(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/7619 E. , 2016/19948 K. "İçtihat Metni" YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalı işyerinde 007 tarihinden 27.03.2015 tarihine kadar bakım-onarım müdürü olarak çalıştığını iş akdinin 27.03.2015 tarihinde "Sorumluluğunuz altında bulunan konu ve süreçler ile ilgili tespit edi
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/7619 E. , 2016/19948 K.** **"İçtihat Metni"** YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalı işyerinde 007 tarihinden 27.03.2015 tarihine kadar bakım-onarım müdürü olarak çalıştığını iş akdinin 27.03.2015 tarihinde "Sorumluluğunuz altında bulunan konu ve süreçler ile ilgili tespit edilen usulsüzlükler ve işverenin güveninin kötüye kullanılması ile doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemleriniz nedeni ile iş akdiniz 4857 sayılı İş Kanunu 25/ll-e maddesi uyarınca feshedilmiştir." gerekçesiyle feshedildiğini, işverenin fesih sebebini açık ve kesin şekilde belirtmek zorunda olduğunu, işçinin hangi davranışlarının feshe yol açtığının açıklanması gerektiğini, bildirim yazısındaki ifadeler üzerinden açıklama yapmanın mümkün olmadığını, davacının sorumluluğu altında bulunan konu ve süreçler hakkında herhangi bir usulsüzlüğünün ve işverenin güvenini kötüye kullanmasının söz konusu olmadığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine ve sonuçlarına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının görev yaptığı işyerinde üst düzey bir kısım çalışanın iddiaları üzerine tarafından inceleme başlatıldığını denetim sonucunda "satın alma ve tedarik prosedürlerinin işletilmediği, taşeron ilişkisi içinde olunan bir kısım firmanın ortaklık yapılarının birbiri ile aynı olduğu, üst yönetimin algısının birden fazla taşeron ile çalışıldığı yönde etkilendiği ama aslında ortaklık yapıları aynı olan ve sadece ticari unvanları farklı şirketlerle işbirliği içinde olunduğu, sürekli aynı taşeron firmalar ile iş yapıldığı ve satın alma süreçlerinin işletilmediği, taşeron firmaların işçilerinin puantaj kayıtlarında usulsüzlükler yapıldığı ve bu suretle taşeron işçi faturalarının fiilen çalışan işçiden daha fazla bedellerle tanzim edildiği, taşeron firmalar ile kişisel ilişki içine girdiği süreçlerde taşeron firma menfaatlerinin üstün tutulduğu, özellikle işçilik hizmeti satın alınan taşeron firmaların çalışanlarının fiilen çalışmamış olmalarına rağmen çalışmış gibi gösterilerek puantaj kayıtlarında usulsüzlükler yapıldığı, bir kısım tedarikçinin imalat süreçlerinde işyerinin hammadde kaynaklarından karşılıksız olarak faydalandırdığı, bu usullerle işyerinin zarara uğratıldığı” yönünde bulguların tespit edildiği, davacının anılan sebeplerle iş akdinin feshedilmek zorunda kalındığı savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının görev tanımı içinde gözetlemekle yükümlü olduğu hususlarda kastına dair dosya kapsamında bir tespite varılamamış ise de, davacının yapmakla ödevli olduğu bu hususlardaki eksiklikler sonucu işyerindeki çalışma işleyişinin bozulduğu ve iş sözleşmesinin devamının işverenden beklenemeyeceği, davalı işveren tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayandığına dair bir tespite varılamamakla birlikte yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre somut olayda, davalı şirket, jant üretimi yapan grup bünyesinde, jant üretim tesisinin bakım işini üstlenen bir şirket olup davacı da bu şirkette bakım-onarım müdürü olarak çalışmıştır. Davacının iş akdi, sorumluluğu altında bulunan konu ve süreçler ile ilgili tespit edilen usulsüzlükler ve işverenin güveninin kötüye kullanılması ile doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemleri nedeniyle ’nun 25/ll-e maddesi uyarınca davalı işverence haklı nedenle feshedilmiştir. Fesih bildiriminde davacının açıkça hangi işlem ya da işlemlerde ne tür usulsüzlükler yaptığına değinilmemiştir. Davalı işveren cevap dilekçesi ile, fesih öncesi alınan raporlarına dayanmıştır. Davacının görev yaptığı işyerinde üst düzey bir kısım çalışanın iddiaları üzerine, iç tarafından inceleme başlatıldığını, denetim sonucunda işyerinin zarara uğratıldığı bulgularının tespit edildiğini, anılan sebeplerle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, haklı nedenle yapılan fesihlerde şekil koşullarının aranmayacağını, davacının bakım müdürü, kardeşi ’ın ise bakım şefi olduğu, bu olaylar sonucunda davacı ve kardeşinin, işyeri mali ve idari işler şefi ile satın alma şefi ‘ın iş akitlerinin İK 25/II-e maddesi gereğince feshedildiğini savunmuştur.Ancak, fesih bildiriminde firma ismi bildirilmemiş; ne tür bir usulsüzlük olduğu da açıklanmamıştır. Mahkemece, yerinde inceleme yetkisi de verilerek üçlü heyet bilirkişisinden rapor alınmış ise de, bilirkişi heyeti işverence tek taraflı olarak düzenlenen iç denetim raporlarına bağlı kaldığından, iş bu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Bununla birlikte, raporda, davalı şirketin sözleşme imzaladığı firmaları tarafından tanzim edilen faturalarda bir takım usulsüzlükler bulunduğu, davacının görev tanımı kapsamında kalan işleri düzgün yapmadığı, herhangi bir kastının belirlenemediği ancak, davacının yapmakla ödevli olduğu bu hususlardaki eksiklikler sonucu işleyişin bozulduğu ve iş ilişkisinin işveren açısından çekilmez bir hal aldığı, bu nedenle fesih işleminin haklı değil geçerli nedene dayandığı mütalaa edilmiştir. Mahkemece de rapora itibarla feshin haklı değil geçerli nedenle yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, 03.11.2014 tarihli, konusu olan iç denetim raporu ile 23.03.2015 tarihli konusu firması olan iç denetim raporunun bulunduğu; sözü edilen firmaların davalı şirketin işçilik hizmeti alımı yaptığı yüklenici şirketler olduğu anlaşılmaktadır. 03.11.2014 tarihli, konusu firmalarına ilişkin iç denetim raporunda; kart basım kayıtları ile puantajların uyumlu olmadığı, kart basmayan işçilerin de manuel olarak puantaja eklendikleri, imza föyünde bakım şefinin(davacının kardeşi) imzası olmadığı halde puantaja manuel eklenmiş kişiler olduğu, puantajdaki imzaların birbirine çok benzediği, işe gelmeyenler yerine imza atıldığı algısının uyandığı, davacı ..., firmalarının gayri resmi ortağı olduğu iddialarının bulunduğu, bu bağlamda ’ın eşinin 2013 yılında 40 gün firması üzerinden sigortalandığı ve ’un da aracını firmasının sahibine sattığının tespit edildiği belirtilmiştir. Davalı işveren, bu rapora dayalı olarak mali ve idari işler şefi ile satın alma şefi ’ın iş akdini feshettiğini savunmuştur. 23.03.2015 tarihli konusu firması ile ilgili iç denetim raporunda ise, doğrudan davacıya ilişkin bir tespit söz konusu olmayıp kaynak işlerinin ’a yüksek maliyetle yaptırıldığı, bunun sebebinin de işçilik maliyeti yani işçilerin çalıştığı saatin gerçekten çok fazla gösterilmesi olduğu ve böylece davalı şirketine yüksek miktarda fatura kesildiği, işyerinde 2012 yılında firmasına “viol kurutma fırını makinesi” yapıldığı, imalat ve tadilat sürecinde ortaya çıkan hurdaların firmasına satıldığı yönünde iddiaların bulunduğu, anahtar teslimi sözleşme yapılmasına ve tüm masrafların ait olacak şekilde anlaşılmasına rağmen, davacının kardeşi’ın davalı şirketin deposunda bulunan hurda malzemelerin firması tarafından kullanılabileceğini önerdiği, davacının ise kardeşinin uluorta bu şekilde konuşmasından rahatsız olarak konuyu kapattığı iddialarının bulunduğu, hurda stoklarının izlenmesine ilişkin bir sistem olmadığından bu konunun suistimale açık olduğu belirtilmektedir. Davalı işveren, bu rapora dayalı olarak davacı ... ile kardeşi’ın iş akdini feshettiğini savunmuştur. Davacı ile kardeşi davalı işyerinin bakım bölümünde; davacı bakım-onarım müdürü olarak kardeşi ise bakım şefi olarak çalışmışlardır. Davacı, kardeşi’ın üstü pozisyonunda olmasına rağmen ilk iç denetim raporuna göre iş akitleri feshedilen mali ve idari işler şefi ile satın alma şefi ’ın davacının astı konumunda olmayıp bağımsız birimlerde çalıştıkları anlaşılmaktadır. Fesih bildiriminde hangi iç denetim raporuna dayanıldığı, hangi firmanın iş ve işlemlerinde ne tür bir usulsüzlük olduğu açıklanmamakla birlikte, davalının savunmalarından fesih bildiriminin 23.03.2015 tarihli konusu firması ile olan 2. iç denetim raporu ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, davalı işveren tarafından cevap dilekçesinde ağırlıklı olarak dava dışı başkaca işçiler ( gibi) hakkında ilk iç denetim raporunun konusunu oluşturan iddialar ileri sürülmüş, birbirinden ayrı iş ve işlemler, farklı işçilerin durumları birbirine karıştırılmıştır. Oysa, davacı hakkındaki tek iddianın “tesisinin kuruluşu sırasındaki hava, su, doğalgaz vb. tesisat işlerinin tarafından yapıldığı, indirim sonucunda oluşan fiyattan memnun olmayan firma sahibinin bu durumu , ...’ın bulunduğu bir ortamda dile getirdiği, ’ın da “ deposunda bulunan hurda malzemenin bu işlerde kullanılabileceğini” önerdiği, bu konunun uluorta konuşulmasından rahatsız olan ...’ın konuyu kapattığı” şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, davacı hakkında işyerinden usulsüz hurda çıkışı yaptığı ya da sözü edilen firmaya usulsüz hurda verdiği yönünde bir iddia bulunmamakta; salt kardeşi ’ın bu yönde bir öneri getirdiğine dair soyut bir iddia bulunmaktadır. Davacı hakkında yapılan bir disiplin soruşturması ya da suç duyurusu bulunmamaktadır. Haklı nedenle fesihte zorunlu olmamakla birlikte ispat açısından, davacının iç denetim raporu ya da en geç fesih tarihinden önce konuya dair herhangi bir savunması da alınmış değildir. 23.03.2015 tarihli (konusu firması olan) iç denetim raporunda sadece bir takım iddialara yer verilmiş, bu iddiaların delilleri de gösterilmemiş, yargılama aşamasında da bu iddiaların somut deliller ile ortaya konulamadığı görülmüştür. O halde, davacı ile ilgili olarak somut bir usulsüzlük tespiti sözkonusu olmadığı gibi işçi-işveren arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığını gösterecek kadar dahi ispatlanmış bir olay sözkonusu değildir. Sonuç olarak, mahkemenin fesihte haklı neden bulunmadığına yönelik tespiti isabetli olup davalının temyiz nedenleri yerinde değildir. Ancak, davacı hakkında makul şüphe uyandıracak somut bir olay ortaya konulup ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü gerekirken fesihte geçerli neden bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacının temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görülmüştür. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 4-Davacı işçinin işe iadesi için süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5- Davacı tarafından peşin yatırılan 27,70 TL harcın alınması gerekli 29,20 TL harçtan mahsubu ile eksik 1,50 TL harcın davalıdan tahsili ile 'ye gelir kaydına, 6- Davacının yapmış olduğu toplam 212,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan ne göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8- Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 9-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 24/11/2016 oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.