T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/445 - 2026/482 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/445 KARAR NO : 2026/482 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2023/128 E. - 2023/365 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikr…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/445 - 2026/482 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/445 KARAR NO : 2026/482 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/11/2023 NUMARASI : 2023/128 E. - 2023/365 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2023 tarih ve 2023/128 E. - 2023/365 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2003/30910 sayılı ve "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış "..." ibareli markaları ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2021/129386 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna itirazlarının nihai olarak ... YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulduğunu ve yüksek ve nitelikli bisiklet ürünleri üreticisi olduğunu, müvekkili şirketin sahip olduğu diğer markaların yanında 11, 12 ve 21. sınıflarda tescilli 2003/30910 sayılı “...” markasının sahibi olduğunu, davalının kullanım ispatı talebine karşı sunulan Aralık 2016-Aralık 2021 tarihli faturalardan “...” markasının tescil edildiği sınıflar bakımından Türkiye’de ciddi şekilde kullanıldığının ispatlandığını, dava konusu markanın müvekkilinin tescilli markası ile görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, ... YİDK'in 2022-M-17659 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2021/129386 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davacının itiraza mesnet markası ile başvuruya konu müvekkili markasının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını, başvuruya konu markada bulunan “...” ibaresinin, müvekkili markasını davacı tarafın markasından tamamen farklılaştırdığını, müvekkilinin “...” unsurlu markaları için ciddi yatırımlar yaptığını ve dava konusu markanın müvekkilinin “...” unsurlu seri markalarından biri olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanının havacılık sektörü olması nedeniyle ilgili tüketici kitlesinin bilinçli olduğunu, davacının itirazına mesnet markasını oluşturan “...” ibaresinin yürüyüş anlamına geldiğini ve bu nedenle gündelik hayatta herkes tarafından kullanılabilecek sıradan ve ayırt edici gücü çok düşük bir ibare olduğunu, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü düşük olduğu durumlarda karıştırılma ihtimali sonucuna varmak için ancak markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik arandığını, taraf markalarında bu benzerliğin olmadığını ve müvekkili markasının davacı markasından ayırt edici olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, tarafların markalarının 12 ve 35/5- 11, 12, 21 sınıf “Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları, parçaları” emtiaları bakımından aynı/ilişkili emtia/hizmetleri kapsadığı, davaya konu marka "..." olarak telaffuz edildiği, telaffuz edildiğinde son vurgunun "..." hecesinde olduğu, itiraza mesnet davacı markasının ise "..." şeklinde hecelenerek okunduğu, bu iki markanın da telaffuz edildiğinde kulakta bıraktıkları tınının benzer olduğu, dava konusu markada yer alan "..." ifadesinin baskın unsur olmadığı, her ne kadar anlamsal olarak benzer olmasa da hitap ettiği tüketicinin ortalama dikkat ve özene sahip tüketiciler olduğu gerçeği göz önüne alındığında, tüketicilerin markalar ile karşı karşıya kaldıklarında anlamlarından ziyade okunuş/ telaffuzlarına dikkat edeceği, nitekim "sözün, görüntüden yüksek konuşacağı" ve bu nedenlerle de işitsel olarak benzer olan markaları tüketicilerin karıştırabilecekleri, SMK 6/5 şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, TÜRK PATENT YİDK'nun 2022-M-17659 sayılı kararının 12. Sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları" mal ve hizmetleri ile 35. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları malların bir araya getirilmesi" hizmetleri yönünden kısmen iptaline, 2021/129386 sayılı markanın 12. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları" mal ve hizmetleri ile 35. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları malların bir araya getirilmesi" hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılmalarına yol açacak derecede benzer olmadığını, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas tehlikesinin ortaya çıkmayacağını, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu da bu yönde olduğu halde mahkemece rapora itibar edilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/21-1791-1676 sayılı kararında "... mahkeme kararlarının gerekçeli olması Anayasal bir zorunluluktur. Mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayanıldığını ortaya koyar; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur" denilmiştir. Keza bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ile ona paralel bir düzenleme içeren HMK'nın 297. maddesi de bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. İstinaf denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması gerekir. Diğer yandan, 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da, 19/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda; "Dava konusu markanın kapsamında bulunan 12. Sınıf “Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları, parçaları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. seleler. Lastik şişirme pompaları” emtiaları ile 35/5. Hizmet sınıfı içerisinde yer alan 11. Sınıf “Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri). 12. Sınıf “Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları, parçaları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. seleler. Lastik şişirme pompaları.” ve 21 sınıf “Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç):kap-kacak, şişe açacakları, pipetler” emtiaları bakımından aynı/ilişkili emtia/hizmetleri kapsadığı" tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince verilen hükmün gerekçe kısmında SMK'nın 6/1.maddesi kapsamında emtia karşılaştırması yapılan bölümde, "...Tarafların markalarının 12 ve 35/5- 11, 12, 21 sınıf “Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları, parçaları” emtiaları bakımından aynı/ilişkili emtia/hizmetleri kapsadığı" belirtilmiş, bunun devamında ise "...emtia ayniyeti/ benzerliği koşullarının oluştuğu 12. Sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları" mal ve hizmetleri ile 35. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları malların bir araya getirilmesi" emtiaları yönünden karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varıldığı" açıklanarak neticede "Davanın kısmen kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'nun 2022-M-17659 sayılı kararının 12. Sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları" mal ve hizmetleri ile 35. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları malların bir araya getirilmesi" hizmetleri yönünden kısmen iptaline, 2021/129386 sayılı markanın 12. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları" mal ve hizmetleri ile 35. sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları malların bir araya getirilmesi" hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, böylece gerekçenin kendi içerisinde ve gerekçe ile hüküm arasında 12.sınıftaki "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları" malları dışındaki benzer mallar ile 35.sınıfta "bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları malların bir araya getirilmesi" hizmetleri dışındaki benzer hizmetler yönünden çelişki yaratılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi, kararın HMK'nın 391. maddesine uygun bir karar olmadığı, HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141/3. maddesi bağlamında YİDK kararının iptali istemi bakımından yasal gerekçe içermediği açıktır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Kabule göre de, davacının itiraza mesnet 2003/30910 sayılı markası için marka işlem dosyasında davalı başvurucu tarafından kullanım ispatı talep edilmiş, MDB kararında anılan markanın kullanımının ispat edilemediği, bu nedenle SMK'nın 6/1.maddesine göre yapılan incelemede dikkate alınmadığı, YİDK kararında ise taraf markaları arasında benzerlik görülmediğinden kullanım ispatının incelenmesine gerek görülmediği belirtilmiştir. Ne var ki mahkemece, her ne kadar hükümsüzlük davası yönünden davalının kullanmama def'i bulunmuyor ise de, YİDK kararının iptali istemi bakımından marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanım ispatının incelenip değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 2-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/11/2023 gün ve 2023/128 E. - 2023/365 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalı kuruma iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.