6. Ceza Dairesi 2023/13635 E. , 2023/10872 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Tehdit, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduklerı, karar tarihinde yürürlükte buluna…
**6. Ceza Dairesi 2023/13635 E. , 2023/10872 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Tehdit, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduklerı, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Karasu Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2011 tarihli ve 2011/372 No.lu iddianamesi ile sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi maddesi gereğince cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır. 2.Yapılan yargılama sonucu Karasu Sulh Ceza Mahkemesinin, 29.02.2012 tarihli ve 2011/489 Esas, 2012/109 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a-) Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b-) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; Karar verilmiştir. 3. Karasu Sulh Ceza Mahkemesinin, 29.02.2012 tarihli ve 2011/489 Esas, 2012/109 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2013/37758 Esas, 2016/3497 Karar sayılı ilâmıyla; ''Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın aşamalarda, katılanın, nişanlısına mesaj göndererek ayrılmalarına sebep olduğu şeklindeki savunması karşısında, sanığın nişanlısı dinlenip, ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiği araştırılarak, sonucuna göre tehdit suçu yönünden TCK’nın 29, hakaret suçu yönünden ise anılan Kanunun 129. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, 2-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,'' Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 11.12.2017 tarihli ve 2016/419 Esas, 2017/623 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a-) Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 29 uncu maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b-) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; Karar verilmiştir. 5. Karasu Asliye Ceza Mahkemesi, 17.03.2021 tarihli ve 2016/419 Esas, 2017/623 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2018/2242 Esas, 2021/9680 Karar sayılı ilâmıyla; " Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir. Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin (d) bendi ile; "01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" hükmü getirilmiştir. Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25/06/2020, 2020/16, 2020/33; R.G. 19/08/2020, Sayı: 31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün, "kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin aynı bentte yer alan, "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 2/1-(f) maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasanın 251/3. maddesi gereği mahkûmiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi, bu durumunda temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen yeni düzenlemenin, 7188 sayılı Kanunun 31. maddesi gereğince 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 5. maddesiyle "kovuşturma evresine geçilmiş" dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve 5271 sayılı CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,'' Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 6. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemesi, tensiben basit yargılama usulü uygulanmasına karar vererek, 13.10.2021 tarihli ve 2021/389 Esas, 2021/859 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a-) Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 29 uncu maddesi, 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi, 53 üncü maddesi uyarınca 4 ay 11 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b-) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; Karar verilmiştir. 7. Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2021/389 Esas, 2021/859 Karar sayılı kararına o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine; mahkemece davanın genel usul hükümlerine göre görülmesine karar verilerek, 07.06.2022 tarihli ve 2021/709 Esas, 2022/418 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a-) Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 29 uncu maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; b-) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi 1. Temel cezaların belirlenmesinde orantılılık ilkesinin gözetilmediğine, 2. Haksız tahrik indiriminin azami hadden uygulanmasının gerektiğine, 3. Hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine, 4. Uzlaşma hükmünün uygulanması gerektiğine, 5. Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, 6. Vesaire, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Suç tarihinde sanığın kullanmakta olduğu 0545 (...) (...) (...) numaralı hattan , katılanın kullanımındaki 0537 (...) (...) (...) numaralı telefon hattına" "Ben ... sen nasıl birisin dün akşam ne konuştuk bugün zelişe mesaj atıyon seninkini sildiğin belli sen orospusun bunu şimdi tam anladım iki kocalı dul seni seni silmek farz oldu. Lan kaltak sen kimsin de beni şikayet ediyon he milletinden seni sinkaf edip bıraktığını anladım. Çünkü sen iki yüzlüsün. Hiç umrunda da değil istersen kralına git hat başka ölü biri. Ama senle binin işyeri sahibini benim daim in arkada siseni ordan da attiracam sen görürsün. Lan daha kim tutar seni be kaltak. Sinkaf edilmiş orospu git hepsini ver bunlar in yanında muhammetlerin evinde yattıgmızı da ver arabadakiler hariç seni çok kötü rezil edicem sen gör bu numarani herkeze yollucam ve o zaman gör bu hattım zaten kapalı bir ölünün üstüne olan hat hic fark etmez. Gö...yemiyo konuşmaya dimi orospu aç su telefonu kaltak” şeklinde hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediği anlaşılmıştır. 2. Katılanın 09.08.2011 günü Karasu Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması üzerine kullanımındaki telefonun mesaj bölümüne girilerek 0545 (...) (...) (...) numralı hattan katılana gelen tehdit ve hakaret içerikli mesajların tespitinin yapıldığına dair 09.08.2011 tarihli tutanak dosyada yer almaktadır. 3. Sanık savcı huzurundaki savunmasında; katılanın, nişanlısı olan ...'ya mesaj göndererek ayrılmalarına sebep olduğunu, sinirle mesaj tespit tutanağındaki mesajları gönderdiğini söyleyerek suçunu ikrar etmiş, kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında katılanın kendisine hakaret ettiğini ifade etmiştir. 4. Tanık Z.S. kovuşturma aşamasında alınan beyanında; katılanın, nişanlısı olan sanığa hakaretlerde bulunduğunu söylemiştir. 5. Taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına dair 31.01.2017 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır. 6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1. Temel Cezaların Belirlenmesinde Orantılılık İlkesinin Gözetilmediğine Yönelik Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme Hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında mahkemenin 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca ölçülülük ilkesine uygun bir biçimde her iki suçtan temel cezayı alt sınırdan belirlediği anlaşılmakla ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Haksız Tahrik İndiriminin Azami Hadden Uygulanmasının Gerektiğine Yönelik Olayın çıkış sebebi ile gelişiminde katılandan kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturan davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince asgari hadden haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Hakaret Suçundan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Gerektiğine Yönelik 5237 sayılı Kanununun 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre hakaret fiilinin karşılıklı işlenmesi halinde sanığa verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebileceği öngörülerek hakime bu hususta takdir hakkı tanındığı anlaşılmakla sanığın eyleminin niteliği gözetildiğinde cezadan indirim yapılmasına karar veren mahkemenin takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 4. Uzlaşma Hükmünün Uygulanması Gerektiğine Yönelik Olay ve Olgular başlığı altında beşinci paragrafta açıklandığı üzere yerel mahkemece dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği ve uzlaştırmacı tarafından tarafların uzlaşamadıklarına dair rapor düzenlendiğinin anlaşılması karşısında sanık müdafiinin bu husustaki temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. 5. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine Yönelik Sanığın kasıtlı suçtan sabıkasının bulunması karşısında Mahkemece bu durumun değerlendirilerek "...ileride suç işlemeyeceği yönünde olumlu izlenim oluşmadığından" şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile erteleme, hükmün açıklanması geri bırakılması ve seçenek yaptırımlara çevirme tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 6. Vesaire Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karasu 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 07.06.2022 tarihli ve 2021/709 Esas, 2022/418 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 24.05.2023 tarihinde karar verildi.