İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların tacir olması ve dava konusu alacağın ticari ilişkiden kaynaklanması nedeniyle zorunlu olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, taraflar arasında ticari …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1287 KARAR NO:2026/264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/05/2022 NUMARASI:2020/962 Esas - 2022/539 Karar DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların tacir olması ve dava konusu alacağın ticari ilişkiden kaynaklanması nedeniyle zorunlu olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, taraflar arasında ticari alım-satım ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı şirketin davalı tarafa mal sattığını, satış sonucunda taraflar arasında oluşan cari hesap ilişkisindeki borcuna karşılık bu tutarda senet aldığını, senedin tahsili için başlatılan icra takibine davalının imzaya itirazı sonucu senet üzerindeki imzanın davalıya ait olmadığı tespiti ile takibin iptaline karar verildiğini, takibin iptali sonrası borcunu ifa etmesi amacıyla davalı tarafa bildirimde bulunulduğunu ve bu bildirimin 04.04.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, bu ihtarname sonucu davalı tarafın alacağının tamamı olan 136.881,60 TL üzerinden temerrüde düştüğünü belirterek davacı vekili davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 07/03/2022 tarihli dilekçesi ile davasını 50.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davalı ile davacı taraf arasında gerçekleşen ticari ilişkiden kaynaklı tüm alacaklarının davacı tarafa ödendiğini, bu hususun davalı ticari defterlerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını, davacının 136.881,60 TL bedelli bir senedin tahsili için takip başlattığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini ve bu itiraz üzerine takibin iptaline karar verildiğini belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı taraf defterlerine göre davalı tarafından yapılan ödemeler ve de iade faturaların kayıtlandığı, davacı tarafından davalı tarafa keşide edilen faturaların tamamının da davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf ba-bs bildirimlerinin ticari ilişkiyi doğruladığı,taraf defterlerinin de birbiri ile uyumlu olduğu ancak davalı kayıtlarında 124.304,56 TL tutarlı borçlandırıcı kayıttan kaynaklı cari hesap fakı bulunduğu davalının ise bu kayda ilişkin beyanı bulunmadığı gibi delil ibrazı da olmamakla, davacının cari hesap alacağının 136.881,30 TL olduğu ancak kısmi dava olarak açılan bu davanın 08/03/2022 tarihinde ıslah ile 50.000,00 TL 'ye yükseltildiği, davacının davalıya keşide edilen ihtarnamenin davalı tarafa 29/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği ödeme için verilen 7 günlük süre sonunda davalının 06/04/2019 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla; talep gibi davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduklarını, davalı lehine delil niteliğine haiz oldukları ve davalının taraflar arasındaki ticaretten kaynaklı olarak davacı tarafa yalnızca 12.577,04 TL borçlu bulunduğunu ve başkaca hiçbir borcunun bulunmadığını, bu hususların hiçbir şekilde dikkate ve değerlendirmeye alınmaksızın salt davacı tarafın ticari defterleri baz alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiş olunması durumu hükmün eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde tesis edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfı bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı tarafça, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, 12/07/2018 tarihi itibariyle davalıdan 138.881,60 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 12.577,04 TL borçlu görünmektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davalının ticari defterlerinde, davalının cari hesaba mahsuben 124.304,56 TL borçlandırıcı kayıt yapmasından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 64/2. Maddesine göre , Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde tacirin bu yükümlülüğü belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması(belge yoksa kayıtta yoktur) ilkesine dayandırılmıştır. Davalı tarafça, davalının borçlandırıldığı işleme dair bir dayanak ispatlanamamış olup, bu işlemin, davacının ticari defterinde kaydı da bulunmadığından ve bu miktara ilişkin TTK'nın 64/2.Maddesinde düzenlenen ilkeye uygun bir belge de sunulmadığından davalının bu kaydına itibar etme olanağı yoktur.Davalı ticari defterlerinde, bilirkişi raporunda yapılan tespitler doğrultusunda gerekli düzeltme yapılarak davacının borçlandırıldığı 124.304,56 TL ilave olunduğunda taraf ticari defterleri tam mutabık olup, sonuç itibariyle davacının 136.881,60 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 854,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.561,50 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 105,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026