İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 16/10/2025 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2024/2 E - 2025/478 K kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı kooperatifçe davacı hakkında verilen ihraç kararının kaldırılması gerektiğini, Kooperatif Yönetim Kurul…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1645 KARAR NO: 2025/1812 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/05/2025 NUMARASI: 2024/2 E. - 2025/478 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Üyeliğinin Sona Ermesi Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 16/10/2025 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2024/2 E - 2025/478 K kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı kooperatifçe davacı hakkında verilen ihraç kararının kaldırılması gerektiğini, Kooperatif Yönetim Kurulu kararıyla davacının aidat borcunu ödemediği gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden ihracına karar verilmiş olduğunu, davacının davalı kooperatifte 2 farklı taşınmazda üyeliği bulunmakta olup ...ADA ... BLOK ...KAT NO: ... nolu taşınmazda ki üyeliğinden haksız olarak ihraç edilmiş olduğunu, davacının borçlu bulunduğu aidat tutarını ödememesi gerekçesiyle davacıya ikaz yazısı gönderilmiş olup Kanunda belirtilen süreler beklenmeden kooperatif üyeliğinden ihraç kararı alınmış olduğunu, Kooperatifler Kanunun 27. maddesine göre, yapılan on gün süreli ilk ve yazılı tebligattan sonra bir aylık süre içinde borcun ödenmesi için ikinci kez ikazda bulunulması gerekmekte olduğunu, halbuki Yönetim Kurulu, haksız ihtarla davacının üyelikten ihracına karar vermiş olduğunu, bu hususun Kanuna ve Kooperatif Ana sözleşmesine aykırı olduğunu, ilk ikaz süresi içinde davacının maddi olanakları yeterli olmadığından aidat yükümlülüğünü yerine getiremediğini ancak davacının daha sonra borcunu ödemiş ve halen de kooperatife borcu bulunmamakta olduğunu, davacının üyelikten kaynaklı borçlarını ödemiş olup kooperatife karşı herhangi bir borcu bulunmadığını ancak davalı kooperatifin usulsüzce ve hukuka aykırı şekilde davacıyı üyelikten ihraç kararı almış olduğunu, davacıya yapılan ihtarlar ve kararların usulüne uygun tebliğ dahi edilmediğini, hukuka aykırı Yönetim Kurulu kararının iptali için Mahkemeye başvurmanın zorunlu hale geldiğini, davacının ... Kooperatifinde yapılan kura neticesinde kendisine ... ada ... blok ...kat no:... ile ... ada ... blok ...kat no:... nolu taşınmaz vasıflı daire isabet etmiş olduğunu, davacının davalı kooperatife düzenli olarak ödemelerini yapmış olup herhangi bir borcu bulunmadığı kanaatinde olduklarını, davacıya davalı kooperatifin kesin hesap maliyetini ödemeleri halinde tapularını vereceklerini taahhüt etmiş olduklarını, davacının iki farklı taşınmaz için ayrı ayrı üyelik bedellerini ödemiş olmasına rağmen sadece ...ada ... blok ...kat no:... nolu dairenin tapusunu almış ancak diğer taşınmazın başka birisine devrolduğunu öğrenmiş olduğunu, davacının kesin maliyet bedelini ödemiş olmasına rağmen davalı kooperatif davacının tapusunu başka birisine devretmiş olduğunu, davacı ile aynı şartlarda olan kooperatif üyeleri davacının ödemiş olduğu bedelin çok daha altında meblağlar ödemiş olmalarına rağmen tapularını almış olduklarını, bu şahısların isimleri ve davalı kooperatife ödemiş oldukları meblağlar detaylı şekilde mahkemeye haricen sunulacak olduğunu, bu hususlardan da anlaşılacağı üzere davalı kooperatif eşitlik ilkesini ihlal etmekte olduğunu, bu durumda davalı kooperatifin, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 23. Maddesine aykırı hareket ettiği aşikar olduğunu, bu nedenle işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, davalı kooperatif adına kayıtlı bulunan ...ada ... blok ...kat no:... vasıflı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini mahkemeden talep ettiklerini, henüz davacı hakkında verilen ihraç kararı kesinleşmeden davalı kooperatifin davacı yerine yeni üye almış olup davacıya isabet eden daireyi de yeni üyeye tahsis etmiş olduğunu, bu durumda açıkça hukuka aykırı olup suç teşkil etmekte olduğunu, zira davacının konut üzerinde üstün hak sahibi olduğu, dava konusu dairenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmazsa dairenin rayiç bedelinin davalı kooperatiften tahsilini talep etmekte olduklarını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16/son maddesi hükmünce, çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamayacağını, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceğini, aynı yasanın 2. maddesinde ise bu hükme aykırı davranan kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve memurlarının ceza-i sorumluluğu düzenlenmiş olduğunu, yine 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihinde yürürlükte olan TTK’nın 224. ve 245. maddeleri uyarınca, üçüncü şahısları veya ortakları zararlandıran tasfiye memurları kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, davalı yönetim kurulunun davacının ortaklıktan ihracına ilişkin kararının iptalini, halen ... Kooperatifi adına kayıtlı bulunan dava konusu tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescil edilmesine, aksi halde ise dairenin rayiç bedelinin tazminat olarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı aleyhine ikame edilen huzurdaki davanın, hukuki dayanaktan yoksun olup işbu davalı aleyhine ikame edilen haksız davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacının davalı kooperatifin ... no'lu üyesi olduğunu, davacı hakkında genel anlamda üyelik vasıflarını gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklı olarak yönetim kurulu kararı ile ihraç edilmesine karar verilmiş olduğunu, Yönetim kurulu tarafından verilen bu karar davacının 58.098,00 TL ana para ve genel kurulda alınan karar gereği işlemiş olan 9.348,00 TL gecikme faiziyle birlikte toplamda 67.446,00 TL borcunun bulunması ve işbu borcun ödenmesi ihtaratını içeren iki ayrı ihtarnamenin kendisine tebliğine rağmen ödeme yapmamış olmasından kaynaklanmakta olduğunu, zira davacıya hitaben 27.06.2023 ve 13.07.2023 tarihlerinde iki ayrı ihtarname keşide edilmiş olup bahsi geçen ihtarnamelerin davacıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı tarafından hiçbir ödeme yapılmamış olduğunu, söz konusu durumdan dolayı davalı kooperatif merkezinde yönetim kurulu toplanarak davacının üyelik vasıflarını yerine getirmediğinden bahisle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16 ve 27. maddeleri ile ana sözleşmenin 14. Maddesi uyarınca usulüne uygun olarak kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesine karar verilmiş olduğunu, nitekim konut yapı kooperatifleri için düzenlenmiş tip ana sözleşmenin 14. maddesinde, ortaklıktan çıkarılma nedenleri ayrı ayrı düzenlenmiş olduğunu, Konut Yapı Kooperatifi Tip Ana Sözleşmesi'nin 14. maddesinde, durumları dilekçede açıklanan hallere uyanların yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılır denmesi suretiyle kooperatif üyeliğinden çıkarılma nedenleri ayrı ayrı gösterilmiş olduğunu, bu hususların; 1- Kooperatife ortak olabilme koşulunu kaybeden ortaklar, 2- Parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortaklar, 3- Kura çekimi sonunda kendilerine düşen konutu kabul etmeyen ortaklar, 4- Kooperatifçe kendilerine tahsis edilen veya kura ile kendilerine çıkan konutlarda tahribat veya değişiklik yapan ortaklar, 5- Kooperatifin para, mal ve belgeleri üzerinde işledikleri suçtan dolayı tecziye edilen ortaklar, ilgili madde uyarınca ortaklıktan çıkarılabilmekte olduklarının belirtildiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesinde kooperatif ortakları hakkında ihraç kararının nasıl ve ne şekilde alınacağı genel olarak düzenlenirken, aynı kanunun 27. Maddesinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortakların ortaklıktan çıkarılması esası ayrıca düzenlenmiş olduğunu, bu maddenin 16. Maddesine göre kooperatif ortaklarının ortaklıktan çıkarılması için, çıkarılmayı gerektiren sebeplerin ana sözleşmede açıkça gösterilmesi gerekmekte olduğunu, yani ortaklar ana sözleşmede açıkça belirtilmeyen nedenlerle kooperatif ortaklığından çıkarılamayacağını, nitekim davacı da hukuka uygun bir şekilde kooperatiften ihraç edilmiş olduğundan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16 ve 27. Maddeleri ile ana sözleşmenin 14/2 maddesi gereği gerçekleştirilen ihraç işlemi usulüne uygun olduğunu, diğer bir yandan eldeki dosyaya konu edilen uyuşmazlık bakımından da ihraç kararına dayanak ihtarnamelerde istenen borcun gerçek borcu yansıttığı net olduğunu, davalı kooperatif tarafından usulüne uygun bir şekilde davacıya 1. ve 2. ihtarnameler gönderilmiş, ihtarnamelere rağmen borçlarını ödemediği gerekçesiyle davacının ihracına karar verilmiş olduğunu, verilen karar usul ve yasaya tamamen uygun olduğunu, Nemo auditur propriam turpitudinem allegans, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını ifade eden bir hukuk terimi olup, Hukukun genel prensiplerinden olan “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesi, kişinin kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesini engelleyeceğini, nitekim davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklı olarak üyelikten ihraç edilmiş olduğunu, bunun sonucu olarak üyelik yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasına rağmen tapu iptali ve tescilinin sağlanması halinde bu durum davacının kendi kusurundan yararlanması anlamına gelecektir ki bu durum hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacının davalı kooperatifin üyesi olmasından kaynaklı olarak üzerine düşen belli bazı yükümlülükleri bulunmakta olduğunu, davacının ise üzerine düşen bu yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle davacının tapu kaydının iptali ve kendi adına tescilinin sağlanması yönündeki talepleri hukuki dayanaktan yoksun olup bu taleplerin reddi gerekmekte olduğunu, dava konusu olayda kabul manasına gelmemekle birlikte, mahkemece yönetim kurulunun ihraç kararının iptaline karar verilecek olsa dahi tapu iptal ve tescile karar verilemeyeceğini, çünkü kişinin öncelikle üye sıfatını haiz olması ve akabinde herhangi bir borcunun kalmaması şartlarını sağlaması gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle tapu iptal ve tescile karar verilmesine hukukun cevaz vermediğini, netice olarak, davacı hakkında verilen ihraç kararının hukuka uygun bir şekilde verilmiş olduğunu belirterek, davacının davasının tam olarak reddini talep ettikleri görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın yerinde olup olmadığı, davacının üyeliğinin devamı halinde Kooperatif adına kayıtlı bulunan ... Ada ...Blok ...Kat NO:... vasıflı taşınmazın kooperatif adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin gerekip gerekmediği ve bunun mümkün olmaması halinde davacının tazminat talebinin yerinde olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış, mahallinde keşif yapılarak taşınmazın dava tarihi itibari ile bedeli bilirkişi tarafından tespit edilmiş ve sonrasında bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Raporda da belirtildiği üzere, davacının ihracına ilişkin Yönetim Kurulu kararının ... nolu ve 27/08/2022 tarihli olduğu, davacının bu karara karşı tebliğ tarihi olan 01/09/2022 tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal için başvuruda bulunmadığı ve bu şekilde iptal talebinin hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği, davacının tapu iptal talebinin yerinde görülmesi için davacının kooperatif üyesi olduğunu ispat etmesinin gerektiği ancak davacının kooperatif üyesi olmadığı ve ihraç kararına karşıda süresi içinde başvuruda bulunmaması nedeni ile davacının tapu iptal tescil talebinin de Mahkememizce yerinde görülmediği, davacının içinde bulunduğu durum itibari ile ancak üyelik ilişkisi sona erdiği için talebinin çıkma payı alacağı olarak değerlendirilebileceği anlaşılmış, davacının ıslah talebi ile yapmış olduğu ödemeye göre bilirkişi heyetinin hesaplamış olduğu çıkma payı hesabı ve temerrüd tarihi de dikkate alınmış ve böylece, Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Davacının davalı kooperatifin 27/08/2022 tarihli ... nolu yönetim kurulunun ihraç kararının iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine, Davacının tapu iptal ve tescil davasının reddine, Alacak davasının kabulü ile, davacının çıkma payı alacağı olan 132.788,83-TL'nin temerrüt tarihi olan 05/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Davacının davalı kooperatifin 27/08/2022 tarihli ... nolu yönetim kurulunun ihraç kararının iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine, Davacının tapu iptal ve tescil davasının reddine, Alacak davasının kabulü ile, davacının çıkma payı alacağı olan 132.788,83-TL'nin temerrüt tarihi olan 05/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararda davacının kendisine ihtar edilen ihraç kararına ilişkin yönetim kurulu kararına süresinde itiraz etmediği, 3 aylık süre içerisinde yönetim kurulu kararının iptali için başvuruda bulunmadığı bu sebeple de iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekitği ve davacının tapu iptal ve tescil talebi için kooperatif üyesi olduğunu ispatlaması gerektiği ancak süresi içerisinde yönetim kurulunun ihraç kararının iptali için başvuruda bulunmadığı ve müvekkili şirket bünyesinde üyeliği bulunmadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamakta ancak hükmedilen vekalet ücretinde hata bulunduğunu, davacı tarafın yönetim kurulu kararının iptali, tapu iptal ve tescil talebi ile davacının çıkma payı alacağının tahsili olarak 3 ayrı asli talepte bulunarak işbu dava görülmeye başlandığını, davacının müvekkili şirketin yönetim kurulunun ihraç kararının iptali talebi ile tapu iptal ve tescil taleplerinin reddedildiğini, tapu iptal ve tescil davaları nispi harç ve vekalet ücretine tabi davalardan olup davacı bu yönde dava değerini 1.400.000,00 TL'ye yükselttiğini, bu sebeple yerel mahkemece bu değer üzerinde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde hiçbir karar verilmemesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı taraf lehine hükmedilen çıkma payı alacağı için belirlenen temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, davacı tarafın çıkma payının ödenmesine ilişkin müvekkili şirketi temerrüte düşürecek ihtarname vb. herhangi bir işlem yapmadan inceleme konusu işbu davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin davacının bu talebinden dava tarihi itibariyle haberdar olduğunu, bu sebeple de müvekkili şirketin temerrüte düştüğü tarih 2022 yılı bilançosunun görüşüldüğü tarihten 1 ay sonraki tarih olan 05.03.2023 tarihi değil dava tarihi olan 02.01.2024 tarihi olması gerektiğini, bu sebeple belirlenen temerrüt tarihi yerel mahkemece hatalı şekilde belirlendiğini, yerel mahkemece verilen kararın son kısmında 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11-13. maddesi ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri gereğince 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin tamamının müvekkil kooperatiften tahsiline karar verilmişse de yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmedilen arabuluculuk ücretinden davanın taraflarının yarı yarıya sorumlu tutulması gerektiğini, bu sebeple kararın bu kısmında da hata bulunduğunu ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/2 E. - 2025/478 K. sayılı ilamının kaldırılmasını, davanın reddini, itirazları neticesinde talepleri gibi hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflarınca açılan davanın 11.03.2025 tarihinde ıslah edilmiş olup, ıslah dilekçesinde belirtilen taleplerinin terditli olup bu doğrultuda reddelilen kısım üzerinden karşı vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davalı kooperatifçe müvekkili hakkında verilen ihraç kararının kaldırılması gerektiğini Kooperatif Yönetim Kurulu kararıyla müvekkili davacının aidat borcunu ödemediği gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden ihracına karar verdiğini, müvekkilinin davalı kooperatifte 2 farklı taşınmazda üyeliği bulunmakta olup ...ADA ... BLOK ...KAT NO:... nolu taşınmazda ki üyeliğinden haksız olarak ihraç edildiğini, müvekkilinin borçlu bulunduğu aidat tutarını ödememesi gerekçesiyle müvekkiline ikaz yazısı gönderilmiş olup Kanunda belirtilen süreler beklenmeden kooperatif üyeliğinden ihraç kararı alındığını, Kooperatifler Kanunun 27. maddesine göre, yapılan on gün süreli ilk ve yazılı tebligattan sonra bir aylık süre içinde borcun ödenmesi için ikinci kez ikazda bulunulması gerektiğini, halbuki Yönetim Kurulu, haksız ihtarla müvekkilin üyelikten ihracına karar verdiğini, bu hususun Kanuna ve Kooperatif Ana sözleşmesine aykırı olduğunu, ilk ikaz süresi içinde müvekkilinin maddi olanakları yeterli olmadığından aidat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, ancak müvekkilinin daha sonra borcunu ödediğini ve halen de kooperatife borcunun bulunmadığını, müvekkilinin üyelikten kaynaklı borçlarını ödemiş olup, kooperatife karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, ancak davalı kooperatifin usulsüzce ve hukuka aykırı şekilde müvekkili üyelikten ihraç kararı aldığını, müvekkiline yapılan ihtarlar ve kararların usulüne uygun tebliğ dahi edilmediğini, müvekkili ... KOOPERATİFİNDE yapılan kura neticesinde kendisine ...ADA ... BLOK ...KAT NO:... ile...ADA ... BLOK ...KAT NO:... nolu taşınmaz vasıflı dairenin isabet ettiğini, müvekkilinin davalı kooperatife düzenli olarak ödemelerini yapmış olup herhangi bir borcu bulunmadığı kanaatinde olduklarını, müvekkiline davalı kooperatif kesin hesap maliyetini ödemeleri halinde tapularını vereceklerini taahhüt ettiklerini, müvekkilinin iki farklı taşınmaz için ayrı ayrı üyelik bedellerini ödemiş olmasına rağmen sadece...ADA ...BLOK ...KAT NO:... nolu dairenin tapusunu aldığını, ancak diğer taşınmazın başka birisine devrolduğunu öğrendiğini, müvekkilinin kesin maliyet bedelini ödemiş olmasına rağmen davalı kooperatif müvekkiline tapusunu başka birisine devrettiğini, müvekkili ile aynı şartlarda olan kooperatif üyelerinin müvekkilinin ödemiş olduğu bedelin çok daha altında meblağlar ödemiş olmalarına rağmen tapularını aldığını, davalı kooperatifin eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, bu durumda davalı kooperatifin, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 23. Maddesine aykırı hareket ettiğinin aşikar olduğunu, bu nedenle işbu davayı açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16/son maddesi hükmünce, çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamayacağını, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam ettiğini, aynı yasanın 2. maddesinde ise bu hükme aykırı davranan kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve memurlarının ceza-i sorumluluğu düzenlendiğini, yine 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihinde yürürlükte olan TTK’nın 224. ve 245. maddeleri uyarınca, üçüncü şahısları veya ortakları zararlandıran tasfiye memurları kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını beyan ederek KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2024/2E. Sayılı kararın müvekkilinin aleyhine olan kısımların bozularak müvekkili lehine karar verilmesini , yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı kooperatifçe hakkında verilen ihraç kararının iptalini ve/veya Kooperatif adına kayıtlı bulunan ...ADA ... BLOK ...KAT NO: ... vasıflı taşınmazın kooperatif adına kayıtlı bulunan tapusunun iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini ve / veya taşınmazın tapu devrinin mümkün olmaması halinde ise tazminata hükmedilmesini ve/ veya mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise çıkma payı alacağı olan 132.788,83TL alacağın muaccel olduğu tarih olan 05.03.2023 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3-4. maddelerinde ''Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Tebliğ edilen karar yönetim kurulunca verilmiş ise ortak üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir'' hükmüne yer verilmiştir. Çıkarma kararının onaylı örneğinin tebliği ile kararın niteliğinin ve üyenin hangi gerekçelerle ihraç edildiğinin öğrenilmesi sağlanmış olur. Dava açılmasına ilişkin bu süre hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece de re'sen dikkate alınması gerekir. Ortağın ihraç kararının tüm unsurları ile içeriğini bildiğini kanıt yükü davalı kooperatiftedir. İhraç kararının sadece varlığını, ortağın haricen öğrenmesi tebliğ zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Davacı sadece ihraç kararının varlığını öğrenmiş ise, bu öğrenmede ihraç kararının tüm unsurları yer almadığından ve ihraç kararının sadece varlığından davacı haberdar olduğundan ihraç kararının yasanın aradığı şekilde öğrenildiğinden söz edilemez. Ortakların tümünü ilgilendiren konularda alınan genel kurul kararları tebliğe ihtiyaç göstermeden genel kurula katılan, katılmayan bütün ortakları bağlar. Ortaklardan bir kısmı hakkındaki şahsi nitelik taşıyan kararların ise bağlayıcı olabilmesi için tebliği gerekmektedir. Dava açma süresi, bu tebliğden itibaren başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.02.2022 tarih ve 2022/(23)6-126 E., 2022/160 K. Sayılı ilamı ile muhatabın gösterilen adreste geçici ve kısa süreli bulunmama sebebinin kimden soruşturulduğu konusunda bir belirleme bulunmadığından yapılan tebliğin Tebligat Kanununun 21/1 ve Yönetmeliğin 30/1 inci maddesine uygun yapıldığının kabulü mümkün olmadığı halde mahkemece tebliğ işleminin usulüne uygun kabul edilmesi ve davacının savunma hakkını kısıtlayacak şekilde geçersiz tebligata dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 03.11.2020 tarihli ve 2019/220 Esas, 2020/3387 Karar sayılı ilamı; 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 16. maddesinde çıkarma kararının iptali için öngörülen 3 aylık sürenin hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, ancak sürenin başlayabilmesi için kararın tebliğinin zorunlu olduğu, bu tebliğin noter kanalıyla da yapılmasının şart olmadığı, sürenin her halükarda tebliğden başladığı, Bölge Adliye Mahkemesince ihraç kararının davacı tarafından tapu iptal ve tescil davası sırasında öğrenildiğinden bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, bu öğrenmede ihraç kararının tüm unsurları yer almadığından ve ihraç kararının sadece varlığından davacı haberdar olduğundan ihraç kararının yasanın aradığı şekilde öğrenildiğinden söz edilemeyeceği, ihraç kararını içerdiği iddia edilen tebligat parçasında davacının geçici olarak başka bir yere gittiğine dair bir ibare olmadığı gibi tebliği alan kişinin de kim olduğu anlaşılamadığından yapılan tebliğin Tebligat Kanunu ile tebliğ tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı, kaldı ki 20.12.2004 tarihli ihraç tebliğinde, ihraç kararının kooperatif yönetim kurulunun 22.12.2004 tarihli kararı ile alındığı belirtilmiş olduğundan, ihraç kararından önce yapılan tebliğin usulsüz olduğu, somut olayda, davacı 2008 yılında tapu iptal ve tescil davası açmış olduğundan MK’nın 2. maddesinin de uygulanamayacağı,bu durumda, ihraç kararı tebliği usulsüz olduğundan, davacının tapu iptal ve tescil davasında verilen süreden sonra ihraç kararı iptal davasını hak düşürücü sürede açmış olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir." şeklindedir. Yargıtay 6. HD 2023/454 Esas 2024/693 Karar sayılı ilamı;" 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16.maddesi uyarınca çıkarma kararının iptali için öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunlu olup haricen öğrenme sonuca etkili bulunmadığından mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklindedir. Mahkemece ihraç kararlarının tebliğine ilişkin tebliğ evrakları asılları getirtilip yukarıda belirtilen Yargıtay Kararları doğrultusunda ihraç kararının tebliğine ilişkin tebligatın usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı tespit edilerek tebliğin usulsüz olduğunun tespiti halinde ihraç kararının iptaline ilişkin davanın süresinde olduğu kabulüyle işin esasına geçilerek Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 24.11.2014 Tarih, 2014/3440 Esas 2014/7499 Karar sayılı kararı uyarınca aidat borcunun ve aidat ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının türünün ve hangi döneme ait olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği tespit edilmekte, tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenip davacının dava tarihi itibariyle üyeliğinin son bulup bulmadığı tapu tescil davası yönünden aktif dava ehliyetinin olup olmadığı tespit edildikten sonra oluşacak duruma göre oluşacak sonuca göre karar verilemesi gerekirken eksik inceleme ile hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,davalının istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2025 tarih ve 2024/2 E - 2025/478 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalının istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 8-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.16/10/2025