T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1806 Esas KARAR NO : 2026/446 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/573 Esas - 2023/346 Karar TARİHİ: 09/05/2023 DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1806 Esas KARAR NO : 2026/446 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/573 Esas - 2023/346 Karar TARİHİ: 09/05/2023 DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin... ilinde güneş enerji sistemleri üzerine ... adında ticari işletmesinin bulunduğunu, ..... çerçevesiz ... ile tekli ... ve çiftli ... ticari satış sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereği güneş enerjisi panelleri ile montajda kullanılan malzemelerin satın alındığını, sözleşmede geçen mallardan ...... güneş panellerinden 180 tanesini davalı taraftan Adıyaman'dan 12/06/2021 tarihinde teslim aldığını, geriye kalan 60 adet güneş enerjisi paneli müvekkilinin aracına sağmadığından daha sonra tekrar gelip alacağını bildirdiğini, tekli .. ve ... ......... ürünlerini de davalıdan teslim aldığını, müvekkili aldığı malzemeleri kendi iş yerinde test ettiğinde performans düşüklüğü olduğunu tespit ettiğini, teslim edilen güneş panellerinin ön camlarının temperli arka camlarının düz cam olduğunu, su sebeple 20 tanesinin telef olduğunu, satın alınan güneş panellerinin ayıplı ve dayanıksız olması nedeniyle iade etmek üzere davalı iş yerine gittiğini, bu şekilde 60 adet güneş panelinin iadesinin sağlandığını, müvekkilinin daha sonrasında TSE'den malın ayıplı olduğunu da test ettirdiğini, daha sonra müvekkilinin davalı ile görüşerek geriye kalan mallarıda iade etmek istediğini, bir sonuç alamadığını, bunun üzerine davalı tarafa ihtar çekildiğini ve bunun üzerine herhangi bir dönüş olmadığını belirterek Müvekkilin satın aldığı 160 adet ..... ..., 50 adet tekli ....... ve 300 adet çiftli ... ürünlerinin ayıplı çıkması nedeniyle sözleşmeden dönme hükümleri gereğince iadesine ve bundan doğan fazlaya ve faize ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL alacağın ödeme tarihi olan 07.06.2021'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, müvekkilinin ayıplı maldan dolayı TSE'den yaptırdığı test sonrası kendisinden alınan 2.135,80 TL zarar kapsamında olup bu bedelin zarar tarihi olan 18.06.2021 tarihinden itibaren taraflarına ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı tarafından yasal sürede cevap dilekçesi verilmediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/05/2023 tarih ve 2021/573 Esas - 2023/346 Karar sayılı kararında;".....Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından davacıya satılan güneş panellerinin ayıplı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce ........ 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/42 talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda dava konusu güneş enerji sistemlerinin aktif bir şekilde çalıştığı; üzerinde kırık, çatlak ya da deformasyon görülmediği; sulama amaçlı kullanılan pompaları çalıştırdığı, dava konusu güneş enerji sistemlerinin kurulu olduğu 3 bölgeden birinde (baraja yakın olan taraf) üretilen güçten daha çok enerjiye ihtiyaç duyan bir pompa çalıştığı için yer yer pompalama sisteminde verimsizlik olduğu, bu durumun güneş panellerindeki iddia edilen kusurdan değil; uygun güçte seçilmeyen pompa ya da yetersiz güçteki veya sayıdaki panel seçiminden kaynaklandığı, davacı firmanın ürettiği panel altındaki etikette azami güç+/-%2 toleransla 375 W (367,5 — 382,5 W) olduğu fakat 07.06.2021 tarihinde davalı firma tarafından kesilen proforma faturada modül bazında gücün +/- %3 toleransla 375 W (363,75 W 386,25 W) olduğu, bu durumun çelişkili olduğu, her ne kadar bu durum çelişkili olsa da; toleransın %2 ya da %3 olduğu her iki durum da ayrı ayrı değerlendirildiği, TSE'nin yapmış olduğu testte +/-% 3,7 tolerans ile 360,97 W (347,6 — 374,33 W) azami güç ölçüldüğü için davalı firmanın garanti ettiği azami güç değer aralıklarına ulaşabilme ihtimalinin olduğu, yani panellerde gizli ayıp ya da kusur olmadığının belirtildiği, TSE tarafından mahkememiz müzekkeresine verilen cevapta; bileşenler bütünleşip tek parça olacağından bileşenlerin üretim durumlarının yani eski malzemelerden yapılıp yapılmadığının belirlenemeyeceği, yine 30 yıla kadar %84 verim sağlayıp sağlamayacağının üretici tarafından kullanıcıya teslimi sonrası ürünlerin taşınması, istiflenmesi, üretici montaj klavuzuna uygun bağlantının tesis edilip edilmemesi, periyodik bağlantı ekipmanlarının tork kontrolü ve ürünlerin periyodik temizlik işlemlerinin üretici kılavuzuna uygun yapılıp yapılmaması ürün üretim ve verim değerlerini etkileyecek hasarlar oluşturabileceğinin bildirildiği, dava konusu güneş panellerinin 07.06.2021 tarihinde faturaya konu edildiği, bu tarihte yapılmış bir tespit bulunmadığı, söz konusu güneş panellerinin teslim anındaki mevcut durumlarının bilinmediği, buna göre bir ayıp var ise teslimden sonra mı önce mi olduğunun tespitinin de mümkün olmadığı, kaldı ki fatura tarihine en yakın tarihli olan 15.06.2021 tarihli TSE analiz raporunda numunede gözle görülür hata, kırık, çatlak hücre, ölü bölge bulunmadığının bildirildiği, yine mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da gizli ayıp ya da kusur olmadığının belirtildiği, raporun hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli olduğu, dosya kapsamına göre davacının ayıp iddiasını ispat edemediği kanaati mahkememizde oluşmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ayıp iddiasının ispat edilemediği ve alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli olduğu kanaatinin hatalı olduğunu, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna yapılan itiraza rağmen ek rapor alınmaması ya da yeni bir heyetten rapor alınmamasının eksik inceleme sonucu karar verildiğini ortaya koyduğunu, 26.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar panellerde gizli ayıp ya da kusur olmadığı kanaatine varılmışsa da, aynı raporun netice kısmında gerektiği takdirde farklı birkaç numune daha alınarak TSE ya da akredite başka bir kuruluş tarafından muayene ve deneye tabi tutulabileceğinin belirtildiğini, bilirkişi raporuna itirazlar doğrultusunda yeni bir bilirkişiden, hatta heyetten rapor alınarak farklı numuneler üzerinde test yapılıp ayrıntılı rapor alınması gerektiğini, Müvekkilin davalı şirketten teslim aldığı güneş panellerinin gerek performans düşüklüğü, gerekse dayanıklı olmaması sebebiyle ayıplı ürünler olduğunu, bu ayıplar neticesinde bazı güneş panellerinin kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilin ayıplı ürünler sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığını, Müvekkilin söz konusu ürünler üzerindeki ayıbı tespit etmesi akabinde 15.06.2021 tarihinde Türk Standartları Enstitüsü Deney ve Kalibrasyon Başkanlığında ürünlerin performansını ve ürünün etiketinde yer alan özelliklerini sağlayıp sağlamadığını öğrenmek amacıyla test ettirdiğini, test sonuçlarının dava dilekçesi ekinde sunulmuş olduğunu, test sonuçlarından da anlaşılacağı üzere ürünün genel bilgisi ile test sonucu çıkan performans ve güç bilgileri arasında çelişki olduğunu, ayrıca ürünlerin yeni ve kullanılmamış olması gerekirken ürünlerin yapımında kullanılan malzeme ve hücrelerin yıllarca bekletilmiş ham maddelerden temin edildiğinin ortaya çıktığını, bu hususlara rağmen yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı inceleme sonucu kapsamlı araştırma yapmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi yönündeki kararının bozulması ve kapsamlı bir bilirkişi raporu alınması suretiyle ayıbın tespitinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ayıplı satış nedeniyle sözleşmeden dönme, bedelin iadesi ve zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, taraf delilleri toplanıp mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, ayrıca dava konusu güneş panallerinin bulunduğu mahalde talimat mahkemesince bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilip bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılarak elektrik mühendisi bilirkişiden rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği greği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Satıcı, bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi sorumludur. Mezkur kanunun 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.Somut olaya döndüğümüzde, taraflar arasında proforma fatura üzerinden güneş paneli ve tekli ve çiftli klemplerin satışına ilişkin ticari sözleşme 07.06.2021 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Davacı proforma faturaya göre 240 adet belirtilen cins ve özellikte güneş paneli, 50 adet tekli, 300 adet çiftli klemp sipariş etmiş ve sipariş bedeli 37.400 USD peşin olarak ödemiştir. Proforme fatura da teslim şeklinin kamyon üstü depo teslimi olarak kararlaştırılmış ve davalı şirketin 180 adet güneş panelini ve 50 tekli,300 çiftli ....setini davacı tarafa aynı gün içerisinde teslim edilmiştir. Geriye 60 adet güneş paneli kaldığı, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 60 adet güneş enerjisi paneli davacı taraf aracına sağmadığından teslim alınmadığı anlaşılmıştır.Davacı taraf, teslim edilen güneş panellerinin ön camlarının temperli arka camlarının düz cam olduğunu, su sebeple 20 tanesinin telef olduğunu ileri sürmüş ise de, proforme faturada açıkça ürün denetiminin teslimat öncesi davalı deposunda yapılabileceği, paket açılmış ününün kabul edilemeyeceği, iadenin ancak kusurlu mal için geçerli olduğu ve yenisi ile değiştirilebileceği düzenlenmiş olup davacı tarafın camlara ilişkin ileri sürdüğü ayıp iddiası açık ayıp olup muayene ile tespit edilebilecektir. Proforme faturada açıkça ürünün tesliminden önce davalı deposunda alıcı tarafından denetim ve kontrolünün yapılacağı belirtilmesine rağmen davacı tarafın kontrol ve denetleme yükümlülüğünü yerine getirdiğine ilişkin delil olmadığı gibi, proforme faturada da açıkça satılan camların özelliklerine ilişkin bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından, davalı şirketin fabrikasından 07.06.2021 tarihinde teslim alınan panellere ilişkin olarak 15.06.2021 tarihinde Türk Standartları Enstitüsüne numune olarak bir kaç panel numune olarak sunulmuş, TSE 'den rapor talep edilmiş, alınan TSE raporunda; herhangi bir görsel hata bulunmadığı, kırık,çatlak ve ölü hücre bölgesinin bulunmadığı, güç değerinin ise 360,97 WP olduğu rapor edilmiştir. Anılan ürünlerin data sheetlerine bakıldığında 375 wp olduğu el testleri ölçümlerine göre tespit edilmiş, bu fleşşer değerleri üzerinde uygun olduğu, testlerden geçtiği için alıcısına sorunsuz teslim edilmiştir. Ürün satışına ilişkin proforma faturasında +/- 3 güç değer aralıkları tolerans değer aralıkları olduğu açıkça belirtilmiştir. Talimat mahkemesince aldırılan elektrik mühendisi bilirkişi raporunda ayrıntısı raporda açıklandığı üzere; dava konusu ürünlerde gizli ayıp ve kusur olmadığı tespit edilmiştir.HMK'nın 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, ve davacı tarafça, davalı tarafından satılan ürünlerin istenilen nitelikte olmadığı, ayıplı olduğu iddiasını ispat edilemediği anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.