İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/04/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; Müvekkili şirketin müşterisine ait ürünlerin taşınması için davalı ile anlaşılarak emtianın araca yüklenerek davalıya teslim edildiği, araçta bulunan yüklerin, davalının uhdesinde iken ıslanarak kullanılamaz hale gelmesiyle müşteriye teslim edilemediği, müvekkili şirketin, taşıma işleminden…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/518 KARAR NO : 2026/622 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/01/2026 NUMARASI : 2023/920 Esas - 2026/56 Karar DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/04/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; Müvekkili şirketin müşterisine ait ürünlerin taşınması için davalı ile anlaşılarak emtianın araca yüklenerek davalıya teslim edildiği, araçta bulunan yüklerin, davalının uhdesinde iken ıslanarak kullanılamaz hale gelmesiyle müşteriye teslim edilemediği, müvekkili şirketin, taşıma işleminden önce ürünlere taşıma sigortası yaptırdığını ve bir kısım emtia bedelini işbu poliçe kapsamında sigorta şirketinden tahsil edildiğini, bakiye kalan kısmın nakliye işini yapan fiili taşıyan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı/borçlunun itirazı ile takibin durduğunu beyan ederek İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; usul yönünden, geçerli bir icra takibi bulunmadığı, takipte dayanılan fatura ile takip arasında çelişki bulunduğu, ödeme emrinde mevzuata uygun şekilde borcun sebebinin belirtilmediği, takibin yetkili icra dairesinde açılmadığı, davanın da yetkili mahkemede açılmadığı, esas yönünden; müvekkilinin araçtaki kaplayıcı brandayı olması gerektiği gibi kendisinden beklenen özene uygun olacak şekilde bağladığını, ancak kuvvetli fırtına nedeniyle bağlantıların kopararak brandanın açılmasına ve taşınan eşyaların ıslanarak zararın meydana gelmesine neden olduğundan, müvekkilinin kaçınmayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebepten kaynaklı sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini ve haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Dava konusu zararın, emtianın yurtiçi karayolu ile taşınması esnasında meydana geldiği, taşıma sırasında meydana gelen gerçek zarar tutarının sovtaj tenzili sonrası 160.997,68-TL olduğu, TTK nın 875’inci maddeye göre davacının emtia üzerinde hak sahibi dava dışı taşıtana gerçek zarar tutarını tazmin ettiği,Davacının ödediği gerçek zarar tutarının, 3.000-USD muafiyet tenzili kısmı hariç geriye kalanını kendi sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında dava dışı ... AŞ’den tahsil ettiği, TTK 888’inci maddesi gereği zarardan sorumlu olan (fiili) alt taşıyıcıdan, ödediği tazminattan sigortacısından tahsili sonrası kalan bakiye (43.878,46 TL+KDV olmak üzere) takipte dayandığı yansıtma faturası tutarı kadar 51.776,58 TL rücuen talep edebileceği usul ve yasaya uygun düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmekle davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul Anadolu 1.İcra Dairesi nezdinde ... E sayılı İcra dosyası ile başlattığı takibin 51.776,50- TL asıl alacak tutarı kadar kısmına vaki itirazın iptalini iptaline, işlemiş faiz talebinin ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; Davacı tarafından başlatılan icra takibinde borç sebebi açıkça gösterilmemiş ve icra dosyasına da imzalı bir fatura sunulmadığını icra takibinde borcun vade tarihi 30.05.2024 olduğu fakat icra takibinde dayanılan fatura da vade tarihinin 30.04.2024 olduğunu borcun sebebinin belirtilmediği anlaşılmakla İİK md. 58 ve 61 hükümlerine göre usulüne uygun ödeme emri düzenlenmediğinden davanın usulden reddi gerektiğinden davalının itirazında haklı olduğunu, müvekkilinin faturalarda imzası bulunmadığı, geçerli bir itirazın iptali davası için icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılması gerektiğini, yetki sözleşmesinin olduğu yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesinde İzmir Mahkemeleri ve İzmir icra daireleri yetkili kılındığını, hasarın müvekkilin kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir sebebe dayandığı için müvekkil yönünden borcu ortadan kaldıran bir hal söz konusu olduğunu, fırtınadan kaynaklı meydana gelen zarardan dolayı müvekkili sorumlu tuttuğunu, müvekkil taşıyıcı taşıma esnasında gerekli tedbirleri almış ve kendisinden beklenen dikkat ve özeni gösterdiğini, TTK'nın 888 maddesine göre hasarın kaçınılamayacak ve sonuçlarının önlenemeyeceği bir sebepten kaynaklandığını, müvekkil araçtaki kaplayıcı brandayı olması gerektiği gibi kendisinden beklenen özene uygun olacak şekilde bağladığını,kuvvetli fırtınanın bağlantıların kopararak brandanın açılmasına ve emtianın ıslanarak zarara sebep olduğunu, Meteoroloji Müdürlüğüne yazılan müzekkereye gelen cevap, olayın meydana geldiği saatlerde kuvvetli rüzgar olduğu aktarıldığını, Kanun hükmünde de belirtildiği üzere meydana gelen hasar kaçınılamayacak ve sonuçlarının önlenemeyeceği bir sebepten kaynaklandığını, şöyle ki müvekkil araçtaki kaplayıcı brandayı olması gerektiği gibi kendisinden beklenen özene uygun olacak şekilde bağladığını, ancak hasara sebep olan kuvvetli fırtına gösterilen bu yüksek özene rağmen bağlantıların kopararak bırandanın açılmasına ve taşınan eşyaların ıslanarak zararın meydana gelmesine sebep olduğunu, meydana gelen zarardan müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hem aracın hemde fırtınanın hızı birleştiğinde brandaya binen baskının hissedilenden çok daha şiddetli olacağını davanın açılışında usulü hatalar vardır ve buna ek olarak meydana gelen zarardan müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, mahkemesinin eksik inceleme sonucu hatalı karar verdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; yurtiçi taşıma sırasında meydana gelen hasarın davalı fiili taşıyıcıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazın halli gerekir. Davacı asıl davalı da fiili taşıyıcıdır. İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla icra müdürlüğünün yetkisi bakımından HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. HMKnın 6. maddesi gereği genel yetkili mahkeme ve icra dairesi davalı borçlunun yerleşim yeri mahkeme icra dairesidir. Sözleşmeden kaynaklanan davalarda HMK’nın 10. maddesi gereğince borcun ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. 6098 sayılı TBK ‘nın 89/1 maddesi uyarınca aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Buna göre dava konusu icra takibinin davalı borçlunun yerleşim yeri icra dairesinde yapılabileceği gibi özel yetki kuralı gereği dava konusu alacak para alacağı olduğundan alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki yetkili icra dairesinde de yapılabilir. TTK nın 890(2)maddesinde fiili taşıyana karşı açılacak davanın asıl taşıyıcının, asıl taşıyıcıya karşı açılacak davanın da fiili taşıyıcının yerleşim yerinde açılabileceği düzenlenmiştir. Dava açarken ve icra takibi başlatılırken seçimlik yetki kapsamında birden fazla mahkeme ve icra dairesinin yetkili olması halinde seçim hakkı davacı alacaklı da olup davacı alacaklı seçim hakkını yerleşim yeri icra takibi yönünde kullanmış olup ;ayrıca taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunup taşıma sözleşmesinde İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı,yetki sözleşmesinde kanunen yetkili yerlerin yetkisinin saklı tutulmadığı, davalı icra dairesinin yetkisine itirazında yetkili olmayan yerleşim yeri icra dairesinin gösterdiğinden icra dairesinin yetkisine itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK nın 875/(1) maddesinde "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." 876'ncı madde uyarınca, Taşıyıcı ancak "Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur." şeklindedir. 879'uncu maddeye göre de; "Taşıyıcı kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. "Taşıyanın sorumluluğu TTK nın 882'nci maddesinde düzenlenmiş olup , zayi olan eşyanın brüt ağırlığının her bir kilogramı başına 8.33-SDR ile sınırlanmıştır. TTK nın 886(1) maddesinde yer alan "Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz"şeklinde düzenlenmiştir.Alınan bilirkişi raporunda; emtianın brüt ağırlığına göre davalı taşıyıcının sorumluluk üst limiti;16.327-SDR karşılığı taşıma tarihindeki kurdan karşılığı 313.873-TL olarak hesaplandığından davalı fiili taşıyıcı sorumluluğu halinde gerçek zarardan sorumludur. Ekspertiz raporunda; “ sürücü beyanına istinaden hasarın, taşıma sırasında fırtına dolayısıyla dorse brandasının açılması ve bir kısım emtianın yağan yağmur sularına doğrudan maruz kalması sonucu oluştuğu”nun tespit edildiği, toplam emtia hasarının 172.867,09- TL karşılığı 12.576,18 USD; 11.864,41-TL karşılığı 874,49 USD sovtaj ve 3.000-USD muafiyet tenzili sonrası toplam hasar tutarının 8.071,69- USD, hasarın fiili taşıyıcıya rücu imkanı olduğunun raporlandığı anlaşılmaktadır.Davacı asıl taşıyana taşıtan ... AŞ nin meydana gelen hasarı davacıya fatura ettiği,davacının sorumluluk sigortacısından tahsil edemediği 3.000-USD muafiyet bedelini (43.878,46 TL + KDV olmak üzere) takipte dayandığı icra dosyasında mübrez 51.776,58-TL yansıtma faturasını düzenleyerek rücuen davalı fiili taşıyıcıdan tahsilini talep etmektedir.Yansıtma faturasının davalı tarafından imzalanması gerekmez.Davalı hasarın nedeninin, fırtına dolayısıyla kopan branda lastiğinden kaynaklandığını, kendisinin yüksek özeni göstermesine rağmen önleyemeyeceği bir durumdan ileri geldiğini öne sürmekte ise de; Mahkemece Meteorolojiden hava durumu bilgileri istenilmiş olup, kuvvetli rüzgarın fırtına seviyesinde olmadığı, davalı taşıyıcının işletme güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu, hava ve yol şartlarına uygun şekilde taşıma ekipmanlarını seçmesi sorumluluğu bulunduğu, emtianın ıslanmaması, brandanın açılmaması için çift lastik kullanması, branda üzerine ayrıca kalın halatla brandanın açılmasını önleyecek şekilde bağlama yapılması sektör teamülü olduğu bilirkişi ve eksper raporunda tesbit edilmiş olup , davalı fiili taşıyıcının sektör teamüllerine uygun davranmadığı ve ileri sürdüğü fırtına sebebinin bu madde kapsamında sorumluluktan kurtulma sebebini ispat edemediği,davacının talebinin sadece 3.000-usd muafiyet bedeli olduğu anlaşılmakla davalının hasar tutarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 3.553,47-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 888,37-TL harcın mahsubu ile kalan 2.665,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/04/2026