11. Hukuk Dairesi 2008/13994 E. , 2010/10253 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2007/473-2008/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2010 gününde davalı ... avukatı ... geldi, yapılan tebliğata rağmen davacı vekili ve diğer davalı vekili gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği a
**11. Hukuk Dairesi 2008/13994 E. , 2010/10253 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2007/473-2008/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2010 gününde davalı ... avukatı ... geldi, yapılan tebliğata rağmen davacı vekili ve diğer davalı vekili gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili müvekkiline ait olup, sürücüsü davalı ... olan tıra Yunanistan’a götürülmek üzere 1127 adet polipropilen makina halısı, 98 adet akrilik şönil iplik ve 355 adet akrilik iplik yüklendiğini, 11.05.2007 tarihinde Gaziantep Gümrük Müdürlüğünde gümrük işlemlerinin yapılarak aynı gün tırın yola çıktığını, 13.05.2007 günü saat 01.00 sıralarında İstanbul Çatalca’da bulunan müvekkiline ait tır garajına gelen taşıtın şoförü yorgun olması nedeniyle aracın içinde uyuduğunu, davalı şoförün uykudan kalktığında tırın arka dorsesinin kimliği belirsiz kişi veya kişilerce zorla koparılarak kapısının açıldığını anladığını, meydana gelen hırsızlıkla ilgili Jandarma Komutanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu, Gümrük İdaresince de kendilerinden 4458 sayılı Gümrük Kanununun 92. maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin 259. maddesi gereğince transit halindeki eşyanın telef veya kaybolduğunun gümrük idaresinin de taraf bulunduğu mahkeme kararı ile kanıtlanmasını istediğini ve bu nedenle işbu tespit davasını açtıklarını belirterek transit halindeki halıların ve ipliklerin beklenmeyen hal neticesi kaybolduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... İdaresi adına vekili hazine avukatı duruşmadaki beyanları ile özetle; davacının basiretli davranmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Gümrük Kanununun 92. ve Gümrük Yönetmeliğinin 259. maddesi birbirine paralel hatta aynı hükümleri içermekte olup, bu hükümlere göre; Transit eşya taşıyan seyir halindeki bir taşıtın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle yoluna devam edemediği durumlarda bu hususun gecikmeksizin en yakın gümrük idaresine bildirilmesi gerektiği, transit eşyanın söz konusutaşıttan diğer bir taşıta aktarılmasının gümrük idarelerinin gözetimi altında yapılarak bu durumun bir tutanakla belgelendirileceği, Türkiye Gümrük Bölgesi içindeki transit halindeki eşyanın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybı halinde ise gümrük vergilerinin aranmayacağı ve transit halindeki eşyanın yukarıda belirtilen nedenlerle telef veya kaybının gümrük idaresinin de taraf olarak bulunacağı mahkeme kararı ile kanıtlanacağı, ancak suçüstü şeklindeki hırsızlıkların hazırlık tahkikatı üzerine Cumhuriyet Savcılığınca verilecek belge ile, hasar, telef veya kayıp herkesçe bilinen ve duyulan başka olaylar yüzünden olmuşsa o yerin mülki idare amiri tarafından verilecek belge ile, trafik kazaları, trafik kaza raporuna göre ve en yakın gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda gümrük idare amirinin vereceği kararla kanıtlanabileceği hususları hüküm altına alındığı, dosya kapsamı ile davacı tarafından davaya konu teşkil eden halı ve ipliklerin transit halindeki eşya olarak davalı ... Sarıyıldız’ın kullandığı taşıtla Yunanistan’a gönderildiği, dosya kapsamından da adı geçen sürücünün verdiği mola/uyuması sırasında halı ve iplikleri çaldırdığı bu şekilde bunları Yunanistan’a ulaştırılmadığı, gerek kanun, gerekse yönetmeliğin özü ve sözü birlikte değerlendirildiğinde davacının adli yargı mahkemeleri dışında bu davayı açabileceği başka bir yargı yolu bulunmadığı, davacının davalı idaredeki banka teminat mektubu üzerine bloke konulması ileride teminat mektubunun nakde dönüştürülmesi ihtimalinin olması nedenleriyle işbu davaya açmakta davacının hukuki yararının olduğu, zaten gümrük mevzuatının da açıkça işbu davayı öngördüğü, her ne kadar transit halindeki halı ve iplik emteasının beklenmeyen hal neticesi kayıp olduğunun tespiti talep edilmiş ise de, 4458 Sayılı Gümrük Kanununun 92. ve Gümrük Yönetmeliğinin 259. maddesi ve Türk Ticaret Kanununun tacirlerle ilgili hükümleri ve Türk Ticaret Kanunundaki taşıma hukukunun ve taşıyanın sorumluluğu ilkeleri hep birlikte nazara alındığında; davacı vekili işbu davada gümrük mevzuatındaki beklenmeyen halin taşıtın sürücüsü olan davalı ... Sarıyıldız’ ın halı ve iplikleri çaldırdığı iddiasında ise de taşıt sürücüsünün kendisine teslim edilen her türlü eşyayı çaldırması halinde Gümrük Kanununun 92. maddesinin uygulanmasına yol açar ki, taşıyanın basiretli davranarak basiretli sürücü tutması, taşıyanın sorumluluğu ile ilgili Türk Ticaret Kanununun 781. maddedeki beklenmeyen hal ile ilgili sürücünün taşınan eşyaları çaldırmasının beklenmeyen hal (sorumsuzluk hali) olarak kabul edilmeyeceğine ilişkin Yargıtay uygulaması nazara alındığında yasanın amacının bu durum olmadığı, Yasanın amacının deprem, sel baskını, heyelan, çığ düşmesi gibi taşıyanın iradesi dışında gerçekleşen ve önlenemez durumlara özgü olduğu, dava konusu olayda taşıtan davacının sürücüsü olan davalı ... Sarıyıldız’ın ve davacının sorumsuzluğundan ve beklenmeyen halden bahsedilemez ve talebin kabulü halinde bunun sonu da gelmez durumlarla karşılaşılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilli kararı temyiz etmiştir. 1- Dava, tespit isteminden ibarettir.Gümrük Müsteşarlığına husumet yönelten davacı 4458 sayılı Yasanın 92.maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin 259.maddesi gereğince transit halindeki eşyanın beklenmeyen hal neticesi kaybolduğunun tespitini istemiştir. Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup,olmadığının tespitine ilişkin davalardır.Bazı özel kanun hükümlerinde tespit davaları öngörülmüş olmasına karşın HUMK’da tespit davası açıkça düzelenmiş değildir. Ancak gerek doktrinde ve gerekse uygulamada bu dava türünün geçerli olduğu konusunda tam bir görüş birliği vardır. Ne var ki her tespit davası bir eda davasının öncüsü bulunduğundan mahkemelerin görevlerine ilişkin kuralların tespit davaları içinde uygulanması zorunludur (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001, Cilt 2, sayfa 1412). Daha açık bir deyimle eda davası hangi mahkemede açılabilecekse tespit davasının da aynı mahkemede görülmesi gerekir.Genelde tespit davaları muhtemel bir eda davasını düşünerek o davanın temelini yada dava şartını oluşturacak bir hukuki ilişkinin önceden tespitini amaçlar.Böylece belki de gerekli olmayacak bir eda davasının başta ekonomik, çeşitli yükümlülüklerinden ilgililer kendilerini korumuş olurlar.davaya konu olan işte de davacının amacı gümrük vergisinden kurtulmaktır. İdareyi de taraf olarak göstereceği bu davada elde edeceği hükümle belirtilen amacını gerçekleştirmeyi düşünmektedir. İdarenin böyle bir istemi reddi halinde olumsuz tasarrufun iptali için adli yargı yerinde dava açılması mümkün bulunmadığından öncü durumundaki işbu tespit davasının adli yargıda görülmesi mümkün değildir. Gerçekten adalet mahkemelerinin idareyi bağlayıcı veya bir işleme zorlayıcı karar vermeleri söz konusu olamaz.Bu nedenle davalı müsteşarlık yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu yönün düşünülmemesi yanlış olmuş ve kararın res’en bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.