T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1239 KARAR NO : 2026/117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2022 NUMARASI: 2021/1121 Esas - 2022/441 Karar DAVANIN KONUSU: Yönetim kurulu kararlarının butlanının ve yokluğunun tespiti Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1239 KARAR NO : 2026/117 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2022 NUMARASI: 2021/1121 Esas - 2022/441 Karar DAVANIN KONUSU: Yönetim kurulu kararlarının butlanının ve yokluğunun tespiti Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermaye yapısı itibari ile bir aile şirketi olduğunu, davacıların değişik pay oranları ile davalı şirketin ortaklarından olduğunu; davalı şirketin 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/....., 2021/..... ve 2021/..... karar no.lu yönetim kurulu kararlarının, TTK'nın 367. maddesi kapsamında daha önce kabul edilip tescil edilen .......02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesinin 3/I maddesine aykırı olduğunu; yönetim kurulu üyesi olan iki davacının 2021/.... ve 2021/..... sayılı yönetim kurulu kararlarına muhalefet şerhi koyduğunu, 2021/. sayılı yönetim kurulu kararı içinse toplantı dışında, yönetim kurulu üyesi davacılara bilgi verilmeden yalnızca üç yönetim kurulu üyesi tarafından görüşülüp imzalandığından bu karara muhalefet şerhi konulamadığını; 2021/... nolu yönetim kurulu kararında alınan 2019/06 numaralı Yönetim Kurulu kararının iptal edilmesine ilişkin kararın, yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin mahkemece yapılması gerektiğinden hukuka aykırı olduğunu; TTK'nın 367. maddesine göre düzenlenmiş 23.02.2017 tarih ve 2017/02 sayılı Şirket İç Yönergesi yürürlükte iken bu iç yönergedeki “4/5 Yönetim Kurulu üyesinin karar nisabı ile alınmış olması şartını” taşımaması nedeniyle de geçersiz ve yok hükmünde olduğu; yönetim kurulunun belirli konularda sahip olduğu önemli yetkilerinin devredilebilmesini şarta bağlayan 23.02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesinin 3/I maddesi ile sınırlı sayıdaki önemli yönetim yetkilerinin devrine ilişkin asgari karar yeter sayısı için dahi %80 (4/5) yönetim kurulu üyesinin olumlu oyu aranırken, dava konusu edilen 2021/.... sayılı yönetim kurulu kararındaki ifade ile İç Yönerge’nin 3/1 maddesinde sayılan yetkileri de kapsayacak şekilde ve ondan daha fazlası için, sınırsız nitelikte bir yetki devri ve yeni bir temsil ve ilzam kuralı getirildiğini; böyle yetki devri için evleviyetle yönetim kurulu karar nisabı aranması gerekeceğini; 30.11.2021 tarih ve 2021/7 nolu yönetim kurulu kararı ile 3 Mart 20....... tarihli ....... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nin ........., ........ ve...... sayfalarında ilan edilen .......02.2017 tarih ve 2017/..... sayılı Şirket İç Yönergesi’nin ve daha önce imza yetkileri hakkında verilmiş olan bütün kararlar ile bunlara uygun olarak hazırlanmış olan tüm imza sirkülerinin iptal edilmesine ve yürürlükten kaldırılmasına ve şirket yönetim, temsil ve ilzamına ilişkin sınırlı yetkililerin belirlenmesi amacıyla TTK'nın 367 ve 371.maddelerine uygun olarak düzenlenen şirket iç yönergesinin kabulüne karar verildiğini; 23.02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesinin içeriği itibariyle bir yönetim iç yönergesi olduğunu; yönergenin temsil ve ilzama ilişkin sınırlı sayıda bir kısım önemli yetkinin, mali bir üst limit kriteri getirmeksizin devri için yönetim rejimi ve geçerlilik şekil şartı getirdiğini; 23.02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesi’nin 3/I maddesinde yer alan karar yeter sayısının (4/5), değiştirilebilmesi için öncelikle 23.02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesi’nin 3/I maddesinde yazılı 4/5 karar yeter sayısı şartının sağlanmasının şart olduğunu, bu nisap sağlanmaksızın İç Yönerge’de değişiklik yapılmasının, dürüstlük kuralına aykırı olarak İç Yönerge’yi aşma ve Kanun'un 367. maddesini dolanma anlamı taşıdığını; 23.02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesi’nin 3/1 maddesinde yazılı özel nisap gerektiren konuların belirli ve önemli konular olduğunu; şirket için en yüksek fayda sağlanması amacıyla bu hâller için özel nisap aranması niyetine uygun olarak, bu hususları içeren maddede değişiklik yapılmasını, en az madde içeriğinde yer alan özel nisaba (4/5) bağlı kalınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini; dava konusu Yönetim Kurulu kararları ile yapılan düzenlemenin hâkim ortakların davalı şirket Yönetim Kurulu’nda temsil ettiği 3/5 yönetim kurulu üyeleri tarafından her türlü işlemin yapılabilmesine zemin hazırladığını ve diğer ortakları temsil eden 2/5 yönetim kurulu üyelerinin ise etkisiz ve yetkisiz hâle getirdiğini; 23.02.2017 tarihli Şirket İç Yönergesinde belirlenen asgari toplantı ve karar yeter sayılarına (4/5) uyulmaksızın alınan Yönetim Kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunu; dava konusu Yönetim Kurulu kararlarının, kurucu unsurları (toplantı yeter sayısı) sağlanmakla birlikte, geçerlilik şartlarının (karar yeter sayısı) eksik olması nedeniyle batıl olduğunu; TTK’nın 391. maddesinde, hangi hususlara ilişkin kararların batıl olduğunun tahdidi olarak değil, örnekseme yolu ile sayıldığını ve kurucu unsurları (toplantı yeter sayısı) bulunmakla birlikte içeriği itibariyle ağır hukuka aykırılıklar içeren, geçerlilik şartları (karar yeter sayısı) eksik olan yönetim kurulu kararlarının, genel hükümler uyarınca batıl olduğunu; 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/8 sayılı yönetim kurulu kararının toplantı sırasında müvekkillerinin önüne getirilmediğini ve bu nedenle karara muhalefet şerhi konulamadığını; alınan kararla imza yetkileri değiştirilerek şirkette %40 pay sahibi davacıların, yönetime katılma haklarının neredeyse tamamen ellerinden alındığını; söz konusu yönetim kurulu kararının, anonim şirket temel esasları arasında yer alan haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi ve eşit işlem ilkesi gibi temel ilkelerine aykırı olduğunu; 2021/8 nolu yönetim kurulu kararının 1. maddesi ile ......., ..... ve ...’ın “en geniş manada” temsil ve ilzam yetkilisi olarak belirlendikten sonra, aynı yönetim kurulu kararının 2. maddesinde yürürlüğe konulmak istenen İç Yönerge doğrultusunda bu kişiler A1- A2 - A3 grubu olarak tekrar sayılarak yetkilerinin sınırlandırıldığı, kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu; söz konusu yönetim kurulu kararının anonim şirket temel esasları arasında yer alan "haklardan sermayeye katılma oranına göre yararlanma ilkesi" ve "eşit işlem ilkesi" gibi temel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek; 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantılarında alınan 2021/..., 2021/.... ve 2021/.... karar nolu yönetim kurulu kararlarının, dava sonuçlanıncaya kadar icrasının durdurulması hususunda ihtiyati tedbir karari verilmesine; yargılama sonunda TTK'nın 391. maddesi gereğince batıl ve yok hükmünde olmaları nedeniyle geçersiz olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; gurup şirketlerin ortaklık yapısının ana omurgasını ...soy ismine sahip kurucu üç kardeş (.........) oluşturduğunu, bu kurucu üç kardeş arasında %40 + %40 + %20 hisse oranlarının dağılımının ana omurgayı oluşturduğunu; üç kardeşten ...’ın vefatından sonra onun yerine mirasçıları ...’nın %40 hisse ile ortak olduklarını; ................ mirasçılarının aktif olarak şirketlerin yönetim ve idaresinde yer alıyor olmalarına rağmen, son dönemlerde şirketleri çalıştırmamak üzerine hareket ve baskılarla şirketleri bölünmeye zorlama amacı güttüklerini; Anonim şirket yönetim kurulu iç yönergesinin TTK'nın 367 ve 371/7 maddelerinde düzenlendiğini yönetim kurulu iç yönergelerini düzenleyen her iki maddede de yönetim kuruluna bu konuda yetki verilirken toplantı ve karar nisabı konusunda herhangi bir düzenleme öngörülmediğini; dolayısıyla iç yönerge çıkarma, değiştirme ve ortadan kaldırma konusunda yönetim kurulunun toplantı ve karar nisapları konusunda genel hüküm olan TTK'nın 390. maddesinin uygulanacağını; TTK'nın 390/1.maddesine göre, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alacağının düzenlendiğini, konu ile ilgili şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi de genel kurul toplantıları ve bu toplantıdaki karar nisapları konusunda, TTK hükümlerine yollama yapıldığını; Şirket esas sözleşmesinin 8. maddesinde toplantı ve karar nisapları konusunda TTK genel hükümlerine atıf yapılırken, esas sözleşmenin aynı maddesinin ikinci fıkrasında “İşbu sözleşmenin ......, ....., .... ve ... maddelerinin değiştirilmesi için A, B ve C grubu hisselerin sözleşmede yazılı toplamının en az % 85'inin (yüzde seksen beş) onayı şarttır” denilerek zikredilen maddelerin değiştirilmesi için TTK'nın 390. maddesinden daha ağır bir nisap öngörüldüğünü, şirket ortaklarının iç yönerge konusunda da ağırlaştırılmış bir nisap oluşturma iradeleri olsaydı, tıpkı zikredilen maddelerin değişiklerinde olduğu gibi bu konuda da ağırlaştırılmış bir nisap düzenleyeceklerinin söylenebileceğini; dolayısıyla şirketin iç yönerge kabul ve değişiklerinde ağırlaştırılmış bir nisap öngörmediğini; 30/11/2021 Tarih ve 2021/... numaralı yönetim kurulu kararının şirketin sınırsız temsil ve ilzamının nasıl yapılacağına ilişkin olduğunu TTK'nın 370.maddesine göre, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olacağını; dava konusu yönetim kurulu kararı ile iki yönetim kurulu üyesinin imzasının yeterli görüldüğünü ve kanuna uygun olduğunu; ..../11/20...... Tarih ve 2021/......numaralı yönetim kurulu kararı ile ilgili olarak; iç yönerge düzenlemek, mevcut iç yönergeyi değiştirmek veya yürürlükten kaldırıp yenisini kabul etmek yönetim kurulunun münhasır yetkisinde olan bir husus olduğunu ve bu konuda ne esas sözleşmede ne de TTK'da genel esaslardan farklı bir toplantı veya karar nisabı öngörüldüğünü; kararın bu nedenle hukuka uygun olduğunu; 30/11/20.... tarih ve 2021/........ numaralı yönetim kurulu kararı ile ilgili olarak; yönetim kurulu tarafından kabul edilen iç yönerge toplantıdan bir gün önce taslak olarak davacılara e mail ekinde gönderildiğini ve toplantıya davet edildiğini; esasen eski iç yönerge ile dava konusu edilen yeni iç yönerge arasında çok önemli bir fark olmadığını, her iki iç yönerge arasındaki temel farkın, eski iç yönergede bir kısım işler için öngörülen %80 yönetim kurulu çoğunluğunun yeni yönergede yer almaması olduğunu, 2021/.... numaralı kararında şirketin en geniş şekilde temsil ilzamı için ......... veya...... ve .......’ın müşterek imzaları şartı arandığını, daha sonra şirket iç yönergesinde bu kişilerin A1, A2 ve A3 olarak belirlenmelerinin sebebinin, bazı konularda bunlara tek başlarına da temsil ve ilzam yetkisinin verilmesine matuf olduğunu; nitekim A1, A2 ve A3 imza yetkileri olan ......., .. ... ve ....’a III, IV ve V başlığı altındaki işlemleri münferit imza ile yapma yetkisi verildiğini ve bu nedenle burada herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacılar iç yönerge ile nitelikli çoğunluk öngörüldüğünden yönetim kurulu kararı ile iç yönergenin değiştirilemeyeceğini iddia etmişler ise de, bu husus ancak esas sözleşmede yönetim kurulu iç yönergesinin değiştirilmesi için gerekli olacak özel nisapların düzenlenmesi ile mümkün olabilir. Böyle bir düzenleme yapılmışsa, söz konusu nisaplara uyulması gerekir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda geçerli ve yürürlükteki iç yönergede belirlenmiş nitelikli nisap şartı karşısında, özellikle dava konusu 2021/6 ve 2021/7 Sayılı Yönetim kurulu kararları için karar yeter sayısının sağlanamadığı ve kararların bu nedenle geçerlilik şartından yoksun olduğunun düşünüldüğü belirtilmişse de hukuki nitelendirmenin mahkememize ait olması nedeniyle bilirkişi raporu hükme esas alınmamıştır.Somut olay yönünden, esas sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmamakta olup, TBK'nun 27. maddesi kapsamında sözleşme özgürlüğünün genel sınırını ihlal niteliğinde bir durumun bulunmadığı, alınan yönetim kurulu kararlarının esas sözleşme ve kanunda öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığı, yasa ya da ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı gibi yönetim kurulu kararının butlanını gerektirir bir sebebin de bulunmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini, kararın yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair karara yönelik istinaf başvurusunun kesin olarak reddedildiğini, bilirkişi raporunda gerekçelendirmeler yapıldığını ve dava konusu yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391. maddesi gereğince batıl olduğu kanaati oluşturulduğunu, mahkemece haklı davanın reddine karar verdiğini, gerekçenin mevzuata aykırı olduğunu, icranın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, yönetim ve temsile ilişkin düzenlemelerin TTK'nın 365. maddesinde yer aldığını, anonim şirketin yönetim kurulu tarafından yönetileceğinin ve temsil olunacağının düzenlendiğini, TTK'nın 367. maddesinde yer alan yönetimin devrinin esas sözleşmede yönetim devrine ilişkin iç yönerge hazırlanabileceği yönünde bir hüküm bulunması hâlinde iç yönergede belirlendiği şekliyle, yönetimin kısmen ya da tamamen bir veya bir kaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devredilmesi anlamını taşıdığını, yönetim iç yönergesi ile şirket yönetimi düzenlenerek yönetim kurulu üyelerinin yetki alanlarının tespit edilebileceğini, görev tanımlarının yapılabileceğini, karar alma süreçlerinin belirlenebileceğini, yönetim kurulu üyelerini bağlayıcı bir ahit niteliğinde olduğunun kuşkusuz olduğunu, yönetim kurulunun 2017 yılında hazırlayarak kabul ettiği yetki devri niteliğindeki iç yönergesinin tescil ve ilanından sonra devredilen yetkinin kullanılabilme şartlarını düzenleyen maddeler uyarınca artık alınacak kararlarda TTK'nın 390. maddesinde düzenlenen salt çoğunluk kuralına göre değil, yönetimin devri sözleşmesinde tabi olan kurala uyulması zorunluluğunun bulunduğunu, TTK'nın 390. maddesinin tamamlayıcı yedek hukuk kuralı niteliğinde düzenlendiğini, şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulunun karar alabilmesi için nisap belirlenmemişse de TTK'nın 367. maddesi uyarınca hazırlanacak yönetim iç yönergesinin ana sözleşmenin uzantısı ve tamamlayıcı parçası olduğunu, iç yönergede yönetim kurulunun yönetim yetkisinin devri ile ilgili kararlara yönelik bir karar alma usulünün belirlendiğini, yönetim kurulu üyelerinin ise ancak bu usule uygun olarak karar alabileceklerinin asıl olduğunu, somut olayda yönetim yetkisini ana sözleşmeden alan yetkiyle kısmen ya da tamamen devredildiğini, ancak bazı konularda tahdidi olarak TTK'nın 370. maddesi uyarınca, temsil ve ilzam yetkisi de dahil olmak üzere, dört yeni yönetim kurulu üyesinin uygun irade beyanının arandığını, bundan sonra yönetimin devrine dair koşulları düzenleyen yönetim iç yönergesinin 3/1. maddesinde sayılan kısmen devredilen yönetim yetkileri bakımından her ne ad adı altında olursa olsun alınacak kararlarda dört imza kuralının emredici nitelikte olduğunun TTK'nın 367/2. maddesinin gereği olduğunu, aksinin kabulünün TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına ve TBK'nın 27. maddesindeki sözleşme serbestisi kuralına ve süregelen işleyiş biçimi de dikkate alındığında yönetim kurulunun yönetim iç yönergesi ile özel şartlar belirlemesindeki amaca ve objektif iyi niyet kurallarına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, yönetim iç yönergesinin 3/1. maddesi ile özel olarak düzenlenen usule madde içeriğindeki konular bakımından uyulması zorunluluğu yönünde olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi aralarında bağıtlamış ahit niteliğindeki anlaşma olan 23.02.20...... tarihli yönetim iç yönergesi yönetim kurulunda alınan davaya konu kararlar ile açıkça ibra edilmiş durumda olduğunu, bir an için yönetim iç yönergesi ile yönetim devri konularında alınacak kararlara ilişkin yöntem ve şartlar getirilemeyeceği kabul edilse dahi yıllardır uygulanagelen şirket iç yönergesini kendiliğinden ortadan kaldırmayacağını, batıl hâle getirmeyeceğini, somut olayda yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti için TTK'nın 391. maddesi uyarınca tespit davası açıldığını, bu durumda konuya ilişkin açık hükümler karşısında kendiliğinden geçersizlik kuralının uygulanamayacağını, yönetim kurulu kararlarının mahkemece hakkında butlan kararı verilmedikçe geçerli olduğunu, iç yönergenin iptali yönünde dava açılabilecekken böyle bir dava bulunmamasına rağmen karşı tarafça öne sürülen geçersizlik savının mahkemece resen dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm mahkeme kararların gerekçeli olması gerektiğini, mahkemece iddialarını teyit eden rapordaki değerlendirme ve kanaate hangi nedenlerle iştirak edilmediğinin açıklanması gerektiğini iddia ederek, öncelikle dava konusu yönetim kurulu kararlarının dava sonuçlanıncaya kadar icrasının durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişitr. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 391. maddesi gereğince, anonim şirket yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında davacıların davalı şirketin pay sahipleri oldukları, davacılardan .... ile ......'ın aynı zamanda davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık dava konusu 30.11.2021 tarihli 2021/......, 2021/...... ve 2021/..... nolu yönetim kurulu kararlarının batıl yahut yok hükmünde olup olmadığı, iç yönergeye aykırılık teşkil edip etmediği, mahkeme kararının bilirkişi raporuna aykırı olarak veriliş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığına ve netice olarak ilk derece kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından; dava konusu 30.11.2021 tarihli 2021/.... nolu yönetim kurulu kararı ile daha önceden şirketin sınırsız temsil ve ilzama ilişkin olarak alınan 03.10.2019 tarih, 2019/...... numaralı yönetim kurulu kararının iptal edilmesine, bundan sonra şirketin sınırsız temsil ve ilzam yetkisi ile yönetim kurulu başkanı ........'ın, yönetim kurulu başkan vekili .....'ın ve yönetim kurulu üyesi ..... ile birlikte şirket kaşesi üzerine veya unvanı altına atacakları müşterek imzaları ile her hususta ve en geniş manada temsil ve ilzam etmeye oy çokluğuyla karar alındığı, davacılardan .....ve .....'ın alınan karara muhalefet şerhi koyduğu, söz konusu şerhte yürürlükte bulunan şirket iç yönergesindeki karar nisabında üye tam sayısının 4/5'i aykırı olarak alınan karara katılmadıklarını, yönetim kurulunun 3/5'i ile alınan kararın şekle ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yok hükmünde olduğunu belirttiği, aynı tarihli dava konusu 2021/07 numaralı yönetim kurulu kararı ile şirket yönetim, temsil ve ilzama ilişkin sınırlı yetkililerinin belirlenmesi amacıyla TTK'nın 367. maddesine uygun olarak yönetim kurulu tarafından hazırlanan ve ilan edilen 23.01.2017 tarihli şirket iç yönergesinin ve daha önce imza yetkileri hakkında verilmiş olan bütün kararlar ile bunlara uygun olarak hazırlanmış olan tüm imza sirkülerinin iptal edilmesine ve yürürlükten kaldırılmasına şirket yönetim, temsil ve ilzama ilişkin sınırlı yetkililerinin belirlenmesi amacıyla TTK'nın 367 ve 371. maddeye uygun olarak düzenlenen iç yönergenin.... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tesciline ve Sicil Gazetesi'nde yayınlanmasına oy çokluğu ile karar verildiği; bu karara yönetim kurulu üyesi davalıların muhalif kaldıkları, dava konusu ...... numaralı yönetim kurulu kararının ise ........11.2021 tarihli yönetim kurulu kararıyla onaylanan ....11.2021 tarih ve ....... sayılı iç yönerge doğrultusunda aşağıda belirtilen A grubu, B grubu ve C grubu imza atarak A grubu imza yetkilileri olarak A1, A2, A3 grubu imza yetkilisi olarak sırayla ....... ve ......'ın belirlendiği, B grubu imza yetkilileri olarak ...................'ün belirlendiği, B2 grubu imza yetkilileri olarak ..............'ın, B3 grubu imza yetkilisi olarak ....... ve ......'ın belirlendiği, C grubu imza yetkilileri olarak ...... ve ......'ın belirlendiği, kararın tescil ve ilanına dair karar alındığı, davacılar tarafından söz konusu yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu, geçersiz olduğuna dair 22.12.2021 tarihinde iş bu davanın açıldığı, dava dilekçesi ile birlikte yönetim kurulu kararlarının icrasının durdurulması hususunda ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, mahkemenin .......12.2021 tarihli ara kararıyla, dava konusu yönetim kurulu kararlarının icrasının dava sonuna kadar durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, ihtiyati tedbir kararına itirazın mahkemece 18.01.2022 tarihli ara kararı ile reddedildiği, davalı şirketin istinaf talebinin ise Dairemizin 2022/387 Esas - 2022/274 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Davalı şirketin, 23.02.20217 tarihli, TTK'nın 367 ve 371.maddelerine göre düzenlenmiş ...... nolu iç yönergesi mevcuttur. Dava konusu yönetim kurulu kararıyla söz konusu iç yönergenin iptaline dair karar alınmıştır. İç yönergenin 1. maddesinde, yönerge ile şirketin yönetim ve temsil ile bu yetkilerin devri hususlarının düzenlendiğinin belirtilmiştir. Söz konusu maddede şirketin temsil ve ilzam edilebilmesi için öncelikle en az %80 üyenin oy birliği ile yönetim kurulu kararı alınması gerektiğine yer verildiği görülmüştür. Taraflarını delillerini ibrazı ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Rapor içerisinde belirtildiği üzere; 23.02.2017 tarihli ve 2017/..... sayılı İç Yönergesi ile yönetim yetkisinin devrine ilişkin bazı önemli kararların alınabilmesi bakımından geçerlilik nisabı belirlendiği (En az dört yönetim kurulu üyesinin imzası), çıkarılan yönerge kapsamında, bazı kararların alınabilmesi bakımından nisap şartı getirilmesine dair düzenlemenin, İç Yönergenin kanundan gelen yapılma amacı ve işlevine aykırılık teşkil etmediği ve geçerli olacağının düşünüldüğü, 23.02.2017 Tarih 2017/2 sayılı İç Yönergenin geçersizliğinin butlan nedeniyle tespitine dair bir mahkeme kararının da dosyada bulunmadığı; kaldı ki geçersiz olduğunu ileri sürülmüşse de geçersizliği iddia edilen İç Yönergenin alınmasında imzası bulunan kişilerin mevcut yönetim kurulu üyeleri ile aynı kişiler olduğu, geçerli ve yürürlükteki iç yönergede belirlenmiş nitelikli nisap şartı karşısında, özellikle dava konusu 2021/...... ve 2021/..... Sayılı Yönetim kurulu kararları için karar yeter sayısının sağlanamadığı ve kararların bu nedenle geçerlilik şartından yoksun olduğunun düşünüldüğü, dava konusu 30.11.2021 tarih ve 2021/...., 2021..., 2021.... sayılı Yönetim Kurulu Kararları ile; A Grubu hissedarların Yönetim Kurlu üyeliklerindeki yetkilerinin tenzil edildiği, bu surette yönetim kurulu üyelerinin yetkilerini, karar alma ve yönetime katılma haklarını kısıtladığı ve güçleştirdiği, dava konusu yönetim kurulu kararlarının TTK’nın 391. maddesi gereğince butlan nedeniyle geçersizliklerinin tespiti için kanunda aranan şartların bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden, davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen sonuçtan farklı hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında çok sayıda hukuki ihtilafın bulunduğu, davacılar tarafından dava dışı şirketlere yönelik yönetim kurulu kararının batıl olduğuna dair tespit davaları ile birlikte İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davaların olduğu dosya içerisine ibraz edilen örnek kararlardan anlaşılmıştır. TTK'nın 365. maddede yönetim ve temsil üst başlığı ile anonim şirketin yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, kanundaki istisnai hükümleri saklı olduğu belirtilmiştir. Yönetimin devri, TTK'nın 367. maddesinde düzenlenmiştir. 367. maddenin 1.fıkrasında, yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya bir kaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenleyeceği, bunun için gerekli olan görevleri, tanımları, yerlerini göstereceği, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirleyeceği, yönetim kurulunun istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici biçimde ortaya koyan alacaklıları bu iç yönerge hakkında yazılı olarak bilgilendireceği; 2. fıkrada, yönetimin, üyelerden birine veya bir kaçına devredilmediği takdirde yönetim kurulunun tüm üyelerine ait olacağı belirtilmiştir. Somut olayda, davalı şirket tarafından TTK'nın 367. ve 371. maddeleri gereğince şirketin yönetim ve temsili ve bu yetkilerin devri hususlarında ....02.2017 tarihli ve 2017/.... nolu iç yönerge çıkarmıştır. TTK'nın 371. maddesinde, kapsam ve sınırlar başlığı ile temsile yetkili olanların şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabileceği, bunun için şirket unvanını kullanabilecekleri, kanuna ve esas sözleşmeye aykırı şilemler dolayısıyla şirketin rücu hakkının saklı olacağı belirtilmiştir. Dava konusu edilen yönetim kurulu kararı, daha önceden oy birliği ile kabul edilmiş iç yönergenin iptali ve o yönergedeki temsil yetkisinin değiştirilmesi ile ilgilidir. Değiştirilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla, sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır. Emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk DAiresinin 2023/4306 Esas - 2024/8274 Karar ve 25.11.2024 tarihli ilamında "...Değiştirilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olmakla sözü edilen iç yönergenin değiştirilmesi de aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacaktır. Nisap sağlanmadan alınmış yönetim kurulu kararı yok hükmünde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince şirket esas sözleşmesinde ağırlaştırıcı nisap bulunmadığı, önceki iç yönergede tahdidi olarak sayılan belirli kararların alınması için oy çokluğu dışında ağırlaştırıcı nisap öngörülmüş olması, iç yönergeninde bu ağırlaştırıcı nisap ile değiştirileceği sonucu doğurmayacağı gerekçesiyle esastan ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." ifadelerine yer verilmiştir. Bu emsal Yargıtay ilamı, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1069 Esas - 2022/259 Karar sayılı dosyasında verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2022/1035 Esas, 2023/498 Karar sayılı kararına ilişkindir. Söz konusu dosyada davacılar inceleme konusu dosya davacıları ile aynı olup, davalı şirket ise dava dışı ..... Makina ... AŞ'dir. Davanın konusu, anonim şirketin yönetim kurulu kararının butlanın tespitine ilişkin olup uyuşmazlık yine aynı nitelikteki iç yönergeye ilişkindir. Bu durumda, mahkemece emsal ilamda belirtildiği üzere değiştirilen iç yönerge ile yönetim kurulu kararının %80 çoğunluk nisabı ile alınması öngörülmüş olduğu dikkate alınarak, iç yönergenin değiştirilmesine dair alınan kararın da aynı nisapla alınacak bir karar ile mümkün olacağa dikkate alınmaksızın verilen hüküm isabetsiz görülmüştür. Dava konusu 30.11.2021 tarihli yönetim kurulu kararında, iç yönergenin değiştirilmesine dair oy kullanan yönetim kurulu başkan, başkan vekili ve üyesinin toplam oy oranı %25'tir. İç yönergede en az %80 üyenin oy birliği ile yönetim kurulu kararı alınması gerekli olduğu belirtilmiştir. Yönetim kurulu beş kişiden. Karar 3 olumlu oya karşılık 2 hayır oyu ve oy çokluğu ile 3/5 oyla alınmıştır. Bu durumda %80 (4/5) çoğunluk nisabı sağlanmadan, alınan bu kararların yok hükmünde olduğunun kabulü gerekeceğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.TTK'nın 391.maddesinde yönetim kurulu kararlarının butlanı hâlleri sınırlı olmaksızın düzenlenmiştir. Butlan hâlleri, yönetim kurulu kararının içeriğinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasıyla ilgilidir. Somut olaydaki geçersizlik hâli ise yönetim kurulu kararlarının kurucu şekli unsurlarının mevcut olmaması ile ilgilidir. Kurucu şekli unsurların yokluğu ise yönetim kurulu kararlarının, genel hükümler uyarınca yokluğu sonucunu doğurur. Yokluk hâli, mahkemece de resen dikkate alınabileceğinden, butlan davasında mahkemenin, yokluğun tespitine karar vermesi mümkündür.Açıklanan bu gerekçelerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile dava konusu ,,,,.11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/....... 2021/...ve 2021/..... nolu yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalı şirketin ......11.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/. 2021/..... ve 2021/.... karar nolu yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4-Davacıların yapmış olduğu 59,30 TL peşin harçla birlikte 1.278,10 TL diğer yargılama giderleri olmak üzere toplam 1.337,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 6- Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre kamudan harcanan 1.320,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesinden sonra, artan avansların yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davacılara iadesine, b-Davacılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ve 70,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 290,70 TL kanun yolu giderlerinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 9-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.