Rekabet Kurumu Başkanlığından, (Danıştay ın İptal Kararı Üzerine Verilen) REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : D4/1/O.G. -01/4 (Soruşturma) Karar Sayısı : 06-02/44 -6 Karar Tarihi : 5.1.2006 Dosya Konusu : 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yangın sigortaları pazarında asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda protokol imzalamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası. A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Musta fa PARLAK Üyel
Rekabet Kurumu Başkanlığından, (Danıştay ın İptal Kararı Üzerine Verilen) REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : D4/1/O.G. -01/4 (Soruşturma) Karar Sayısı : 06-02/44 -6 Karar Tarihi : 5.1.2006 Dosya Konusu : 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yangın sigortaları pazarında asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda protokol imzalamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası. A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Musta fa PARLAK Üyeler : Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN B. RAPORTÖRLER : Cihan AKTAŞ , Haluk ARI C. ŞİKAYET EDEN : Re sen D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN - Aksigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. No:147 8 0040 Fındıklı/İstanbul Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN Çoban Yıldızı Sok. No:8/12 06680 Çankaya/Ankara - Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. Büyükdere Cad. İş Kuleleri Kule2, Kat:21 -26 4.Levent/İstanbul Temsilcisi: Prof. Dr. Arif ESİN Akaretler Sır aevleri S.Seba Cad. No:35 80680 Beşiktaş/İstanbul - Axa Oyak Sigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. No:81 34433 Salıpazarı/İstanbul Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN - Başak Sigorta A.Ş. Halaskargazi Cad. No:15 80225 Harbiye/İstanbul Temsilcisi: Av. D r. Nurkut İNAN -Av.Turgan GÜRMAN - Güneş Sigorta A.Ş. Güneş Plaza, Büyükdere Cad. No:110 80280 Esentepe -Şişli/İstanbul Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN -Av.Turgan GÜRMAN - İsviçre Sigorta A.Ş. Kısıklı Cad. No:30 81180 Altunizade İstanbul Temsilcis i: Av. Dr. Nurkut İNAN -Av.Turgan GÜRMAN 06-02/44 -6 2 - Ray Sigorta A.Ş. Kefeliköy Cad. No:35 80880 Tarabya/İstanbul - TEB Sigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. 127/6 80040 Fındıklı/İstanbul - T. Genel Sigorta A.Ş. Meclis -i Mebusan Cad. No:91 80040 Salıpazarı/İ stanbul - Yapı Kredi Sigorta A.Ş. Büyükdere Cad. Yapı Kredi Plaza A Blok 34330 Levent/İstanbul Temsilcisi: Av. Dr. Nurkut İNAN - Av.Turgan GÜRMAN - Milli Reasürans T.A.Ş. Teşvikiye Cad. No:43 -57 80200 Teşvikiye/İstanbul Temsilcisi: Av. Hüseyi n YARSUVAT -Av. Kutman ÖGE Harman Cad. Polat Plaza B -3 Blok Kat:6 NO:4 34394 Levent/İstanbul E. İDDİALARIN ÖZETİ İlgili gazete yazısında, Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. şirketlerinin Milli Reasürans T.A.Ş. (Milli Reasürans) önderliğinde, asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda aralarında protokol imzalayarak centilmenlik anlaşması yaptıkları iddia edilmektedir. F. DOSYA EVRELERİ 11 sigorta şirketinin Milli Reasürans T.A.Ş. önderliğinde, asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda aralarında protokol imzalayarak centilmenlik anlaşması yaptıklarına ili şkin 24.10.2001 tarihli Dünya Gazetesi'nde yayımlanan habere ilişkin olarak, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 55/1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.12.2001 tarih ve D4/1/O.G. - 01/4 sayılı İlk İnceleme Raporu; Kurul'un 25 .12.2001 tarih ve 01 -63 sayılı toplantısında görüşülmüş ve Önaraştırma açılmasına karar verilmiştir. Önaraştırmaya dahil olmamakla birlikte, bu süreçte yapılan incelemelerde, Birliğin bazı sigorta branşlarında tarifeler yayınlamakta olduğu tespit edilmiş ve Önaraştırma Raporu'nda bu belgeler de değerlendirilmiştir. Rekabet Kurulu'nun söz konusu raporu değerlendirerek almış olduğu 9.4.2002 tarih ve 02 -21/222 -M sayılı Soruşturma Kararı sonucunda, 4054 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca hakkında soruştur ma açılan teşebbüslere ve önaraştırma sürecinde elde edilen belgelere dayanarak soruşturmaya dahil edilen teşebbüs birliğine soruşturma açıldığına dair bildirim yapılmış ve söz konusu bildirime cevaben gönderilen yazılı savunmalar alınmıştır. 06-02/44 -6 3 4.10.2002 ta rih ve 02 -61/756 -M sayılı Kurul kararı ile soruşturma süresi 6 ay uzatılmıştır. Soruşturma Heyetince tamamlanan 8.4.2003 tarih ve SR/03 -5 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul Üyeleri ve hakkında soruşturma yürütü len taraflara tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma yürütülenlerden 30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Soruşturmaya konu olan teşebbüsler 6.5.2003 -9.6.2003 tarihleri arasında ikinci yazılı savunmalarını göndermişlerdir. Soruşturma Heyeti nin hazırladığı 24.6.2003 tarihli Ek Yazılı Görüş , Kanun un 45/2. maddesi uyarınca, tüm Kurul üyeleri ve hakkında soruşturma yürütülen taraflara tebliğ edilmiş, son yazılı savunmalar yasal süresi içinde Kurum'a intikal etmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen taraflar, Kanun un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılmasını talep etmiştir. Rekabet Kurulu nun 28.8.2003 tarih ve 03 -59 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 15.10.2003 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun un 46/2. maddesi uyarınca ilgililere gönderilmiştir. Rekabet Kurulu, 30.10.2003 tarihinde nihai kararını vermiştir. Rekabet Kurulu nun söz konusu karar ı Soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesi nin 15.11.2005 tarih , 2005/5252 E. 2005/ 5521 K; 2005/5251 E. 2005/5519 K.; 2005/5253 E. 2 005/5515 K.; 2005/5250 E. 2005/5522 K.; 2005/5260 E. 2005/5503 K.; 2005/5249 E. 2005/5513 K.; 2005/5261 E. 2005/5520 K.; 2005/5254 E. 2005/5514 K.; 25.10.2005 tarih, 2005/5257 E. 2005/5188 K: 2005/5258 E. 2005/5190 K.; 2005/5259 E. 2005/5189 K.; 15.7.2005 tarih, 2005/1757 E. 2005/3458 K.; 12.7.2005 tarih, 20 05/5255 E. 2005/3445 K. sayılı karar ları ile iptal edilmiştir. Rekabet Kurulu nun 5.1.200 6 tarih, 0 6-02 sayılı toplantısında, ilk inceleme ve soruşturmaya ait savunma, ek savunma, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı , raporlar, Dan ıştay ın iptal kararları, tü m dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda dosya konusu karara bağlanmıştır. G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ Soruşturma Heyeti'nde yer alan Raportörler tarafından; 1. Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi 06-02/44 -6 4Sigorta A.Ş. ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin 11.10.2001 tarih inde imzalamış oldukları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği, 2. 4. maddeyi ihlal edici nitelikteki protokol ile ilgili olarak 4054 sayılı Kanun un 10. maddesi ve 1997/6 sayılı Anlaşmaların, Uyumlu Eylemler ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Kanunun 10. maddesine Göre Bildiriminin Usul ve Esasları Hakkında Rekabet Kurulu Tebliği'nin 2. maddesi ile öngörülmüş olan bir aylık süre içerisinde bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği, bu nedenle, yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren; a) Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A. Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin 4054 sayılı Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 9.24 7.613.000 TL den az olmamak üzere bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin %10 una kadar para cezası ile cezalandırılması, b) 11.10.2001 tarihli Protokol ün süresi içinde Kurum'a bildirilmemesi nedeniyle, protokolde imzası bulunan ve yu karıda adı geçen teşebbüsler hakkında 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik Kanun un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen 2.311.902.000. -TL para cezasının uygulanması; c) 4054 sayılı Kanun un 16. maddesi üçüncü fıkrası uyarınca, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemekten dolayı yukarıda anılan teşebbüslere verilecek cezanın %10'una kadar, anılan teşebbüsün yönetim organlarında görev alanlara da para cezası verilmesi, gerektiği ifade edilmiştir. H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME H.1. İlgili Paz ar H.1.1. İlgili Ürün Pazarı Sigorta türlerini genel olarak, sağlanan güvenliğin içeriği bakımından sosyal sigorta -özel sigorta; sigorta ilişkisinin düzenlenmesi bakımından yasal sigorta - akdi sigorta; sigorta ilişkisinin kurulmasının iradeye bağlılığı bakı mından zorunlu sigorta -ihtiyari sigorta; rizikolar bakımından deniz -kara-hava sigortaları, sigorta ettiren ve denetim bakımından sigorta sözleşmesi - reasürans sözleşmesi; primler bakımından sabit primli sigorta -karşılıklı (değişir primli) sigorta, sigorta e ttirilen çıkarlar bakımından mal ve malvarlığı sigortaları -kişi sigortaları; ödenecek sigorta türleri bakımından zarar sigortası - tutar sigortası gibi ayrımlara tabi tutmak mümkündür. 06-02/44 -6 5Soruşturmanın konusunu 11 sigorta şirketi ve bir reasürans şirketinin ti cari ve sınai yangın sigortalarında reasüröre devredilecek poliçeler için asgari bir oran belirlemeleri ve bir protokol imzalamaları ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin yangın sigortasına ek olarak verilen bazı klozlara ilişkin olarak t arifeler yayınlamasının incelenmesi oluşturmaktadır. Protokol sadece yangın sigortalarını ve tarifesi olmayan ek klozları kapsamaktadır. Yangın sigortaları, sigorta ettirilen çıkarlar bakımından yapılan ayrımda, elemanter branşlar olarak yukarıda değinilen mal ve mal varlığı sigortaları altında yer almaktadır. Sigortalının bir mal üzerindeki çıkarının sigorta ettirildiği mal sigortaları, rizikonun içeriğine göre kendi içinde sekiz sigorta koluna ayrılmaktadır: yangın sigortası, nakliyat sigortası, oto kask o sigortası, hırsızlık sigortası, cam kırılma sigortası, makine montaj sigortası, inşaat sigortası, deprem sigortası ve tarımsal sigortalar. Bu kollardan her birinde ayrı ayrı çıkarlar sigorta ettirilmekte, ayrı ilave teminatlar verilmektedir. Buna göre ya ngın sonucu meydana gelen hasarları güvence altına alan sigorta türü olan yangın sigortasının diğer sigorta türleri, örneğin oto kasko veya hırsızlık ile ikamesi mümkün değildir. Talep yönünden bakıldığında sigortanın bu özelliği dikkate alınarak her sigor ta türünü ayrı bir pazar olarak almak mümkündür. İlgili pazar belirlenirken dikkate alınması gereken bir başka konu arz boyutudur. Talep yönünden sigortaların birbirini ikame etmesi mümkün olmadığı gibi, sigorta şirketlerinin de faaliyet göstermek istedik leri her branş için ayrı ruhsat alma zorunluluğu bulunmaktadır. 26.12.1994 tarih ve 22153 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Sigorta ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Yönetmeliği'nin 14. maddesinden kaynaklanan bu zorunluluk dolayısıyla arz bakımından da sigorta türleri arasında bir farklılık mevcuttur. Öte yandan reasürans, sigortacılıktan ayrı düşünülemeyecek niteliktedir. Reasürans birincil sigortanın, yani tüketiciye sunulan nihai sigortanın ayrılmaz bir parçasıdır. Hem hukuki neden lerle, hem de ekonomik ve ticari gereklerle reasüransı olmayan bir sigortanın mümkün olmadığı bilinen bir gerçektir. Özellikle yangın sigortaları gibi risklerin ve tazminatların yüksek olduğu sigorta türlerinde reasürans olmaksızın işlem yapılması mümkün g özükmemekte ve reasürans sigortanın ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Bu durum reasürans pazarının da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Öte yandan soruşturma konusu protokolün de reasüransa devredilecek poliçeler şeklinde bir çerçeve çizmiş olması karşıs ında bu gerekliliğin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle ilgili pazar "sınai ve ticari yangın sigortaları ve ek teminatları ile reasürans pazarı" olarak belirlenmiştir. H.1.2. İlgili Coğrafi Pazar Sigorta şirketlerinin acenteler vasıtasıyla ü lkenin tamamında hizmet verebilmesi ve tüketicilerin farklı bölgelerden poliçeler satın alabilmesi nedeniyle ilgili coğrafi pazar "Türkiye Cumhuriyeti sınırları" olarak belirlenmiştir. 06-02/44 -6 6H.2. Sektör Hakkında Bilgiler H.2.1 Genel Olarak En basit şekliyle, ileride meydana gelme olasılığı bulunan tehlikeden doğacak zararın giderilmesinin, önceden yapılan ödemeler, yani prim karşılığında güvence altına alınması olarak tanımlanabilen sigortayı teknik olarak da istatistiki metotlarla gerçekleşme olasılığı saptan abilen ve gerçekleşmesi halinde ekonomik sonuçlarının para ile ölçülmesi veya belirlenmesi mümkün olan rizikoların tehdidi altında bulunan çok sayıdaki benzer birimin, bu sonuçları karşılayabilmek üzere bir fon yaratacak şekilde bir araya getirilmesi olara k tanımlamak mümkündür. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, sigortacılığın amacı kişilerin tek tek kayıplarını karşılamak olmayıp, aynı riskle karşı karşıya olan mümkün olduğunca çok kişinin bir araya getirilmesini ve böylece istatistiki metotlarla söz konusu riskin belirginleştirilmesini sağlamaktır. Bu noktada sigorta en bilinen yönüyle bir risk transferi, başka bir deyişle risk paylaşma mekanizması olarak işlev görmektedir. Sigortanın bir başka önemli fonksiyonu ise poliçe ile tasarrufların toplanması ve bir iktirilmesini ifade eden fon yaratma fonksiyonudur. Sigortanın temeli katılımcı sayısının olabildiğince artırılması ve rizikonun olabildiğince geniş bir alana dağıtılabilmesidir. Bu amaçla ulusal sınırların dahi dışına çıkılmaktadır. Bu durum, sigortanın arzının sonsuz olması şeklinde nitelendirilmektedir. Tekrar sigorta anlamına gelen reasürans ise, sigortacının herhangi bir sigorta işleminde kendi brüt konservasyon imkanını kullandıktan sonra arta kalan sigorta meblağını diğer bir sigortacıya sigortalat masını ifade etmektedir. Burada ilk sigorta şirketine sedan şirket aktarılan ikinci sigortacıya ise reasürans şirket denilmektedir. Buna göre bir reasürans akdinden söz edilebilmesi için öncelikle sigortalı ile sigortacı arasında bir sigorta sözleşme si mevcut olmalı; bunun ardından ise sigortacı ile onun söz konusu sözleşmeden dolayı yüklendiği rizikonun gerçekleşmesi halinde uğrayacağı zararı tazmin yükümlülüğü altına giren reasürör arasında bir sözleşme yapılmalıdır. Reasürans sözleşmesi, sigorta s özleşmesi ile benzer niteliktedir. Reasürör, sigortacının akdetmiş olduğu bir sigorta sözleşmesinde yazılı rizikoların gerçekleşmesi halinde, onun zararını tazmin edecektir. Sigortacı akdetmiş bulunduğu sigorta sözleşmesindeki sorumluluklarını belirli koşu llarla reasüröre devretmekte, diğer bir deyimle halihazırdaki sorumluluk reasürör tarafından teminat altına alınmaktadır. Ülkemizde sigortacılıkla ilgili ilk kanunlar 26.6.1927 tarihinde çıkarılan Sigorta Şirketlerinin Teftiş ve Murakabesi Hakkında 1149 s ayılı Kanun ve Eki 1173 sayılı Kanun ile Mükerrer Sigorta İnhisarı Hakkında 1160 sayılı Kanun'dur. 30.12.1959 tarihinde ise Sigorta Şirketleri Murakabesi Hakkında 7397 sayılı 06-02/44 -6 7Kanun yürürlüğe girmiş olup, 11.6.1987 tarih ve 3379 sayılı Kanun'la bazı değişik likler yapılmış ve adı da Sigorta Murakabe Kanunu olarak değiştirilmiştir. Sektör halen yürürlükte olan bu yasa ile düzenlenmektedir. 1980'lere kadar korumacılık anlayışı içerisinde, sektöre yeni şirket girişine müsaade edilmemiştir. Bu dönemde sigorta tar ifeleri bilimsel esaslara dayanmaksızın, salt sigorta şirketlerinin önerileri göz önüne alınarak devlet tarafından belirlenmiştir. Sağlanan bu imkanlar sektörün gelişmesini hedeflemiş olmakla birlikte, uzun yıllar yürürlükte kalan bu sistemin sonucunda ula şılan nokta, yüksek teknik karlılığın sağlandığı, ancak rekabet ve canlılıktan uzak bir pazar olmuştur. 1980'lerde ülke ekonomisinde izlenen liberalleşme politikaları çerçevesinde sigorta sektörünün yapısal sorunları da tartışılmaya başlanmış ve 1987 yılın da yeniden düzenlenen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ile sektörün oligopolistik yapısına son verilerek yeni şirketlerin piyasaya girmesine imkan tanınması, Türk sigortacılığında bir dönüm noktası oluşturmuştur. Sigortacılık faaliyetlerini liberalize eden ikinci adım, 1990 yılında tanzim esaslı tarife sisteminin terk edilip serbest tarife sistemine geçilmesi olmuştur. Sigorta sektörünün geliştirilmesi, sektörde rekabetçi bir ortamda etkinliğin ve verimliliğin artırılması amacıyla Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığının 15.3.1990 tarih, 13470 sayılı ve 3.8.1990 tarih, 36259 sayılı onayları ile zorunlu sigortalar ve hayat sigortaları dışındaki branşlarda kademeli olarak serbest tarife uygulamasına geçilmiştir. 22.6.1994 tarih ve 21968 sayı lı Mükerrer Resmi Gazete de yayımlanan 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu duruma uygun düzenleme 7397 sayılı Kanun da da yapılmıştır. Serbest tarife uygulamasına geçilmesi ile birlikte, rekabetin sonucu olarak hemen tüm branşlarda fiyat indirimler i gerçekleşmiştir. Sigorta şirketleri arasında, yangın ve mühendislik sigortalarına ek olarak verilen deprem teminatı ile ilgili tarifelerde de rekabet yaşanmasıyla, 1990 ve 1991 yıllarında verdikleri teminatlar ile aldıkları primler karşılaştırıldığında ş irketlerin teknik esaslara aykırı davrandıklarının anlaşılması üzerine 92/1013 sayılı ilgili Bakanlık kararı ile bu alanda yeniden tanzim esaslı tarife rejimine dönülmüştür. H.2.2. Yangın Sigortaları Mal sigortaları arasında yer alan yangın sigortası ile yangının, yıldırımın, infilakın veya yangın ve infilak sonucu meydana gelen duman, buhar ve hararetin sigortalı mallarda doğrudan neden olacağı maddi zararlar sigorta bedeline kadar temin olunmaktadır. Yasalar çerçevesinde bu üç riziko yani yangın, yıldırı m ve infilak rizikoları yangın sigortası sözleşmesinde standart olarak korunmaktadır. Bütün sigorta kollarında olduğu gibi yangın sigortasında da sigorta güvencesinin kapsamı özel koşullarla (klozlarla) genişletilebilmektedir. Yangın sigortası poliçesine ek olarak verilen klozlar grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri; kötü niyetli hareketler, terör, deprem ve yanardağ püskürmesi, 06-02/44 -6 8fırtına, kar ağırlığı, sel veya su baskını, yer kayması, dahili su, kara taşıtları, hava taşıtları, deniz taşıtları, duman ve yangın ve infilak mali sorumluluğudur. Serbest tarife rejiminin geçerli olduğu sigorta sektöründe yangın sigortaları kapsamında uygulanan iki tarife bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen deprem ve yanardağ püskürm esi klozuna yönelik tarifedir. Diğeri ise grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozu, kötü niyetli hareketler klozu ve terör klozuna yönelik olarak Birlik tarafından hazırlanan ve kısaca "Terör Tarifesi" olarak anılan tarifedir. 2001 yılı itibarıyla bu branşta 35 sigorta şirketi faaliyet göstermekte olup, yurtiçi ve yurtdışı direkt prim üretimleri son 5 yıl itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablo prim üretiminin miktarı ile birlikte, artış miktarını ve artış oranını da gözler önüne sermek tedir. 1 Tablo 1 - Yangın Dalı Yurtiçi Direkt Prim Üretimi Artış Miktarı Yıllar Miktar(milyar TL.) Miktar(milyar TL) Oran (%) 2001 440.326 184.483 72.11 2000 255.843 99.815 63.77 1999 156.128 80.229 105.7 1998 75.899 33.443 78.77 1997 42.456 21.13 0 99.08 1996 21.326 Tablodan da görüldüğü üzere, 2001 yılı itibarıyla yangın sigortasında yurtiçi direkt prim üretimi 440.326.000.000.000 TL olarak gerçekleşmiş, 2000 yılı ile karşılaştırıldığında %72.11 oranında artmıştır. Yangın sigortaları konusu itibarıyla üçe ayrılmaktadır. Bunlar, sivil yangın sigortaları, sınai -ticari yangın sigortaları ve hususi fiyatlı yangın sigortalarıdır. Son 5 yıl itibarıyla, toplanılan prim miktarı ve düzenlenen poliçe adedi bu alt başlıklar altında aşağıdaki tabloda gös terilmiştir. Tablo 2 -Yıllara Göre Yangın Dalı Yurt İçi Direkt Prim Üretimi ve Düzenlenen Poliçe Adetleri Sivil Ticari -Sınai Hususi Fiyatlı Toplam Yıllar Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Mikta r (Milyar TL) Poliçe Adedi 2001 97.618 969.797 330.073 481.308 12.634 7.589 440.326 1.458.694 2000 83.822 993.739 164.409 511.623 7.612 89.702 255.843 1*** *** **** 45.151 861.257 105.732 518.909 5.488 79.645 156.370 1.459.811 1998 13.360 618.264 56.199 504.534 6.340 41.548 75.899 1.164.346 1997 8.703 620.988 26.217 495.137 7.536 123.954 42.456 1.240.079 Tablodan da görüldüğü üzere, poliçe adedi olarak yangın branşında 2000 yılına kadar artış, özellikle sivil branşta, dikkat çekicidir. 2001 yılında poliçe kesim adedi azalmıştır. 2001 yılı itibarıyla, sivil yangın sigorta poliçe adedi 969.797, sınai -ticari y angın sigorta poliçe adedi 481.308, hususi fiyatlı yangın sigorta poliçe adedi 7.589 olmak üzere, toplam poliçe adedi 1.458.694 adet olmuştur. 1 Bu bölümde kullanılan v eriler Sigorta ve Murakabe Kurulu 2001 yılı Raporu'ndan elde edilmiştir. 06-02/44 -6 9 Yangın branşında yer alan yukarıdaki alt başlıkların, toplanan prim miktarındaki oranları ise şöyledir: Tablo 3- Yıllara GöreYangın Dalı Yurt içi Direkt Prim Üretimi ve Oranları Sivil Ticari -Sınai Hususi Fiyatlı Toplam Yıllar Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) 2001 97.618 22.16 330.073 74.96 12.634 2.86 440.326 100 2000 83.822 32.76 164.409 64.26 7.612 2.98 255.843 100 1999 45.151 28.87 105.732 67.62 5.488 3.51 156.370 100 1998 13.360 17.61 56.199 74.04 6.340 8.35 75.899 100 1997 8.703 20.49 26.217 61.75 7.536 6.07 42.456 100 1996 4.463 21.07 13.718 64.79 2.993 14.13 21.173 100 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere, yıllar itibarıyla, sınai -ticari yangın sigortası, yangın branşında prim miktarı bakımından ağırlığı oluşturmaktadır. Yukarıdaki iki tablo birlikte değerlendirilecek olursa, 2001 yılında her ne kadar sivil branşta po liçe adedi fazla ise de, prim üretim miktarı bakımından sınai - ticari branş, toplam üretimin %74.96'sını oluşturmaktadır. Bunun sebebi ise, sınai -ticari yangın sigortalarında, sigortaya konu teminatın büyüklüğüdür. Son 5 yıl itibarıyla, sigorta şirketleri nin, direkt prim üretimi ve reasüröre devrettikleri ve kendi üzerinde tuttukları tutarlar hem miktar hem de oransal olarak aşağıdadır: Tablo 4 - Yangın Branşında Direkt Prim Üretimi, Reasüröre Devredilen ve Şirkete Kalan Miktar ve Oranlar Reasürör Şirkete Devredilen Şirkete Kalan Yıllar Alınan Prim Prim Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) Prim Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) 2001 440.855 322.989 73.26 117.865 26.73 2000 256.342 162.613 63.43 93.729 36.57 1999 156.527 97.409 62.23 59.121 37.77 1998 76.200 51.286 67.30 24.914 32.70 1997 43.450 28.714 66.09 14.736 33.91 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere, sigorta şirketleri, topladıkları primlerin büyük kısmını riski paylaşma adına reasürör şirkete devretmektedir. Özellikle bu oranlar 2001 yılı itibarı yla sıçrama göstermiş ve şirket uhdesinde kalan %26.73, reasürör şirkete devredilen %73.26 oranında olmuştur. Son 5 yıl itibarıyla, sigorta şirketlerinin, direkt işlere ait ödedikleri tazminatlar ve bu ödemede reasürör payı ve şirketin payı hem miktar, he m de oransal olarak şöyledir: 06-02/44 -6 10Tablo 5 - Yangın Branşında Direkt İşlere Ait Ödenilen Tazminat Miktarları, Reasürör Payı ve Şirket Payı Miktar ve Oranları Reasürör Payı Şirket Payı Yıllar Ödenen Tazminat Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) Miktarı (Milya rTL) Oranı (%) 2001 168.476 127.196 75.49 41.281 24.50 2000 145.632 122.615 84.20 23.467 15.80 1999 164.434 150.646 91.61 13.788 8.39 1998 32.440 23.795 73.35 8.645 26.65 1997 23.327 17.734 76.02 5.593 23.98 1996 7.954 5.409 68.00 2.544 32.00 Yukar ıdaki tabloda dikkat çekici olan, ödenilen tazminat miktarlarında, 2001 yılında oranlar biraz azalmış olsa da, reasürans şirketlerinin ağırlığıdır. 2001 yılı itibarıyla ödenen tazminat miktarı 168.476.000.000.000 TL olarak gerçekleşmiş ve bunun 127.196.000 .000.000 TL'lik (%75.49) kısmını reasürans şirketleri, 41.281.000.000.000 TL'lik (%24.50) kısmını ise sigorta şirketleri ödemiştir. Alınan prime karşılık verilen teminat miktarı, son dört yıl itibarıyla aşağıdaki gibidir: Tablo 6 -Yıllara Göre Alınan Prim ve Verilen Teminatlardaki Değişim Alınan Prim Verilen Teminat Yıllar Miktar (Milyar TL) Artış oranı (%) Miktar (Milyar TL) Artış oranı (%) 2001 440.326 72.11 306.178.748 70.96 2000 255.843 63.77 179.088.009 22.41 1999 156.128 105.7 146.291.485 34.51 1998 75.899 108.760.363 Yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi, yıllar itibarıyla alınan prim miktarındaki artış oranı, buna karşılık verilen teminatın artış oranından bir hayli yüksek olmasına karşılık, 2001 yılında bu durum değişmiştir. Prim üretim i 2000 yılında 255.843.000.000.000TL. iken, 2001 yılında 409.888.000.000.000TL. olarak %60.21 oranında artmıştır. Aynı yıllarda, verilen teminat miktarı 179.088.009.000.000.000 TL'den 306.178.748.000.000.000 TL'ye yükselmiş ve bu artış oranı %70.96 seviyes inde olmuştur. Sigorta şirketlerinin yangın branşında hasar -prim oranları ve teknik kar/prim oranları son dört yıl itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Tablo 7 -Yıllara Göre Hasar -Prim Oranı ve Teknik Kar -Prim Oranı Değişimi Yıllar Hasar -Prim Oranı* (%) Teknik kar/Prim Oranı*(%) 2001 54.61 4.70 2000 39.60 17.10 1999 230.86 18.08 1998 56.65 18.39 *Hasar -Prim oranı: (Ödenen tazminat+muallak hasarlar -Devreden muallak hasarlar) / (Alınan prim+Devreden cari rizikolar karşılığı -Dönem cari rizik olar karşılığı) olarak hesaplanmıştır. *Teknik kar / Toplam prim üretimi 06-02/44 -6 11Protokolü imzalayan şirketlerin sınai -ticari yangın sigorta branşında 2001 itibarıyla, prim üretimleri, ödedikleri hasar ve düzenledikleri poliçe adetleri ise aşağıdaki şekildedir: Tablo 8 - Protokoldeki Şirketlerin Sınai -Ticari Yangın Sigortalarındaki Üretimi ve Toplam İçindeki Payı Prim Üretimi Ödenen Hasar Poliçe Adedi Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 33.15 7 10.04 6.503 4.61 40.300 8.37 Anadolu A.T. 43.198 13.08 15.505 10.99 82.763 17.19 Axa Oyak 35.980 10.90 13.920 9.87 59.063 12.27 Başak 2.581 0.78 6.828 4.84 6.115 1.27 Garanti 19.906 6.03 11.967 8.48 3.751 0.78 Güneş 35.242 10.67 26.567 18.84 45.283 9.40 İsviçre 14.833 4.49 8.918 6.32 26.067 5.41 Ray 6.320 1.91 809 0.57 17.232 3.58 TEB 4.641 1.40 1.036 0.73 6.092 1.26 T.Genel 10.981 3.32 2.203 1.56 374 0.08 Yapı Kredi 22.479 6.81 3.966 2.81 29.309 6.08 11ŞirketToplamı 229.318 69.47 98.222 69.66 316.349 65.72 Tüm şirketler 330.073 100 140.987 100 481.308 100 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü gibi, protokolü imzalayan 11 sigorta şirketi, 35 şirketin faaliyet gösterdiği sınai -ticari yangın sigorta branşında, prim üretimi açısından pazarın %69.47' sini, ödenen hasar açısından pazarın %69.66'sını, düzenlenen poliçe adedi bakımından ise piyasanın %65.72'sini oluşturmaktadır. Anılan şirketlerin, yangın branşında direkt prim üretimleri, reasüröre devrettikleri ve kendi üzerlerinde tuttukları oranlar aş ağıdaki tabloda verilmektedir. Tablo 9 - Protokoldeki Şirketlerin Yangın Sigortasında Direkt Prim Üretimleri, Reasüröre Devrettikleri ve Kendi Üzerinde Tuttukları Tutarlar Alınan Prim Verilen Prim Şirkete Kalan Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 38.659 8.76 29.248 9.05 9.411 7.98 Anadolu A.T. 51.133 11.59 30.197 9.34 20.936 17.76 Axa Oyak 45.718 10.37 32.511 10.06 13.207 11.20 Başak 27.788 6.30 20.766 6.42 7.012 5.94 Garanti 23.01 2 5.21 18.434 5.70 4.578 3.88 Güneş 39.576 8.97 33.831 10.47 5.745 4.87 İsviçre 19.378 4.39 10.299 3.18 9.079 7.70 Ray 9.250 2.09 6.709 2.07 2.541 2.15 TEB 5.485 1.24 4.252 1.31 1.233 1.04 T.Genel 13.819 3.13 10.358 3.20 3.461 2.93 Yapı Kredi 30.438 6.90 24.365 7.54 6.073 5.15 11 Şirket Toplamı 304.256 69.01 220.970 68.41 83.276 70.65 Tüm şirketler 440.855 100 322.989 100 117.865 100 06-02/44 -6 12 Tabloda, protokole katılan şirketlerin yangın branşında aldıkları toplam prim gösterilmektedir. Buna göre 11 şirket , alınan primin %69.01'ini oluşturmaktadır. Alınan primlerden reasüröre devredilen miktarın %68.41'ini ve şirketlere kalan toplam miktarın ise %70.65'ini anılan şirketler gerçekleştirmiştir. Ödenen tazminatlar açısından anılan şirketlerin değerlendirilme si aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Tablo 10 - Protokoldeki Şirketlerin Yangın Sigortasında Ödedikleri Tazminatlar, Reasüröre Devrettikleri ve Kendi Üzerinde Tuttukları Tutarlar Ödenen Tazminat Reasürör Payı Şirket Payı Şirket Unvanı Miktar (Milyar T L) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 7.582 4.50 4.807 3.77 2.775 6.72 Anadolu A.T. 16.749 9.94 10.568 8.30 6.181 14.97 Axa Oyak 16.070 9.53 10.983 8.63 5.087 12.32 Başak 7.512 4.45 5.493 4.31 2.019 4.89 Garanti 12.867 7.63 11.122 8.74 1.745 4.22 Güneş 27.590 16.37 26.045 20.47 1.545 3.74 İsviçre 9.943 5.90 6.823 5.36 3.120 7.55 Ray 1.253 0.74 711 0.56 542 1.31 TEB 1.565 0.93 1.038 0.82 527 1.27 T.Genel 2.579 1.53 1.643 1.29 936 2.26 Yapı Kredi 5.147 3.05 3.059 2.40 2.088 5.05 11 Şirket Toplamı 108.857 64.61 82.292 64.69 26.565 64.35 Tüm şirketler 168.476 100 127.196 100 41.281 100 Tabloya göre, 2001 yılında yangın branşında ödenen tazminatın %64.61'i 11 şirket üzerinden gerçekleşmiştir. Ödenen tazminatlarda toplam resasürör payında anılan şirketlerin oranı %64.69 ve şirketlerin ödedikleri hasarlarda ise %64.35 seviyesindedir. Protokolde imzası bulunan Milli Reasürans ise bir reasürans şirketidir. Aşağıda bu teşebbüsün yangın branşında sektör içindeki rakam ları verilmiştir. Tablo 11 - Yangın Branşı Reasüransında Milli Reasüransın Durumu Sektör Toplamı (MilyarTL) Reasürör Payı (MilyarTL) Reasürör Oranı (%) Milli Re'ye Devredilen (MilyarTL) Milli Re'nin Oranı (%) Prim İstihsali 440.855 322.989 73.2 80.114 24.8 Ödenen Tazminat 168.476 127.196 75.5 25.790 15.3 Tablodan görüldüğü üzere, Milli Reasürans yangın branşında reasüransa devredilen primlerin %24.8'ini almış, hasar olduğunda ise reasürans şirketleri tarafından ödenen kısmın %15.3'ünü karşılamıştır. 06-02/44 -6 13H.3. Yapılan İnceleme ve Tespitler Serbest tarife sistemi ile birlikte sigorta şirketleri arasında rekabet başlamıştır. Artan rekabet neticesinde sektör ilk yıllarda enflasyon oranının çok üzerinde büyümüş, müşterilerin de sigorta bilincini artırmıştır . Ancak fiyatlar tarife sistemi ile karşılaştırıldığında, aşağı seviyelere inmiştir. Bu dönem zarfında sigorta şirketleri, herhangi bir mali analize dayanmayan, hasar -prim oranını dikkate almayan ve topladıkları primlerle verdikleri teminatların karşılanma sı mümkün olmayan fiyatlarla rekabet etmişlerdir. Teknik oranlar dikkate alınmaksızın yapılan bu rekabetin sonuçları görüldüğünden bazı branşlarda fiyatlar kendiliğinden yükselmiştir. 1990'dan sonra gerçekleşen liberalizasyon diğer sigorta branşlarını old uğu gibi yangın sigortalarını ve özellikle sınai ve ticari yangın sigortalarını da etkilemiştir. Fiyatların teknik karlılık noktasının aşağısına inmesiyle, sigorta şirketlerinin talebi üzerine serbest tarife sistemine geçilmesinin henüz ikinci yılında, Tür kiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği de göz önüne alınarak, Bakanlık müdahale etmiş, yangın sigortasına ek klozlardan deprem ve yanardağ püskürmesi klozunda yeniden tanzim edilmiş tarifelerin uygulanmasına karar vermiştir. Sektörün önde gelenleri, yi ne yangın sigortasına ek klozlardan kısaca "Terör" klozu denilen, "Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi"nde de benzer bir talebi dile getirmişler, ancak bu talep her bir klozun tarifesinin belirlenmesi ile t ekrar eski sisteme dönüleceğinden dolayı kabul görmemiştir. Bunun üzerine, terör tarifesi bir "Birlik Kararı" olarak yayımlanmıştır. Sonuç olarak, 1993 yılı başı itibarıyla yangın branşında verilen sigorta teminatlarında, ek klozlarda, biri Bakanlık onaylı deprem tarifesi, diğeri Birlik Kararı olan terör tarifesi yer almıştır. Zamanla bu tarifelere, reasürans anlaşmalarında da yer verilerek uygulaması daha sıkı takip edilmiş ve artık sektörde bir kural haline gelmiştir. Rekabet sonucu yıllar itibarıyla yaş anan bu süreç, hem sigorta şirketlerini, hem de özellikle büyük montanlı teminatları kapsayan sigorta branşı olan sınai ve ticari yangın sigortalarında tazminatın büyük bir bölümünü ödeyecek olan reasürörleri zorlamıştır. Sektörde ve sektöre teminat vere n reasürörler nezdinde bu sıkıntılar dile getirilirken, ABD'de 11 Eylül 2001'de yaşanan terörist saldırı, sigortacılık sektörüne global anlamda büyük bir darbe vurmuş, sektörde büyük bir daralma yaşanmıştır. Bu olay, ticari ve sınai yangın branşında uzun z amandır konuşulan primlerin düşüklüğünü tekrar gündeme getirmiştir. Söz konusu gelişmeler neticesinde, Türk sigorta sektöründe çok büyük bir ağırlığı olan Milli Reasürans T.A.Ş. yetkilileri, önde gelen 12 sigorta şirketi temsilcisini davet etmiş ve dile ge tirilen sıkıntılar neticesinde anlaşmaya varılmış ve Koç Allianz A.Ş. dışında, katılanlarca protokole bağlanmıştır. 06-02/44 -6 14 H.3.1 Dünya Gazetesi'ndeki Röportaj Kurul'un resen harekete geçmesine neden olan Dünya Gazetesi'nde çıkan haberde, Milli Reasürans Genel Müdürü Cahit NOMER ile yapılan röportajda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: "Böyle bir protokole neden ihtiyaç duyuldu? 10 senedir serbest rekabet yüzünden yangın sigortalarında fiyatlar sıfıra kadar indi. Amerika da yaşanan terör olayı nedeniyle reasür örler ya terör teminatı vermeyecekler ya da sınırlı verecekler. Sigortalılar eskisi gibi istedikleri limitlerde terör teminatı alamayacaklar. Diğer taraftan da reasürans maliyetleri artıyor. Bu maliyetleri karşılayabilmek için asgari düzeyde çalışmaya ihti yaç vardı. İşte bu protokol, bunu sağlayacak. Kimin öncülüğünde bu protokol hazırlandı? Bu eskiden beri konuşulan ama, bir türlü gerçekleştirilemeyen bir oluşumdu. Bunu birilerine mal etmek doğru değil. Şirketlerin kendi iradeleri ile yaptıkları bir anla şma. Neden 12 şirketle sınırlı tutuldu? Sadece 12 şirket ile konuşuldu. Bu şirketler piyasanın yüzde 80 ini kontrol ediyorlar. Bu tür oluşumlarda geniş bir topluluk sayamazsınız. Özünde bunu büyüklerle halledersek, gerisi de gelir dedik. Eminim buna tüm şirketler uyacaktır. Bireysel sigortalara yansıyacak mı? Hayır olmaz. Çünkü onlar zaten yüksek ödüyorlar. Yüksek derken, bireysel sigortalılar rekabetten hiç istifade etmediler. Serbest rekabet sadece sanayi ve ticari rizikolarda oldu." H.3.2. Yerinde İ ncelemeler Önaraştırma ve soruşturma safhalarında 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans tan aşağıdaki bilgi ve belgeler elde edilmiştir. H.3.2.1. Axa Oyak Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Raportörlerce Axa Oyak Sigorta A.Ş.'de Genel Müdür ile görüşülmüş , aşağıdaki sorular sorularak cevapları alınmıştır. 06-02/44 -6 15"Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından birçok şeyi değiştirdi. Türkiye de de özellik le yangın sigortalarında fiyatlar oldukça düşüktü. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında reasürörler artık teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Bu durumda primleri yukarı çekm ek gerekliydi, onların istediği rakamların çok daha yüksek olması ihtimaline karşı pazarlık gücümüzü yükseltebilmek amacıyla bazı sigorta şirketleri Milli Reasürans beraberliğinde bir protokol imzalamayı uygun buldular. Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmek tedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Tüketiciye oldukça az etkisi olan, reasürans devri ile ilgili bir protokoldür. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Bizim fiyatlarımız protokol ile belirlenen rakamların çok üzerinde olduğu için sigortalıya yansıması noktasında bizim açımızdan değişen bir şey olmadı. " H.3.2.2. T. Genel Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Raportörlerce T. Genel Sigorta A.Ş. merkezinde Genel Müdür Yardımcısı ile görüşülmüş olup, düzenlenen tutanakta yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir. "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl geli ndi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından birçok şeyi değiştirdi. Tüm dünyada reasürans fiyatları yükselirken reasürans piyasası da daraldı. Türkiye de de özellikle yangın sigortalarında fiyatlar oldukça düşüktü. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Türkiye de faaliyette bulunan dünyanın en büyük dört sigorta şirketinden ikisi Köln Re ve Frankona Re düşük primler nedeniyle Türkiye yi terketmişlerdir. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısın da diğer reasürörler de artık teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Geçen yıl yine bu yönde teklifler gelmişti. Reasürans anlaşmaları her yıl yenilenmektedir. Bu yıl reasürörler yine bu yöndeki isteklerini bildirdiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek g erekliydi, onların istediği rakam % 0.050 civarındaydı, onların bu talebini kırmak için bazı sigorta şirketleri Milli Reasürans beraberliğinde bir önniyet protokolü imzalamayı uygun buldular. Diğer ülkelerde 11 Eylül sonrasında sigorta fiyatları arttı ve daha katı uygulamalar başladı. Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmektedir? 06-02/44 -6 16Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Bağlayıcı bir cezai şartı yoktur, niyet mektubu olduğu söylen ebilir. Eğer daha düşük primlerle çalışacak reasürör bulabiliyorsanız yine istediğiniz fiyattan satış yapabilirsiniz, ancak hasarın gerçekleşmesi durumunda ödeme güçlüğü ile karşılaşma olasılığınız bulunmaktadır. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için ise yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Bu protokolün kapsamının bizim ciromuzda çok fazla bir yer kaplamadığı söylenebilir. Bu protokol ile Türk sigortacılığının özellikle büyük reasürans piyasalarının hegemonyasın a girmesi nin önlenmiş olduğu söylenebilir. Aksi takdirde özellikle büyük riskler için yangın sigortası yapılmasında çok büyük zorluklar yaşanacaktı." H.3.2.3. Ray Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Ray Sigorta A.Ş. unvanlı teşebbüste Raportörlerce, Genel Müdür ile yapılan görüşmede, aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir. "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından birçok şeyi değiştirdi. Tüm dünya da reasürans fiyatları yükselirken reasürans piyasası da daraldı. Türkiye de de 1990 yılında sigorta sektöründe gerçekleştirilen liberalizasyon sonrasında özellikle yangın sigortalarında fiyatlar büyük bir hızla düşmüştür. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında reasürörler teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek gerekliydi ve bu amaçla protokol imzalanması yoluna gidildi. Soru 2: Protokol ile ne h edeflenmektedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Iyi reasürörlere iş devrinin bir şartı olarak imzalanmıştır. Eğer daha düşük primlerle çalışacak reasürör bulabiliyors anız yine istediğiniz fiyattan satış yapabilirsiniz, ancak hasarın gerçekleşmesi durumunda ödeme güçlüğü ile karşılaşma olasılığınız bulunmaktadır. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için ise yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat verm eniz mümkündür. Protokolün asıl amacı reasürans açısından Türk sigorta piyasasının güvenilir ellere teslimidir. Soru 3: Protokol neden sadece yangın sigortasını kapsıyor? Cevap 3: Türkiye de primler itibariyle en fazla payı sırasıyla trafik -kasko ve yang ın sigortaları almaktadır. Trafik -kasko sigortalarında limitler belirlidir ve bir aracın tamamen hasar görmesi halinde dahi sigortacının ödeyeceği rakam şirketlerin üstünde taşıyabileceği tutarlardır. Bu nedenle kasko -trafikte reasürans a fazla ihtiyaç duyu lmamaktadır. Nakliyat, inşaat, makina gibi sigortalarda da tek tek risk bazında reasürör ile pazarlık yapılır. Prim 06-02/44 -6 17açısından ikinci sırada gelen yangın sigortaları ise reasüransa en çok ihtiyaç duyulan sigortalardır. Ticari ve endüstriyel yangın sigortala rında teminat oranları sigorta şirketinin tek başına karşılayamayacağı kadar yüksek meblağlara ulaşmakta ve bu noktada reasürör desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Protokol de bu nedenle yangın sigortaları alanında yapılmıştır. Soru 4: Yangın branşında 40 ta ne teşebbüs faaliyet gösterirken protokol neden 11 şirket ile sınırlandı? Cevap 4: Bu sigorta şirketleri pazarın %80 -85 ini oluşturan büyük şirketlerdir." H.3.2.4. Milli Reasürans T.A.Ş. 14.3.2002 tarihinde Raportörlerce Milli Reasürans'a gidilerek ince leme yapılmıştır. İncelemede sigorta şirketleri ile Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yapmış oldukları protokol elde edilmiştir. Söz konusu protokolün hükümleri şu şekildedir: "İşbu protokolde imzası bulunan şirketler, aşağıdaki hususlara uymayı kabul ve taahhüt etmişlerdir. 1. 1 Ocak 2002 tarihinden geçerli olmak üzere; sınai ve ticari yangın sigorta poliçelerinde yangın, yıldırım, infilak primi asgari %o0,15 (binde sıfır onbeş) Tarifesi bulunmayan ek teminatlar payı asgari %o0,05 (binde sıfır sıfır beş) olarak uy gulanacaktır. İşbu oranlar tarife niteliğinde olmayıp reasürans devrinin asgari işlem şartıdır. 2. Bu oranlar poliçede yer alacak asgari oranlar olup, komisyon iadesi vb. tanımlamalarla bunların altına inilmesi mümkün olmayacaktır. 3. Bölüşmeli reasürans anlaşma larına yukarıda öngörülen oranların uygulanması suretiyle bulunacak prim tutarları altında hiçbir devir yapılmayacaktır. 4. Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir. 5. İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." H.3.3. Soruşturma Safhasında İstenen Bilgiler Soruşturma aşamasında sigorta şirketlerinden ve Milli Reasürans'tan çeşitli bilgiler istenmiştir. Bunlar arasında 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait reasürans anlaşmaları da bulunmaktadır. 06-02/44 -6 18Önceki yıllarda reasürans anlaşmalarında bir oran belirtilmezken 2002 yılına dair yapılan bütün reasürans anlaşmalarında, incelemeye konu protokole, "minimum fiyat klozu" (Minimum rates for flexa) olarak atıf yapıldığı tespit edilmiştir. Milli Reasürans'tan sigorta şirketlerine g önderilen 2003 yılı reasürans anlaşmalarının yenilenmesine dair 7.10.2002 tarihli "2003 YILI TRETE YENİLEMELERİ" başlıklı yazıda aynen; "Bunlara ilave olarak 2003 yılı yenilemelerinde aşağıdaki hususlar ön plana çıkacaktır. -geçen sene yangın tretelerinde yer alan Sanayi ve Ticari riskler için asgari fiyat uygulanması şartına 2003 yılında da devam edilmesi, %o 0.15 olan Yangın, Yıldırım, İnfilak fiyatının %o 0.25, %o 0.05 olan diğer türevlerin ise %o 0.10 olarak uygulanması," denilmektedir. Sigorta şirket lerine gönderilen 7.10.2002 tarihli yukarıdaki ifadeler, 1.12.2002 tarihli "2003 Yılı Trete Yenilemeleri" aynı başlığı ile gönderilen bir yazıda reasürans anlaşmalarına esas teşkil etmek üzere İngilizce olarak tekrarlanmıştır. I. Savunmalar I.1. Usule İli şkin Savunmalar ve Değerlendirilmesi I.1.1. Önaraştırma Süresi Aşılmıştır Önaraştırma kararının 25.12.2001 tarihinde alınmasına karşın bir ay zarfında hazırlanması gereken Önaraştırma Raporu'nun 3.4.2002 tarihinde Kurul'a sunulmasının Kanun'a aykırılık teş kil ettiği ileri sürülmüştür. Kanun un 40. maddesinin son fıkrası Önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportör 30 gün içinde elde ettiği bilgileri her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak bildirir. hükmünü getirmektedir. Maddenin açık ifadesinden de görüldüğü üzere 30 günlük süre önaraştırma raporunun hazırlanması için getirilmiştir ve Raportörlerin görevlendirilmesi ile işlemeye başlamaktadır. Esasen söz konusu maddede önaraştırma açılmasına dair Kurul kararı ile raportör lerin görevlendirilmesi arasındaki süreye ilişkin olarak da herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Nitekim önaraştırma raporu da bu süreye dikkat edilerek görevlendirme tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tamamlanmıştır. I.1.2. Soruşturma Süresi Aşılmı ştır Usule ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ilk fıkrası uyarınca soruşturmanın en geç altı ay içerisinde bitirilmesinin gerektiği, bu sürenin bir defaya mahsus olmak üzere altı ay daha uzatılabileceği, ancak her halukarda soruşturma safha larının bu süre içerisinde sona ermesi gerektiği, buna karşın Soruşturma Heyeti'nin Ana Raporu'nu ilgili teşebbüslere tebliğ ettiği tarihte bir yıllık sürenin dolduğu ancak soruşturmanın tamamlanmadığı ileri sürülmüştür. 06-02/44 -6 19Kanun'da öngörülen söz konusu süre ler soruşturma raporunun tamamlanarak teşebbüslere tebliğ edilmesini düzenlemektedir. Bu bağlamda soruşturma raporu da bir yıllık süre içerisinde yazılarak tebliğ edilmiştir. I.1.3. İddiaların Türü ve Niteliği Hakkında Yeterli Bilgi Gönderilmemiştir Soruş turma açılmasına dair yapılan bildirimde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi gönderilmediği, soruşturma açılmasına dair Kurul kararının önaraştırma raporunun ötesinde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi kapsamadığı ileri sür ülmüştür. 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesi "Kurulun Soruşturmaya Başlaması" başlığını taşımakta ve söz konusu maddenin ikinci fıkrası taraflara bildirimi düzenlemektedir. Mezkur madde "Kurul, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının ve rildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaları n türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir." şeklindedir. Söz konusu madde çerçevesinde önaraştırma raporu ile birlikte Kurul kararı teşebbüslere gönderilmiş ve bu yükümlülük yerine getirilmiştir. I.1.4. Önaraştırma Rap orunun Tamamı Gönderilmemiştir Soruşturma açılmasına dair yapılan bildirimde Önaraştırma raporunun tamamının gönderilmediği ifade edilmiştir. Kanun'un 43. maddesi ikinci fıkrası çerçevesinde Önaraştırma Raporu nun konu ile ilgili bölümleri teşebbüslere gö nderilmiştir. Raporun gönderilmeyen bölümü, ilk defa incelenen sigorta sektörü hakkında genel bilgilerle birlikte Sigorta ve Murakabe Kurulu raporlarından elde edilen ve Hazine Müsteşarlığı nın internet sitesinden herkes tarafından ulaşılabilecek olan sayısal nitelikte bilgilerden oluşmaktadır. Nitekim söz konusu bilgilerin güncel haline soruşturma raporunda da yer verilmiştir. Esasen Kurul kararına esas olacak herhangi bir bilgiyi içermemesi nedeniyle gönderilmemiş olan bu bölüm, tarafların savunma hakları na halel getirmemektedir. I.1.5. Ek Dizini Gönderilmemiştir Soruşturma raporunun ekinde yer alan 27 adet ek dizininin gönderilmediği ileri sürülmüştür. Soruşturma raporunun ekinde çeşitli nitelikte belgeler yer almaktadır. Bunlardan bir bölümü Milli Reas ürans ve Birlik tarafından her sigorta şirketine gönderilen, özel olmayan ve halihazırda sigorta şirketlerinin uhdesinde yer alan yazılardır. Bir kısmı ise sigorta şirketlerinin reasürans anlaşmalarıdır. Sadece reasürans şirketleri ile anlaşma yapan sigort a şirketi arasında olan ve esasen gizlilik arz eden söz konusu anlaşmaların gönderilmesi ise sır saklama yükümlülüğü nedeniyle uygun görülmemiştir. Diğer bir grup ise hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin ilk yazılı savunmalarıdır ki bunlara da rapor un içerisinde yer verilmiştir. 06-02/44 -6 20I.2. Esasa İlişkin Savunmalar ın Değerlendirilmesi I.2.1. Protokolün Niteliği Belirlenmemiştir Savunmalarda protokolün yatay mı yoksa dikey nitelikte bir anlaşma mı olduğunun belirtilmemiş olduğu, reasürans anlaşmalarının tipi k dikey anlaşmalar olduğu; incelemeye konu protokolün de sigorta şirketleri arasında imzalanmış çok taraflı bir anlaşma olmayıp, Milli Reasürans ın deklare ettiği şartların sigorta şirketleri tarafından kabulü anlamında iki taraflı bir dikey anlaşma olduğu ileri sürülmüştür. Bilindiği üzere, aynı ticari seviyede faaliyet gösteren teşebbüsler arası anlaşmalar "yatay", farklı ticari seviyede faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki anlaşmalar da "dikey" anlaşmalar olarak anılmaktadır. Ancak Kanun un 4. madde sinde anlaşmalar için bu tür bir ayrım yapılmamış, ister yatay, ister dikey olsun aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Esasen 4. madde açısından önemli olan ölçüt rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmamasıdır. Sigorta sektörü aktörleri açısından, klasik anlamda y atay ve dikey ilişkilerden bahsetmek mümkün değildir. Zira, her ne kadar reasürans şirketi tüketici ile muhatap olmasa da, sigorta poliçesi imzalandığı anda, alınan primden pay sahibi olurken, hasar olduğunda da ödenecek hasarda pay sahibi durumundadır. Anılan protokol sınai ve ticari yangın sigorta branşında asgari bir prim oranı belirlemek üzere yapılan ve klasik anlamda olmasa da bir yönüyle dikey, bir yönüyle de yatay anlaşma özellikleri gösteren 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında bir anlaşmad ır. Yatay bir anlaşmadır, çünkü protokolün 5. maddesi: " İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." hükmüyle, aynı seviyedeki sigorta şirketleri birbirlerine karşı taahhüt altına girmektedirler. Böylece sigorta şirketleri belirlenen oranların altında bir reasürans anlaşması yapılmayacağı konusunda rakiplerinin davranışlarından bilgi sahibi olmaktadırlar. Öte yandan protokol dikey bir anlaşmadır, çünkü 4. maddesinde yer alan " Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyec ektir." hükmüyle, klasik anlamda olmasa da sigorta şirketleri ile aynı seviyede olmayan reasürans şirketi, yapacağı bütün dikey anlaşmalarda, yani reasürans anlaşmalarında bu hükmü şart koşacağını taahhüt etmiştir. I.2.2. Milli Reasürans T.A.Ş. nin Hakim D urumda Bulunması Protokolün esas olarak 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi açısından değerlendirilmesi gerektiği, zira özellikle nispi pazar payı dikkate alındığında Milli Reasürans'ın Türk reasürans pazarında hakim durumda bulunduğu, bu nedenle yapılan prot okolden dolayı sigorta şirketlerini sorumlu tutmanın doğru olmadığı, öte yandan Milli Reasürans'ın da hakim durumda olması nedeniyle 06-02/44 -6 21sigorta şirketleri arasında ayrımcılık yapamayacağı bu nedenle protokolün aslında rekabeti koruyucu nitelikte olduğu ileri sürülmüştür. Hakim durum, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü" şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak hakim durumun unsurlarını ekonomik güç, bağımsızlık ve bu gücün sürekliliği olarak belirlemek mümkündür. Hakim durumun tespitinde tek başına yeterli olmamakla birlikte pazar payı önemli bir göstergedir. Ne kadarlık bir pazar payının hakim durumun tespiti için yeterli olduğu noktasında çeşitli tartışmalar bulunmakla birlikte, başka koşullar da dikkate alınmak suretiyle %50'nin üstünde olması gerektiği genel olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte başka k oşullar da dikkate alınarak daha düşük pazar payına sahip bir teşebbüsün de hakim durumda kabul edilmesi mümkündür. Teşebbüsün kendisinin pazardan aldığı paya mutlak pazar payı, bu pazar payının rakiplerine oranına ise nispi pazar payı denilmektedir. Türk iye de aktif olarak faaliyette bulunan tek reasürans şirketi Milli Reasürans tır. Bunun yanında 200 dolayında yabancı reasürans şirketi de pazarda yer almaktadır. Yukarıda verilen 2001 yılı verilerine göre yangın branşında toplanan primlerden Milli Reasüra ns a devredilenlerin oranı %24.8 olarak görülmektedir. Kendisine en yakın rakipler olan Munich Re, Swiss Re gibi birkaç büyük reasürans şirketinin pazar payları ise %6 -7 oranındadır. Diğer şirketlerin pazar payları ise daha küçüktür. Belirtilen oranlara ilk bakışta Milli Reasürans ın mutlak pazar payının hakim durum nitelendirmesi yapmak için yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak nispi pazar payının hakim durumda olmaya yeterli olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Yukarıda belirtildiği gibi nispi pazar p ayı başka etkenler dikkate alınarak hakim durum incelemesinde kullanılmaktadır. Pazara girişi engelleri, ürüne bağımlılık, rakiplerin sayısı, teknolojik üstünlük gibi kriterler bu kapsamda sayılabilir. İlk olarak belirtilmelidir ki ülkemizde uzun süre rea sürans tekeli uygulanmıştır. Bu uygulamanın sonucu olarak Milli Reasürans sigorta şirketleri için tek alternatif olmuştur. Ancak 1.1.2002 yılı itibarıyla bu yasal tekele son verilmiş ve beş yıllık bir süre yürürlükte kalan bir havuz sistemine geçilmiştir. Dolayısıyla uzun yıllara dayanan bu yasal tekelden kaynaklanan bir pazar gücü söz konusudur. Sigorta şirketleri aynı anda birden fazla reasürans şirketi ile anlaşma yapmaktadırlar. Bu durumun sonucu olarak bir sigorta şirketi birçok yabancı reasürör ile anlaşma yaparken reasürans tekeli veya şu an yürürlükte olan havuz sistemi gereği Milli Reasürans ile de anlaşma yapmak zorunda kalmaktadır. Buna karşı yine de ancak %25'ler civarında bir pazar payına sahip olması Milli Reasürans'ın hakim durumda olmadığın ın en önemli göstergelerindendir. 06-02/44 -6 22 Öte yandan yukarıda belirtildiği gibi Türkiye'de 200 civarında reasürans şirketi faaliyet göstermektedir. Milli Reasürans'ın rakiplerinden bağımsız olarak fiyatlarını belirlemesi durumunda sigorta şirketleri diğer reasürö rlere yönelebileceklerdir. Dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta ise Türk sigorta pazarında teknik oranlar dikkate alınmaksızın uygulanan fiyat politikaları sonucu bazı büyük reasürans şirketlerinin Türkiye pazarından çekilmiş olmalarıdır. Dolayısıyla o lması gereken fiyatları uygulayan sigorta şirketleri halen pazarda olmayan bu reasürörlerle de anlaşma yapma imkanına sahiptirler. I.2.3. Protokolün Amacı Rekabeti Kısıtlamak Değildir Protokol ile sigorta şirketleri arasındaki rekabeti kısıtlamak gibi bir amacın güdülmediği, asıl hedefin yabancı reasürörlerden gelen daha yüksek oran talebini hafifletmek olduğu bu nedenle Türk sigorta piyasası açısından haklı sebep teşkil ettiği ileri sürülmüştür. 4054 sayılı Kanun rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar bakımında n üçlü bir sistem öngörmüştür. Bu bağlamda amacı rekabeti bozmak olan veya rekabeti bozucu etki doğuran veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olan anlaşmalar yasaklanabilmektedir. Dolayısıyla protokol yapılırken rekabeti kısıtlamak amacının güdülmemiş olm ası yasak kapsamından çıkması sonucunu doğurmamaktadır. Pazar ekonomisin temel kuralı olan fiyatın serbestçe oluşumuna suni olarak yapılan müdahaleler rekabet ortamının bozulmasına yol açmakta ve olması gereken fiyatların oluşmasına engel olmaktadır. Beli rlenen fiyat ister düşük olsun isterse yüksek olsun bu kural değişmemektedir. Özellikle sigorta gibi asıl önemi riskin gerçekleştiği anda meydana gelen hasarın karşılanması sırasında ortaya çıkan bir sektör için bu durum daha da hassastır. Ancak gelecekte olması muhtemel riskleri teminat alan yani belirsizlik üzerine kurulu olan bir sistemde fiyatlandırma yapmak konusunda zorluklar vardır. Buna karşın risklerin niteliği ve gerçekleşme ihtimali gibi konular dikkate alınmaksızın sadece fiyata dayalı olarak re kabet yapılması sigorta sisteminin mantığı ile bağdaşmamaktadır. Protokolün yabancı reasürörlerin baskısını hafifletmek için yapılması ilk bakışta mantıklı görünse de, olması gereken fiyatların daha yüksek olduğu dikkate alındığında pazar koşullarına müdah ale anlamına geldiği için makul bir argüman olmaktan çıkmaktadır. Dışardan müdahalelerle fiyatların düşük tutulması, olması gereken fiyatların oluşumunu geciktireceği için risk gerçekleştiği anda tüketicinin zararının karşılanmasında güçlüklere yol açabile cektir ki bu durumun da sigorta sisteminin mantığına uygun olmadığı açıktır. Dolayısıyla önemli olan her sigorta şirketinin kendi yaşayabileceği fiyatını kendisinin belirlemesidir. I.2.4. Protokol Bağlayıcı Değildir Protokolün bağlayıcı olmadığı, isteyen sigorta şirketinin daha düşük oranlar veren reasürörlerle anlaşma yapabileceği, bunun dışında Türkiye'de faaliyette bulunan ve protokole imza atmamış olan diğer sigorta şirketlerinin istedikleri 06-02/44 -6 23koşullarda anlaşma yapabilecekleri, tüketicilerin de bu sigo rta şirketlerinden poliçe alabileceği için rekabetin kısıtlanmamış olduğu ileri sürülmüştür. Protokolün 4. maddesinde " Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde Milli Reasürans ile anlaşma yapan tüm sigorta şirketlerinin reasürans anlaşmalarında bu koşulun yer alması öngörülmüştür. Nitekim Raportörlerce de Milli Rea sürans'tan istenilen reasürans anlaşmalarından bu durum görülmektedir. Öte yandan protokolün 5. maddesinde yer alan " İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürör lerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." hükmü gereğince sigorta şirketlerinin daha uygun koşullarla teminat veren reasürörlerle anlaşma yapmaları engellenmektedir. Bu nedenle daha düşük oranlarla reasürans anlaşması yapılabileceği iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu durum soruşturma safhasında sigorta şirketlerinden istenen reasürans anlaşmalarından da görülmektedir. Farklı reasürörlerle yapılan anlaşmaların hepsinde söz konusu protokolde belirlenen oranlara yer verildiği görülmektedir . Öte yandan, bazı reasürans anlaşmalarında ise protokole atfen minimum fiyat klozu (Minimum rates for FLEXA2) ifadesinin kullanıldığı tespit edilmiştir. I.2.5. Protokol Muafiyet Çerçevesinde Değerlendirilmelidir Protokolün piyasa şartlarının bir deklarasy onu, bir zorunluluğun ifadesi olduğu ve gerçekte rekabet piyasasının korunması amacının güdüldüğü ve muafiyet tanınmasına özgü tüm koşulların olayda bulunduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Protokolün lafzen asgari bir davranış biçimi önerdiği için 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamına alınabileceği, ancak olaya makro planda rekabet politikası, serbest rekabet düzeninin korunması ve tüketiciler açısından bakıldığında protokolde imzası bulunanların işbirliğinin, tüketiciler ve ülke ekonomisi bakımından sağ layacağı kazancın rekabetin görünürde kısıtlanmasının getirdiği maliyetten daha önemli olduğu ifade edilmiştir. Öte yandan Avrupa Birliği'nde (AB) sigorta sektörüne yönelik olarak bir grup muafiyeti düzenlemesinin yürürlükte olduğu ve protokolün de söz kon usu Tüzük'te yer alan koşulları karşıladığı, bu nedenle başvuruda bulunulmamış olsa dahi muafiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. AB'de 358/2003 sayılı Sigorta Sektöründeki Belirli Kategorideki Anlaşma, Karar ve Uyumlu Eylemlere Roma Antlaşması'nın 81(3). maddesinin Uygulanmasına Dair Komisyon Tüzüğü yürürlüktedir. Mezkur Tüzüğe göre "Doğruluğu kabul edilmiş istatistikler veya hasar sayılarına dayanarak ortak risk-prim tarifeleri oluşturmak" muafiyet kapsamına alınmıştır. Tüzük'te mu afiyet tanınan prim ise net prim veya risk primi olup, brüt veya ticari primden farklılık arz etmektedir. Risk primi, iki unsurdan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, geçmişteki istatistiki kanıtlara (hasarların sıklığı ve 2 Fair, Light, Explosion Agreement. 06-02/44 -6 24miktarına) dayanarak sigortalanan unsurların değerini karşılamayı amaçlayan net primdir. İkincisi ise, gelecekle ilgili çalışma sonuçlarını (hasarların sıklığı ve miktarı üzerinde etki yapmaya uygun koşullar) değerlendirerek net primin yükselmesini ve düşmesini ayarlayan primdir. Bu yönüyl e risk primi, genellikle tüm sigortacılar için eşdeğerdedir. Risk priminin yüksek olmasını garantilemek için portföyleri yeterince geniş olmayan sigortacılar ileride olabilecek hasarları karşılayabilmek için risk primine teminat masrafı da ekleyeceklerdir. Bir sigortacının primleri belirlemesi için, geçmişte olan hasarların sıklığı ve hacmine ilişkin istatistiksel verileri bilmesi gerekir. Bu yönüyle anılan Tüzüğün ana düşüncesi tek bir şirketin kendi istatistiki verilerine dayanarak sigorta primlerinin kesin bir matematiksel hesaplamasını yapmasının imkansız olmasıdır. Bunun sonucu olarak şirketlerin bu hesaplamaları yapabilmelerini sağlamak amacıyla aralarında bir işbirliği mekanizması öngörmek zorunludur. Güvenilir istatistikler elde etmek için, sigort acılar arasında verilerin mübadele edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Tüzüğün İkinci Bölümü, risk sigortasının ortalama maliyetinin hesaplanması için sigorta şirketleri arasında belirli alanlarda istatistiklerin toplanması amacıyla bir işbirliğine imkan tanımaktadır. Ancak Tüzük, rakipler arasında ortak tarife belirlenmesine yol açacak ticari primlerde bir işbirliğini de açıkça yasaklamıştır. Tüzüğün 3. ve 4. maddeleri, Roma Antlaşması nın 81(3). maddesinde öngörülen muafiyetin uygulanabilmesi için sigort a şirketleri arasındaki anlaşmalara birtakım katı şartlar getirmiştir: ortaklaşa toplanan ve dağıtılan istatistiklerin yalnızca açıklayıcı ve kullanılmalarının ihtiyari olduğu net bir şekilde ifade edilmeli; ticari primlerin belirlenmesinin önlenmesi için, referans gösterilen istatistikler, olasılıklar için yüklemeler, rezervlerden elde edilen gelir, idari veya ticari masraflar, mali katkılar veya katılımcı teşebbüslerin tahmin edilen karlarını içermemeli; karşılıklı açıklanan bilgiler şirketlerin teşhisini mümkün kılmamalıdır. Belirtilenler dışında başka hesaplamalar ve tablolar kullanmayacakları konusunda anlaşan veya diğer teşebbüsleri yükümlü tutan teşebbüs veya teşebbüs birlikleri muafiyetten yararlanamazlar. Bunlar dışında herhangi bir taahhüt, grup mu afiyetini uygulanamaz kılacaktır. Protokolün muafiyet çerçevesinde değerlendirilmesine geçilecek olursa, ilk olarak Kurul tarafından sigorta sektörüne yönelik olarak çıkarılmış bir grup muafiyeti düzenlemesi bulunmadığı belirtilmelidir. Bu nedenle değerle ndirme her koşulda bireysel muafiyet çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak 4054 sayılı Kanun bildirim sistemini benimsemiş olup, Kanun'un 10. maddesi bildirilmemiş anlaşmalara muafiyet uygulanmayacağını açıkça belirtmiştir. Soruşturma konusu ile ilgili olarak i se, ne Milli Reasürans tarafından ne de sigorta şirketleri tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu durumda söz konusu protokolün muafiyetten yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Bilindiği üzere grup muafiyeti düzenlemeleri Kanun un 5. maddesi nde öngörülen soyut şartların edinilmiş olan tecrübelerin ışığında somutlaşmasını ifade etmektedir. Diğer bir deyişle anlaşmalara muafiyet tanınabilmesi için aranan koşullar, grup muafiyeti düzenlemeleri ile belirli kategorideki anlaşmalar için önceden bil inir hale gelmektedir. Bu ise bireysel muafiyet 06-02/44 -6 25incelemelerinde aranacak koşullar için minimum düzeyde bir referans niteliği taşımaktadır. İncelemeye konu protokole bakıldığında ise AB Tüzüğünde belirtildiği gibi herhangi bir istatistiki veriye dayanan bi r oran görülmemektedir. Nitekim yapılan incelemelerde, asgari prim oranının, Komisyon Tüzüğü'nde getirilen kriterlere uygun olarak belirlendiğine dair bir tespit yapılamamıştır. Diğer taraftan sigorta şirketleri mezkur protokolde belirlenen oranlardan daha düşük koşulları sağlayan reasürörlerle anlaşma yapmayacaklarını, Milli Reasürans da tüm sigorta şirketlerine aynı oranı uygulayacağını taahhüt etmektedir. Protokolün bu maddeleri de yukarıda değinildiği üzere "belirlenen oranlardan ayrılmama yönünde taahh üt olmaması gerekir" şeklindeki koşula aykırı bulunmaktadır. Dolayısıyla protokolün AB Tüzüğünde getirilen muafiyet koşullarını taşımaktan uzak olduğu görülmektedir. I.2.6. Milli Reasürans T.A.Ş. nin Savunması Milli Reasürans ın savunmasında zorunlu tarife uygulamasından vazgeçildiği 1990 yılından bu yana, sigorta fiyatlarının herhangi bir teknik çalışmaya ve esasa dayanmadan sadece iş kapabilmek amacıyla hızla düştüğü, bu durumun özellikle yangın branşında ve ticari/sınai işletmelerin sigortalarında yoğun bir şekilde yaşandığı, sigortacılıkta "sivil risk" diye tabir edilen ve riskin tamamının sigorta şirketleri tarafından üstlenilip reasürans şirketlerine devir yapılmayan konutların yangına karşı sigortalanmasında şirketler arasında fiyat indirimi konusunda bir rekabet görülmezken ticari ve sınai işletmelerin hemen hemen sıfır fiyatla sigortalandıkları ve bu işlerin reasürans şirketlerine devredilerek, hasar olduğunda devredilen oranda reasürans şirketlerinden alındığı belirtilmiştir. Bunun sonucu olarak Mil li Reasürans'ın hayat -dışı mecburi işlerle ilgili son 10 yılda teknik işletmenin olumsuz sonuç verdiğini gösteren rakamlar iletilmiştir. Milli Reasürans'ın 2002 yılı için reasürans teminatı verirken, en çok teknikten uzaklaşıldığı görülen sınai ve ticari yangın sigortaları için %0 0.15 ve tarifesi olmayan ek teminatlar için %00.05'in altında iş kabul etmeyeceğini sigorta piyasasına açıkça bildirdiği, bunun bir tarife uygulaması olmayıp, reasürans teminatının verilmesi sırasında yapılan sözleşmenin bir şart ı olduğu, hiçbir şirketin bu şartı kabullenmesi için zorlanmadığı, protokolü imzalamayan sigorta şirketlerinin, bu protokolü imzalayan şirketlerden daha yüksek fiyatla hizmet aldığı belirtilmiştir. Protokolün bir anlaşma niteliğinde olmayıp, Milli Reasüra ns'ın yangın dalındaki reasürans kabulünün asgari şartını içerdiği, sigorta şirketlerinin imzasının ise bu şartlar hakkında resmen bilgi edinmiş olduklarının tevsiki niteliğinde olduğu ifade edilmiştir. Protokol serbest tarife sistemine geçiş ile birlikte sürekli düşme eğilimi gösteren primlerin yukarı çekilmesi amacıyla imzalanmıştır. Reasürans işlemi niteliği gereği sigorta sözleşmesine bağlıdır. Bu nedenle poliçelerde uygulanacak oranların belirlenmesinde ister sigorta şirketi olsun ister reasürans şirk eti olsun bütün katılımcıların ortak menfaati bulunmaktadır. Öte yandan Milli Reasürans anlaşma yaptığı diğer sigorta şirketlerine de aynı 06-02/44 -6 26oranları uygulamayı taahhüt etmektedir. Bu da protokol ile belirlenen oranların sektörde faaliyet gösteren diğer teşe bbüsleri de kısıtlaması sonucunu doğurmaktadır. Nitekim 2002 yılı için Milli Reasürans tarafından yapılan tüm reasürans anlaşmalarında söz konusu oranların yer aldığı görülmüştür. Yangın sigortaları sigorta türleri içerisinde reasüransa en çok ihtiyaç duy ulan sigortadır. Zira söz konusu sigorta için verilen teminatlar genellikle sigorta şirketlerinin karşılayabileceği oranların üzerinde olmaktadır. Nitekim gerek yazılı savunmalarda gerekse sözlü savunma toplantısında sigorta şirketlerinin temsilcileri, rea sürans desteği olmaksızın yangın sigortası yapmanın mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Öte yandan, daha önce de belirtildiği üzere yangın branşında toplanan primlerin %73 gibi önemli bir bölümü reasüransa devredilmektedir. Bu durum, protokolde Milli Reas ürans'ın taşıdığı önemi göstermektedir. J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK 4054 sayılı Kanun un 4. maddesi, amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya bozma olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve işletme birliklerinin kararlarına kar şı genel bir yasaklama getirmektedir. Bu hüküm, bütün işletmeler arası anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup temel amacı, her bir işletmenin kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir. 4054 sayılı Kanun un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler arasında, (a) bendinde Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahu t satım şartlarının tespit edilmesi yer almıştır . Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerin protokol ile minimum oran belirlemeleri Kanun un 4. maddesinin (a) bendini ihlal etmektedir. Bilindiği gibi piyasa ekonomisinin en temel kuralı, fiyatın herh angi bir müdahale olmaksızın piyasa koşullarına göre serbestçe oluşmasıdır. Bu nedenle rekabetin en önemli görünümü olan fiyatın oluşumuna rakipler tarafından müdahale edilmesi Kanun'a aykırı olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda belirlenen fiyatın makul ol up olmadığı da tartışma konusu yapılmamaktadır. Fiyat tespitinin çok farklı şekillerde yapılabilmesi dikkate alınarak sadece doğrudan fiyat tespit edilmesi değil, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurların tespiti de yasak kapsamına alınmıştır. Verilen unsurların tadadi olması nedeniyle indirim, oran, ortak muhasebe teknikleri belirleme, hedef, taban ve tavan fiyat uygulamaları ve bilgi değişimi anlaşmaları da bu yasak kapsamına girebilecek niteliktedir. İncelemeye konu protokol ile, ticari ve sınai yan gın sigortalarında reasüransa devredilecek poliçeler bakımından, ana teminatlar ve tarifesi bulunmayan ek teminatlar bakımından minimum bir oran uygulanması öngörülmüştür. Her ne kadar taraflar protokolde de yer aldığı üzere söz konusu oranların tarife niteliğinde olmadığını , reasürans devrinin asgari işlem şartı olduğunu ileri sürseler de belirlenen oran nedeniyle poliçelerde uygulanacak fiyatlar için bir 06-02/44 -6 27alt sınır belirlenmektedir. Nitekim protokolün ikinci maddesinde yer alan "Bu oranlar poliçede yer ala cak asgari oranlar olup, komisyon iadesi vb. tanımlamalarla bunların altına inilmesi mümkün olmayacaktır." ifadesinden bu durum açıkça görülmektedir. Hakkında soruşturma yürütülen taraflar söz konusu protokolün yabancı reasürörlerin daha yüksek oran talep lerine yönelik baskıları hafifletmek amacıyla yapıldığını ve bu bağlamda haklı gerekçesinin bulunduğunu, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıyı aşmak için bu yola gittiğini ileri sürseler de bu durum ihlalin varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Yaşanan yoğun r ekabet neticesinde, hem sigorta şirketlerinin hem de reasürans şirketlerinin teknik karlarının düştüğü, dolayısıyla düşen prim oranlarını belli bir seviyeye çekmek gerektiği savunulacak bir argüman olmamalıdır. Zira, karların düşmesi özellikle de ekonomini n belli dönemlerinde her sektör için geçerli olup rekabeti kısıtlamak için kabul edilebilir bir argüman değildir. Esasen bu durum dahi konunun ihlal niteliği taşıdığının en somut göstergesidir. Zira, pazar dinamikleriyle yukarı çekilemeyen fiyatlar için bi r protokol vasıtasıyla asgari oran belirlenmesi, fiyatın oluşumuna müdahale niteliğindedir. Bu noktada protokol ile ilgili olarak iki noktayı birbirinden ayırmanın zorunlu olduğu belirtilmelidir. Birincisi protokolün ihlal niteliği taşıyıp taşımadığı ve ikincisi bu protokolü yapmanın haklı bir gerekçesinin olup olmadığıdır. Bir eylemin haklı gerekçesinin olmasının onun kanunlara aykırılığını ortadan kaldırmadığı malumdur. Yukarıda da belirtildiği üzere savunmalarda ve yapılan görüşmelerde esas olarak sektö rde uygulanan fiyatların reasürans teminatı alınamayacak bir noktaya gelmesi nedeniyle, sektörün ve tüketicinin yararına protokolün yapıldığı ileri sürülmektedir ki bu protokol yapılmasının gerekçesidir. Bu gerekçe protokolün ihlal niteliği taşıyıp taşımad ığından bağımsızdır. Zira haklı gerekçe ancak 5. maddede öngörülen muafiyet koşullarını taşıyorsa 4. maddenin uygulamasından belirli bir süre muafiyet sağlamaktadır ki muafiyet kavramının temelinde eylemin ihlal niteliğinin olduğuna şüphe bulunmamaktadır. Diğer taraftan bir anlaşmanın haklı gerekçesinin olmasının tek başına onu rekabet kurallarının uygulamasının dışına çıkarmayacağı gayet açıktır. Aksi durumun kabulü, en basit haliyle kar elde etmek gibi ticari açıdan son derece haklı olan bir kartel anla şmasının dahi 4054 sayılı Kanun uygulaması dışına çıkması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan tüketicinin bundan yarar sağlamasının da doğal olarak muafiyet tanınmasını gerektirmeyeceği bilinmektedir. Zira böyle bir sonuç da bir rakibi pazar dışına itmek içi n fiyatların maliyet düzeyine veya altına çekilmesi yönünde yapılan ve bunun sonucu olarak tüketicilerin çok uygun fiyatlardan mal ve hizmet alabildiği bir anlaşmaya muafiyet tanınmasına yol açabilecektir. Her iki durumun da kabul edilemez olduğu açıktır. Protokol ile ilgili bir başka dikkat çekici nokta ise, protokolde Koç Allianz Sigorta A.Ş.'nin adının yer almasına karşın, imzasının bulunmamasıdır. Önaraştırma aşamasında Raportörlerin görüşme yaptığı teşebbüsün yetkilileri bu durumu, kendi uyguladıklar ı oranların protokolde belirlenen oranların 06-02/44 -6 28üzerinde olduğu ve kendilerinin serbest pazardan yana oldukları için imza atmadıkları şeklinde açıklamışlardır. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler sonucunda 11 sigorta şirketi ile Milli Reasürans arasında im zalanan protokolün Kanun'un 4. maddesini ve özellikle de bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendini ihlal ettiği ve bu nedenle söz konusu teşebbüslerin 16. maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşüne ulaşılmıştır. K. SONUÇ Önaraşt ırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı , raporlar, Danıştay ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; 1-) 03-55/645 -296 say ılı Rekabet Kurulu kararının iptaline ilişkin Danıştay 13. Dairesi nin 2005/4939 K. ve 2005/5186 K. sayılı kararları ertesinde, soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesine daya nan ve Kurumumuzca tebellüğ edilen ve Danıştay 13. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun değişik kararlarıyla yerleşik hale gelen mahkeme kararlarının bugünkü tarihten itibaren temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilenler açıs ından itiraz edilmemesine; gelecekte de bu nitelikteki bir gerekçeyle Kurumumuza tebliğ edilecek tüm kararların temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilenler açısından itiraz edilmemesine ilişkin 15.8.2005 tarihli ve 05 -51/785 -M sayılı Kurul kararı uyarınca ilgili Danıştay kararı temyiz edilmeksizin dosyanın yeniden değerlendirilebileceğine OYÇOKLUĞU ile, 2- a) Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigor ta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş. ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. nin 11.10.2001 tarihinde imzalamış oldukları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatları na yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun un 4. maddesini ihlal ettiklerine, b) Aynı protokolü imzalayarak taraf olan Milli Reasürans T.A.Ş. nin de yukarıda belirtilen ihlale katıldığına; OYBİRLİĞİ ile , 3- 4054 sayılı Kanun un 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen ihlali gerçekleştiren teşebbüslerin 2001 yılı yangın sigortası ciroları üzerinden takdiren; a) Net satışlarının %0.5 i (binde beşi) oranında olmak üzere: 06-02/44 -6 29Aksigorta A.Ş. nin 227.4 60,96 YTL, Axa Oyak Sigorta A.Ş nin 250.609,63 YTL, Başak Sigorta A.Ş. nin 169.152,84 YTL, Güneş Sigorta A.Ş. nin 229.594,28 YTL, İsviçre Sigorta A.Ş. nin 114.355,83 YTL, Ray Sigorta A.Ş. nin 55.401,28 YTL, TEB Sigorta A.Ş. nin 32.618,64 YTL, T. Genel Sigo rta A.Ş. nin 91.021,48 YTL ve Yapı Kredi Sigorta A.Ş. nin 179.045 YTL para cezası ile cezalandırılmasına, b) Soruşturma sürecinde, protokole uymayacağını deklare etmesinin hafifletici neden olarak göz önüne alındığından net satışlarının %0.1 i (binde biri ) oranında olmak üzere Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. nin 62.767,75 YTL para cezası ile cezalandırılmasına, c) Hafifletici nedenler göz önüne alındığından, net satışlarının %0.2 si (binde ikisi) oranında olmak üzere Milli Reasürans T.A.Ş. nin 191.886,91 YTL para cezası ile cezalandırılmasına, OYBİRLİĞİ ile, 4-) 5388 sayılı Kanun un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, bu konuda karar verilmesine gerek olmadığına OYBİRLİĞİ ile, karar verilmiştir. Başkan İkinci Başkan (mazeretli) Mustafa PARLAK Tuncay SONGÖR (izinli) Prof Dr. Zühtü AYTAÇ Rıfkı ÜNAL (1. maddeye karşı oy) (izinli) Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI M. Sıraç ASLAN Süreyya ÇAKIN M 06-02/44 -6 30(05.01.2005 tarih, 06 -02/44 -6 sayılı Kurul Kara rı na) KARŞI OY GEREKÇESİ Danıştay 13. Dairesinin soruşturmayı yürüten Kurul Üyesi nin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ortaya çıkan iptal kararlarının ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu nun değişik kararlarıyla yerleşik hale gelen mahkeme kararlarının temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilenler yönünden itiraz edilmemesine, gelecektede bu tür tüm kararların temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilen ler açısından itiraz edilmemesine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Gidilecek yargı yolu yönünden itiraz veya temyiz imkanı bulunan dosya ya da davalar hakkında sahip olunan tüm yargı yollarının ve hakkının süresinde kullanılmak suretiyle tüketilmesi g erektiğini düşünüyorum. Rekabet Kurulu kararlarının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay ilgili dairesinde görülüyor olması nedeniyle verilen kararlar, bir başka dosya için emsal karar olması niteliğini taşımaması gerekir. İdari Dava Daireleri Genel Ku rulu tarafından verilen kararlar, Rekabet Kurulu kararları yönünden temyiz niteliğinde olduğundan, Danıştay ın ilgili dairesi tarafından emsal olarak kabul edilmelidir. O halde itiraz ya da temyiz imkanı bulunan dosyalar yönünden ve hatta geleceğede yöneli k olarak bu yargı yolunu kapatırcasına alınan kararın uygun olmadığı görüşündeyim. Kaldı ki, Rekabet Kurulu kararlarının, 4054 sayılı Kanun un 56 vd. maddelerinde yer verilen Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları nedeniyle tarafların bu yöndeki haklarını mahke melerde kullanabileceği göz önüne alındığında, sahip olunan yasal yolları kullanmaktan vazgeçmenin sorumluluğu ve önemi daha da açığa çıkmaktadır. Rıfkı ÜNAL Kurul Üyesi ehmet Akif ERSİN