T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/73 Esas KARAR NO : 2025/1558 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/1359 Esas- 2022/580 Karar TARİH: 28/09/2022 BİRLEŞEN İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/1197 ESAS SAYILI DOSYASINDA; KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda veril…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/73 Esas KARAR NO : 2025/1558 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/1359 Esas- 2022/580 Karar TARİH: 28/09/2022 BİRLEŞEN İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/1197 ESAS SAYILI DOSYASINDA; KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-birleşen davacı borçlu ... Lojistik ile davacı-birleşen davalı/alacaklı müvekkili arasında 01.02.2010 tarihli Lojistik Servis Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, davalının işbu sözleşme kapsamında davacı müvekkiline taraflar arasında kararlaştırılan bedel karşılığı lojistik hizmeti sağladığını, davalının bu hizmeti sağlarkenki hak ve yükümlülüklerinin sözleşmenin 3. maddesinde düzenlendiğini, işbu madde kapsamında lojistik hizmeti sağlayan davalının müvekkilini zarara uğratmış olduğu sevkiyatlara dair ürün ve hizmet bedellerini müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, davalı adına, hizmet sağlarken mezkur sözleşme gereği müvekkiline vermiş olduğu zararlara ilişkin meblağlar kadar faturalar düzenlendiğini, dava dilekçesi ekinde sundukları faturaların ilişkili olduğu döneme ait cari hesap özeti incelendiği takdirde davacı/alacaklı müvekkilinin, davalıdan 3.750,35 TL cari hesap alacağı bulunduğunun tespit olunacağını, davalı tarafın İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine itirazının, sırf müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek için ve kötü niyetli yapılmış olduğunu, davacı müvekkili ile yapmış olduğu lojistik sözleşmesi gereği yükümlülüklerinin bilincinde olan ve buna rağmen ödeme yapmayan davalı/borçlunun başlattıkları icra takibine ilişkin gönderilen ödeme emrine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ederek müvekkilinin alacağına kavuşmaması için kötü niyetli olarak hareket ettiğini beyanla davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kendi ticari defter kayıtlarıyla borcun varlığını ispat edebileceğinden bahisle davasının haklılığını savunduğunu, ancak takibe konu faturanın tek taraflı olarak düzenlendiğini ve müvekkili şirketin usulüne uygun olarak tutulmuş olan ticari defterlerinde bulunmadığını, davacının yalnızca faturanın varlığıyla ve e-posta yazışmaları ile alacağını ispat edemeyeceğini, ayrıca iddia edilen hasarlara ilişkin hasar tespit formu ve ürünlerin taşıma hasarından kaynaklı hasarlandığını gösterir belgelerin ibraz edilmesinin zorunlu olduğunu, davacı şirketin, hasarlı olarak teslim edilen veya hiç teslim edilmeyen ürünlerin bedellerini müvekkili sirkette olan borcundan mahsup ettiğini, ancak hasarlandığı iddia edilen ürünlerin müvekkili şirkete düzgün bir şekilde ambalajlanmış olarak teslim edilmemiş olup taşıyıcının kusurundan kaynaklı bir hasar meydana gelmediğini, belirtilen sebeplerle ürün bedelinin tamamının müvekkili şirketin alacağından mahsup edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bilindiği üzere ambalaj sorumluluğu göndericiye ait olup ambalaj yetersizliğinden oluşan hasarların taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldırdığı/azalttığını, davalının iddialarını kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkili şirketin mesul tutulması varsayımında; mahsup tutarının belirlenmesinde TTK 880. 882. maddelerinin nazara alınması gerektiğini, kanun koyucunun tazminata esas alınacak değerin nasıl tayin edileceğini TTK'nın 880. maddesinde belirttiğini ve 882. maddede de bu tayin edilen miktarın tamamının değil belli bir limit dâhilinde üst sınırın ödeneceğini kabul ettiğini, özel çekme hakkı, Türk Lirasına çevrilirken eşyanın taşıyıcıya teslimi tarihindeki TCMB kurlarının esas alınacağını, taşıyıcının sorumluluk sınırlarına - ilişkin düzenleme ve ambalaj yetersizliğinden kaynaklı tazminat sorumluluğu hususunda değerlendirme yapılmadan, tek taraflı olarak yapılan mahsuplaşmanın kabulünün mümkün olmayacağını beyanla davanın reddine, haksız icra takibinden dolayı davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere İcra-inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan cari hesap alacağının tahsili istemli takibe davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, davalının itirazında ... İcra Dairelerinin yetkili olduğunu iddia ederek, yetki itirazında bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında Lojistik Servis Sözleşmesi kapsamında ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin Maslak/İstanbul olduğunu, başlatılan icra takibi para alacağının ödenmesine ilişkin olup, uyuşmazlık para borcuna ilişkin bulunduğundan TBK'nın 89 ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca alacaklının mukim bulunduğu mahal, sözleşmenin ifa yeri sayılacağından İstanbul icra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, tacir olan davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin 17.3. bendinde İstanbul mahkemelerinin ve icra dairelerinin her türlü hukuki uyuşmazlıkta yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, dolayısıyla davalı tarafından yapılan yetki itirazının hukuka aykırı olduğunu, davalı taraf, borcu bulunmadığını iddia ederek alacağa itiraz etmiş olup müvekkili şirketin defter ve kayıtları incelendiğinde borcun varlığı ve miktarının açıkça tespit edileceğini, davalının müvekkili şirketten lojistik hizmeti aldığı ve bedelini ödemediği hususunun açık olduğunu, davalı taraf her ne kadar borcun ferilerine itiraz etmiş olsa da itiraza konu icra takibinde, ticari işlerdeki reeskont avans faizinin talep edildiğini beyanla davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklı haklı alacağı meydana gelmiş ve davacı tarafından başlatılan icra takibinden evvel 07/12/2018 tarihinde müvekkili şirket adına davacı aleyhine 3.750,35 TL cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nde ... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatılmış olduğunu, takibe itiraz edilmesi üzerine İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2018/1359 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davasının ikame edildiğini, huzurdaki davanın konusu ise davalı ile müvekkili şirket arasında süre gelen ticari ilişki kapsamında, aynı cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik yapılan itirazın iptali olduğundan, 6100 sayılı yasanın 166. maddesi ve usul ekonomisi gereği dava konusu, taraflar ve dayanak belgeler arasında bağlantı bulunduğundan, huzurdaki davanın, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1359 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından 3.750,35 TL cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nde ... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, akabinde davacı tarafça İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmış ise de, işbu takibe karşı takip alacaklısına karşı herhangi bir borcun bulunmadığını aksine davacının müvekkili şirkete 3.750,35 TL borcu bulunduğu belirtilerek itiraz edildiğini, davacı tarafın, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında lojistik hizmet sağlayıcısı olarak müvekkili şirkete mağazaları arası transfer/ nakliye hizmeti vermeyi taahhüt ettiğini, davacı tarafın sözleşme ile taahhüt edilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine, müvekkili şirket tarafından bir takım e- faturalar tanzim edilerek davacıya sistem üzerinden tebliğ edildiğini, işbu faturaların açıklamalarında "fatura iadesi, tazmin bedeli, kaybolan ürün bedeli vb. " açıklamalar yer almakta olup, davacı tarafından iddia edildiği üzere lojistik hizmetinin gereği gibi yerine getirilmediğini, davacı tarafın nakliye edilecek ürünleri kendi aktarma depolarında uzun süre bekletmesi ve metro mağazasına teslim etmemesi, yine eksik ürün teslim etmesi ve benzeri hareketler ile sözleşmeye aykırı hareket etmesi üzerine, davacı yetkilileri ile mail ortamında yazışma sağlanmış olup, bizzat davacı tarafından da kabul edilmesi üzerine iade faturası ve tazmin faturaları düzenlendiğini, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça alacak iddiasına dayanak hiçbir fatura ve faturalara konu hizmetin ifa edildiğine dair en ufak bir delil sunulmadığını beyanla davanın, taraflarınca açılan itirazın iptali davası ile birleştirilmesine, akabinde tamamen haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın reddi ile davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih 2018/1359 Esas- 2022/580 Karar sayılı kararında;"Asıl dava; Asıl dava; Lojistik Servis Sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir. ....Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu takibe dayanak yapılan tazminat faturalarındaki 9.911,28 TL'nin kadri maruf olduğu, dosya muhteviyatında hasarlı ürünlerin tanımlanmasının net ve tam olarak yapılmamış olduğu, Hasar Tespit Tutanaklarında sadece 'ürün' şeklinde veya ürünün tanımı yapılmadan sadece kodunun yazılmış olup, ancak ürünün cinsinin belirtilmemiş, hasar fotoğrafının sunulmamış olduğu, sunulu olan mail yazışmalarında bazı ürünlerin ayrıt edici özellikleri belirtilmeden sadece hasarlı notunun yazılı olduğu, tüm dosya kapsamında sadece 1 adet Demir döküm marka ısıtıcının köşesinde hasar olduğundan bahisle fotokopi olarak fotoğraf sunulmuş olduğu ancak taşıma sırasında hasar gören ürünlerin sovtaj bedeli hakkında bir bilginin bulunmadığı, detaylı hasar ve arıza teknik servis raporları olmadığından olası sovtajın hesaplanamadığı, . TTK 882'nci madde kapsamında taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olacağından, esas davanın dayandığı icra takibinde talep edilen tazminat tutarının, davalı taşıyıcının sorumluluk sınırı kapsamı içinde kalıp kalmadığının dosyadaki mevcut verilerle hesaplanamadığı, dosyadaki verilerle davalı taşıyıcının tespit edilemeyen sorumluluk sınırı nedeniyle, bu nedenle hasar bedelini talep edemeyeceği anlaşılmış olup davacının hasar ve zayiden dolayı talebi olan tazminat tutarının düşülmesi sonucu bakiye alacağı iddiasına yönelik başlatmış olduğu takibe davalı taşıyıcı firmanın İstanbul 32. İcra ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının yerinde olduğu 23/05/2022 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olup, bilimsel, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Birleşen Dava: Birleşen dava Lojistik Servis Sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali istemine ilişkindir. ...Tüm dosya kapsamı ve 22/05/2022 tarihli bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememiz dosyası ile birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1197 Esas sayılı dosyasında davacı ... ve Dağıtım AŞ'nin davalı ... ALIŞVERİŞ HİZMETLERİ TİC. LTD. ŞTİ. firmasına navlun taşıma hizmeti verdiği ve navlun ücretine hak kazandığı, navlun ücreti için düzenlenen faturaları taşıtan davalı ... ALIŞVERİŞ HİZMETLERİ TİC. LTD. ŞTİ.'ne keşide ettiği, davalının ise kendisine keşide edilen faturaları ticari kayıtlarına aldığı, davacının bu faturalara dayanan cari hesap hareketleri bakiyesi 16.676,59TL için başlatmış olduğu icra takibine davalı ... ALIŞVERİŞ HİZMETLERİ TİC. LTD. ŞTİ.'nin itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmış olup, Davacı ... ve Dağıtım AŞ'nin navlun hizmeti karşılığı düzenlediği faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının 16.676,59TL olarak sübuta erdiği, davalının navlun hizmetini aldığını kabul ettiği, Davalının hasar gördüğü ve zayi olduğu iddiasında bulunduğu tazminat tutarında davacının sorumluluk sınırı tespit edilemediğinden takas-mahsup işleminin yapılamadığı, alacağı tutar sübuta eren davacının borçlu ... ALIŞVERİŞ HİZMETLERİ TİC. LTD. ŞTİ. aleyhine, İstanbul 5.İcra ... nolu dosyası ile başlatmış olduğu takibe vaki itirazın iptalini talep edebileceği 22/05/2022 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olup, bilimsel, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda birleşen davanın kabulüne, davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacak likit olup, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,"1-Asıl davanın REDDİNE,2-Birleşen davanın KABULÜNE" karar verilmiş ve asıl ve birleşen davada verilen karara karşı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından usul ve hukuka aykırı olarak asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verildiğini, işbu karar hatalı olup usul ve yasaya açıkça aykırı olduğundan, istinaf gerekçelerinin incelenerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini;Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında taraflar arasındaki cari hesap farklılığının müvekkili şirket tarafından düzenlenen hasar tespit faturalarından kaynaklandığı, dosya kapsamında sunulan deliller nezdinde müvekkili tarafından düzenlenen faturaların haklı olarak düzenlendiği gözetilmeden, eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, nitekim Yerel mahkeme tarafından itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını ve hatalı hüküm tesis edildiğini;Daha önce dava dilekçesi ve bilirkişi raporlarına karşı beyan dilekçelerinde de izah edildiği üzere davacı (birleşen dosyada davalı) müvekkili ile davalı (birleşen dosyada davacı) arasında lojistik hizmet sözleşmesi mevcut olduğunu, bu ilişki gereği müvekkili şirket üstlendiği edimi tam ve gereği gibi ifa etmişken davalı / birleşen dosya davacısı tarafından taraflar arasındaki ilişki kapsamında edimlere riayet edilmediğini, bu kapsamda davacı / birleşen dosyada davalı müvekkili tarafından davalı / birleşen dosyada davacıya karşı hasar/zayi olmuş ürünlere ilişkin hasar tespit faturaları düzenlendiğini;Yerel Mahkeme tarafından hatalı olarak tanzim edilen 22.05.2022 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak; dosya muhteviyatındaki hasarlı ürünlerin tanımlanmasının net ve tam olarak yapılmamış olduğu, hasar tespit tutanaklarında yalnızca ürün olarak belirtildiği, bazı ürünlerin ayırt edici özellikleri belirtilmeden sadece hasarlı notunun yazılı olduğu, taşıma sırasında hasar gören ürünlerin sovtaj bedeli hakkında bir bilginin bulunmadığı, detaylı hasar ve arıza teknik servis raporları olmadığından olası sovtajın hesaplanamadığı, TTK 882’nci madde kapsamında taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olacağından esas davada talep edilen tazminat tutarının, davalı taşıyıcının sorumluluk sınırı kapsamı içinde kalıp kalmadığının dosyadaki mevcut verilerden anlaşılamadığından, davalı taşıyıcının müvekkili şirket tarafından başlatılan icra dosyasındaki itirazın yerinde olduğunun değerlendirildiğini;Bir çok hatayı barındıran işbu rapor kapsamında itirazlarını sunmuş olmalarına rağmen Yerel Mahkeme tarafından hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmadığını, davalı / karşı davacı ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişki neticesinde müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklı haklı alacağı meydana gelmiş ve davalı / karşı davacı tarafından başlatılan icra takibinden evvel müvekkili şirket adına davalı / karşı davacı aleyhine 3.750,35 TL cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nde ... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatılmış olduğunu;Nitekim müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme kapsamında davalı/birleşen davacıdan 3.750,35 TL alacağın 10.05.2017 tarihi itibariyle müvekkili şirketin muavin defter kayıtlarında tespit edildiğini, aynı zamanda yine 22.05.2022 tarihli rapor ve dosya kapsamında tanzim edilen diğer raporlar ile müvekkili şirketin ticari defterlerin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğunun da sübuta erdiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde davalı şirket nezdinde alacak kaydı olduğu sübuta ermişse de, Bilirkişi Heyeti tarafından söz konusu hasar tanzim faturalarının kanıtlanmasının mümkün olmadığının belirtilmesi, inceleme yapılır iken delilerin gerektiği gibi incelenmediğini ve bu doğrultuda eksik ve hatalı rapor tanzim edildiğinin Yerel Mahkemeye bildirildiğini, ancak Yerel Mahkeme tarafından işbu itirazlara hiçbir şekilde itibar edilmeden aynı rapor kapsamında hüküm tesis edildiğini, oysaki hasar tanzim faturalarına dair hasar tespit tutanakları, hasar tespit formları, e- mail yazışmalarının dosyada mevcut olduğunu, işbu belgeler doğrultusunda hasar tanzim faturalarının kanıtlanmasının mümkün olmadığı yönünde görüş doğrultusunda Yerel Mahkeme tarafından hatalı hüküm tesis edildiğini;Yine Yerel Mahkeme tarafından mezkur rapor kapsamında hasarlı ürünlerin tanımlamasının net ve tam olarak yapılmamış olduğu şeklinde karar tesis edilmişse de, dosyada yer alan hasar tespit tutanaklarına bakıldığında emtia adı, emtia kodu, fiyatı ve durumlarının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, nitekim hükme esas alınan mezkur raporun 9. sayfasında yer alan tabloda da bu hususların yer aldığının açık bir şekilde görüldüğünü, işbu kapsamda Yerel Mahkeme tarafından hasarlı ürünlerin tanımlarının net olmadığı ve bu nedenle sovtaj bedelinin tespit edilmediği gerekçesi ile hüküm tesis edilmesinin tamamen afaki olduğunu; Davalı / karşı davacının, hem kanun kapsamında hem de taraflar arasında var olan taşıma sözleşmesi kapsamında hasar ve zayiden tamamen sorumlu olduğunu, nitekim Yerel mahkeme kararı ile davalı / birleşen davacının hasar / zayiden sorumlu olamayacağına dair herhangi bir emarenin mevcut olmadığı sabitken, taşıyıcı sıfatına haiz davalının mesul tutulabileceği tazminatın belirlenemediği gerekçesi ile hasar tutarının talep edilemeyeceği yönündeki hükmün hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında var olan yazılı sözleşme kapsamında, eşyanın sevki için kendisine talimat verilen davalı/birleşen davacının taşıdığı eşyaya gelecek zarar ve ziyadan kendisinin sorumlu olduğunu, dosya kapsamında tanzim olunan bilirkişi raporlarında da bu hususun kanun maddeleri ile de belirtilerek açıklandığını, ortada hasar olduğunun da birçok tespit formları, fotoğraflar ve mailer ile sübut bulduğunu, nitekim dosyada tanzim edilen bilirkişi raporları ile de 6102 sayılı TTK md. 878 hükmü uyarınca davalı/birleşen davacının kendisini bu mesuliyetten kurtarabilecek olan herhangi bir emare olmadığı ve bu madde kapsamında hasardan/zayiden sorumlu olacağı değerlendirmelerine yer verildiğini, kaldı ki Yerel Mahkeme tarafından hükmedilen gerekçeli karar ile de bu hususun sübut bulduğunu;İşbu kapsamda davalı/birleşen dosya davacısının davaya konu hasar ve zayiden sorumlu olduğu gerçeği sübut bulmuşken, eksik inceleme ile tanzim edilen raporlar kapsamında hasar gören/kaybolan malların ağırlığının tespit edilemediği gerekçesi ile davalı/birleşen davacının itirazında haklı olduğu şeklindeki değerlendirmelere itibar edilerek hüküm tesis edilmesinin hakkaniyete aykırılık ihtiva ettiğini, kaldı ki, yargılama sırasında müvekkili şirket tarafından bildirilmiş olan brüt ağırlık bilgisine, teyit edici belge bulunmadığı gerekçesi ile hiçbir şekilde dikkate alınmadığını;Yukarıda izah edildiği üzere birçok eksik ve hatalı inceleme ile tanzim edilmiş bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalı olup Yerel Mahkeme tarafından itirazlar dikkate alınmadan eksik, hatalı ve hakkaniyete aykırı hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle yapılacak istinaf incelemesi kapsamında Yerel Mahkeme kararın kaldırılması gerektiğini, Birleşen dosya yönündeki davalı / karşı davacının müvekkilinden alacağı olduğu yönündeki hükmü kabul edilmemekte olup hükmün kaldırılması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davalı/birleşen davada davacının, hizmet sağlarken mezkur sözleşme gereği müvekkiline vermiş olduğu zararlara ilişkin meblağlar adına faturalar düzenlendiğini ve cari hesap ilişkisi içerisinde müvekkili tarafından bu meblağların fatura edildiğini, dosyada yapılan bilirkişi incelemelerinde ise yalnızca davalı/birleşen davada davacı kayıtları doğrultusunda inceleme yapıldığını, nitekim davalı/birleşen davada davacı tarafın carisinde yer alan faturalara ilişkin müvekkilinden alacaklı olduğu yönünde tespitte bulunmuşsa da, müvekkilinin dosya nezdinde olan faturaları ve cari hesabında yer alan faturalarının yok sayıldığını;Davalının kayıtlarında yer alan faturalara itibar edildiği ancak müvekkilinin kayıtlarında yer alan faturaların davalı kayıtlarında yer almadığı gerekçesiyle borcun varlığına ilişkin bir değerledirmede bulunmamış olmasının afaki olduğunu, huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın zaten davalı/birleşen davada davacının sorumluluğundan kaynaklı hasara ilişkin faturaların kabul edilmemesinden kaynaklandığını, bu nedenle ilgili faturaların zaten davalı/birleşen davada davacının kayıtlarında olmamasının normal bir durum olduğunu, ancak işbu hususlar değerlendirilmeden tek taraflı bir inceleme ile davalı/birleşen davada davacı yanın alacağının varlığının değerlendirilmesi hatalı ve hukuka aykırı olup bu kapsamda eksik hüküm tesis edildiğini;Tanzim olunan hatalı ve eksik bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar dikkate alınmadan, Yerel Mahkeme tarafından işbu raporun hükme esas alınması ve gerekli incelemeler yapılmadan hatalı ve eksik hüküm tesis edildiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Asıl davada davacı taraf, davalı ile aralarında lojistik servis sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereği davalının kendisine taşıma hizmeti verdiğini, bu hizmetin ifası sırasında meydana gelen zararlardan davalının taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu, bu sebeple davalı adına fatura tanzim edilerek cari hesaba kaydedildiğini ve sonuç olarak davalıdan alacaklı olduğunu, davalının hakkında başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının tek taraflı olarak düzenlediği faturalara dayanarak alacak talep edemeyeceğini, hasar ve zararını ispat etmesi gerektiğini, davacı ile imzalanmış olan sözleşmedeki edimlerini gereği gibi yerine getirdiğini, aksi halde ise taşıyıcı olarak sorumluluğunun sınırlı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, birleşen davada davacı taraf, taraflar arasında lojistik servis sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereği davalıya verdiği taşıma hizmeti dolayısıyla cari hesapta alacaklı olduğunu, davalının hakkında başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının alacaklı değil aksine borçlu olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, asıl ve birleşen davada verilen karara karşı davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Asıl davada verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi; 29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel Mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000 TL olmuştur. Somut olayda; Mahkemece asıl davada davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Asıl davada dava değeri ve dolayısıyla reddine karar verilmekle istinafa konu edilen miktar 3.750,35 TL olup, verilen kararın kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, asıl davada davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Birleşen davada verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi; taraflar arasında 01/02/2010 tarihli Lojistik Servis Sözleşmesi imzalanmış ve bu sözleşme ile davacı taraf, davalıya taşıma hizmeti vermeyi üstlenmiştir. Sözleşmenin 10.2 maddesi ile; ürünlerin davalıya ait mağazalardan alınıp, yine davalıya ait mağazalara teslim edildiği ana kadar mücbir sebepler ve TTK'nın 781. madde hükmü hariç olmak üzere, taşınan ürünlerde meydana gelecek zayi ve hasardan tamamen davacının sorumlu olduğu kabul edilmiş olup, davacının, gerek taşıma sözleşmesinin açıklanan maddesi, gerekse TTK'nın ve devamı maddeleri uyarınca, taşıma faaliyeti sırasında meydana gelen hasarlardan sorumlu olduğu açıktır. Birleşen davada davacı, davalıya verdiği taşıma hizmeti nedeniyle düzenlediği faturalardan kaynaklı olarak bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş, Mahkemece atanan bilirkişilerce, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen tüm raporlarda; davacı tarafından taşıma faaliyeti kapsamında düzenlenen faturaların, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının takip tarihi itibariyle kendi ticari defterlerinde 16.676,59 TL alacaklı, davacının ticari defterlerinde ise 3.750,35 TL borçlu olduğu, tarafların ticari kayıtları arasındaki farklılığın, davalı tarafından taşıma sırasında oluştuğu iddia edilen hasara yönelik düzenlenen tazmin içerikli faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması, söz konusu faturaların davacı tarafça davalıya iade edilmesi, davalının tek taraflı olarak düzenlediği faturaları davacının alacağından mahsup etmesinden kaynaklandığının tespit edildiği, davalının tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu faturaların, alacağını ispat etmeyeceği, bu minvalde davalının, davacının vermiş olduğu taşıma hizmeti sırasında kendisine ait mallarda hasar oluştuğunu ve hasarın miktarını ispat etmesi gerektiği, her ne kadar davalı tarafça bir kısım taşımalara ilişkin hasar tespit tutanakları sunulmuş ise de, bunlardan yalnızca bir tanesinin davacının kabulünde olduğu, bu tutanaktaki hasarın tam olarak neye ilişkin olduğu ve miktarının ise belirsiz olduğu, davalı tarafça düzenlenen faturaların, hangi taşıma sırasında oluşan hasara ilişkin olduklarının belirsiz olduğu, hasar tutanakları ile faturalar arasında bağlantı kurulmadığı, hasar gören malların açık bir şekilde değeri ve niteliklerinin ortaya konulmadığı, bu nedenle Mahkemece atanan teknik bilirkişi tarafından da, davacının hasardan sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde, bu sorumluluğun ne miktarda olacağının ve bu nedenle fatura içeriklerinin doğru olup olmadığının tespit edilemediği, bu itibarla Mahkemece, davalının tek taraflı olarak düzenleyerek hesaptan mahsup ettiği faturalar nazara alınmaksızın, davacının, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı faturalardan doğan ve ödenmeyen bakiye açık hesap alacağının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun ise HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davacı-birleşen davada davalının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Asıl davada davacı-birleşen davada davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından her iki davaya yönelik yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik alınması gereken 1.139,17 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 285,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 854,17 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/10/2025 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. ve 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.