Hukuk Genel Kurulu 2015/967 E. , 2017/426 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. İş Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen 26.01.2012 gün ve 2010/898 E., 2012/18 K. sayılı kararın temyiz incelemesinin davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25.06.2013 gün ve 2013/13693 E., 2013/15578 K. sayılı kararı ile; "...Davacı, davalıya ait işyerinde 14…
**Hukuk Genel Kurulu 2015/967 E. , 2017/426 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. İş Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen 26.01.2012 gün ve 2010/898 E., 2012/18 K. sayılı kararın temyiz incelemesinin davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25.06.2013 gün ve 2013/13693 E., 2013/15578 K. sayılı kararı ile; "...Davacı, davalıya ait işyerinde 14.02.1994-13.08.2009 tarihleri arasında tahmil ve tahliye işlerinde vinç operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında iş ilişkisinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, gemi geldikçe tahliyesinde görev almak biçiminde gerçekleşen davacının çalışmasının Kooperatif ortaklığından kaynaklanan ve bu ortaklık ilişkisine dayalı bir çalışma olduğu, Kooperatif faaliyetlerinin belirlenmesinde oy hakkı bulunduğu ve bu kapsamda kendi adına çalışan konumunda olduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinden kaynaklanan nitelikte bir alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir. Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde yasa koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işveren verilmesinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.