T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1196 - 2025/2588 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1196 KARAR NO : 2025/2588 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2022 NUMARASI : 2019/3 E. - 2022/214 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1196 - 2025/2588 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1196 KARAR NO : 2025/2588 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2022 NUMARASI : 2019/3 E. - 2022/214 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/06/2022 tarih ve 2019/3 E. - 2022/214 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2017/87321 sayısı ile başvuru konusu ettiği markanın davalı taraf itirazı sonucunda kısmen reddedildiğini, müvekkili markasının özgün bir logoya sahip olduğunu, gerek logosu gerekse de içerdiği kelimeler açısından başkaca bir markayla benzerlik taşımadığını, markaların birbirleri ile karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, mesnet tutulan “...” markasının tamamı küçük harflerle oluşturulmuş, yazım karakterleri ve büyüklükleri açısından müvekkili markası ile tamamen farklı bir marka olduğunu, makul düzeyde düşünen, bilgilendirilmiş, gözlemci tüketicinin markaları karıştırmayacaklarını, davalı markasının tanınırlığının bulunmadığını, müvekkilinin aynı zamanda ... ... Giyim Tic. A.Ş. isimli firmanın ortağı olduğunu, firmanın diğer ortağı olan ...’nin aynı zamanda Türk vatandaşı olduğunu ileri sürerek 2018-M-8951 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının tamamen kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin 2015/84540, 2016/105955, 2016/71781 sayılı “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davacının müvekkilinin markalarını çağrıştıracak şekilde başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin markasını aktif bir şekilde kullandığını, dava konusu markadaki “...” ve “...” sayılarının markaya yeterli ayırt edicilik sağlamadığını, markaların aynı sektörde faaliyet göstereceği düşünüldüğünde, dava konusu markanın, müvekkili markalarının taklidi olarak algılanacağının açık olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu marka kapsamından çıkartılmasına karar verilen mal ve hizmet sınıflarının tamamının, davalı yanın ret gerekçesi markaları kapsamında da yer aldığı, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, davacının markasının incelenmesinde, başvuruda “...” kelimelerinin markanın odak noktasında, vurgulu ve ön plana çıkartılan sözcük unsurları olarak konumlandırıldığı, bu kelimelerin üst kısmında iç içe geçmiş “P” ve “M” harfi, alt kısmında oldukça küçük harf karakterleri ile tali nitelikteki yazılmış “... ...” ibarelerine yer verildiği, “...” kelimelerinin dilimizde bilinen bir anlamı olmadığı gibi bütünsel anlamda yarattığı algı itibariyle de bir kişi ismi izlenimi uyandırdığı, hatta markadaki “...” kelimesi ile birlikte düşünüldüğünde anılan ismin bir İtalyan adı olabileceği algısını tüketiciye verdiği, marka bütün olarak aynı amanda “...” harflerinden oluşmuş bir logo da ihtiva etmekte ise de sözcük ve şekil unsurlarından oluşan markalarda kural olarak, tüketici için sözcük unsurunun daha ön planda olacağı, zira ortalama tüketicinin, mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken, figüratif unsurları açıklamak yerinde doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade edeceği, bu bağlamda dava konusu markada ön planda olan ibare “...” olduğu, davalının markalarının incelenmesinde, kısmi redde gerekçe markaların hiçbir figüratif unsur içermeyen ''...'' markası ve aynı kelimenin görsel unsur eklenmiş hali olan ''...+şekil markaları olduğu, her iki markada da yine, dava konusu markada olduğu gibi “.../...” şeklindeki bir kelime ve “...” ibaresi yer almakta olup iki kelimenin birlikte yazımı ile yine bir kişi adı-soyadı algısının oluştuğu, davalının görsel unsur içeren markasında ise sözcük unsurlarının hemen üstünde birbirine ters şeklide konumlandırılmış iki “p” harfi ve bu harflerin yuvarlak kısımları ile orta boşluğunu dolduracak şekilde konumlandırıldığı görülen bir “M” harfinin, arma şekline bir logo içerisinde konumlandırıldığı; dava konusu marka açısından belirtilen nedenlerle davalı markalarında da esas unsurun “...” – “...” kelimeleri olduğu, davalı adına tescilli “... – ...” esas ibareli markaları ile davacının "..." ibareli markası arasında görsel ve işitsel açıdan benzerlik bulunduğu ve bu benzerliğin markalarının bütüncül anlamda birbirleri ile karıştırılacak düzeyde yakınlaşması sonucunu doğurduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka logosu ve içeriğinin özgün bir yapıya sahip olduğunu, mahkemece yalnızca bir kelimenin benzerliği gözetilerek benzerlik tespitinde bulunulmasının haksız bulunduğunu, her iki markanın birbirine karıştırılmasına yol açacak biçimde söyleniş ve şekil bakımından aynı etkiyi oluşturmadığını, birden fazla kelimeden oluşan markalarda kelime unsurlarından sadece birisinin aynı olmasının markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, "marutti" ibaresinin davalının markası ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davalının markasının aktif şekilde kullanılmadığını, herhangi bir tanınırlığının bulunmadığını, markaların tüketiciler tarafından karıştırılmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru konusu marka kapsamından çıkartılmasına karar verilen mal ve hizmet sınıflarının tamamının, davalı yanın ret gerekçesi markaları kapsamında yer aldığı, davacının “...” ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli mesnet markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, zira markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınmasının gerektiği, bu anlamda dava konusu markada ön planda olan ibarenin “...” olduğu, davalı markalarında da esas unsurun “...” – “...” kelimeleri olduğu, kavramsal açıdan da her iki ibarenin yabancı bir kişi adı gibi algılanması sonucunu yarattığı gibi bu kişinin de “...” ön adına sahip olduğu izlenimini uyandırdığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.