11. Hukuk Dairesi 2012/4942 E. , 2013/21568 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ (KADIKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret (Kadıköy 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 03.11.2011 tarih ve 2005/349-2011/755 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalı
**11. Hukuk Dairesi 2012/4942 E. , 2013/21568 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ (KADIKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret (Kadıköy 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 03.11.2011 tarih ve 2005/349-2011/755 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalılardan Atabay Dış Tic. A.Ş. ve Atabay İlaç Fab. A.Ş. vekili .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, hamili olduğu 12/03/2003 keşide tarihli 385.000.000.000 TL bedelli ve keşidecisi Atabay İlaç Fabrikası A.Ş., lehtarı Atabay Dış Ticaret A.Ş. ve cirantası ... olan bononun şifahi ve yazılı müteaddit ihtarlara rağmen ödenmediğini, müvekkilinin bu bonoyu ciro yoluyla aldığını ve ciro eden ...'e bono bedeli kadar ödeme yaptığını, ileri sürerek alacağının şimdilik 5.600 TL'lik bölümünün tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen veya bono keşidecisi Atabay İlaç Fabrikaları A.Ş.'den münferiden alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar Atabay İlaç Fabrikası A.Ş. ve Atabay Dış Ticaret A.Ş. vekili, Atabay İlaç Fabrikası A.Ş. ile birinci ciranta olarak gösterilen müvekkili Atabay Dış Ticaret A.Ş. kaşeleri üzerine atılan imzaların müvekkili her iki şirketin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmadığını, Atabay İlaç Fabrikası A.Ş. şirketinin yetkilisinin ... olduğunu, diğer müvekkili şirketin ise bono tanzim edildiği sırada yetkili temsilcilerinin ... ve ...olduklarını, müşterek imza ile temsil ve ilzam edebileceklerini, bonodaki imzaların bu şahıslara ait olmadığını, ... tarafından sahte olarak atıldığını, bu şahsın müvekkili şirketlerin eski bir çalışanı olduğunu ancak şirketleri temsil yetkisinin bulunmadığını ve imza sahibinin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, keşideci şirketin yetkili temsilcisi ... ve Atabay Dış Ticaret A.Ş.'nin ise müşterek imza ile ... ve ...olduğu ve bu iki şahsın müşterek imza ile şirketi temsil edebileceği, grofoloji uzmanı bilirkişinin yaptığı inceleme sonucu her iki şirketin kaşesi üzerinde bulunan imzaların ...'ın elinin mahsülü olmadığı anlaşıldığı gibi, Atabay Dış Ticaret A.Ş.'nin kaşesi üzerinde de müşterek imza ile ilzam gerekmesine rağmen tek imzanın olduğu, bononun, kurucu unsuru olan keşideci imzasını taşımadığından geçerli olmadığı, yetkili temsilci dışında bir başka şahsın imzasının bonoya geçerlilik kazandırabilmesi için özel olarak bono imzalama yetkisinin şirketin yetkili kurullarınca verilmiş olması gerektiği, imzanın ait olduğu iddia edilen ...’a davalı ... şirketleri için bono tanzim yetkisi verilmediği, ...'un yetkili temsilcileri olduğuna dair güven verici bir davranışlarının bulunduğunun da iddia ve ispat edilmediği, imzaya itirazın herkese karşı ileri sürülebileceği, öte yandan Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/126 Esas sayılı dosyasında ... tarafından, davaya konu senet hakkında ... aleyhine ... ve ... isimli firma yetkilisi Abdi Ulusoy’un ... ile anlaşmak ve ortak hareket etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak ve bu suçlara iştirak suçundan dava açıldığı, davanın derdest olduğu görülmüş ise de işbu davada Zeki Atabay aleyhine açılmış bir dava bulunmadığından beklenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı vekili, keşidecisi Atabay İlaç Fabrikası A.Ş., lehtarı Atabay Dış Ticaret A.Ş. ve cirantası ... olan bononun vadesinde ödenmediğini, müvekkilinin bu bonoyu ciro yoluyla aldığını ve ciro eden ...'e bono bedelini karşılayacak şekilde ödeme yaptığını ileri sürerek bono bedelinin tahsili için kısmi dava açmıştır. Mahkemece, dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporuna göre yukarıda açıklanan gerekçeler ile davanın reddine karar vermiştir. Ancak, davacı davaya konu bonoyu Atabay Şirketleri adına imzalayan dava dışı ...’un şirketlerin finansman müdürü olduğunu, bu şekilde başka bonolarda düzenlediğini ve hatta bu bonoların bedelinin takip sonucu tahsil edildiğini, bu hususların ceza dosyaları kapsamından açıkça anlaşıldığını, ceza dosyalarının derdest olduğunu, dava konusu bononun keşidecisi ve lehtarı olan şirketlerin temsilcisi ... ile ... arasında işbirliği olduğu iddiasının ceza dosyalarında da incelendiğini iddia etmiştir. Bu itibarla, mahkemece davalı şirket temsilcisi ... ile ... hakkında açılan ceza davaları değerlendirilerek ve kesinleşmesi beklenilerek davalı ... İlaç Fabrikası A.Ş. ve Atabay Dış Ticaret A.Ş.’nin hukuki sorumluluklarının belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde anılan davalı şirketler hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Davalı ...- Abdi Ulusoy yönünden davacı vekilinin yaptığı temyiz itirazlarına gelince; TTK'nun 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 589. maddesi uyarınca, poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez. İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar; geçersiz bir imza sahibini bağlamaz. Ancak, ciro zincirini de koparmaz. “İmzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre, senedin asıl borçlusu olan keşidecinin imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin (lehtarının veya diğer cirantaların) senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, TTK'nun 589. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Senetteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Senedin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir, (Bkz, Prof. Dr. Reha Poray / Prof. Dr. Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, Sayfa 141-142; Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku 2.Bası, Ankara 1997, Sayfa 414 vd; Prof. Dr. Hüseyin Ülgen / Doç. Dr. Mehmet Helvacı / Doç. Dr. Abuzer Kendigelen / Doç. Dr. Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, Sayfa 126 vd; Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, Sayfa 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu İkinci Cilt-Kıymetli Evrak ve Taşıma Ankara 1988 sh. 174 vd- sh.286-Yargıtay 11. HD. 03.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Prof. Dr. Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, sh.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İkinci Cilt, Üçüncü Baskı Ankara 1990 sh.1611 vd.). TTK’nun 690. maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanun'un 598/1. maddesi uyarınca; bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır. Zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz, Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, sh.295; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İkinci Cilt, Üçüncü Baskı, Ankara 1990, sh. 1646-1647; Murat Alışkan, Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998 sh. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1. cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/ İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998 sh. 363). Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu bonoda davacı hamil durumunda olup, senede ciro yoluyla hamil olmuştur. Davalı keşideci ve lehtar şirketler senet üzerindeki imzayı inkar etmektedir. Senet metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında keşideci imzası ve lehtarın cirosu sahte olsa dahi bu durum cirantaları sorumluluktan kurtarmaz. Bu husus nazara alınmadan mahkemece davalı ...- Abdi Ulusoy yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.