İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalının müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında bu hissedarlık dışında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, ancak müvekkili şirket aleyhine davalı tarafından iki adet çeke dayalı olarak İstanbul 13. İcra Dairesi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/221 KARAR NO : 2025/2047 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2022 NUMARASI: 2021/217 Esas - 2022/1064 Karar DAVA: Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 29/03/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalının müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında bu hissedarlık dışında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, ancak müvekkili şirket aleyhine davalı tarafından iki adet çeke dayalı olarak İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkili şirketin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını ve çeklerin bedellerinin davalıya ödenmesinin sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini belirterek müvekkilinin dava konusu çeklere ilişkin olarak davalıya borcunun bulunmadığının tespitine ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; söz konusu çeklerin müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmasına nedeniyle davacı şirketin borçlarına karşılık müvekkiline verildiğini belirterek davanın reddine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI :Mahkemece; davalı vekilinin 08/09/2021 ve 15/12/2021 tarihli oturumlarda çeklerin pay devir bedeline karşılık olarak verildiğini beyanla ispat yükünü üstlendiği, pay devrinin dava dışı ortak ile davalı arasında gerçekleştiği, davacı şirketin bu işleme taraf olmadığı, davalının çekten dolayı alacaklı olduğuna dair yazılı kanıt getirmediği, böylece çeklerin bedelsiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu ... ... Bankası A.Ş. ... çek no’lu, 20.05.2020 keşide tarihli, 40.000,00 TL bedelli çek ile ... ... Bankası AŞ ... çek no’lu, 20.06.2020 keşide tarihli, 40.000 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; davacının bahsi geçen çekleri neden düzenlediğine ilişkin bir açıklama yapmadığını, mahkemenin hiç bir delil ile desteklenmeyen davacının iddialarını olduğu gibi kabul ettiğini, müvekkilinin şirketteki payını diğer ortak ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin şirketteki payını devralan ...'ın dava konusu çekleri hisse devir bedeli ve davacı şirketin müvekkiline olan borçlarına karşılık keşide ederek verdiğini, çeklerin karşılıksız çıktığını, davacı şirketin çeklerin rıza dışı elden çıktığına dair adli makamlara bir başvurusunun bulunmadığını, çeklerdeki imzaya itiraz da edilmediğini, davacı şirket yetkilisinin icra ceza mahkemesinde devam eden davalardan kurtulmak için eldeki menfi tespit davasını açtığını, davacının durduk yere dava konusu çekleri keşide etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin defterlerinin incelenmesi halinde müvekkilinin davacı şirkete bir çok kere borç verdiğinin ortaya çıkacağını, ayrıca mahkemenin hisseyi devralan ve tek yetkili olan ...'ın bahsi geçen çekleri keşide sebebini sorgulamadığını, çek bir ödeme aracı olup müvekkilinin hisse devir bedeli ve şirketten olan alacaklarına karşılık olarak çekleri kabul ettiğini, davacının kötüniyetli olarak hareket ettiğini, kararın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava; icra takibine konu edilen edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin avans olarak verildiğini ya da bedelsiz olduğunu ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması şart değildir ve Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır.Davacı vekili, müvekkili şirketin kayıtlarında davalıya herhangi bir borç bulunmadığını, müvekkili şirketin icra takibine konu edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunuş, davalı vekili ise davaya cevabında dava konusu çeklerin müvekkilinin şirketten olan alacakları için keşide edildiğini, duruşmada ise cevap dilekçesini tekrarla dava konusu çeklerin müvekkilinin devrettiği hisse karşılığında hisseleri devralan ... tarafından şirket adına keşide edilerek verildiğini beyan etmiştir.Somut olayda, dava konusu 20/05/2020 tarihli ... nolu çek ile 20/06/2020 tarihli ... nolu her biri 40.000-TL bedelli çeklerin davacı şirket tarafından davalı lehine keşide edildiği, çeklerin gününde ibrazı üzerine karşılıksız işlemi uygulandığı, davalının davacı şirketteki hisselerini 31/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devrederek davacı şirket ortaklığından ayrıldığı, pay devri ile birlikte ... ın şirketin tek ortağı haline geldiği, 31/05/2020 tarihli genel kurul kararı ile şirketin tasfiyeye girdiği hususları ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediği, buna göre bedelsizlik iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığı hususundadır. Davalı tarafın cevap dilekçesindeki ve duruşmadaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı çeklerin veriliş nedeni olarak şirketten olan alacaklarını ve hisse devrini ileri sürmektedir. 31/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesinde davalı hisse devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan etmiştir. Ancak çeklerin incelenmesinde basım tarihlerinin 19/02/2020 tarihi olduğu görülmektedir. Bu tarih, davalının hisse devri ve şirket ortaklığından ayrılmasından sonraya denk gelmekte olup, çeklerin hisse devir sözleşmesinden sonraki bir tarihte keşide edildiği açıktır. Davacı tarafından çek üzerindeki imzaya yönelik bir itiraz bulunmamaktadır. Davacı tarafından çek keşidesine ilişkin bir neden de ileri sürülmemiştir. Dava konusu çekler, davalının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra, ...'ın tek ortağı ve yetkilisi olduğu dönemde düzenlenmiştir. Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, TBK'nın 83. maddesi gereğince borcun, üçüncü kişi tarafından ifasına kural olarak bir engel bulunmamaktadır. Bu bakımdan davalının savunmaları çekin hukuki niteliği ile çelişmediğinden ispat yükünün yer değiştirdiği kabul edilerek sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Diğer taraftan, kambiyo senetlerinin ticari defterlerde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınamayacağından (Yargıtay kapatılan 19. HD'nin 16/12/2015 tarih, 2015/6832-17015 sayılı içtihadı) hisse devrinden sonra çeki keşide eden davacının çekin bedelsiz kaldığı iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafından bedelsizliği gösteren bir delil sunulmamıştır. Dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış ise de konusu suç teşkil eden hususlarda (bedelsiz senedi kullanma suçu) yemin deliline başvurulamayacağı gözetildiğinde ispat yükü üzerinde olan davacı, bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın reddine, ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2022 Tarih 2021/217 Esas - 2022/1064 Karar sayılı kararın HMKnın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın reddine,Davalı vekilinin koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 1.366,20-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 750,80-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.433,67-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2025