11. Hukuk Dairesi 2021/8005 E. , 2023/2096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1214 Esas, 2021/303 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/357 E., 2019/32 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuru
**11. Hukuk Dairesi 2021/8005 E. , 2023/2096 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1214 Esas, 2021/303 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/357 E., 2019/32 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davaya esas teşkil eden bonoda, müvekkillerinin murisleri olan ...'in kefil olarak adının geçtiği, ancak bononun düzenlendiği tarihte murisin akli dengesinin yerinde olmadığı ve bononun imza yerine parmak basılması suretiyle düzenlendiğinden kambiyo senedi vasfı taşımadığı, bononun bu hali ile adi belge niteliğinde olduğu ve eş rızası alınmadığından geçersiz olduğu ileri sürerek bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kambiyo senedi vasfındaki senetlerde kefalete ilişkin eş rızasının aranmayacağını, murisin senette parmak izi bulunmasının yasaya uygun olduğunu, bu hususun ödeme emrine itiraz aşamasında davacılar tarafından ileri sürülmediğini, davacıların davaya esas teşkil eden bonodan kaynaklanan borçtan sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince bononun zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda aval veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm mirasçıları tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, muvafakat olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra kefalette eş rızası bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle aval olarak kabul edilmese bile adi senet olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan bonoda davacıların murisi olan ...'in aval veren (kefil) olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda keşideci ...'in imzası bulunmakla, bononun kambiyo senedi vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm mirasçılar tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmakla birlikte, menfi tespit talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, menfi tespit davası, tereke üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya muvafakat ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun adi senet olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların murisinin okuma yazma bilmiyor olması, gözlerinin sorunlu olması ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 15 ve 16 ıncı maddelerinin göz ardı edildiğini, dava konusu senedin davacıların kardeşi ... tarafından Ecem Ticaret/...'nun borcuna mahsuben müvekkiline verildiğini, senedin ticari amaçla düzenlendiğini, ...'in ...'ndan kalan bakiye alacağı için de ipotek tesis ettiğini, söz konusu ipotek tesis işleminin davacıların murisi ...'in verdiği vekaletname ile yapıldığını, dolayısıyla senedin tanzim tarihi ile yakın tarihlerde davacıların murisinin akli ve ruhi melekelerinin yerinde olduğunu, davacıların ilk olarak murislerinin akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerken, sonradan eş rızası bulunmadığını ileri sürdüklerini ve bu şekilde iddialarını genişlettiklerini, kaldı ki senedin düzenlenme tarihinde murislerinin fiil ehliyetinin bulunduğunun Adlî Tıp Kurumu (ATK) raporu ile de sabit olduğu, ayrıca dava konusu senedin adi senet olduğu düşünülse dahi eş rızasının ticari işlerde aranmayacağını, davacılarca senedin vadesine ve parmak izine itiraz bulunmadığını, davacıların murisi ...'in dava konusu senet nedeniyle kefil olarak borçlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.