11. Hukuk Dairesi 2010/15091 E. , 2012/5628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.06.2010 tarih ve 2007/67 - 2010/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki
**11. Hukuk Dairesi 2010/15091 E. , 2012/5628 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.06.2010 tarih ve 2007/67 - 2010/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı adına tescilli şişe tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, söz konusu tasarımın tescil başvurusundan önce müvekkili tarafından 1998 yılında çiziminin yapıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalıya ait tasarımın yenilik özelliğinin bulunmadığını ileri sürdüğünü ancak bu hususa ilişkin sunduğu delillerin davacı tarafından her zaman hazırlanabilecek nitelikte belgeler olması karşısında davacının davasının kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı adına tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı adına tescilli endüstriyel tasarım tescil belgesinin yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini haiz olmadığını ileri sürerek söz konusu belgenin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı tarafından sunulan delillerin davacı tarafça her zaman hazırlanabileceği, bu nedenle davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulunu haiz olması gerektiği kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de, tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. 554 Sayılı KHK’nin 7. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise, yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı KHK’nin 11. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 554 Sayılı KHK ile mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bu yönün mahkemece re’sen dikkate alınarak, tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK’nin 5 ila 10. maddeleri hükümleri göz önüne alınmak suretiyle ve somut uyuşmazlık koşulları itibariyle de gerektiğinde bilirkişi görüşü alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir. O halde, davacı aynı zamanda bilirkişi deliline de dayandığından ilke olarak mutlak yenilik kriterinden hareketle, dava konusu tasarımın yenilik unsuruna sahip olup olmadığı, bir başka deyişle, o tasarımın dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olup olmadığı hususu bilirkişi görüşüne başvurulmak yoluyla çözümlenmelidir. Kamu düzenine ilişkin olan bu ilkeye dayalı olarak konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda bir tasarımın 554 Sayılı KHK’nin 6. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulduğuna dair elde edilen bilgi ve bulguların HMK.31 (HUMK.75) maddesi çerçevesinde re’sen dikkate alınması ve bilirkişi raporundaki yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına yönelik değerlendirmenin de anılan KHK’nin 5 ila 11. maddelerine uygun olup olmadığına ilişkin hukuki denetiminin mahkemece yapılması gerekmektedir. Bu bakımdan, mahkemenin davacının iddiasını kanıtlayamadığına ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında mahkemece, araştırma ve inceleme yapılarak bir sonuca varılması gerekirken somut uyuşmazlığa uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle davanın reddi isabetli görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.