TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2024 NUMARASI : 2024/129 Esas 2024/418 Karar DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 22/02/2024 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın ka…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1418 Esas 2025/1563 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1418 KARAR NO : 2025/1563 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2024 NUMARASI : 2024/129 Esas 2024/418 Karar DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 22/02/2024 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/193936 E. (kapatılan Ankara 11. İcra Müdürlüğü 2021/12735 E.) sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine 2.857.806,00-TL ile takip başlatıldığını, takibe dayanak olarak Ankara Gayrımenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün 2020/239 Esas sayılı ve 30/07/2021 tarihli rehin açığı belgesinin gösterildiğini, Ankara Gayrımenkul Satış İcra Müdürlüğü'nün takibi incelendiğinde müvekkillerinin miras bırakanı ...'ın borcundan kaynaklı olarak davalı bankaya verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığının görüleceğini, satıştan yapılan tahsilat sonrasında kalan bakiyeye istinaden alınan rehin açığı belgesiyle de müvekkilleri aleyhine ...'ın mirasçısı olduklarından bahisle Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/193936 E. sayılı dosyası ile sürece devam edildiğini, iş bu dosya kapsamında müvekkilleri tarafından ...'ın mirasının reddedildiği belirtilmişse de sürecin devam ettirildiğini ve satış sonrasında kalan bakiye yönünden de müvekkillere karşı rehin açığı belgesine dayalı takip yapıldığını, davanın açılması öncesinde 2023/115033 Arabuluculuk dosya numarası, 2023/12735 Büro dosya numarası ile arabuluculuk süreci yürütülmüşse de netice alınamadığından huzurdaki davanın açılmak durumunda kalındığını, müvekkillerinin Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/1392 E. 2019/1674 K. sayılı ilamıyla mirası reddetmiş olmaları ve bu kararın kesinleşmiş olması karşısında ...'ın borcundan dolayı herhangi bir surette sorumluluklarının olamayacağını, davalı bankanın bu durumdan takibe girişilmeden önce haberdar olduğunu ve bu doğrultuda açıkça kötü niyetli hareket edildiğini iddia ederek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Kırşehir Şubesi tarafından, müteveffa ... tarafından imzalanan 30/05/2018 tarih ve 1.500.000 TL ve 14/09/2018 tarih ve 3.200.000 TL ve 24/01/2019 tarih ve 1.000.000 TL bedelli 3 adet genel kredi sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığını, müteveffanın maliki olduğu taşınmazlar üzerinde ipotek tesis edildiğini, borcun zamanında ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini, keşide edilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi için davacı mirasçılar hakkında icra takibine geçildiğini, taşınmazların satıldığını, satış bedelinin dosya alacağını karşılamadığından icra dosyasında kesin rehin açığı belgesi düzenlendiğini, davacı mirasçıların Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1392 Esas ve 2019/1674 karar sayılı ilamı ile müteveffa ...'ın mirası reddettiklerini, davacıların bugüne kadar ne müvekkil bankaya, ne de icra dosyalarına mirası reddettiklerine dair bildirim ile müracaat etmediklerini, dava konusu takip dosyasında mirasçı yani borçlu sıfatları kalmadığından açılan davayı kabul ettiklerini bildirerek müvekkil bankanın davacıları zarara uğratmak maksadı ve kötü niyeti bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı vekili, vekaletnamesinde yer alan yetkiye dayalı olarak davayı kabul ettiğinden, davaya son veren taraf işlemi olan davalının kabulü sebebi ile açılan davanın kabulüne, davacıların, Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/193936 (Kapatılan Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/12735) Esas sayılı dosyasında takibe dayanak “Ankara Gayrimenkul Satış Müdürlüğünün 2020/239 Esas sayılı dosyasından alınan 30.07.2021 tarihli rehin açığı belgesine” dayalı olarak davalı takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine, davacıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davalının ilk celse öncesinde cevap dilekçesi ile davayı kabul ettiği gerekçeli kararda belirtilmesine rağmen davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; mirasçıların, mirası reddetmeleri sebebi ile muris borcuna dayalı olarak haklarında yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1392 Esas 2019/1697 Karar sayılı kararı, icra dosyası, arabuluculuk tutanağı vs deliller dosya arasında mevcuttur. Dosya kapsamından davalı yanca davacılara karşı, murisleri ...'ın kredi borcu nedeniyle toplam 2.857.806,00 TL alacağın tahsili amacıyla 15/09/2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davacıların mirası reddettiğinin Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 29/11/2019 tarihli 2019/1392 Esas 2019/1697 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda karar verildiği, kararın, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 06/03/2020 tarihinde kesinleştiği, taraflar arasında eldeki dava konusu Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/12735 Esas sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin iddiaları üzerine yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tarafların anlaşamadığına dair 19/10/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, eldeki dava tarihinden önce davacıların mirası reddettiklerine dair herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, mirasın reddedildiğini bu dava ile öğrendiklerini beyan ederek davayı kabul ettiklerini bildirmiştir. Vekaletnamesinde bu yönde özel yetki bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK.'nın "Davayı kabul" başlıklı 308. Maddesinde; "(1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. (2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur." "Feragat ve kabulün sonuçları" başlıklı 311. maddesinde;" (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." düzenlemesi yer almaktadır. Aynı Yasanın 312.maddesinde ise "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmü düzenlenmiştir. HMK'nın 308. maddesine göre, tasarruf ilkesine tabi davalarda uygulanması mümkün olan ve davaya son veren taraf işlemlerinden olan "Kabul", davalının, davacının talep sonucunu kısmen veya tamamen haklı bulduğunu mahkemeye bildirmesidir. Bu husus tek taraflı irade beyanı olup davacının onayına gerek yoktur. Aynı kanunun 309. maddesine göre kabul beyanı açık ve kesin olmalı, şarta bağlanmamalıdır. Geçerli bir kabulün varlığı halinde kabul edilen kısım yönünden çekişme sona erecek, mahkemece, Kabul doğrultusunda hüküm kurulacaktır. Kural olarak bir davada, haksız çıkan tarafın yargılama giderleri ile yükümlü bulunması asıldır. Ancak HMK'nun 312/2.maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde davayı kaybeden taraf yargılama giderleri ile sorumlu tutulamaz. HMK 312/2.maddesi hükmüne göre davalının yargılama gideri ve avukatlık ücreti ile sorumlu tutulmamasının koşulları; davanın açılmasına kendi hal ve davranışları ile sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olmasına bağlıdır. Bu iki koşulun birada gerçekleşmiş olmasına bağlıdır(Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2021/4456 Esas 2022/3741 Karar sayılı emsal ilamı). Somut olayda her ne kadar davalı vekili ilk duruşmadan önce cevap dilekçesi ile davayı kabul etmiş ise de, Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1392 Esas 2019/1674 Karar sayılı dosyasında verilen 29/11/2019 tarihli karar ile davacıların ...'tan intikal eden mirası kayıtsız şartsız reddettiklerinin tesciline karar verildiği, kararın 06/03/2020 tarihinde kesinleştiği, davalı bankanın söz konusu mirasın reddi kararından haberdar olduğuna dair bilgi ve belge bulunmamakla birlikte eldeki dava tarihinden önce taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerine ilişkin 19/10/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağında açıkça, müzakereler neticesinde tarafların Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2021/12735 Esas sayılı icra dosyasına yönelik menfi tespit istemi hususundaki uyuşmazlıkla alakalı anlaşamadıklarını beyan ettiklerinin yazılı olduğu, böylelikle davalının eldeki dava konusu icra takibinde talep edilen borçtan davacıların sorumlu olmadıklarını öğrendiği, buna rağmen takibe devam etmek suretiyle eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması için HMK'nun 312/2.maddesinde aranan davanın ilk duruşmada kabul edilmiş olması ve davanın açılmasında kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermemiş olması koşullarının birlikte gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 195.216,72 TL harçtan yatırılan 48.376,59 TL nispi karar harcı ve 427,60 TL maktu karar harcının mahsubu ile bakiye 146.412,53 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -