözleşme serbestisi ilkesi uyanınca da tarafları tacir olan bu sözleşmeye tarafların uyması gerektiği cihetiyle davacı tarafın pirime hak kazandığını kabulü gerekir. Davacı şirketin sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürenin bir kısmında danışmanlık hizmet sunumu gerçekleştirdiği ve sözleşmenin yürürlükte bulunduğu sürede davalı şirketin %51 hissinin dava dışı ... A.Ş.'ye 13.11.2015 tarihinde devredildiğinin uyuşmazlık konusu olmayıp sabit olması karşısında davacının sözleşmenin 5. maddesi uyarınca sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle şirket'in net borcu'nun, varka azınlık paylarının, aktifleştirilmiş finarısal kiralama borçlarının toplamı şeklinde hesaplanacak şirket değerinin %1,5 + KDV'si olarak hesaplanacak ortaklık işlemi başarı primine hak kazandığının kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesince aldırılan 25.02.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda prime esas şirket değerinin yapılan denetime açık hesaplama uyarınca 63.773.654,00 TL olarak tespit edilmiş, bu değerin %1,5 oranındaki ortaklık işlemi başarı priminin ise 956.604,81 TL + KDV olduğu yani 1.128.793,68 TL olduğunun bildirilmiş olması karşısında bu miktar yönünden davacı tarafın ortaklık işlemi başarı primi alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili 01.10.2018 tarihli ıslah dilekçesinde ise " Davamızı açarken, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla KDV dâhil 359.900,00 TL üzerinden açılmıştır. Bu rakamın 105.000,00 TL + KDV = 123.900,00 TL’si Danışmanlık Hizmeti Bedeli, 200.000,00 TL + KDV = 236.000,00 TL’si Başarı Primi olarak açılmıştır. Dolayısıyla 1.238.179,90 TL (KDV dâhil) - 359.000,00 TL (KDV dâhil) = 879.179,90 TL üzerinden ıslah harcının hesaplanmasını ve UYAP'a eklenmesini Sayın Mahkemeden arz ve talep ederiz... davamızın kabulüne ve dava konusu KDV dâhil 359.000,00 TL'nin davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 27.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte; KDV dâhil 879.179,90 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini," şeklinde talepte bulunmuş olup bu durumda davacının ortaklık işlemi başarı primi alacağı 1.128.793,68 TL ise de bu alacak kalemi yönünden talep miktarı yönünden (ıslah dilekçesinde 879.179,90 TL değilde 878.279,90 TL ıslah ile arttırım yapıldığı bildirilmiş ise de dava açılışındaki 359.900,00 TL'nin 359.000,00 TL olarak dikkate alınması nedeniyle sonuç olarak talep edilen 1.238.179,90 TL - 359.900,00 TL= 878.279,90 TL olması nedeniyle ıslah ile arttırılan miktarın ıslah dilekçesince 900,00 TL fazla bildirildiği anlaşılmakla) (236.000,00 TL + 878.279,90 TL =) 1.114.279,90 TL olmakla birlikte taleple bağlı kalınarak bu miktar üzerinden ve ıslah dilekçesindeki gibi ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davanın kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacının danışmanlık hizmet bedeli talebi yönünden yapılan değerlendirmede; bu alacak kalemine yönelik talebinin mahkemece 92.700,00 TL yönünden kısmen kabul, kısmen redde dair verilen karara karşı davacı ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin 5. maddesinde belirlenen verilecek hizmetler için ...'nden aylık 15.000,00 TL + KDV alacağı hükmünün düzenlendiği, verilecek hizmetlerin bu maddede ayrıca belirtilmediği, sözleşmenin 3. maddesindeki verilecek hizmetlerin kapsamına göre değerlendirilme yapılması gerektiği, taraf ticari defterler ve kayıtları üzerinde inceleme neticesinde aldırılan denetime açık itibar edilebilir nitelikteki ayrı ayrı mali müşavir bilirkişi raporuna göre her iki taraf defterlerindeki fatura ve borç alacak kayıtlarının örtüştüğü, her iki taraf ticari defterlerinde 27.02.2015 - 31.03.2015 - 30.04.2015 - 29.05.2015 - 30.06.2015 - 31.07.2015 - 31.08.2015 - 30.09.2015 - 02.11.2015 - 01.12.2015 ve 04.01.2016 tarihli her biri 15.270,00 TL bedelli toplam 167.970,00 TL'lik 11 ayrı faturanın kayıtlı olduğu, bu faturalar nedeniyle toplam 75.270,00 TL'lik davalı ödemesi kayıtları dikkate alındığında davacının davalıdan 92.700,00 TL alacağının olduğu kayıtlıdır. HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacının bu alacak miktarını ispat ettiği anlaşılmakla bu miktara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir. Davacı vekili ise danışmanlık hizmet bedeli talebi yönünden istinaf başvurusunda ise 2015 yılı Ekim ayı ilişkin olarak inceleme yapıldığında 2015 yılı Ekim ayına ilişkin düzenlenmiş fatura olmamasının tek başına alacağının bu aya ilişkin hizmet bedeli olmadığını ispat anlamamına gelmediği bu ayın öncesi ve sonrası aylara ilişkin hizmetin verildiğine dair faturaların tarafların kabulünde olması ve Ekim ayına ilişkin ...Bankası'ndan kredi teminine ilişkin ve taraflar arasındaki nakit akışına ilişkin yapılan elektronik posta yazışmaları dikkate alındığında davacının Ekim ayına ilişkin olarak da 15.000,00 TL + KDV olmak üzere 17.700,00 TL miktarında sözleşmede kararlaştırılan danışmanlık hizmet bedeline hak kazandığı anlaşılmakla davacının danışmanlık hizmet bedeli talebi yönünden (92.700,00 TL + 17.700,00 TL =) 110.400,00 TL yönünden davanın kabulü ve davacı vekili talebinin bu kısım yönünden 123.900,00 TL olması nedeniyle fazlaya ilişkin 13.500,00 TL ilişkin davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğinden aksi yöndeki kararı hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.Bu doğrultuda davacının ortaklık işlemi başarı primi alacağı 1.114.279,90 TL ve danışmanlık hizmet bedeli alacağı 110.400,00 TL olmak üzere toplam 1.224.679,90 TL üzerinden davasının kısmen kabulü fazlaya ilişkin danışmanlık hizmet bedeli alacağının reddine ilişkin karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararının isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, ortaklık işlemi başarı primi alacağı 1.114.279,90 TL ve danışmanlık hizmet bedeli alacağı 110.400,00 TL olmak üzere toplam 1.224.679,90 TL alacağın 346.400,00 TL'sine 31.01.2016 tarihinden, 879.179,90 TL'sine ise ıslah tarihi olan 01.10.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin danışmanlık hizmet bedeli alacağının reddine karar verilmiştir. Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜ ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/190 E. 2021/507 K. sayılı 01/07/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve DAİREMİZCE YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, a-Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, ortaklık işlemi başarı primi alacağı 1.114.279,90 TL ve danışmanlık hizmet bedeli alacağı 110.400,00 TL olmak üzere toplam 1.224.679,90 TL alacağın 346.400,00 TL'sine 31.01.2016 tarihinden, 878.279,90 TL'sine ise ıslah tarihi olan 01.10.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin danışmanlık hizmet bedeli alacağının reddine, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 83.657,88 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 6.146,20 TL ve ıslah harcı 15.014,20 TL olmak üzere toplam 21.160,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 62.497,48 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yatırılan başvurma 29,20 TL, peşin harç 6.146,20 TL ve ıslah harcı 15.014,20 TL toplamı olan 21.189,60 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından bilirkişi ücreti, posta ve tebligat masrafı olarak yapılan 11.298,70 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 11.174,41 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davalı tarafından bilirkişi ücreti, posta ve tebligat masrafı olarak yapılan 4.000,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 44,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden Dairemizin Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nın 2/3. maddesi uyarınca hesaplanan 189.455,19 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden Dairemizin Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nın 2/3. ve 13/2. maddeleri uyarınca hesaplanan 13.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-HMK'nın 333. maddesi uyarınca yatırılan gider/delil avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İlk Derece Mahkemesince iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, b-Davacı tarafın istinaf başvurusu yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 59,30 TL 'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, c-Davacı tarafından sarfedilen istinaf başvurma harcı 162.10 TL, istinaf karar harcı 59,30 TL ve istinaf yargılama gideri 676,30 TL olmak üzere toplam 897,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, d-Davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafça yatırılan (59,30 TL +1.524,00 TL=) 1.583,30 TL'den mahsubu ile artan 967,90 TL'nin harcın karar kesinleştiğinden talep halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, e-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İlk Derece Mahkemesince iadesine, g-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.24/12/2025 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.