11. Hukuk Dairesi 2024/514 E. , 2024/8654 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1458 Esas, 2023/1695 Karar HÜKÜM : Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/895 E., 2023/312 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz di…
**11. Hukuk Dairesi 2024/514 E. , 2024/8654 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1458 Esas, 2023/1695 Karar HÜKÜM : Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/895 E., 2023/312 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından, dava dışı borçlu ... Dondurulmuş Ürünler Gıda ve Dış Tic. Ltd. Şti. aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2021/25607 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2021/775 Tal. sayılı dosyası üzerinden dava dışı borçlunun mal varlığı değerlerine haciz konulduğu gibi fiili haciz işlemi sırasında müvekkilinin mallarına haciz konularak malların derhal muhafaza altına alınacağından bahisle müvekkilinin tehdit edildiğini, haciz kararı verilen icra dosyasında borçlu taraf müvekkili şirket olmadığı gibi müvekkilinin, ne davalı şirket ile ne de icra dosyasının borçlusu ... Dondurulmuş Ürünler Şirketi ile arasında herhangi bir alacak-borç ilişkisi yahut herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, her ne kadar haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında da dava dışı ... Dondurulmuş Ürünler Şirketi ile ilintili bir belge ve sair evraka rastlanılmamış ise de, davalı tarafın müvekkilini haciz ve muhafaza ile tehdit etmeye devam ettiğini, müvekkilinin bu tehditler karşısında tarafı olmadığı bir borç ilişkisinde borcu ödemeye zorlanarak 11 adet bono ile aynı tarihte icra dosyası borcunu ödeyeceğine dair protokol imzalamaya zorlandığını, bu nedenle müvekkili şirketin davalıya 04.11.2021 tanzim 15.11.2021 ödeme tarihli 35.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.12.2021 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.01.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.02.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.03.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.04.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.05.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.06.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.07.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.08.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL; 04.11.2021 tanzim 15.09.2022 ödeme tarihli 24.000,00 TL bedelli bonolardan, 04.11.2021 tarihli protokolden ve İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2021/25607 E. sayılı dosyasından kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen ödeme yapıldığını ileri sürerek davalıya haksız olarak ödenen toplam 275.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini, davalı şirket aleyhine müvekkili şirket tarafından borçlu olmadığı halde ödenen bedelin %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2021/25607 E. sayılı dosyasıyla dava dışı ... Dondurulmuş Ürünler Şirketi hakkında icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, bu alacağın tahsili için hacze gidildiğini, ancak davacı şirket tarafından herhangi bir istihkak iddiasında bulunulmadığını, davacı tarafın anlaşmak istemesi üzerine taraflarınca protokol düzenlendiğini, protokol metninin davacı tarafça da uygun bulunduğunu, protokolle davacıdan dosya borcuna mahsuben toplamda 11 adet bono alındığını, davacı anılan protokolün zorla imzalatıldığını iddia etmiş ise de davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, protokol kapsamında davacının dava açma hakkı bulunmadığını, davacının yasal haklarını kullanmamasının haciz baskısı altında olmadığını gösterdiği gibi basiretsiz davranışlarının sonuçlarına da kendisinin katlanması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacı şirket icra takibinde borçlu olmadığını ancak icra tehditi altında ödeme yaptığını ileri sürerek ödemiş olduğu paranın istirdatını talep etmekte ise de davacı şirket, takip dosyasının tarafı olmayıp üçüncü kişi konumunda olduğu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) maddelerine göre icra dosyasına yapılan ödemeler borca mahsuben ödenmiş sayılacağından takip dosyasının tarafı olmayan davacı üçüncü kişinin ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dosya borçlusundan geri isteme hakkı bulunmakla birlikte, eldeki dava yönünden davalı alacaklının sebepsiz zenginleşen konumunda bulunmadığı, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat davasını ancak takip borçlusu açabileceğinden davacının icra takip dosyasına ödediği bedeli davalıdan geri isteme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, haciz baskısı ve tehdidi altında borçlu olunmadığı halde ödendiği iddiası ile ödenen bedelin istirdadı talebine ilişkin davada; davalı tarafından İstanbul 14. İcra Dairesinin 2021/25607 E. sayılı dosyasında dava dışı ... Dondurulmuş Ürünler Şirketi ile ... aleyhine toplam 230.284,07 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak kambiyo evraklarında davacının cirosunun bulunmadığı, takibin kesinleşmesi üzerine icra dairesince haciz işlemlerine geçildiği ve Bakırköy 8. İcra Dairesinin 2021/775 Tal. sayılı dosyasından 04.11.2021 tarihinde davacı şirketin adresine fiili hacze gidildiği, haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin hazır olduğunun ve davalı alacaklı vekilinin hiçbir işlem yapılmamasını talep ettiğinin tutanak altına alındığı, taraflar arasında imzalanan 04.11.2021 tarihli protokol ile tarafların İstanbul 14. İcra Dairesinin 2021/25607 E. sayılı dosyasına konu borcun ödenmesi için anlaştıkları, davacının borca katılan olarak davalıya protokol kapsamında ödeme için 11 adet senedi verdiği ve daha sonra senet bedellerinin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı; 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması sebebiyle borçlu olmadığı bir parayı ödemek mecburiyetinde kalan kişi tarafından söz konusu paranın iadesi talebi ile bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde istirdat davası açılabileceği, Mahkemece 2004 sayılı Kanuna dayalı yazılı gerekçe ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; davada icra takip dosyasına ödenen bedelin değil taraflar arasında imzalanan protokol gereği verilen ve ödemesi yapılan senet bedellerinin istirdadının talep edildiği, davacının protokol ile senetleri tehdit ve baskı altında imzaladığını ve borçlu olmadığını iddia ederek istirdat talebinde bulunduğu, sebepsiz zenginleşmeye dayanmadığı, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, taraflar arasında imzalanan protokolün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 201 inci maddesinde düzenlenen borca katılma sözleşmesi olduğu ve davacının senetleri bu sözleşme uyarınca keşide ettiği, sözleşmeyi ise baskı ve tehdit ile imzaladığını iddia ettiği, bu iddiasının 6098 sayılı Kanun'un 37 ve 38 inci maddelerinde düzenlenen iradenin sakatlanması hallerinden olan korkutma iddiası olduğu, aynı Kanun'un 39 uncu maddesinde ise korkutulanın, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılacağının düzenlendiği, dosyada mevcut haciz tutanağı 04.11.2021 tarihli olup sözleşmenin de aynı tarihte yapıldığı gözetildiğinde haciz baskısı ve tehdidi iddiasının en geç 05.11.2021 tarihi itibariyle ortadan kalkacağı ancak davanın 27.12.2022 tarihinde hak düşürücü süreden sonra açıldığı, davacının davadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunduğu tarihin de 10.11.2022 olduğu, dolayısıyla başvuru tarihinden önce de 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı üçüncü kişi aleyhindeki takipte yapılan fiili haciz işlemi sırasında imzalanan protokol ve bu kapsamda keşide edilen bonolara dayalı olarak yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6098 sayılı Kanun'un 37, 39 ve 201 inci maddeleri. 3.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.