İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının şirketin “...” markası…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/345 KARAR NO : 2025/1653 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/11/2021 NUMARASI : 2017/769 Esas - 2021/913 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının şirketin “...” markası ile yurtiçi ve yurtdışında et ve et ürünleri satışı yaptığını, davalı şirketin, davacı şirkete, şirket kayıt ve defterlerine göre; 33.593,12.-TL bakiye cari hesap borcunun bulunduğunu, davacı şirket tarafından, davalı şirkete borcunu ödemesi için defalarca talepte bulunmasına rağmen davalı şirketin, borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine Bakırköy 1.Noterliği'nin 22.12.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 işgünü içerisinde borcun ödenmesinin talep edildiğini, davalı şirket tarafından Beşiktaş 17. Noterliği'nin 02.01.2017 tarihli ve... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinin düzenlendiğini ve söz konusu ihtarname içeriğinde, davalı şirketin, davacı şirkete 17.431,84.-TL cari hesap borcunun bulunduğu, bunun dışında herhangi bir borcunun bulunmadığı iddia edildiğini, borcun ödememesi üzerine, davalı şirket aleyhine 03.01.2017 tarihinde muhabere yoluyla, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe geçildiğini, davalı şirket tarafından söz konusu takibe, borca, faiz ve fer'ilerine 19.01.2017 tarihinde itiraz ettiğinin öğrenildiğini, söz konusu itirazın davacı tarafına tebliğ edilmediğini, davacı tarafından haricen öğrenildiğini, açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı kalması kaydıyla; davalının, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından başlatılan takibin, takip talebindeki şartlarla aynen devamına, davalı firmanın itirazının varlığı nedeniyle, davalı firma aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı firmaya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirketin adresinin “Mehmetçik Mah. Aspendos Bulvarı Nar Plaza ... Muratpaşa - Antalya olduğunu, davayı görmeye yetkili Mahkemenin Antalya Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle İstanbul Anadolu Mahkemesinin yetkisine itiraz ettiklerini; Davacının Bakırköy 1. Noterliği'nden keşide ettiği 22.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı şirketten 33.593,12 TL alacak talebinde bulunduğunu, anılan ihtarnamenin davalı şirkete 26.12.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, Beşiktaş 17. Noterliği'nin 02.01.2017 tarihli ve... yevmiye numaralı cevabi ihtarı ile davacının ihtar ile talep ettiği tutara itiraz edilerek davalı şirketin davacı şirkete sadece 17.431,864 TL borçlu bulunduğu hususunun açıkça beyan edildiğini, İhtara cevap akabinde 05.01.2017 tarihinde borç olarak bildirilen tutar olan 17.431,84 TL davacı şirket hesabına ödendiğini, akabinde İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı icra dosyasından cari hesaba dayalı olarak yapılmış olan takip dosyasından davalı şirkete 17.01.2017 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesi ile kabul etmiş olduğu 17.431,84 TL borcu 05.01.2017 tarihinde davacı şirkete ödemiş olması nedeniyle, ödeme emrine konu borcun tamamına, ferilerine ve takip dayanağı belgelere yönelik itirazda bulunulduğunu,davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesi ile ayrıca kötü niyet tazminatı talep etmiş olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olarak görülmesinin mümkün olmadığını, izah edilen ve resen nazara alınacak nedenlerle her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla; davacının davasının reddine, icra takibi nedeniyle dava ve takip tutarının % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacının cari hesap alacağı sebebiyle davalı aleyhine, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine, mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı, taraflar tacir olduğundan, ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucuna göre, tarafların BA/BS formlarının birbiriyle uyumlu olmadığı, davalının, davacının talep ettiği cari hesap bakiyesinin 17.431,84 TL'lik kısmını kabul ettiği, bunu ticari defterlerine işlediği, işbu bedelin dava tarihinden önce ödendiği, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 33.593,12 TL alacağının kayıtlı olduğu, taraf kayıtları arasında 16.161,28 TL farkın olduğu, bu farkta 11.120,23 TL bedele karşılık gelen faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, mahsubunun gerektiği, ayrıca her ne kadar 02/10/2019 tarihli kök bilirkişi raporunda 650,00 TL bedelli faturanın, davacının muavin defterinde kayıt edildiği, bu sebeple davacı alacağına eklenmesi gerektiği belirtilmiş ise de, davacı tarafça muavin kayıtlarına alınan bu bedelin ispatlanmış bir alacak olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığından davacı alacağı olarak değerlendirmeye alınmadan, taraf defterleri arasındaki 16.161,28 TL farktan davacı tarafça ispatlanamayan 11.120,23 TL bedel mahsup edilmek suretiyle, kalan 5.041,05TL üzerinden davalıya Bakırköy 1. Noterliği'nin 22/12/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ edildiği, 30/12/2016 ile 03/01/2017 (takip tarihi) tarih arasında işlemiş faiz olan 5,88TL (mahkemece hesaplanmıştır.) bedelin toplamı olan 5.046,93 TL üzerinden davanın kabulüne, takipten sonra, fakat davadan önce ödenen 17.431,84 TL bakımından ise, hukuki yarar yokluğu sebebiyle, davanın reddine, alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak yapılan tüm bilirkişi raporları taraflarınca itiraza uğramış olup hüküm kurmaya elverişi olmadığını, zira 18.11.2021 tarihli karar celsesinde de taraflarınca ek rapora itirazları sunularak tarafların tüm ticari dönemlerine ait BA/BS formlarının celbi ile heyet raporu alınması talep edildiğini ancak bu talepleri mahkemece reddedilerek haksız şekilde hüküm kurulduğunu, dosyada hüküm kurabilmek için mali müşavir bilirkişi /ticaret hukukunda öğretim üyesi bilirkişi ve vergi uzmanı bilirkişisinden oluşan üçlü bilirkişi heyetinin taraf defter ve kayıtları üzerinde ticaretin ilk başladığı aydan itibaren bir bütün halinde detaylı olarak değerlendirilmesi ve akabinde hazırlanan bilirkişi raporu ile sağlıklı değerlendirme yapılabileceğini, mahkeme taraf defterleri arasındaki 16.161,28 TL farktan davacı tarafça ispatlanamayan 11.120,23 TL bedel mahsup edilmek suretiyle, kalan 5.041,05 TLüzerinden davalıya Bakırköy 1. Noterliği'nin 22/12/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ edildiği,30/12/2016 ile 03/01/2017 (takip tarihi) tarih arasında işlemiş faiz olan 5,88 TL bedelin toplamı olan 5.046,93 TL üzerinden davanın kabulüne karar verdiğini, taraf ticari defter kayıtları arasında 16.161,28 TL farkın hangi faturalara ilişkin olduğu ortaya konamamışken mahkemece 11.120,23 TL bedelli iade faturalarının mahsup edilerek bakiyeye karar vermesinin hatalı olduğunu, zira ticari defterler üzerinde öncelikle ticari ilişkinin başladığı ilk günden itibaren inceleme yapılmak suretiyle bu farkın nerden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirketten takip tarihi itibariyle 5.046,93 TL alacaklı olduğu kararının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, tüm itirazları dosya kapsamında değerlendirildiğinde dosyanın davacı tarafça ibraz edilen BA-BS formalarının nihai form olmaması nedeniyle taraflara ait 2014-2015-2016 BA-BS formlarının da celp edilerek dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii zaruri iken bu eksiklik giderilmeksizin eksik hüküm kurulduğunu, yine mahkemece faize hükmedilmesinin de hukuken mümkün olmayıp, faize de itiraz ettiklerini, ayrıca davacı alacağı zaman aşımına uğramış olup, zaman aşımı itirazlarının da dikkate alınmadığını, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/769 E., 2021/913 K . Sayılı kararının itiraz ettikleri yönleriyle ortadan kaldırılmasına, davacının haksız davasının tümden reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı Müflis ... Et ve Et Mamülleri San. Tic. A.Ş İflas İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme dosyasında yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bu rapor esas alınarak verilen kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, raporda belirlenen miktarın kabul edilemeyeceğini, davacının alacaklı olduğu miktarın dosyaya sunulmuş olan belgelerden anlaşılacağını, 11.120,23 TL'nin davalı ticari defterlerinde yer almaması sebebiyle, davacı alacağının olması gerekenden fazla hesaplandığı yönündeki rapora katılmanın mümkün olmadığını, zira dosyaya sunmuş olunan belgeler ve delillerle müflis şirket alacağının raporda belirtilenden fazla olduğunun sabit olduğunu, dolayısıyla davacı ticari defterlerinde yer alan alacağın davalı ticari defterlerinde yer almaması sebebiyle sadece davalı tarafın defterlerine itibar edilerek alacağın yok sayılmasının kabul edilemeyeceğini, bu nedenle 11.120,23 TL nin mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, bununla birlikte 650,00 TL alacağın davacı alacağına eklenmesi gerektiği raporda belirtilmiş olmasına karşın Mahkemece bu bedelin ispatlanmadığının kabulü ile davacı alacağı olarak değerlendirilmemesinin kabul edilemeyeceğini, ispatlanmış olan bu alacağın kabulü gerektiğini, davalı tarafın yaptığı kısmi ödeme takipten sonra olduğundan vekalet ücreti, harç ve giderlerden sorumlu olduğu hususunun da ayrıca belirtilmesi gerektiğini, davalı tarafın istinaf dilekçesinde yer verdiği hususlara itiraz ettiklerini, zira dosya içeriğinde bulunan tüm sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere davacı alacağının sabit olduğunu, istinaf dilekçesinde yer alan hususları kabul etmediklerini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/769 Esas ve 2021/913Karar sayılı 18.11.2021 tarihli kararının itiraz ettikleri hususlar yönünden ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy İcra Müdürlüğü'nün ... muhabere yazısı ile 03.01.2017 tarihinde gönderilen icra dosyasının İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ...Esasına kaydedilmiş, anılan takip dosyasında, "Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak, Bakırköy 1. Noterliği'nin 22.12.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ticari defter ve kayıtlar" sebebine dayalı olarak 33.593,12 TL asıl alacak, 27,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.620,73TL alacağın tahsili istemiyle 03.01.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça istinaf dilekçesinde zamanaşımı define dayanılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 357/1. maddesinde, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlenmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmamıştır. Bu nedenle ilk defa istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı definin dinlenmesi mümkün değildir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir (Türk Ticaret Kanunu m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 33.593,12 TL alacaklı olduğu; davalı ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 17.431,84 TL borçlu olduğu, takipten sonra ödeme emrinin tebliğinden önce 05.01.2017 tarihinde davalının, davacı hesabına 17.431,84 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Tarafların BA/BS formlarının birbirleriyle uyumlu olmadığı ve taraf ticari defterleri arasında 16.161,28 TL fark olduğu görülmekte olup, dosya kapsamına alınan iki farklı bilirkişi raporunda da bu farkın nedeni tam olarak tespit edilememiştir. İkinci bilirkişi raporunda bu farklılığın 11.120,23 TL 'lik kısmının , davalı defterlerinde kayıtlı olan ancak davacı defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturaları ve fiyat farkı faturası ile davacı tarafça düzenlenmeyen ancak davacı defterlerinde kayıtlı hizmet faturası ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı bulunmayan fakat davacı muavin defterine kayıtlı bir adet faturadan kaynaklandığı belirtilmiştir.Somut olayda davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar varsa bu faturalar yönünden davacı ticari defterlerinin lehine delil teşkil edebilmesi için belgeleme ve kaydın belgeye dayanması ilkesine (TTK'nın 64/2. maddesi ve gerekçesinden) uygun olması gerekir. Bunun yanı sıra kaydın dayandığı belge dayanağının da ispatlanması gerekir. Davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturaları var ise bu faturalar yönünden faturanın dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Yine davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan fiyat farkı faturaları var ise bu faturalar yönünden de taraflar arasında fiyat farkı konusunda yazılı bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamül bulunup bulunmadığı yani en az iki ya da daha fazla fiyat farkı faturasının davacı tarafça itirazsız olarak ödenip ödenmediğinin araştırılması gerekir. (Y.İ.B.K.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı kararı - HGK'nın 2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı). Bu durumda dava ve takibe konu açık hesap alacağına ilişkin taraf ticari defterleri arasındaki farklılığın nedeni tam olarak ortaya konulmak ve yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde inceleme yapılmak üzere dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile taraf ticari defterleri üzerinde yeniden inceleme yapılarak, alınacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Diğer yandan, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarih ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları) Böyle bir durumda davalı icra vekalet ücreti, icra masrafı ve bu bağlamda tahsil harcı ile sorumlu olduğundan mahkemece herhangi bir rakam zikredilmeksizin, davalının itirazının davacının talebiyle sınırlı olarak icra vekalet ücreti, icra masrafı yönünden iptaliyle takibin devamına karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 30/09/2019 tarih ve 2018/2427 Esas ve 2019/4563 Karar sayılı kararı) Somut olayda davalı tarafça icra takibinden sonra 17.431,84 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, bu miktar yönünden hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de mahkemece bu miktar yönünden icra vekalet ücreti, icra masrafı yönünden bir karar verilmemesi de isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebebinin şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Taraf vekillerince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/11/2025