11. Hukuk Dairesi 2021/9138 E. , 2023/3563 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2916 Esas, 2021/1462 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2015/708 E., 2019/668 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi …
**11. Hukuk Dairesi 2021/9138 E. , 2023/3563 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2916 Esas, 2021/1462 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2015/708 E., 2019/668 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında geçmiş ticari ilişki bulunduğunu, davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takibine konu bonodan dolayı davalıya hiç bir borcu bulunmadığını, kaldı ki icra takibine konu bononun sonradan doldurulduğunu ve sahte olduğunu ileri sürerek müvekkilinin bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğunu, senedin sahte olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, senedin borç ilişkisinden mücerret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senette tahrifat yapıldığı iddiası yönünden yapılan incelemede Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre bonoda yer alan borçlu imzasının ...'in eli ürünü olduğu, senet üzerindeki yazının ise fiziksel ve kimyasal silinti-kazıntı tespit edilemediğinden senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir yeterli bulgu saptanamadığının mütalaa edildiği, bu itibarla senetteki tahrifat iddiaları yönünden davacının beyanlarının yerinde olmadığı, davacının, davalıya borçlu olunmadığı yönünden yapılan incelemede ise dava konusu bono üzerinde nakden kaydı bulunduğu, kural olarak bu senetten dolayı borçlu olmadığının ispatının davacı üzerinde olduğu, ancak davalının Manisa İcra Hukuk Mahkemesine sunduğu dilekçesinde dava konusu senedin ticari iş nedeniyle verildiğini belirttiğini ayrıca duruşmada da, davacının sahibi olduğu firmanın teknik sorumlusu olduğu, davalıya satılan makinenin arızalı çıkması halinde davacının bizzat sorumluluğu kabul ettiğine ilişkin tutanakların bulunduğunu, senedin düzenleme nedeninin bu olduğunu belirttiğini, dava konusu senette nakden kaydı olup davalı tarafça başka bir hukuki ilişkiye dayalı olarak senedin alındığını beyanla senedin talil edildiği, ispat yükünü üzerine alan davalının dayandığı tutanaklarda davacının miktar itibarı ile ne kadar sorumlu olduğu hususunda bir beyanın bulunmadığı, tutanağın içeriğinin sadece eksik ve hatalı işlere ilişkin tespit ve çözümlerinin tartışıldığı hususunda bir toplantı tutanağı olduğu, bu kapsamda davalının uğradığı zarar veya eksik-hatalı işler nedeniyle davacı hakkında dava açtığı yönünde bir delilinin ve beyanının olmadığı, buna ilişkin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede bir alacak kaleminin mevcut olmadığı, delil listesinde yemin deliline de dayanmadığı, davalının alacağını yazılı delil ile ispat edemediği, senedin temelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibine konu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı tarafından imzalanan bononun bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, senedin ticari defterlerde kaydının zorunlu olmadığını beyan ederek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacıda olduğunu ve senede ilişkin borcu olmadığını davacının yazılı delille ispatlaması gerektiğini, kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu bulunmadığını, ticari defterlere kaydedilmeyen senedin geçersiz olamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibine konu bononun boş iken sonradan doldurulduğu, sahte oluşturulduğu ve davalıya herhangi bir borcunun olmadığı iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.