11. Hukuk Dairesi 2023/1744 E. , 2024/4930 K. MAHKEMESİ :Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/2809 Esas, 2022/2817 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI :2021/122 E., 2022/216 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekil…
**11. Hukuk Dairesi 2023/1744 E. , 2024/4930 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/2809 Esas, 2022/2817 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI :2021/122 E., 2022/216 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin kurulduğu 2002 yılından bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetler neticesinde sektöründe meşhur ve maruf hale geldiğini, davalı şirketin kurucusu Zafer Değer'in 01.07.2005 tarihinde müvekkilinin işyerinde işe başladığını, 21.09.2010 tarihinde işyerinden ayrıldıktan sonra müvekkilinin sınai mülkiyet haklarını ele geçirmeye çalıştığını, 2012/32789 sayılı “myt mümessillik”, 2012/32777 sayılı “myt” ibareli markaları kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin fark etmesi üzerine markalardan feragat ettiğini, davalının müvekkiline gönderdiği Kayseri 5. Noterliğinin 12.11.2019 tarihli ihtarnamesinden müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı “RF reiners fürst” markasını adına 2012/55132 numara ile tescil ettirdiğinin anlaşıldığını, tescilin kötüniyetli olduğunu, dava konusu markanın tescili için 15.06.2012 tarihinden önce başvurulduğunu, kötüniyetli başvuru tarihinden önce müvekkilinin markayı tescilli logo ile birlikte kullandığını, müvekkilinin davalının başvuru tarihinden sonra da markayı etkin bir biçimde kullandığını, buna dair faturaların, reklam ve ilanların, katalogların sunulduğunu, davalının kötüniyetle tescil ettirdiği markasını kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2012/55132 numaralı markanın kötüniyetli tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlüğüne, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde söz konusu markanın 04.03.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 15.06.2012 tarihli tescil talebi üzerine 2 yıl boyunca gerekli araştırmaların yapılarak itiraz süreçlerinin tamamlandığını, gerekli ilanların yapılarak söz konusu markanın müvekkili şirket adına tescil edildiğini, davacının marka hakkına ilişkin itiraz ve dava haklarını yasal süresi içerisinde kullanmadığını, bu nedenle hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili şirket yetkilisi Zafer Değer'in 01.07.2005-21.09.2010 tarihleri arasında davacı firmada çalışmış olmakla birlikte müvekkilin çalışmaya başladığı tarihten önce davacının, dava konusu markayı halihazırda kullandığı hususunun hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, söz konusu R+F markasının fikir babası ve marka sahibi müvekkil şirket yetkilisi Zafer Değer olup önce adına kurduğu şahıs şirketi adına bu markayı tescil ettirdiğini, daha sonra kurduğu limited şirkete bu tescili taşıdığını, müvekkil şirketin davaya konu markayı uzun yıllardan beri kullandığını, eski tarihli sunacak oldukları faturalar incelendiğinde fatura antetinde söz konusu markanın mevcut olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin 15.06.2012 tarihinde 2012/55132 numara ile Türk Patent ve Marka Kurumu'na (TÜRKPATENT) R+F markasının tescili amacıyla başvuruda bulunduğunu, bu tarihten önce R+F markasına ilişkin hiçbir başvuru yapılmadığını, davacının, uzun yıllar boyunca söz konusu markanın müvekkil şirket adına kayıtlı olduğunu bilmesine rağmen bu hususta hiçbir itirazda ve beyanda bulunmaması, müvekkili şirket tarafından kendilerine 2019 yılında gönderilen ihtarname üzerine işbu davayı açmış olmasının açıkça davacının kötüniyetini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2012/55132 sayı ile tescilli "Reiners+Fürst" markasının tüm mal ve hizmetler açısından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi kapsamında ciddi kullanımı ispat edilemediğinden, söz konusu markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın terditli olarak öncelikle markanın kötüniyetle tescil nedeniyle hükümsüzlüğünü, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesi talebiyle açıldığını, öncelikle kötüniyetli tescil talepleri hakkında karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin başvurunun kötüniyetli olup olmadığı konusunda gerekli incelemeyi yapmadığını, davalı şirketin kurucusu Zafer Değer'in 01.07.2005 tarihinde müvekkiline ait işyerinde işe girerek 21.09.2010 tarihine kadar çalıştığını, davalının, müvekkiline Kayseri 5. Noterliği'nin 12.11.2019 tarihli ihtarnamesini gönderdiğini, bu ihtarname üzerine davalının müvekkilince uzun yıllardan bu yana kullanılan markasını 2012/55132 numara ile tescil ettirdiğinin anlaşıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak kötüniyetli tescil nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın iptali sebeplerinin oluşmadığını, dava konusu markanın 2012 yılında tescil edilmesi nedeniyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanması gerekirken 6769 sayılı Kanun'a göre değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda uygulanması gereken kanun hükümlerine göre davanın süresinde açılmadığını, davacının, davalı şirkette çalıştığı dönemde davalının dava konusu markayı bir kere bile kullanmadığını, o dönemde markayı kullandığına dair herhangi bir fatura dahi sunulmadığını, R+F markasının ilk faturada kullanımının 28.02.2012 tarihinde müvekkili şirketin yetkilisi Zafer Değer tarafından olduğunu, Mahkemenin eksik inceleme ve yetersiz gerçeklendirmelerle hazırlanan bilirkişi raporuna istinaden karar verdiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının görmezden gelindiğini, ek bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden alınıp hükme esas alınan 24.04.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki tespit ve değerlendirmelerin ayrıntılı, bilimsel, denetimine elverişli, somut olayın özelliklerine uygun nitelikte olduğu, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci, 6 ncı, 9 uncu, 24 üncü, 26 ncı, 27 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, davalı adına tescilli markanın kötü niyetli tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlüğü, kullanmama nedenine dayalı olarak da markanın iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince Mahkemece kötü niyet yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan davalının dava tarihinden geriye doğru 5 yıl süre ile markayı tescilli olduğu mallar ve hizmetlerde kullandığını ispat edemediği gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kötü niyet 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde marka tescilinde nispi ret nedeni, 25 inci maddesinde ise bir hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup, 25 inci maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen susma ile hak kaybının ise kötü niyetli tescillerde uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Markanın 5 yıl süre ile kullanılmaması ise markanın iptali sebebi olarak 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Markanın kullanılması hususu anılan Kanun'un 9 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, söz konusu hüküm uyarınca markanın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılması gerekmektedir. Somut olayda davacı Almanya'da bulunan Reiners + Fürst Gmbh u.Co.KG şirketinin Türkiye'de tek temsilcisi olup, dava konusu markalı ürünlerin Türkiye'de dağıtımını yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı ise, anılan markanın aynısını kendi adına tescil ettirdikten hemen sonra markayı kullanmaması için davacıya ihtarname göndermiştir. Diğer taraftan davalı şirketin kurucusu 2005-2010 döneminde davacı yanında çalışmakta iken davacıdan ayrıldıktan sonra davalı ... kurmuştur. Davalının ayrıca dava konusu markayı tescil ettirdikten sonra kanunda öngörülen şekilde kullanmadığı da saptanmış bulunmaktadır. Davalının kullanma amacı olmaksızın markayı tescil ettirip, davacının ticaretini engellemek için ihtar çekmiş olması marka tescilinde kötüniyet ve dolayısıyla hükümsüzlük sebebi olup, öncelikle bu yönde bir değerlendirme yapılıp hüküm verilmesi gerekirken kullanmama nedeniyle hükümsüzlük kararı verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de markanın kullanılmaması hükümsüzlük değil, iptal sebebi olduğundan markanın iptaline karar verilmesi gerekirken hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.