11. Hukuk Dairesi 2021/6522 E. , 2023/986 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz
**11. Hukuk Dairesi 2021/6522 E. , 2023/986 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen anlaşmaya göre davacının ortak oldukları Solonn Enerji Üretim A.Ş.'deki hisselerini davalıya devrettiğini, işbu devir işlemi karşısında devralan davalının 25.04.2018 tarihli ortaklığın giderilmesi sözleşmesi uyarınca toplam 500.000,00 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığını; ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, ödemeden sürekli kaçtığını ve üzerinde bulunan malvarlıklarını kötü niyetli olarak üçüncü kişilere muvazaalı olarak devrettiğini, söz konusu sözleşme uyarınca başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız olduğunu, davacı taraf 25.04.2018 tarihli hisse devir sözleşmesinden bahsetmişse de Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20.11.2018 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında anonim şirket hisse devrine ilişkin yeni bir sözleşme imzalandığını, bahsi geçen sözleşmenin tarafların mutabakatı ile ortadan kaldırıldığını ve borcun sona erdiğini, sözleşmede belirtildiği şekilde davacının 120.000,00 TL devir bedelini haricen nakden ve peşinen tahsil ettiğini, davalının hisse devir sözleşmesi nedeniyle davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketteki çıplak pay niteliğindeki hisselerin devrinin nasıl yapılacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığından genel hükümlere göre devrin yapılabileceği, alacağın temliki hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 184 üncü maddesine göre alacağın temlikinin yazılı olması gerektiği, limited şirketlerdeki pay devrinin aksine resmi yazılı bir devir sözleşmesine gerek bulunmadığı, anonim şirketlerde hisse devrinin ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine de gerek olmadığı, önceki ve sonraki sözleşmeler bir arada değerlendirilerek hukuki nitelendirme yapmak gerektiği, sonra yapılan sözleşmenin hükümleri ile önceki sözleşmenin hükümleri çelişiyorsa, sonradan yapılan sözleşme önceki sözleşmeyi ortadan kaldırıyor veya borcu sona erdiriyorsa bu durumda sonradan yapılan sözleşmedeki iradeye üstünlük tanınması gerektiği, kural olarak sonraki iradenin önceki iradeyi etkileyeceği veya ortadan kaldıracağı, taraflar bir anonim şirkette paydaş olup akdettikleri sözleşmelerin şartlarını okudukları, sözleşmelerin sonuçlarını bilen ve bu hususlarda bilgi sahibi olması beklenilen kişilerden oldukları, sonradan yapılan sözleşmenin resmi işlemleri tamamlamak için yapılan önemsiz bir sözleşme olarak görülmesinin mümkün olmadığı, sonraki sözleşme ile hissesini devreden davacının hisse devir bedelini nakden ve peşinen aldığını, alacağının kalmadığını, gerek devir alanın gerekse diğer hissedarların zimmetlerini umumi surette ibra ve dava haklarından vazgeçtiğini açıkça beyan ettiği, davacının ibra beyanın muvazaalı olduğuna ilişkin iddiasının da bulunmadığı, kaldı ki dosyada buna dair delil de olmadığı, diğer taraftan sadece bedeli daha düşük gösterilmek amacıyla düzenlenecek bir sözleşmede, ibra beyanına gerek bulunmadığı, mevcut haliyle ikinci sözleşmede ilk sözleşmeden farklı unsurların yer alması, ikinci sözleşmedeki imzaların taraflara ait olması ve geçersiz sayılmasını gerektirici yasal bir nedenin bulunmaması karşısında ikinci sözleşmenin dikkate alınması gerektiği, ikinci sözleşmedeki davacının ibrasının hukuki nitelik olarak bir borçlandırıcı işlem olmayıp tasarruf işlemi olduğu, sonradan yapılan sözleşme aynı zamanda ibra kaydını içerdiğinden ibra sözleşmesi niteliğinde olduğu dikkate alındığında hisse devir bedeline ilişkin borcun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine, yasal koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikinci sözleşmenin muvazaa nedeniyle hükümsüz olduğunu, sadece bir gün arayla birbiriyle zıt iki sözleşme imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Mahkemece şirket hisse bedelinin rayiç değerinin 120.000,00 TL olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadığını, dinlenen tanık beyanlarının dikkate alınmadığını ve beyanlara neden itibar edildiğinin açıklanmadığını, muvazaalı ikinci sözleşmenin yapılmasındaki tek amacın devir sırasında vergi ve harçlar yönünden nominal değer üzerinden bedel ödenmesi olduğunu, tarafların meblağ konusunda pazarlık yapmak için yan yana dahi gelmemiş olmalarının bu sözleşmenin prosedür gereği yapıldığını ortaya koyduğunu, sözleşme kesin delil olmasa da yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan tanık dinlenebileceğini, Mahkemece tanık dinlendiğini; ancak beyanlara itibar edilmeyip bu hususta gerekçe yazılmadığını, ilk sözleşmenin tanıklar huzurunda yapıldığını, ancak ikinci sözleşmenin yapıldığına dair tanık ... dışında kimsenin görgüsü ve bilgisinin bulunmadığını, ikinci sözleşmedeki ibra kaydı için ayrı bir muvazaa iddiası aranmasının hukuki olmadığını, muvazaanın söz konusu olmadığı ve ibrayı ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalının ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin ortadan kaldırıldığını ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul, yasa ve dosya kapsamı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında anonim şirket hisse devrine ilişkin imzalanan sözleşmelerden hangisinin geçerli olduğu noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme Dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinden doğan devir bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Mahkemece tarih kaydı içermeyen; ancak taraflarca ilk sözleşmeden sonra imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmayan 120.000,00 TL devir bedeli içeren sözleşmeye itibar olunarak davanın reddine karar verilmiş ise de yine taraflar arasında imzalanan 25.04.2018 tarihli hisse devir sözleşmesinde hisse bedeli 500.000 USD olarak belirlenmiş, tanık beyanları da bu sözleşmenin içeriğini ve devir bedelini doğrulamıştır. Taraflar arasında imzalanan iki sözleşme arasında afaki fark bulunmakla, ilk sözleşmenin muvazaalı olduğu ileri sürülmediğine göre bu bedel üzerinden devrin gerçekleştiğinin kabulü gerekirken Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.