7. Hukuk Dairesi 2024/817 E. , 2024/4731 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2878 E., 2023/2666 K. ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ... BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVALI : ... vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 18.12.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/140 E., 2023/210 K. Taraflar arasındaki vasiyetnameni…
**7. Hukuk Dairesi 2024/817 E. , 2024/4731 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2878 E., 2023/2666 K. ASIL DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ... BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVALI : ... vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 18.12.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/140 E., 2023/210 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri Avukat Sevda Er ve Avukat ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların miras bırakanı ...'un 23.11.2017 tarihinde öldüğünü, miras bırakanın sağlığında düzenlediği ... 16. Noterliği 18.02.2014 tarih ve 3522 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile davalıya vasiyette bulunduğunu, dava konusu vasiyetnamenin davalının miras bırakanı aldatması, zorlaması, kandırması sonucu miras bırakanın iradesinin sakatlanarak düzenlendiğini, işlem tarihinde miras bırakanın alzheimer hastası olup, 87 yaşında olduğu, bu nedenle miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleştirilen davalarda cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin henüz açılıp okunmadığını, vasiyetnamenin resmi olarak noterde yapıldığını, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğunu, iddia edildiği gibi alzheimer rahatsızlığının bulunmadığını, miras bırakanın müvekkili ile diğer mirasçılarına göre daha yakın ilişkilerde bulunduğunu, miras bırakanın bu sevgi ve yakınlık nedeniyle müvekkiline vasiyette bulunduğunu, müvekkilinin miras bırakana yönelik baskı ve zorlamasının olduğuna yönelik iddianın gerçek dışı olduğunu, miras bırakanın vasiyetname tarihinde kendi resmi işlerini tek başına yapabilecek akıl sağlığı ve kudretinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu vasiyetnamede TMK'nın 532 ve devamı maddelerine göre tanıkların mevcut olduğu ve söz konusu vasiyetnamenin vasiyet edenin son ve gerçek isteklerini tam olarak karşıladığının belirtildiği, vasiyetnamenin kanunda belirtilen şartlara uygun olduğu, dinlenen tanık beyanlarından miras bırakanın yaşlılığa bağlı olarak bir kısım rahatsızlıklarının bulunduğunun belirtildiği, ancak alınan Adli Tıp Kurumu raporlarına göre miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğunun tespit edildiğini, dinlenen tüm tanık beyanlarından miras bırakanın irade bozukluğu altında vasiyetname düzenlediğine ilişkin durumun ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, birleştirilen davada dinlenen tanıkların beyanlarının esas alınmadan rapor düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesinin irade bozukluğu iddiası yönünden denetime elverişli bir karar vermediğini, bilirkişi itirazlarının değerlendirilmediğini, miras bırakana alzheimer teşhisi konduğunu, raporlarda bu hususun yeterince incelenmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz bulunduğunu, hükme esas alınamayacağını, dosyada dinlenen tüm tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere miras bırakanın alzheimer hastalığının vasiyetnamenin düzenlendiği tarihten önce başladığının anlaşıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu Raporlarından miras bırakanın vasiyetname tarihinde miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği, davacı tarafça ileri sürülen irade fesadı iddialarının dinlenen tanık beyanlarına göre kanıtlanamadığı ,yerel Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 198, 266 ve 282 nci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve 558 nci maddeleri. 3. 15.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (Adli Tıp Kurumu Teşkilat Kararnamesi) 16 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Asıl ve birleştirilen dava, miras bırakan ...'un düzenlediği 18.12.2014 tarih ve 03522 yevmiye numaralı vasiyetnamenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 nci maddesinde yer alan tasarrufun miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı sırada ve baskı, zorlama, korkutma ve aldatma sonucu düzenlendiği iddiasına dayalı iptali talebine ilişkindir. 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporda da miras bırakanın tasarrufun yapıldığı tarihte fiil ehliyetinin olduğu belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesince raporlara dayanılarak miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu ve irade sakatlığının da dosya kapsamında tespit edilemediği kanaatine varılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince dosyaya kazandırılan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca verilen 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda dosyadaki mevcut tüm belgeler sıralandırılmış ve sonuç kısmında ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından imzalı raporda; "...'un işlemin yapıldığı 18.02.2014 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu" denilmiştir. Anılan raporda sıralanan diğer tıbbi belgeler üzerinde tartışılmadan, yalnızca 18.02.2014 tarihli ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından verilen rapora atıfta bulunulduğu, bilirkişi raporunun bu haliyle açık, bilimsel ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan hükme esas alınan 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporun sonuç bölümünde ise; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca verilen 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporundan farklı olarak miras bırakanın 02.06.2016 tarihli demans tanısına değinilerek, vasiyetname tarihi olan 18.02.2014 tarihinde verilmiş ... Hastanesi Psikiyatri Uzmanı ...tarafından imzalı rapora göre miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. 3. Oysa ki, vasiyetname tarihinden sonra konulan demans tanısının, hastalığın ilerleyişi yönünden akit tarihinde bu hastalığın mevcut olup olamayacağı, mevcut olabilecek ise fiil ehliyetinin ne derecede etkileyeceğine yönelik bir değerlendirmede bulunulmadığı gibi Üst Kurulca verilen rapor önceki Adli Tıp Kurulu raporunun tekrarı niteliğinde kalmıştır. Nitekim her iki raporda da sonuç kısımından önce sıralanan tıbbi belgelerin niteliği ve önemi itibarıyla değerlendirmeye alınıp alınmayacağına yönelik herhangi bir tartışmanın yapılmadığı, yalnızca 18.02.2014 tarihli raporun değerlendirmeye alındığı, bu raporun nitelik itibarıyla diğer tıbbi belgelere göre önemi ve niteliği de değerlendirilmemiştir. Kaldı ki dosyada mevcut takip görüntüleme bilgilerinde ... ...Tıp Merkezi 12.03.2015 ve 07.04.2015 tarihli Nöroloji branşınca kesin olarak konulan tanıda ...'un bunama, alzheimer ve depresif nöbetinin olduğu, ileri derecede demans teşhis edildiği,... Devlet Hastanesi 06.05.2015, 11.08.2015 ve 30.11.2015 tarihli tanılarında ise ... hakkında alzheimer ve orta depresif nöbet tanılarının konulduğu anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurulu raporlarında ise bu tanıların üzerinde durulmak suretiyle hastalığın niteliği, ilerleyişi ve tanı tarihleri de esas alınmak suretiyle ayrıntılı değerlendirme ve tartışmada bulunulmadan rapor düzenlendiği görülmektedir. 4. Öte yandan dosyada mevcut nöroloji uzmanı Prof Dr. ... ...tarafından düzenlenen 16.10.2012 tarihli ayrıntılı sağlık raporunda ise ...'un mevcut şikayetlerinin yazıldığı ve fiziki muayenesinin yapıldığı, raporda dosyada da mevcut olan 16.10.2012 tarihli MR görüntüsü ve buna bağlı olarak düzenlenen Kranyal MR inceleme raporunun tetkik edilerek PRAD teşhisi konulduğu görülmektedir. Bahsi geçen MR görüntüleri ve nöroloji uzmanı Prof Dr. ... ...tarafından düzenlenen rapor tarihinin ise 16.10.2012 olduğu, bu haliyle konulan teşhisin vasiyetname öncesine dayandığı görülmektedir. Bahsi geçen rapor ve tetkiklerin Adli Tıp Kurulu tarafından, ayrıntılı olarak tartışılmak suretiyle değerlendirmeye alınmaksızın rapor düzenlenmiştir. Bu haliyle 18.10.2022 tarihli Adli Tıp Birinci Üst Kurulunca düzenlenen raporun, 15.07.2018 tarihinde yürürlüğe giren 30479 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16 ncı maddesi uyarınca dosyadaki mevcut çelişkileri giderecek nitelikte olmadığı, denetime imkan verir nitelikte gerekçelendirilmediği ve karara esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. 5. O halde Mahkemece, HMK'nın 282 nci madde hükmü de göz önüne alınarak bilirkişilerin bildirdiği sonuçla bağlı olmaksızın, delillerin değerlendirilmesi, somut olayın özelliklerin ve dosyadaki diğer verilerin de esas alınarak Adli Tıp Kurulu raporlarının Mahkemeyi kesin olarak bağlamadığı düşünülerek, yukarıda açıklananlar ışığında bir değerlendirme yapılmak üzere, nedenlerini açıklayıcı, dosyada mevcut tıbbi belgeler arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde, açık ve bilimsel, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayalı yetersiz Adli Tıp Kurulu raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 28.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.