T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/745 - Karar No:2025/1201 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/745 KARAR NO : 2025/1201 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2017/80 E-2023/475 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Davacı vekili taraf…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/745 - Karar No:2025/1201 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/745 KARAR NO : 2025/1201 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 NUMARASI : 2017/80 E-2023/475 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında, "... AVM Dış Cephe Giydirme ve Alüminyum İmalatları"nın davacı şirket tarafından yapımı konusunda 05.05.2014 tarihinde sözleşme yapıldığını, müvekkili tarafından sözleşme gereği üstlenilen işin sözleşme ve şartnamelere uygun olarak yapıldığını, işin kesin hakkediş hesabının çıkarılarak 219.123,20 Euro alacak tespiti yapıldığını, davalı şirket proje müdürü ... imzasıyla, davalı şirket yetkilisi ... tarafından 12.10.2015 tarihinde müvekkiline gönderildiğini, müvekkili firmanın "iş bedeli" olarak 109.432,84 Euro ve 31.666,45 Euro KDV alacağı ile beraber, sözleşme gereği %10 oranında davalı nezdinde tutulan 56.654,34 Euro "nakit teminat bedelinin" de kesin hesapla birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından davalı firmaya gönderilen ihtarname ile alacağının ve nakdi teminatın ödenmesinin talep edildiğini, davalı şirketin, müvekkili şirketin yapmış olduğu işlerde eksik ve ayıplar olduğunu ileri sürerek 150.000,00 Euro kesinti yapıldığını bildirdiğini, bildirilen listede belirtilen kesintilerin nelerden ibaret olduğunun anlaşılamadığını, bir kısım kesinti sebeplerinin davalının yazılı talimatı ile uygulanan imalatlar olduğunu belirterek, müvekkilinin alacaklı olduğu 109.432,84 Euro ve 31.666,45 Euro KDV ile nakdi teminat bedeli olan 56.654,34 Euro olmak üzere toplam 207.591,18 Euro alacağın temerrüt tarihi olan 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında ... AVM dış cephe giydirme ve alüminyum imalatlarının davacı şirket tarafından yapımı konusunda 05.05.2014 tarihinde sözleşme yapıldığını, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacı tarafın alacak talebinin ve temerrüt tarihi olarak belirtilen 12.10.2015 tarihinin dayanaksız olduğunu, davacı tarafın yükümlülüğündeki imalatlardaki eksik ve kusurlar nedeniyle davacı şirketin dava konusu iş nedeniyle alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketin noter ihtarnameleri ile eksik ve kusurlu işlerin davacı şirkete ihbar edilmiş olduğunu, davacı şirketin yapılan ihtarlara rağmen giderilmeyen eksik ve kusurlu imalata ilişkin olarak Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/153 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, davacı tarafından alacağa esas olarak dava konusu edilen 18.08.2015 tarihli ve proje müdürü ... tarafından imzalı belgenin alacağa esas alınamayacağını, bu belgede imalat tutarı hususunda bir ihtilaf bulunmadığını, ihtilaf konusunun davacının yükümlülüğü yerine getirip getirmediği, imalatı eksik ve kusurlu olup olmadığı, geçici kabul tarihi nefaset kesintisi ve teminatın iade koşullarının oluşup oluşmadığı olduğunu, 27.10.2016 tarihinde asıl işveren tarafından geçici kabul incelemelerinin tamamlanmış ve geçici kabul sertifikası düzenlenmiş olduğunu, asıl işveren tarafından davacı şirketin yapmış olduğu imalatlardaki eksik ve kusurlu işler maliyetinin 150.000 Euro olarak belirlenmiş olduğunu, müvekkili tarafından 14.11.2016 tarihli ödemeye esas kapak ile nihai hesapların çıkarıldığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 18.07.2015 tarihli ödemeye esas kapak arasında işin maliyeti hususunda bir fark bulunmadığını, Müvekkili şirket tarafından ... AVM nefaset kesintisi konulu e-fatura düzenlenip karşı tarafa iletilmiş olduğunu, nakdi teminatın iade koşullarının oluşmadığını, dava dilekçesinde yazılı alacak kalemlerinin yanlış toplanmış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; davanın eser sözleşmesine dayalı olarak, yüklenici tarafından açılmış, bakiye hak ediş bedeli ve nakdi teminat bedelinin tahsili talepli alacak davası olduğu, davacı/yüklenicinin davalı/iş sahibi ile yaptığı sözleşme kapsamında yüklendiği işleri yerine getirdiğini, davalının bakiye iş bedelini ödemediğini, hak edişlerden kesilen nakdi teminatı ödemediğini iddia ettiği davalının ise akdi ilişkiyi kabul ederek, asıl iş sahibinin yaptığı nefaset kesintisinin, davalı yüklenicinin yaptığı işlere ilişkin kısmının ödenmediğini, nakdi teminatın iadesi koşullarının oluşmadığını, davacının alacağının olmadığı savunması ile davanın reddini istediği, buna göre taraflar arasında, davacı tarafından sunulan ve proje müdürünün imzasını taşıyan kesin hak edişin davalı yönünden bağlayıcı olup olmadığı, davacı şirket hakkedişinden kesilen nefaset payı tutarının yerinde olup olmadığı ve sözleşme uyarınca davacı hakkedişlerinden kesilen nakit teminatın iadesi şartlarının oluşup olmadığı konusunda ihtilaf olduğu, hüküm vermeye elverişli bulunan 05/09/2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, somut olayda tüm deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; taraf arasında 05.05.2014 tarihli "... AVM Dış Cephe Giydirme ve Alüminyum İmalatlarının Yapımı" konusunda eser sözleşmesi bulunduğu, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, TBK.'daki eser sözleşmesine ilişkin 470 ve devamı maddelerindeki yasal düzenleme ve Yargıtay içtihatları uyarınca yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eseri sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini ispatlaması gerektiği, yapılan iş bedelinin ödendiğinin ispatının ise iş sahibine düştüğü, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin birim fiyat esaslı olduğu, davacının yapılan işin tamamlayarak davalı şirkete hangi tarihte teslim ettiği, dosya kapsamındaki kayıtlardan tespit edilememekle beraber, asıl iş sahibi dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasında düzenlenen ve “Geçici Kabule Esas Nefaset Tespit Tutanağı” çalışmalarının 10/06/2015 tarihinde başladığı nazara alındığında, davacı tarafından işin en geç 10/06/2015 tarihinde davalı tarafa teslim edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, anılan tutanakta, davacı imalatlarıyla ilgili olarak “uygun olmayan cam kullanıldığı için camlar arasında kabarcıklanmalar olduğu, camların değiştirilmesi gerektiği, bazı çatı ve skylight imalatlarında su sızıntıları olduğu, harpuşta birleşimlerinin uygun olmadığı, ışıklık kompozit-cam panel imalatlarında paneller arasında kot farklılıkları olduğu,...” vb. ayıplı ve eksik imalatlara ilişkin tespitler yapıldığı, Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/153 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespite göre de, davacı tarafından gerçekleştirilen imalatların ayıplı olduğunun tespit edildiği, bu ayıpların neredeyse tamamının çıplak gözle görülebilen nitelikte, “açık ayıp” niteliğinde olduğu, davalının 17/06/2015 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, her ne kadar davalı yanca “nefaset kesintisi” adı altında kesinti yapılmış ise de gerek tespit dosyasında ve gerekse mahallinde keşif yapılmak suretiyle düzenlenen 01/02/2021 tarihli raporda yapılan tespitlerde, kimi imalatların giderilebilecek ayıplar ve hatta onarılması gereken imalatlardan olduğunun anlaşıldığı, yapılan tespit ve bilirkişi incelemesinde eserdeki ayıpların davacı tarafından giderilmediğinin tespit edildiği, davacı taraf, bahse konu imalatların davalının talimat ve denetimi çerçevesinde yapıldığını, ortaya çıkabilecek aksaklıklar yönünden davalıyı uyardığını iddia etmişse de, TBK'nun 472/3. maddesi uyarınca bu yükümlülüğü yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bilirkişi heyetince hesaplanan 119.531,38 Euro ayıplı imalat bedeli mahkemece yerinde görüldüğü, sözleşmenin 6.2. maddesinde; “Her istihkak alımında vergi ve sigorta borcu yoktur yazısı sunulduktan sonra ödeme yapılacaktır. İşin geçici kabulünün yapılmasıyla % 2,5, kesin kabulünün yapılmasıyla %2,5 teminat tutarı iade edilecektir.” hükmüne yer verildiği, işin geçici kabulünün yapıldığı, ancak dava tarihi itibariyle işin kesin kabulünün yapılmadığı anlaşılmakla, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre; taraflar arasındaki kesin hesaba göre, davacının imalat bedeli olan (KDV dahil) 1.337.042,49 Euro'dan, (Ödemeler Toplamı 1.105.665,62 Euro, Şantiye Giderleri Payı 23.937,42 Euro, Teminat Kesintisi (Kesin Kabule Kalan %2,5) 28.327,17 Euro, Stopaj Kesintisi 33.992,61 Euro, SGK Kesintisi 4.449,07 Euro ve Ayıplı imalat bedeli 119.531,38 Euro) düşüldüğünde, davacının bakiye alacağının 21.139,22 Euro olduğu gerekçesi ile davanın 21.139,22 Euro üzerinden kısmen kabulüne, davalının daha önce temerrüte düşürüldüğü ispatlanamadığından, dava tarihi olan 31/01/2017’den itibaren hesaplanacak, 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsi para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilmiş olan 05.05.2014 tarihli taşeronluk sözleşmesi gereğince, davalı ... İnş Tic Müş Ltd Şti’nin yapımını üstlendiği ... AVM dış cephe giydirme ve alüminyum imalatlarının yapımı işinin davacı tarafından üstlenildiği, davacı tarafından üstlenilmiş olan iş sözleşme ve şartnamelere uygun bir şekilde tamamlandığı, sözleşme gereğince 01.07.2015 tarihinde davalıya geçici kabul davetinde bulunulduğu, tespit edilen eksikliklerin tümü giderilerek işin teslim edildiği, bu teslim neticesinde davalı iş sahibi tarafından "kesin hak ediş hesabı"nın çıkarıldığı, müvekkil alacağı 219.123,20 Euro olarak tespit edilerek, kesin hakediş dökümü davalı firma proje müdürü ... imzası ile davalı firma yetkilisi ... tarafından 12.10.2015 tarihinde müvekkile gönderildiği, müvekkilce kabul edilerek onaylandığı, ancak iş sahibince ödeme yapılmadığı, davalı firmaca yapılan Kesin Hakediş hesabının, davalının ödemekle yükümlü olduğu iş bedelinin açık ikrarı olduğu, zira bu hesabın, davalı iş sahibi firma yetkililerince, işin sözleşme ve şartnamelere uygun yapılıp yapılmadığı, eksik bulunup bulunmadığı hususlarında mahallinde yaptıkları kontroller sonucu çıkartıldığı, müvekkil firma tarafından davalı tarafa gönderilen ihtarname ile iş bedeli olarak mevcut alacağı 109.432,84 Euro + 31.666,45 Euro KDV olmakla birlikte, ayrıca iş bedelinin %10’u olarak sözleşme ile belirlenmiş nakit teminat olarak davalı nezdinde tutulan 56.654,34-Euro teminat bedelinin de kesin hesapla birlikte müvekkile ödenmesi gerektiğinden bu alacağın da tahsili talep edildiği, işlerde eksik ve ayıplar olduğu ileri sürülerek 150.000,00 Euro kesinti yapıldığının bildirildiği, listede belirtilen kesintilerin neden ibaret olduğunun dahi anlaşılamadığı, ifade edilen bir kısım kesinti sebeplerinin müvekkil firmaca yapılmasında sakınca görüldüğünün davalıya bildirilmesine rağmen, davalı yanın yazılı talimatı ile uygulanan imalatlar olduğu, davalının hatalı proje ile müvekkil firmadan uygulamasını istediği cam imalat ve montajı yatay zeminli cam tavanlarda kullanmaya uygun olmayan cam ölçüleri olduğu, camların aşağı doğru sehim yapması söz konusu olacağı gibi üzerinde su ve kar birikmesine bağlı aşınma oluşturabileceği, bu hususun müvekkil firmaca, davalıya yazışmalar yolu ile bildirildiği, ancak davalı firmanın yine de projede belirtildiği gibi uygulanması talimatı verdiği, bunun üzerine müvekkil firmaca konuyla ilgili uzman görüşü almak için ...'a yazı yazarak istenilen ölçülerin uygulanması mümkün olup olmadığı hususunda görüş istediği, ...'dan gelen cevapta ise, davalı ... firmasınca istenilen ölçülerdeki camların yatay düzlemli çatılarda uygulanması halinde sehimlenme ve kar suyu birikmesine bağlı sıkıntılar olabileceğinin bildirildiği, bu cevabın davalıya bildirildiği, uyarıya rağmen davalı iş sahibinin, herhangi bir değişiklik yapılmaksızın verilen ölçülerde cam uygulanmasını talep ettiği, davacının da, iş sahibinin talimatı doğrultusunda uygulamayı yaptığı ancak iş tesliminden sonra camlarda daha evvel uyarısı yapılan sehimlenme oluştuğu için davalı iş sahibince nefaset kesintisi yapıldığı, öte yandan davalının nefaset kesintisine konu olarak saydığı ayıplı iş kalemlerinden camların davacı firma tarafından cam tedarikçisi aracılığı ile yenileri ile değiştirildiğine dair yazılı belgelerin de dosya kapsamında mevcut olduğu, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki olduğu, mahkemece çelişkileri gidermek için alınan raporda ise işin geçici kabulü yapılmadan evvel Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/153 D.İş sayılı tespit dosyası kapsamında alınan rapora dayalı olarak değerlendirme yapılmış olduğu, bu raporda tespit edilen eksik ve ayıpların halen var olduğu kanaatiyle nefaset hesaplaması yapıldığı sanki aradaki diğer keşifler ve bilirkişi incelemeleri yapılmamış gibi, daha dava açılmamış, geçici kabul dahi yapılmamışken alınan tespit dosyası bilirkişi raporu üzerinden hesaplama yapıldığı, tespit dosyasında belirlenen eksik ve ayıpların müvekkilce giderilmiş olmasına rağmen davalı ... A.Ş tarafından tespit raporu bahane edilerek ve gerçeğe uygun olmamasına rağmen halen o eksik ve ayıplar varmış gibi nefaset hesabı yapıldığı, tespit raporuna dayanak olan mahallinde keşif işleminin 26.10.2015’te yapıldığı, davalı ... A.Ş ve dava dışı iş sahibi ... tarafından yapılan geçici kabulün ise 27.10.2016 tarihinde yapıldığı, aradan bir yıl geçtikten sonra değişik iş dosyası ile yapılan keşifte tespit edilen eksik ve ayıpların halen var olduğunu ve buna rağmen AVM'nin faaliyete geçmiş olduğunu düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 4.494,38 m2 işin tamamında hatalı imalat olabileceğinin bilirkişilerce nasıl akla mantığa uydurulmaya çalışıldığının anlaşılamadığı, bilirkişi ... tarafından verilen raporda da mahallinde yapılan incelemelerde söz konusu eksik ve ayıpların görülmediğinin ifade edildiği, diğer bilirkişilerce verilen raporlarda ise, mahallinde yaptıkları gözle gördükleri eksik ve ayıplardan bahsedilmediği, yine bu değişik iş dosyası raporu esas alınarak hesap yapıldığı, raporda 11.02.2015 tarihi itibariyle işin teslim durumunda olmadığının ifade edildiği, ancak ... tarafından iş bitiş tarihinin 28.02.2015 olarak yenilendiğinin anlaşıldığının ifade edildiği, görülüyor ki, değişik iş dosyası ile tespiti yapılan eksik ve ayıplı işlerin, iş henüz tamamlanmamışken işin teslimi , son hak edişi yapılmadan evvel yapılan inceleme sonucu yazıldığı, bu tespit yapıldıktan sonra 22.06.2015 tarihinde kesin hesap yapıldığı, dolayısıyla raporda yapılan hesaplama ve ölçümlerin huzurdaki davada alınan bilirkişi raporlarına esas alınmasının mümkün olmadığı, raporda bilirkişilerce 4494.38 m2 alanın tümünde hatalı imalat varmış gibi değerlendirme ve hesaplama yapıldığı, bu metraj da ayıplı ve hatalı imalat olması hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı taraf, eksik ve ayıplı işleri davacı müvekkil nam ve hesabına yaptırdı ise bunu ispatla mükellef olduğu, mahkemece davalıdan eksik ve ayıplı işlerin nasıl giderildiğinin sorulması gerekmekte iken, yargılama boyunca bu taleplerinin incelenmediği, her ne kadar mahkemece TBK'nun 472/3. maddesi uyarınca davacının uyarı yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilmiş ise de uyarılara dair yapılan yazışmaların dosyada mevcut olduğu, hükmün temerrüt yönünden hatalı olduğu, davalıya gönderilen ihtarname ile davalı dava açılmadan evvel temerrüde düşürülmüş olup, faiz hesabının ihtar tarihinden itibaren esas alınması gerektiği, mahkemece dosya kapsamında beş ayrı bilirkişi raporu var iken ve özellikle teknik anlamda en detaylı inceleme yapılan bilirkişi raporu mevcut iken, Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespite dayalı raporun esas alınması ve buna dayalı hesabın kabul edilerek müvekkil alacağının kısmen reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece gerekçeli kararda, neden diğer bilirkişi raporlarına itibar edilmediğinin de açıklanmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacı tarafın iş ve imalatına ilişkin nefaset kesintisinin 119.531,38 Euro olarak değerlendirme yapılarak kurulan hükmün açıkça hukuka aykırı olduğu, dava konusu sözleşmenin 3.06 maddesinde açıkça nefasetin taşeron tarafından ödeneceği düzenlenmiş olup, asıl iş sahibinin geçici kabulde belirlediği 150.000,00 Euro nefasetin davacı tarafın sorumluluğunda olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu ihtilafın, davacının yükümlülüğündeki işin sözleşme ve şartnameye uygun yerine getirildiği açıklamasını kabul etmedikleri, davacı tarafa, gerek davalı şirket tarafından tespit edilen, gerekse de asıl iş sahibi tarafından belirlenen eksik ve kusurların usulüne uygun olarak ihbar edildiği, davalı şirket tarafından eksik ve kusurlu imalata ilişkin olarak davacı tarafa, 08.01.2015, 21.01.2015 tarihli yazılarımızla, daha sonra Diyarbakır 1. Noterliği, 15891 nolu 17 haziran 2015, 23954 nolu 8 eylül 2015, 25192 nolu 29 eylül 2015, 27263 nolu 22 ekim 2015, 22139 nolu 10 ağustos 2016, 00291 nolu 3 ocak 2017, 00718 nolu 5 ocak 2017 tarihli noter yoluyla ihtarnameler gönderildiği, ayıp ihbarlarının usulüne uygun olarak karşı tarafa bildirildiği, davacı şirkete müteaddit ihtarlara rağmen, yapılan imalattaki eksik ve kusurlar giderilmediği gibi, işin tesliminin sağlanmadığı, bu nedenle Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/153 D.İş sayılı dosyasında eksik ve kusurlu imalatların tespit edildiği, dolayısıyla, davacı tarafın sözleşme gereğini yerine getirerek yükümlülüğündeki işi tam ve kusursuz olarak tamamlayıp, teslim ettiği iddiasının gerçeklere, sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğu, 27.10.2016 tarihinde asıl iş sahibi tarafından geçici kabul incelemeleri tamamlandığı, geçici kabul sertifikası düzenlendiği, asıl iş sahibi tarafından davacının geçici kabul incelemesi sonucu imalatlarındaki eksik ve kusurlu işler maliyeti 150.000,00 Euro olarak belirlendiği, dolayısıyla dava konusu olan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağı olan eser sözleşmesinin, davacı tarafa yapılan noter ihbarları, delil tespiti sonucu aldırılan raporlar gereği nefaset kesintisinin hukuka uygun olduğu açık olup, yerel mahkemece nefaset tutarının 150.000,00 Euro olması gerekirken, 119.531,38 Euro belirlenerek hesaplanan alacak tutarını kabul etmedikleri, ticari defterlere göre davacının alacağının bulunmadığı, davacının yaptığı iş nedeniyle düzenlenip müvekkil şirkete gönderilen faturalar, yapılan ödemeler, vergi ve SGK gibi zorunlu kesintiler ile şantiye giderleri ile nefaset kesintisinin de yansıtıldığı alacak-borç durumunun ortaya konulması için kesin hesabın düzenlenmesi gerektiği, bu hususta özellikle bilirkişi raporlarına itirazlarında belirttikleri yasal kesintilerin hem sözleşmeden hem de kanundan kaynaklanmakta olup, aradaki uyuşmazlığın çözümü için kesin hesap tablosunun oluşturulması gerektiği halde eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre, yabancı para birimi üzerinden açılan davalarda hükmedilecek vekalet ücretinin dava tarihindeki Türk Lirası üzerinden güncel tarife uygulanarak hüküm altına alınması gerektiği, dava tarihinin 31.01.2017 olup, ekte sunulan T.C. Merkez Bankası'nın 31.01.2017 tarihli gösterge nitelikli kur bilgisine göre dava konusunu oluşturan Euro'nun efektif satış kurunun 4.0692 TL olduğu, kısmen kabul edilen tutar olan 21.239,22 Euro'nun dava tarihindeki TL karşılığı 21.239,22X4,0693=86.429,00 TL olduğu, yani yerel mahkemece 86.429,00 TL üzerinden güncel tarifeye göre, davacı lehine 13.829,00 TL vekalet ücreti takdir etmesi gerekirken 78.595,36 TL vekalet ücreti takdir etmesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava,eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan 05.05.2014 tarihli "... AVM Dış Cephe Giydirme ve Alüminyum İmalatlarının Yapımı" konusundaki eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Davacı, işin sözleşme ve şartnamelere uygun yapılarak teslim edildiğini, kesin hesabın çıkarıldığını, "iş bedeli" olarak 109.432,84 Euro ve 31.666,45 Euro KDV alacağı ile beraber, sözleşme gereği %10 oranında davalı nezdinde tutulan 56.654,34 Euro "nakit teminat bedelinin" de kesin hesapla birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, fakat davalı şirketin, sözleşme konusu işlerde eksik ve ayıplar olduğunu ileri sürerek 150.000,00 Euro kesinti yaptığını, uyarı yükümlülüğünün yerine getirildiğini, davalının talimatı doğrultusunda imalat yapıldığını, davalı ise davacı tarafından kesin hesap olarak belirtilen belgenin alacağa esas alınamayacağını, bu belgede imalat tutarı hususunda bir ihtilaf bulunmadığını, ihtilaf konusunun davacının yükümlülüğü yerine getirip getirmediği, imalatı eksik ve kusurlu olup olmadığı, geçici kabul tarihinde nefaset kesintisi ve teminatın iade koşullarının oluşup oluşmadığı olduğunu, 27.10.2016 tarihinde asıl işveren tarafından geçici kabul incelemelerinin tamamlandığı ve asıl işveren tarafından davacı şirketin yapmış olduğu imalatlardaki eksik ve kusurlu işler maliyeti 150.000,00 Euro'nun nefaset bedeli olarak kesildiğini beyan etmiştir. Mahkemece; işin en geç 10.06.2015 tarihinde davalı tarafa teslim edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu tarihte tutlan tutanakta, davacı imalatlarıyla ilgili olarak “uygun olmayan cam kullanıldığı için camlar arasında kabarcıklanmalar olduğu, camların değiştirilmesi gerektiği, bazı çatı ve skylight imalatlarında su sızıntıları olduğu, harpuşta birleşimlerinin uygun olmadığı, ışıklık kompozit-cam panel imalatlarında paneller arasında kot farklılıkları olduğu,...” vb. ayıplı ve eksik imalatlara ilişkin tespitler yapıldığı, Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/153 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespite göre de, davacı tarafından gerçekleştirilen imalatların ayıplı olduğunun tespit edildiği, bu ayıpların neredeyse tamamının çıplak gözle görülebilen nitelikte, “açık ayıp” niteliğinde olduğu, davalının 17.06.2015 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, yapılan tespit ve bilirkişi incelemesinde eserdeki ayıpların davacı tarafından giderilmediğinin tespit edildiği, davacı taraf, bahse konu imalatların davalının talimat ve denetimi çerçevesinde yapıldığını, ortaya çıkabilecek aksaklıklar yönünden davalıyı uyardığını iddia etmişse de, TBK'nun 472/3. maddesi uyarınca bu yükümlülüğü yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bilirkişi heyetince hesaplanan 119.531,38 Euro ayıplı imalat bedelinin mahkemece yerinde görüldüğü, sözleşmenin 6.2. maddesinde; “Her istihkak alımında vergi ve sigorta borcu yoktur yazısı sunulduktan sonra ödeme yapılacaktır. İşin geçici kabulünün yapılmasıyla % 2,5, kesin kabulünün yapılmasıyla %2,5 teminat tutarı iade edilecektir.” hükmüne yer verildiği, işin geçici kabulünün yapıldığı, ancak dava tarihi itibariyle işin kesin kabulünün yapılmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa yüklenici bu durumu hemen iş sahibini bildirmek zorundadır (TBK md. 472/3). Türk Borçlar Kanunu'ndaki bu hükümle düzenlenen genel ihbar yükümlülüğü (uyarı görevi) yüklenicinin sadakat borcunun gereğidir. Yüklenicinin uyarı görevinin ortaya çıkması iş sahibinin sağladığı malzemenin, teslim ettiği iş alanının, gösterdiği arsanın eserin meydana getirilmesine veya işin gereği gibi yapılmasına elverişli olmaması gibi değişik nedenlere dayalı olabileceği gibi iş sahibinin talimatlarının yapılacak işin niteliğine uygun olmaması gibi nedenlere dayalı da olabilir. Yüklenicinin bu gibi durumlarda sorumluluktan kurtulabilmesi için iş sahibini uyarma görevini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde yüklenici bu yükünü yerine getirmemesi sonucu doğacak zararlardan 6098 sayılı TBK'nın 112. maddesi uyarınca sorumlu olur. Yüklenici uyarı görevini yerine getirmiş olmasına rağmen iş sahibinin talimatında ısrar etmesi halinde yüklenicinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. İş sahibinin aksini iddia etmesi halinde, uyarı görevini yerine getirdiğini, ancak iş sahibinin talimatında ısrarı nedeniyle eserin bu şekilde yapıldığını yüklenici ispatlamak zorundadır. Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK md. 476/1). Somut olayda; davacı, dava dilekçesi ekinde ve dava sürecinde sözleşme ve eki teknik şartnamede belirtilen hususlara ilişkin yapılacak imalatlarda problemler çıkabileceğine dair uyarı yükümlülüğünü yerine getirdiğini belirtip bir kısım yazışmaları dosyaya sunarak hükme esas alınan rapora itiraz etmiş ise de 17.04.2023 tarihli ek raporda; "Davacının yapılan uyarılara rağmen camlarda sehim yaşanacağı hususunda davalı tarafından dikkate alınmadığı ve imalatların davalının talebi doğrultusunda yapıldığını belirtse de, tüm sorumluluğun davacıda olduğu ve davalının kabulünde olduğuna yönelik bir belge sunmamış ve imalatı gerçekleştirmiştir." şeklinde açıklama yapıldığı, raporda ve ek raporda dosya kapsamında bulunan yazışmalar ve deliller tek tek incelenip yazışmaların uyarı yükümlülüğüne yönelik olarak neden dikkate alınıp alınmayacağı hususu açıklanmadığından bu kapsamda denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınması hatalı olmuştur. Yine davaya konu sözleşme kapsamında işin 27.10.2016 tarihinde işin geçici kabulünün yapıldığı, bu doğrultuda da kesin hesabın da çıkartıldığı belirtilerek nakdi teminat kesintisi talep edilmiş olmakla mahkemesince işin yapılarak teslim edildiği de dikkate alınarak tarafların itiraz delil ve beyaları da dikkate alınarak kesin hesabın çıkarılması yeni dava ve uyuşmazlıklara sebebiyet vermeyecek şeklide teminat iaedsi noktasında sözleşmenin 6-02. maddesindeki "Yapılacak işin ödemesi, sözleşme ile beraber Banka Teminat Mektubu karşılığı %15 Peşin, %15 60 günlük, %15 90 günlük çek ile ödenir. Geriye kalan kısım idarenin Müteahhide ödediği hakedişler alındıktan sonra taşeronun yaptığı imalatlar hakkedişinden verilen avans ödemelerinin kesintisi her hakedişinin tutarının %45 alacağı hakedişten mahsup edilecek ve %5 teminat ve kanuni tüm kesintiler yapıldıktan sonra kalan tutarı 5-10 gün içerisinde taşerona ödenecektir. Her istihkak alımında vergi ve sigorta borcu yoktur yazısı ibraz edildikten sonra ödeme yapılacaktır. Taşerona teminatın %5 ödemesi ise işin geçici kabul yapılıp ek hakediş Müteahhide ödendiğinde Taşeronun %2,5' u nakden ödenecek, kalan %2,5 tutarı Kesin Kabul yapımından sonra iade edilecektir." düzenlemesi de dikkate alınıp davacıya süre verilerek ilgili belgelerin tedarik edilmesi durumunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dava tarihi itibariyle işin kesin kabulünün yapılmadığı gerekçesi ile teminata yönelik talebin reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Ayırca, dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için ya sözleşmede borcun ifa edileceği günün taraflarca ittifakken kararlaştırılması (TBK 117/2) ya da alacağın muaccel olmasından sonra davalı borçlunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşürülmesi gerekir ( TBK 117/1). Somut olayda davacı tarafça davalının temerrüde düşürüldüğü iddia edilmiş olup Ankara 47. Noterliği'nin 28.12.2016 tarihli ve 39747yevmiye nolu ihtarnamesi ile Diyarbakır 1. Noterliği'nin 03.01.2017 tarihli, 00291 yevmiye nolu cevabi ihtarı dosyaya sunulmuş olmakla, bu kapsamda temerrüdün değerlendirilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bununla birlikte; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih ve 1993/13-41 Esas 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağı benimsenmiştir. Bu doğrultuda mahkemece yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilmesi gerekirken vekalet ücretinin dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı dikkate alınmadan hesaplanması da hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, hükme esas alınan raporu düzenleyen heyetten ek rapor alınarak davacının dosyaya sunduğu yazışmalar tek tek incelenip TBK'nun 472/3. maddesi uyarınca davacının uyarı yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, yazışmaların uyarı yükümlülüğüne yönelik olarak neden dikkate alınıp alınmayacağı hususu da denetime elverişli şekilde açıklanarak belirlenmesi ve sonucuna göre 27.10.2016 tarihinde işin geçici kabulünün yapıldığı, bu doğrultuda da kesin hesabın da çıkartıldığı ve işin yapılarak teslim edildiği de dikkate alınarak tarafların itiraz delil ve beyaları da göz önünde tutulup kesin hesabın çıkarılması ile yeni dava ve uyuşmazlıklara sebebiyet vermeyecek şeklide teminat iaedsi noktasında sözleşmenin 6-02. maddesindeki düzenleme dikkate alınıp davacıya süre verilerek ilgili belgelerin tedarik edilmesi durumunda sonucuna göre nakti teminat kesintisine yönelik talep yönünden de karar verilmesi, bir alacak çıkması durumunda Ankara 47. Noterliği'nin 28.12.2016 tarihli ve 39747yevmiye nolu ihtarnamesi ile Diyarbakır 1. Noterliği'nin 03.01.2017 tarihli, 00291 yevmiye nolu cevabi ihtarının da temerrüt faizi yönünden TBK'nın 117. maddesi kapsamında değerlendirilerek faiz başlangıcına karar verilmesi ve dava tarihi itibari ile haklılık durumu da gözetilip yargılama giderlerine hükmedilmesi ile yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden vekâlet ücretinin, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/06/2023 gün ve 2017/80 E-2023/475 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-.6 maddeler gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5- Davalı tarafından yatırılan 1.476,20 TL ve 7.931,23 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 20.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır